Size daha iyi hizmet verebilmek adına sitemizde çerezler bulundurmaktayız. Gizlilik Politikamızı öğrenmek için tıklayınız. Ayrıca kişisel verilerin koruması kanunu kapsamında TESAD ile iletişime geçen her birey, iletişim verilerinin paylaşılmasını ve ilgili TESAD birimlerince kullanılmasını kabul beyan ve taahhüt eder.
en.wikipedia.org'dan alınmıştır

Antik Roma’da Oyun, Spor ve Siyaset

ÖZET

Bu çalışmada Antik Roma’da düzenlenen oyun ve spor gösterileri incelenmiş ve bu gösterilerin başta siyasal ve toplumsal amaçlar ile olmak üzere devlet tarafından nasıl “araçsallaştırıldığı” değerlendirilmiştir. Ayrıca Antik Roma’daki bu gösterilerden Romalıların en düşkün olduğu chariot yarışları, gladyatör oyunları, vahşi hayvan dövüşleri ve naumachia gösterileri de çalışmanın kapsamı dahilinde incelenmiştir.

Anahtar Kelimeler: Antik Roma, Spor ve Oyun, Gladyatör Oyunları, Chariot Yarışları, Naumachia, Vahşi Hayvan Dövüşleri

ABSTRACT

In this work, the game and sport demonstrations in the Ancient Rome were examined and it was evaluated how these demonstrations were instrumental ized by the state, primarily for political and social purposes.Also the one swhich Romans favor the mostamong these demonstrations in the Ancient Rome, chariotraces, gladiatorgames, wild be as tfights and naumachia demonstrations were examined in the context of this work.

KeyWords: Ancient Rome, Sportand Game, Gladiator Games, Chariot Races, Naumachia, Wild Animal Fights

GİRİŞ

Günümüz toplumsal hayatının ayrılmaz bir parçası olarak nitelendirilebilecek spor ve oyun tarih boyunca birçok farklı medeniyet tarafından birçok farklı amaç doğrultusunda kullanılmıştır. Bu çalışmada ise tarihteki en büyük medeniyetlerden biri olarak kabul edilebilecek Roma’da spor ve oyunun hangi amaçlar doğrultusunda kullanıldığı, devlet tarafından nasıl araçsallaştırıldığı ve Romalılar tarafından en çok beğenilen, en popüler sporların ve oyunların özellikleri ele alınmaya çalışılacaktır.

Bu doğrultuda çalışmanınbirinci bölümde Roma’nın toplumsal yapısı çalışmanın amacı kapsamında ele alınacak ve toplumsal huzursuzlukların temelini oluşturduğu düşünülebilecek Roma toplumundaki “pleb-patrici” ayrımı ve pleblerin uzun yıllar süren siyasal mücadeleleri kısaca açıklanmaya çalışılacaktır.

İkinci bölümde ise Roma devletinin Krallık, Cumhuriyet ve İmparatorluk dönemlerinde oyun ve spor gösterilerini hangi amaçlarla kullandığı örnekler üzerinden incelenmeye çalışılacaktır.

Çalışmanın üçüncü bölümünde ise Roma’nın çeşitli dönemlerinde gerçekleştirilen spor ve oyun türleri kısaca açıklanacak ve Romalıların farklı spor türlerine bakış açıları ve yaklaşımları incelenecektir.

Dördüncü bölümde ise Romalılar tarafından en çok beğenilen gösterilerin başında gelen chariotyarışlarının ortaya çıkışı ve özellikleri ele alındıktan sonra çalışmanın son bölümü olan beşinci bölümde Romalıların “kanlı sporları” olarak nitelendirilen gladyatör dövüşleri, vahşi hayvan dövüşleri ve naumachia gösterileri örnekler üzerinden tanımlanmaya çalışılacaktır.

1.Roma Toplumsal Yapısı: “Ab UrbeCondita”

Antik Roma’da oyun ve sporun toplum içerisindeki rolünün ve devlet tarafından hangi amaçlar doğrultusunda “araçsallaştırıldığının” anlaşılabilmesi açısından köleler bir tarafa bırakıldığında Roma toplumsal yapısının temelini oluşturduğu söylenebilecek “pleblerin” ve “patricilerin” bir tanımını yapmak ve Roma’nın ülkesel olarak genişlemesine paralel olarak ortaya çıkan bu iki toplumsal grup arasında meydana gelen siyasal güç mücadelesinden burada bahsetmekfaydalı olacaktır.

Roma şehri MÖ753 yılında kurulduktan sonra adım adım gerçekleştirilmeye başlanan ülkesel genişleme sürecindesıradan halkın büyük bölümü katıldıkları savaşlar nedeniyle topraklarını işleyememeye başlamış ve bunun sonucunda da borçlanmak zorunda kalmışlardır. Borçlarını ödeyebilmek için de topraklarını satan ve böylece geçimlerini sağlayabilecekleri imkanlardan tamamen yoksun duruma düşen bu insanlar zamanla Roma toplumsal yapısı içerisinde geçimlerinin devlet tarafından karşılandığı “pleblere” dönüşmüştür. Bu süreçte arazilerini genişletme fırsatı bulan “soylu” ve “varlıklı”“Patriciler” isepleblerin aksine büyük zenginlikler elde etmişlerdir. Toplumsal eşitsizliğin giderek arttığı ve pleblerin refah seviyesinin ciddi oranlarda düştüğü bu dönemde patriciler,elde ettikleri zenginliklerine paralel olarak da Roma’da özellikle Cumhuriyet döneminde siyasal gücü büyük oranda ellerinde toplamışlardır.[1]

