Lübnan'da binlerce kişi son günlerde başkent Beyrut’ta sokaklara döküldü. Protestocular; mali krizin çözüme kavuşturulmasını istiyor.
Andalou / Al-Jazeera

Arap Baharı Lübnan’da yeniden mi filizleniyor?

Mısır ve Suriye gibi Arap devletleri bulundukları düzene karşı yeni bir devrime davetiye çıkaran protestoları tekrar yaşarken, binlerce Lübnanlı son günlerde başkent Beyrut’ta sokaklara döküldü. Ellerinde önceden görülmemiş “Defolun!” “Yönetimi devirmek istiyoruz!” yazılı pankartlar var. Araba lastiklerini ateşe veriyor ve yollara bariyerler koyuyorlar. Bu protestolar sadece Beyrut’la sınırlı kalmadı, aksine diğer yerlerde de protestolar patlak verdi ve bunların en öne çıkanı ise Trablus’ta gerçekleşmekte.

Protestocular; mali krizin çözüme kavuşturulması, yolsuzlukla mücadele ve yenilikçi adımlar atılmasını istiyorlar. Mevcut ekonomik sıkıntıları çözmek adına parmağını kıpırdatmayan hükümetin yürüttüğü politikalar sebebiyle süregelen ekonomik buhrana karşı tepkilere ve akabinde sosyal medya üzerinden yapılan çağrılara doğal olarak katılım gösterdiler.

Lübnanlılar neden sokağa çıktı?                        

Lübnanlı akademisyen ve siyasi analist Velid Fahreddin, Lübnan’daki protestoların ekonomik ve siyasi olarak iki boyuta sahip olduğunu vurguladı. Siyasi boyutu, mevcut yönetime ve Lübnan cumhurbaşkanlığına Mişel Avn’ın getirildiği uzlaşma politikasının etkisiz bir yönetimi beraberinde getirmesidir. Diğer boyut ise yönetimin, ortaya koyduğu ekonomi tasarılarında bütün reformları ertelemeyi deneyerek başarısız olmasıdır.

Fahreddin, Lübnan’da yaşanan likidite krizinin 2011 yılından bu yana ekonomik ve ticari dengeyi koruyamamasından kaynaklandığını öne sürdü. Lübnan’da döviz girişinden çok daha fazla döviz çıkışı vardı. Böyle bir ülkenin 8 sene boyunca aynı girdabın içinde kalmaması gerekiyordu.

Bunlara ek olarak Fahreddin, Lübnan’daki ekonominin bu zamana kadar çökmemesini sağlayan bazı sebeplerin olduğuna işaret ediyor. Bunlardan bazıları, Suriyeli mültecilere yardım amaçlı verilen uluslararası yardım fonu -ki bu en büyük kaldıraç durumundaydı-, Hizbullah gibi siyasi güçlerin yaptığı beklenmedik fon kaynakları, özellikle uluslararası uyuşturucu ticareti gibi ticari anlaşmalar ve son olarak Suriye yönetiminin Lübnan’a ekonomik işler için bir arka bahçe konumunda olmasıdır.

Lübnanlıları sokaklara dökülmeye iten faktörü daha açıkça ortaya koymak gerekirse Fahreddin, geçtiğimiz Temmuz ayından bu yana Lübnan bankalarından yüksek miktarlarda para çekimleri başladığını ve bu durumun Amerika’nın Hizbullah’a uyguladığı yaptırımlar sonucu Jammal Trust Bank’in kapanmasından sonra iki katına çıktığını bildirdi. Burada Fahreddin şöyle devam ediyor: “Hizbullah veya Suriye yönetimi yörüngesinde olan diğer isimlerin yeni yaptırımlar paketinin sürdürülmesi ile ilgili ciddi korkuları var. Paralarını emanet edenlerin tedbir amaçlı Lübnan bankalarından paralarını geri çekip Amerikan dolarına çevirmeye mecbur bırakan durum sonucunda likidite krizi ortaya çıkmıştır.”

Böylelikle mevcut yönetimde, Dışişleri Bakanlığı’nda ve Cumhurbaşkanlığı’nda süregelen yolsuzluk Lübnan sokaklarında tıkanıklığa sebebiyet verdi. En son yaşanan ise Cumhurbaşkanı’nın Birleşmiş Milletler’deki oturumlara katılmak için yapacağı yolculuğun giderlerini karşılamak için yedek rezervden 1 milyon dolar almasıydı. Fahreddin, durumu “Sokaklardaki tıkanıklığa yol açan, dolardaki keskin düşüşle eş zamanlı olan hayali bir maliyetti. Lübnan halkı, ülkesini büyük ekonomik krize ve mali sıkıntılara sokan kişinin Mişel Avn olduğunu ve onun derhal görevden azledilmesini istiyor.” şeklinde yorumluyor.

Lübnan halkı, ülkesini böylesine büyük bir ekonomik krize ve mali sıkıntılara sokan bir başkan olduğu, ayrıca yolsuzluk yaptığı ve tahrik edici ırkçı söylemlerle politik kargaşalara yol açtığı için artık Mişel Avn devrine son vermek istiyor.

Protestolarda kimler sokaklara çıktı?

Fahreddin bu soruya şöyle yanıt veriyor: “Bir kısmı sivil hareketten, herhangi bir siyasi gündeme sahip değiller. Reform amacıyla sokağa çıktılar; israf ve yolsuzluğa, devlet hazinesinden çalmaya karşı durmak için.”

Bir başka kesim ise özellikle Şii olan ” Emel Hareketi” yandaşları tarafından güncel siyasi akıma karşı yönelmiş durumda. Üçüncü kısım ise “Hizbullah” hareketine daha yakın olanlardan oluşuyor. Ve bunların -Fahreddin’e göre- iki hedefi var. İlki Lübnan Bankası Başkanı Riad Salamé’ye karşı savaş açmak, ikincisi ise bunu daha hafif bir şekilde Lübnan Başbakanı Saad Hariri’ye karşı yapmak. Fahreddin şu şekilde sözlerini sonlandırıyor: “Hizbullah’ın düşündüğüne göre Lübnan bankası, partiye ait gayri resmi hesaplarla ilgili birçok bilginin sağlanmasını kolaylaştırmakla partiyi Amerika’nın uyguladığı yaptırımlara karşı dayanıksız hale getirmiş oluyor.”

Yazar: Mervat Oaf

Kaynak: https://www.sasapost.com/demonstrations-in-lebanese-cities/