Romulus, MÖ 753 yılında Roma şehrini kurduktan sonra Eutropius’un da belirttiği gibi bir “danışma meclisi” olarak görev yapması amacıyla “senatoyu”kurmuş, senato üyelerini Roma’yı oluşturan klan liderlerinden seçmiş ve böyleceözellikle Cumhuriyet döneminde görülebilecektoplumsal çatışmaların tohumlarını atmıştır.ÇünküRomulus tarafından kurulan senatoda toplumun büyük bölümünü oluşturan“pleblere”“söz veya oy hakkı”tanınmamıştır.[2]

MÖ 509 yılına gelindiğinde ise Roma’nın son kralı, “Rex” TarquiniusSuperbus, oğlunun soylu bir kadına tecavüz etmesi üzerine başlayan isyan sonucunda Roma’nın soylu “patrici” aileleri tarafından devrilmiş ve Roma’da 244 yıl süren krallar dönemi sona ermiştir. Roma Krallığı’nın son bulması üzerine yönetim biçimi “Cumhuriyet” olarak ilan edildiyse de söz konusu Cumhuriyet, “halk egemenliği” ile bağdaşmayacak şekilde, Tarquinius’u deviren zengin ve varlıklı patrici ailelerinin büyük bir etkisi altında kalacak ve iktidar temelde patrici ailelerinin elinde toplanacaktır. Bu duruma, Senato’ya yalnızca “patrici ailelerine mensup Roma yurttaşlarının” girebilmesi, kralın yerine bir yıllık süreler ile seçilen “iki konsülün”de yalnızca “patrici aileleri” arasından seçilmesi gibi örnekler gösterilebilir.Roma toplumunun büyük bir kısmını oluşturan plebler ise görülebileceği gibipatriciler tarafından devlet yönetiminin üst kademelerinden tamamen dışlanmışlardır.[3]

Toplumun büyük bölümünü oluşturan toplumsal grupların yönetici azınlık tarafından devlet kademelerinden dışlanmasının ve temsil ve söz hakkı verilmemesinin sonucu olarak da beklenebileceği gibi plebler“Cumhuriyet” döneminde patricilere karşı “hak ve temsil” talepleri ile sık sık ayaklanmışlardır.

Örneğin Freeman’ın aktardığına görepatricilere karşı ayaklanıp Roma’yı terk eden pleblerin geri dönmelerini sağlamak amacıyla Senato tarafından gönderilen bir arabulucu pleblere şu hikâyeyi anlatmıştır:

“Bir zamanlar organlar karnı beslemekten bıkarlar. Beden diğer organlarının önemini anlayana kadar karnı aç bırakmaya karar verirler. Ancak karın boş kaldıkça diğer organlar da zayıf düşer. Bunun üzerine organlar karnın çok önemli bir görevi olduğunu anlarlar.”[4]

Görülebileceği gibi tamamen toplumun canlı bir organizmaya benzetildiği “biyolojik toplum” anlayışına dayanan ve derin toplumsal eşitsizliği normalleştirip bir tür meşruiyet sağlayanbu hikâye sonucunda plebler, patricilerden elde edecekleri“bazı haklar karşılığında” isyanı sona erdirip Roma şehrine geri dönmeye karar vermişlerdir.[5]

Buna benzer isyanlar ile geçen mücadele yılları sonucunda pleblerin Roma siyasal hayatında patriciler aleyhine önemli kazanımlar elde ettikleri söylenebilir. Örneğin kendi yargıçlarını seçme haklarının yanı sıra bir temsil sağlayabilecekleri “ConciliumPlebis” adında, “görevini kötüye kullanan devlet görevlilerini görevden azletme” yetkisi gibi büyük bir güce sahip “TribunusPlebis”leri seçmekle görevli bir meclis deelde etmişlerdir.  Yine bu mücadeleleri sonucundaplebler Roma hukukunda oldukça önemli bir yere sahip olan “On İki Levha Kanunları”nı da kabul ettirerek büyük bir başarı sağlamışlardır.Bu tür önemli kazanımların yanı sıra MÖ367 yılında “TribunusPlebisler” tarafından çıkarılan “Licinian-Sextian” yasaları da pleblerin Roma’da iktidara katılımlarını sağlama konusunda oldukça önemlidir.Plebler bu yasalar ile “konsüllük”gibi Roma’da en büyük iktidar sahibi üst düzey devlet görevlerinegelebilme hakkını elde etmişlerdir. İlerleyen dönemlerde iseTribunusPlebisler“veto” yetkileri ileRoma toplumu ve siyasal sistemi içerisindeki güçlerini arttırırken, seçilecek iki konsüldenbirinin “pleb” olması zorunluluğu da getirilmiş ve ConciliumPlebis’in“bütün Roma toplumu üzerinde Senato onayı olmaksızın bağlayıcı kararlar almasına” karar verilmiştir.[6]

Bu durumda görülebileceği gibi Roma’da iktidar patricilerin elinden yavaş yavaş kaymaya başlarken plebler de giderek radikalleşen talepleri ile “iktidar ortakları” olarak ortaya çıkmışlardır. Bu nedenle de Roma Cumhuriyeti’nde hem pleblerin bu tür siyasal taleplerini törpülemek, hem de toplumsal huzursuzluğu kanalize etmek amacıyla bazı “iktidar araçlarına” yönelik bir ihtiyaç doğmuştur.

2.Oyunların ve Sporların Araçsallaştırılması: “Panem et Circenses”

Roma’da toplumsal ve siyasal hayat içerisinde oldukça önemli bir konuma sahip olduğu söylenebilecekoyun ve spor gösterileriKrallık zamanlarında temelde “tanrıları onurlandırmak” gibi daha çok “pagan” kökenli dini amaçlar gözetilerek gerçekleştirilirken Cumhuriyet döneminden itibarentoplumun geniş kesimlerinin huzursuzluk çıkarmalarını, siyasal taleplerde bulunmalarını önlemek, büyük askeri başarıları kutlamak ve halkın desteğini kazanmak gibi amaçlarla gerçekleştirilmeye başlandığı görülmüştür.[7]

Örneğin Romalıların bir efsanesine göre Roma’nın kurucusu ve ilk kralı olan Romulus’un babası olduğu düşünülen Savaş Tanrısı Mars’ı onurlandırmak amacıyla “Equirria” adı verilen gösteriler, Tanrı Jupiter adına düzenlenen yarışlar, Tanrıça Florae onuruna düzenlenen “Florae Oyunları”, Tanrıça Kibele onuruna düzenlenen “Megalesian Oyunları”, Tanrıça Ceres onuruna düzenlenen “Ceres Festivali” gibi daha birçok tanrı adına oyunlar ve gösteriler düzenlenmiştir.[8]

Tanrıları onurlandırmak amacının yanı sıra büyük yenilgiler ve ciddi krizler altında da Romalıların tanrıların desteğini kazanmak ve onları hoşnut etmek amacı doğrultusunda oyunlar düzenlediği görülmüştür. Örneğin II. Pön Savaşları’nda İspanya üzerinden İtalya’ya yürüyen ve Alpleri geçip Roma ordusunu MÖ 216 yılında Cannae’de büyük bir mağlubiyete uğratan Kartacalı komutan Hannibal Barca tehdidi altındayken “Apollo”yu memnun etmek amacıyla Romalıların oyunlar düzenlediği görülmüştür.[9]

Buna ek olarak Roma’nın aldığı en büyük yenilgilerden biri olan MS9 yılında gerçekleşen ve Germania’daki üç Roma lejyonunun tamamen imha edilmesi ile sonuçlanan Varus Savaşı sonrasında da Augustus hakkında Suetonius “Devletin durumu iyiye giderse, JupiterOptimusMaximus’a büyük oyunlar düzenlemeye söz verdi” demektedir.[10]

Gösteriler düzenlenmesindeki bir başka amaç olan “halkın desteğini kazanmak ve popülerlik elde etmek” amacı doğrultusunda da gösterilerin özellikle “…halkın seçimlerde oy kullandığı, çevrili alanda” düzenlendiği görülmüştür.[11]

Halkın gözündeki prestijini arttırma amacı ile bağdaştırılabilecek şekilde Augustus’un, seçim alanlarında İmparatorluğun dört bir yanından getirilen “…gergedan,…kaplan … ve elli karış boyunda bir yılan” gibi egzotik ve vahşi hayvanları da halka sergilettiği görülmüştür. Buna benzer uygulamalara İmparator Caligula döneminde de rastlanmış ve İmparator Cladius’un ise seçim alanlarında oyunlar sergilettiği görülmüştür.[12]

Askeri başarıların kutlandığı gösterilere örnek olarak ise Caesar’ın “Rubicon’u geçerek” başlattığı İç Savaş sırasında PompeiusMagnus’u ve destekçilerini Yunanistan’da yenilgiye uğratmasını kutlamak amacıyla Roma’da oyunlar düzenlemesi gösterilebilir. Benzer şekilde Augustus da Caesar’ınsuikastçilerine karşı başlatılan savaştaki eski müttefiki MarcusAntonius’a karşı Actium’da kazandığı “deniz zaferini” kutlamak amacıyla oyunlar düzenlemiştir.[13]

Ayrıca İmparator Cladius’un da Roma’nın Britanya adasındaki zaferlerini kutlamak amacıyla oldukça görkemli oyunlar düzenlediği görülmektedir.[14]

Ancak bütün bunların dışında gösterilerin düzenlenmesindeki en önemli amaç olarak “halkın uyuşturulması” amacını belirtmek gerekir. Uzun Roma tarihi boyunca hem Cumhuriyet döneminde hem de İmparatorluk döneminde görülebileceği gibi halkın radikalleşmesini önlemek amacıyla “ucuz yiyecekler ve pahalı eğlenceler” her zaman devlet tarafından tedarik edilmeye çalışılmıştır.[15]

Sıklıkla dağıtılan ucuz yiyecekler toplumun büyük bölümünü ve toplumsal muhalefetin temelini oluşturan “plebleri” tok tutarken, sık sık düzenlenen “ücretsiz” ve görkemli gösteriler de plebleri günlük sıkıntılarından uzaklaştırarak hem zihnen hem de bedenen meşgul etmiştir. Ayrıca gösteriler sırasında halk ile iç içe olan İmparatorlar Roma toplumundan izole olmadan halkın huzursuzluklarını ve şikayetlerini görebilme imkânı da elde etmişlerdir.[16]

Juvenal de, Roma devletinin halkın siyasal taleplerini ve huzursuzluğunu nasıl törpülediğini “Yergiler” adlı eserinde oldukça başarılı bir şekilde ifade etmektedir:

“Uzun zamandır kimseye oyumuzu satamaz olduk,

Halkımız uzun süre önce kaygılarını sıyırıp attı;

Çünkü vaktiyle yetkeler, baltalar, lejyonlar ve her şeyi veren insanlar

Şimdi kendilerini sınırladı ve sadece iki şeyi açgözlülükle ister oldu:

Ekmek ve Eğlence!”[17]

Görülebileceği gibi Romalılar “uyuşturularak”Juvenal’in ifadesi ile yalnızca “ekmek ve eğlence” talep eder hale gelmiş, siyasal ve toplumsal kaygılardan tamamen uzaklaştırılmışlardır. Böylece Roma toplumu içerisindeki yönetici sınıflar toplum üzerindeki iktidarlarını sağlamlaştırarak toplumsal bir alt üst oluşu engelleme fırsatı elde etmişlerdir.

Buradan yola çıkarak Roma’da siyasal iktidar tarafından bu şekilde araçsallaştırılan oyun ve spor gösterilerinden bahsetmek çalışmanın gidişatı açısından uygun olacaktır.

3.Sporlar ve Oyunlar

Antik Roma’da yılın büyük bir bölümünü kapsayan ve birçok farklı amaçla gerçekleştirilen oyunların ve spor müsabakalarının varlığı bilinmektedir. Örneğin MÖ 1.yüzyılın sonları ve MS 1.yüzyılın başlarını kapsayan Roma’nın ilk İmparatoru Augustus döneminde düzenlenen oyun ve sporların yaklaşık olarak “yılda 65 günü” kapsadığı görülmekle beraber “4.yüzyıla” gelindiğinde ise yılda “177 güne” kadar çıktığı belirtilmektedir.[18] 4.yüzyıla gelindiğinde gösteri düzenlenen günlerin sayısında gözlenebilen söz konusu artışı İmparatorluğun çözülme sürecine girmesi sonucunda halkı eğlence ile meşgul ederek toplumsal krizin derinleşmesini önlemek amacı ile açıklamak mümkündür.

Yalnızca Roma şehri ile sınırlı kalmayıp İmparatorluğun çeşitli yerlerinde düzenlenen oyun ve spor türleri konusunda ise Romalıların oldukça zengin bir çeşitlilik içeren geniş bir yelpazeye sahip olduklarını söylemek mümkündür.[19]

Örneğin oyunların en popülerleri olarak gösterilebilecekChariot Yarışları ve Gladyatör dövüşlerine ek olarak, vahşi hayvan dövüşleri, koşu yarışları, boks, güreş, çeşitli atletizm yarışmaları, “Naumachia” denilen deniz savaşları gösterileri ve Truva Oyunları gibi oldukça farklı türde oyun ve sporlar gerçekleştirilmiştir.[20]

Romalıların chariot yarışlarını, güreş ve boks müsabakaları ile birlikteEtrüskler’den esinlenerek gerçekleştirdiği düşünülse de gladyatör oyunlarının bizzat Romalılar tarafından icat edilmiş olduğu söylenebilir.[21] Atletizm ve koşu yarışlarının düzenlenmesinde ise Yunan sporlarının büyük bir etkisi olduğunu düşünmek yanlış olmayacaktır.

Ancak bu konuda belirtilmesi gereken önemli bir nokta iseRomalılar’ın Atletizm ve koşu gibi “Yunan sporlarına” karşı büyük oranda ilgisiz kalmaları ve özellikle Cumhuriyet döneminde ve İmparatorluk döneminin ilk yıllarında bu tarz sporların halk tarafından tutulmamış olmasıdır. Bu konuda Suetonius, İmparator Augustus’unYunan oyunlarına veya yarışlarına katılmadığını söylemiş ve müsabakaların kazananlarını da “uygun şekilde” ödüllendirmediğinden bahsetmiştir.[22]

Romalılarda karşılaşılan bu durumun nedeni olarak da temelde Yunan sporlarının içerdiği “çıplaklık” ögesi gösterilmektedir.[23]Gutmann bu durumu oldukça basit bir şekilde “…çıplak bir koşucunun görüntüsü onlara saçma geliyordu” ifadesi ile açıklamaktadır.[24]

Bu duruma getirilen farklı açıklamalara göre ise, Romalıların “şiddet ve vahşet içerikli sporlara olan düşkünlüğü” nedeniyle Yunan sporlarına uzak kaldıkları, savaş alanında “üstün” Roma lejyonerleri tarafından fethedilenYunanistan’ın sporlarının “başarısızlıklarını kanıtlamış oldukları” ve bu nedenle de küçük görüldükleri şeklindedir. Ayrıca Yunan sporlarının Romalılar üzerinde “eşcinsellik” çağrışımı yaptığı ve bu durumun “…Roma’nın maskülenlik kültüne ters” olması nedeniyle halk tarafından Yunan sporlarına soğuk bakıldığı da söylenmektedir.[25]

Genç Romalıların at binerek oynadığı “Truva oyunları” ise bir spor dalından çok geleneksel bir gösteri türü olarak ifade edilebilir. Roma’nın kuruluş efsanelerinden birine göre Roma’yı kuranların Truva’dan geldikleri düşünüldüğü için Romalıların atalarını ve kökenlerini anımsamak amacıyla Truva oyunlarını düzenlediği söylenebilir.[26] Özellikle ilk imparator Augustus’un Truva oyunlarına büyük bir önem atfettiğini belirten SuetoniusAugustus hakkında, “…küçük büyük tüm çocukları Troia oyunuyla çok sık sahneye çıkardı, çünkü parlak bir soyun erdeminin böyle tanınmasının eski ve onurlu bir geleneğe uygun olduğunu düşünüyordu” demiştir.[27]

Bunların yanı sıra Antik Roma’da top kullanılarak oynanan oyunların da var olduğu görülmektedir ancak bu tür oyunlar gösteriye dönüştürülmeden ve genellikle patrici ailelerine mensup “profesyonel olmayan” Romalılar tarafından oynanan sıradan oyunlardır.[28]

Görülebileceği gibi Roma’da oyun ve spor konusunda büyük bir çeşitlilik olmakla beraber Romalıların gözde eğlenceleri temelde chariot yarışları, gladyatör dövüşleri, naumachia gösterileri ve vahşi hayvan dövüşlerinden oluşmaktadır.

Bu tür oyun ve sporlara Roma halkının büyük bir ilgi gösterdiği ve gösteri günlerinde sık sık izdiham yaşandığı bilinmektedir. Örneğin Gaius Julius Caesar tarafından düzenlenen oyunların olduğu günlerde yaşanan büyük izdihamlar sonucunda bazıları senatör olmakla birlikte birçok insanın hayatını kaybettiği görülmüştür. Augustus döneminde ise halkın oyunlara olan ilgisinin o kadar büyük olduğu söylenir ki bu günlerde “Roma sokakları boş kaldığı için” bir hırsızlık olayı yaşanmaması amacıyla kentte nöbetçiler görevlendirilmiştir.Suetonius’un belirttiği üzere Caligula döneminde düzenlenen yarışlardan önce halk, “ücretsiz yerleri tutmak için” önceden Circus Maximus’a gitmiş ancak İmparator çıkardıkları “sesten rahatsız olunca” hepsini kovdurtmuştur. Ayrıca oyunlar sırasında önceleri bir kurala bağlanmamış olan seyircilerin“oturma düzeni”Augustus döneminde düzenlenen bir oyun sırasında“halktan kimsenin bir senatöre oturması için yer vermemesi” üzerine oluşturulmuş ve senatörler için “en ön sıralar” ayrılarak Roma toplumsal yapısının içerisinde bulunan “hiyerarşi” oyunlarda da tesis edilmiştir.[29]

Juvenal oyunlarda uygulanan bu tür düzenlemelerden biri olan İmparator Otho’nun tesis ettiği oturma düzenini ağır bir dille eleştirmiştir:

“Şanssız yoksulluğun özünde daha çetin hiçbir şey yoktur, insanları gülünç kılmaktan başka. ‘Çıksın,’ der, ‘çok ayıp, süvarinin minderinden kalksın, onun maaşı yasaya yetmez, burada otursunlar genelevin tekinde doğmuş olan pezevengin çocukları; temiz tellalın oğlu alkışlasın burada, gladyatörün ve eğiticisinin şık oğullarının arasında; bize ayrı oturma yerleri tayin eden, aslı astarı olmayan hayali işte böyle Otho’nun.”[30]

Bu tür toplumsal hiyerarşinin uygulanmasının yanı sıra Roma toplumundaki kadın-erkek ayrımı da oturma düzeninde yansımasını bulmuştur. Örneğin önceleri oyunları beraber izleyen ve böylece “sosyalleşme” imkânı bulan kadın ve erkek Romalılar, Augustus dönemindeki oturma düzeni ile birbirinden ayrılmış ve Gladyatör dövüşlerini izleyebilmeleri için “…kadınlara ancak en üst sırada ve tek başlarına oturmaları koşuluyla” izin verilmiş, Atletizm müsabakaları ise kadınlara tamamen yasaklanmıştır.[31]

Bunlar belirtildikten sonra Antik Roma’da gerçekleştirilen gösterilerden Romalıların en çok ilgi duydukları ve en popüler gösteriler olarak kabul edilebilecekChariot yarışları, Gladyatör Dövüşleri, Naumachia gösterileri ve vahşi hayvan dövüşleri ele alınmalıdır.

4.Chariot Yarışları

Antik Roma’da düzenlenen en görkemli ve en popüler oyunlar arasında ilk sıralarda yer alan Chariot Yarışları, Roma’nın kuruluş hikayesi içerisinde oldukça önemli bir yere de sahiptir. Anlatıya göre Romulus, Tiber kıyısında bir şehir kurmuş ve bu şehre kendi adından esinlenerek “Roma” adını vermiştir. Ancak Roma kurulduktan ve Romulus kral olduktan sonra hem kendisinin hem de adamlarının evlenebilecekleri kadınların olmaması sorunu ile karşılaşmışlardır. Bu nedenle de Romulus öncelikle Chariot Yarışları düzenlenen “Circus Maximus”ta“eski bir tanrıya ait bir sunak” keşfedildiği ve bu tanrıyı onurlandırmak amacı ile “herkesin katılımına açık” oyunlar düzenleneceği haberini komşularına yaymıştır. Bunun üzerine deoyunları izlemek amacı ile Roma’ya gelen Sabine halkının kadınlarını yarışlar sırasında kaçırmış ve onlarla evlenmişlerdir. [32]

Görülebileceği gibi Roma’nın kuruluşunda oldukça önemli bir yer tutan chariotyarışlarının düzenlenmesinde hem “Yunan” hem de “Etrüsk” etkisi olduğu düşünülmektedir.[33] Yarışların düzenlendiği yer olan ve seyirci kapasitesinin yaklaşık olarak “150.000” civarında olduğu düşünülen “Büyük Sirk” anlamındaki “Circus Maximus”, Roma tarihinin çeşitli dönemlerinde birçok kez yenilenmiş, genişletilmiş ve günümüze kadar varlığını sürdürmüştür.[34]

Görülebileceği gibi oldukça büyük bir seyirci topluluğuna ev sahipliği yapan Circus Maximus tribünlerinde zaman zaman çökme ve yıkılma gibi durumlar da ortaya çıkmış ve bu durumlarda ciddi can kayıpları yaşanmıştır.[35]

Circus Maximus’ta en popüler gösteriler olan chariotyarışlarına ek olarak farklı zamanlarda farklı türde gösterilerin de gerçekleştirildiği görülmüştür. Örneğin İmparator Domitian döneminde Chariot yarışlarına ek olarak Circus Maximus’ta “koşu yarışları” ve “at yarışları” da düzenlenmiştir.[36]

İmparator Nero döneminde ise alışılmışın aksine “atlar” yerine arabaları“develerin” çektiğichariotyarışlarının da gerçekleştirildiği görülmüştür.[37] Ayrıca gladyatör gösterileri ve vahşi hayvan dövüşleri gibi gösteriler için daha uygun olacak şekilde inşa edilen arenalardan önce bu tür gösterilerin de Circus Maximus’ta gerçekleştirildiği söylenir.[38]

Krallık ve Cumhuriyet dönemlerinde chariot yarışlarında Romalıların “özel girişimleri” olacak şekilde takımlar kurarak yarıştıkları görülse de özellikle İmparatorluk döneminde Roma devleti tarafından duruma el konulmuş ve temelde “kırmızı, mavi, yeşil ve beyaz” olmak üzere dört farklı yarış takımı oluşturulduğu görülmüştür.[39]

Genellikle “iki” at veya “dört” at tarafından çekilen iki tekerli ve binicisinin ayakta durarak atları yönlendirdiği bir tür araba ile gerçekleştirilen ve kazanmak için Circus Maximus’ta“yedi turu” tamamlamak zorunda olunan chariot yarışlarını kazananların zengince ödüllendirildiği de belirtilmekle beraber Caligula döneminde yalnızca “senatörler sınıfının üyelerinin” chariot yarışlarında yer alabileceği söylenmektedir.[40]

Suetonius, İmparator Caligula’nınchariot yarışlarına oldukça düşkün olduğunu hatta söz konusu dört takım arasından “Yeşiller” takımının büyük bir destekçisi olduğunu belirtmektedir. Caligula’nın psikolojik sorunları da göz önünde bulundurulduğunda Suetonius’un, Caligula’nın yarışlara katılacak atına değerli mücevherlerden oluşan hediyeler verdiği ve hatta onu konsül olarak seçmiş olduğu iddialarının da gerçeklik payı olduğu düşünülebilir.[41]

İzlemesi tüm Romalılara ücretsiz olan ve Roma’nın en sevdiği gösterilerden biri olan chariot yarışlarının Roma şehri içerisinde son kez “MS 549 yılında” yapıldığı belirtilmektedir.[42]

5.Gladyatör Oyunları

Antik Roma’nın en acımasız gösterilerinden biri olarak görülen Gladyatör oyunları aslında chariotyarışlarından yüzyıllar sonra, MÖ. 3.yüzyılın ortalarında Roma Cumhuriyeti döneminde soylu bir patrici ailesinin hayatını yitiren bir ferdinin onuruna düzenlenen ve “kölelerin” Sığır Pazarı’nda dövüştürüldüğü bir gösteri sonucunda ortaya çıkmıştır.[43] Ancak bu tür bir dövüşün tam olarak nereden esinlenilerek düzenlendiği konusunda bir bilgi bulunmamaktadır.[44]

Sığır Pazarı’nda küçük bir dövüş ile başlayan gladyatör oyunları ilerleyen yıllarda tıpkı chariotyarışları gibi Romalıların en gözde eğlencelerinden biri haline gelmiştir. Öyle ki gladyatör dövüşlerinin düzenleneceği günlerde “tüm Roma sokaklarının boş kaldığı”, tüm halkın gösteriyi izlemeye gittiği söylenmektedir.[45]

Romalıları bu kadar kendisine çeken, “şiddet ve kan oyunlarının” tam olarak anlaşılabilmesi açısından öncelikle “gladyatör”ün tanımını yapmak gerekmektedir. “Gladyatör” kelimesinin kökeninin Romalıların kullandığı bir tür kısa kılıç olan “gladius” kelimesinden geldiği düşünülmektedir. Çoğunlukla savaşlarda ele geçirilen düşman askerlerinden, satın alınan kölelerden ve nadiren de olsa özgür Roma yurttaşlarından oluşan gladyatörler, “ateşle damgalanmaya, zincire vurulmaya, dövülmeye ve kılıçla ölmeye”yemin eder ve ludus denilen, gladyatör olarak eğitim görecekleri “okullara”girerlerdi.[46]

Ludusta ciddi bir eğitim alan ve yetiştirmesi oldukça masraflı olan gladyatörler, “özel girişimcilerin yatırımları” konumunda yer aldıklarından görece iyi koşullar altında yaşatılmışlardır.[47] Zaman zaman “özel koruma” olarak da görev yaptıkları görülen gladyatörlerin, dövüşlerden sonra sergiledikleri “zanaat” ile kıyaslandığında pek de yüksek olmayan miktarlarda bir ücret aldıkları da bilinmektedir.[48]

Gladyatör dövüşleri sanılanın aksine, halka “kan ve ölümden oluşan” bir tür vahşet sahnesi sunmanın ötesinde bir gösteri türüydü.[49]Luduslarda ciddi eğitimler alan gladyatörler eğitimsiz köleler veya sıradan insanlar değil bir dövüş gösterisi sunmak amacıyla yetiştirilen profesyonellerdi.[50]

Bu duruma gösterilebilecek en iyi örnek ise Cumhuriyet döneminin son yüzyılında, MÖ73 yılında İtalya’nın göbeğinde patlak verip yaklaşık olarak iki yıl süren bir gladyatör ayaklanması olan Spartacus isyanıdır. Spartacus ve diğer gladyatörler eğitim gördükleri ludustan kaçarak Roma’ya karşı bir ayaklanma başlatmış ve ülkenin dört bir yanından kendilerine katılan köleler ile sayıları muazzam şekilde büyümüştür. İsyan sürecinde Roma ordularını defalarca yenilgiye uğratan Spartacus ve ordusu ancak iki yıl sonra, gelecekte Caesar ve Pompeius ile birlikte“triumvirliğin” bir üyesi olarak Roma siyasetinde oldukça önemli bir konuma gelecek olanMarcusLiciniusCrassus tarafından mağlup edilmiştir.[51] Bilinen dünyayı adım adım fethetmekte olan Roma lejyonlarını bu kadar uzun süre meşgul eden gladyatörlerin oldukça eğitimli savaşçılar oldukları açıktır.

Bunlar belirtildikten sonra bu noktada gladyatör dövüşlerinin nerede ve nasıl gerçekleştirildiğini ele almak açıklayıcı olacaktır.

İlk gladyatör dövüşünün Cumhuriyet döneminde Sığır Pazarı’nda soylu bir Romalının cenazesi nedeniyle gerçekleştirildiği belirtilmişti, ilerleyen yıllarda ise popülerlik kazanması üzerine önce chariot yarışlarının düzenlendiği Circus Maximus’ta gerçekleştirilmeye başlanan gladyatör dövüşleri daha sonra bu tür gösteriler için daha uygun olacak şekilde inşa edilen “arenalarda” ya da “amfi tiyatrolarda” yapılmaya başlanmıştır.[52]

Golden’ın aktardığına göre Cumhuriyet döneminde gladyatör dövüşlerinin genellikle “geçici” olarak inşa edilen “tahtadan yapılarda” gerçekleştirildiği görülmüş, “ilk kalıcı arena” ise Augustus tarafından inşa edilmiştir.[53]

İlerleyen yıllarda oldukça kalabalık seyirci sayıları nedeniyle bu geçici yapıların zaman zaman çöktüğü de görülmüş, bunun sonucunda da İmparatorluğun ihtişamının bir simgesi olarak İmparator Vespasian tarafından inşa edilmeye başlanan ve yaklaşık olarak “50.000” seyirci kapasitesine sahip olduğu düşünülen Kolezyum gibi taştan arenalar yapılmaya başlanmış ve gladyatör dövüşleri bu taştan yapılma arenalarda gerçekleştirilmiştir.[54]

Arenalardaki bir tür ölüm kalım mücadelesi olarak görülen gladyatör dövüşleri “Editor” adındaki bir tür hakem gözetiminde gerçekleştirilir, taraflardan birisi dövüşü sürdüremeyecek duruma gelip teslim olunca da son bulurdu.[55]

Bu durumda mağlup olan gladyatörün kaderi de söz konusu hakemin ellerinde kalırdı. Teslim olan gladyatörün yaşayıp yaşamayacağına karar verme yetkisi olan hakemin, genellikle “seyircilerin görüşlerine göre” karar verdiği belirtilmektedir. Gladyatör kötü bir performans sergilediyse ve asıl amacı olan “eğlenceyi” sağlayamadıysa halkın isteği doğrultusunda hakem tarafından ölümüne karar verilebilirdi.[56]

Ancak bu tarz ölümle sonuçlanan durumların özellikle İmparatorluk döneminin başlarında çok sık gerçekleşmediği de belirtilmektedir.[57] Örneğin Augustus’un gladyatör dövüşlerinin ölümle sonuçlanmasını yasakladığıgörülmektedir.[58] Bunun nedeni olarak da daha önce bahsedildiği gibi gladyatörlerin yetiştirmesi oldukça masraflı profesyonel savaşçılar olmalarını göstermek mümkündür.

Arenadaki mücadeleyi kazanan gladyatörlere ise bazı durumlarda özgürlüğünü kazandığının sembolü olarak tahtadan bir gladius verilir ve serbest bırakılırdı.[59]

5.1. Gladyatörler ve Romalı Kimliği

Temelde halkı eğlendirmek ve meşgul tutmak amacı doğrultusunda düzenlenen dövüşlerde gösteriyi sergileyen gladyatörler silahlarını veya zırhlarını önceden belirlenmiş ve Romalılar tarafından isimlendirilmiş belirli savaşçı tarzlarına göre kuşanırlardı. Bu şekilde farklı ekipmanlar kullanan ve farklı zırhlar giyen gladyatörleri tanımlamak için Romalılar tarafından verilen isimler de oldukça önemlidir.

Örneğin ilk dönemlerde gladyatörler adını İtalya’daki Roma’nın düşmanı olan bir halktan alan “Samnite” tarzında silah ve zırh kuşanırlardı. Diğer gladyatör tarzları ise “Gallic” ve “Thraex” olarak adlandırılmış ve isimlerini yine Roma’nın düşmanı olan Galya ve Trakya halklarından almışlardır. [60]

Görülebileceği gibi Romalıları “eğlendirmek” amacı ile arenaya sokularak birbirleri ile dövüştürülen gladyatörler Roma’nın düşmanı olan halklar ile özdeşleştirilerek Romalı kimliği dolaylı olarak yüceltilmiştir denilebilir.

Samnitelerin diğer İtalyan halkları gibi Roma yurttaşı kabul edilmesinden sonraki dönemde ise artık Samnitelerin Roma halkının düşmanı olmamaları ve “öteki” kimliğinden kurtulmaları üzerine Augustus’un iktidarı sırasında gladyatörlere verilen “samnite” adının kaldırıldığı ve bu tarzda dövüşen gladyatörlere “Yunan hoplitine” benzer şekilde “hoplomachus” adının verildiği görülmektedir.[61]

Bu konuda net bir bilgi olmamasına rağmen daha önce de belirtildiği gibi Augustus’un Yunan sporlarından ve Yunan sporcularındanhazetmemesi nedeniyle “öteki” olarak görülen “hoplomachus” adının bu dönemde gladyatörlere verildiğini düşünmek pek de yanlış olmayacaktır.

Benzer şekilde ilerleyen dönemlerde de Galyalıların İmparatorluk içerisine “kaynaşmaya başlaması” üzerine “Gallic” tarzındaki gladyatörlerin “Murmillo” olarak adlandırılmaya başlandığı da görülebilir.[62]

5.2. Vahşi Hayvan Dövüşleri

Antik Roma’daki vahşet içerikli gösterilerden belki de en kan dondurucusu olan vahşi hayvan dövüşlerini ikiye ayırmak gerekir. İlk durumda vahşi hayvanlar ile dövüşmek üzere eğitilmiş ve bu konuda profesyonelleşmiş “bestiarii” adı verilen bir tür gladyatör, gösteri amaçlı arenada vahşi hayvanlara karşı savaşmaktadır.[63]

İkinci durum ise temelde “ölüm cezasına çarptırılmış kölelerin”, savaşlarda ele geçirilen “düşman esirlerinin” ve Roma ordusunda görev yapan ancak savaş sırasında ordudan kaçma girişiminde bulunup yakalanan “yabancı kökenli askerlerin” idam edilmek amacıyla arenada vahşi hayvanların önüne atılması şeklinde gerçekleşmektedir.[64] Bu tarz idam gösterilerinin Roma’nın “en büyük düşmanı” HannibalBarca’dan esinlenildiği düşünülmektedir.[65]

Suetonius, İmparator Caligula döneminde bu tarz vahşi hayvan gösterilerinin gerçekleştirildiğinden bahsederken korkunç bir detaya da yer vermektedir. Suetonius bu tarz gösterileri hazırlayan İmparator Caligula hakkında “…Gladyatör gösterisine çıkacak yabanıl hayvanların beslenmesi için gereken küçükbaş hayvanlar pahalıya mal olduğu için hayvanların önüne atılacakları suçlular arasından seçti” demektedir.[66]

Antik Roma’da gerçekleştirilen en büyük vahşi hayvan dövüşlerine ise İmparator Trajan döneminde rastlanmaktadır. İmparator’un zaferlerini kutlamak amacıyla düzenlediği gösterilerde yaklaşık olarak “11.000” vahşi hayvanın katledildiği söylenmektedir.[67]Bu tarz “gösterilerin” aslında “ana eğlence öğesi” olan gladyatör dövüşlerinden önce bir tür “iştah açıcı” olarak seyircilere sunulduğu belirtilmektedir.[68]

Romalıların vahşi hayvan gösterilerine büyük bir önem verdikleri bu gösterilerin hazırlanmasında gösterdikleri özen ile anlaşılabilir. İmparatorluğun dört tarafa doğru genişlediğinin ve bilinen dünyanın büyük bölümünün Roma’nın egemenliği altına girdiğinin bir göstergesi olarak Afrika ve Mısır’dan, Galya ve Germania’dan, Anadolu’dan, Suriye’den, İspanya’dan, Yunanistan’dan kısacası Roma’nın kollarının uzandığı her taraftan “Filler, sırtlanlar, erkek ve dişi aslanlar, kaplanlar, gergedanlar, timsahlar, su aygırları, ayılar, leoparlar, devekuşları, boğalar gibi çeşit çeşit egzotik hayvanlar toplatılmış ve arenalardaki bu gösterilerde halka sunulmuştur.[69]

Kyle’ın belirttiği üzere bu tarz vahşi hayvan gösterilerine ek olarak “çarmıha germe” ve “diri diri yakma” gibi cezaların uygulandığı “gösterilerin” de varlığı bilinmektedir.[70]

İddia edildiği üzere Romalıların vahşi hayvan dövüşlerini Hannibal’dan esinlenerek düzenlemeye başladığını ve 6.yüzyılda sona erdiğini düşünecek olursak yaklaşık olarak yedi yüz yıl boyunca Roma halkının bu tarz “gösteriler” ile “eğlendiği” söylenebilir.[71]

5.3. Naumachia Gösterileri

Çalışmada yer verilen Antik Roma’daki bütün gösteriler arasında tartışmasız şekilde en görkemlisi ve en masraflısı olduğu söylenebilecek “Naumachia gösterileri” az sayıda gerçekleştirilmiş olmalarına rağmen oldukça ilgi çekicidir.

Roma tarihindeki ilk naumachia gösterisi İç Savaş’tan galibiyet ile çıkan ve Roma’da iktidarı ellerinde toplayan Gaius Julius Caesar tarafından gerçekleştirilmiştir. Caesar, bu gösteri amacıyla Tiber Nehri yakınlarında “Küçük Codeta” adı verilen “yapay bir göl” inşa ettirmiş ve bu yapay göl üzerinde askerler tarafından yönlendirilen gerçek gemilerin savaştığı bir gösteri gerçekleştirmiştir. Beklenebileceği gibi Romalılar tarafından Caesar’ın bu gösterisi büyük bir ilgi görmüş ve halk tarafından beğeni ile karşılanmıştır.[72]

Roma’daki İlk naumachiagösterisinin Caesar tarafından gerçekleştirilmiş olması tabii ki de bir tesadüf eseri değildir. Caesar önce Galya valiliği sırasında daha sonra da İç Savaş’ta girdiği savaşlar sırasında çoğu zaman daha önce kimsenin aklına gelmeyen yöntemler uygulamış ve bu sayede muazzam zaferler elde etmiştir. Bu nedenle bu tarz bir gösterinin ilk defa oldukça geniş bir hayal gücüne sahip son derece zeki bir insan olan Caesar tarafından planlanmış olması uygun bir açıklama olarak gösterilebilir. Bunun yanı sıra Caesar’ın görkemli olduğu kadar masraflı da olan bu tür bir gösteriyi finanse edebilmesi de onun Galya valiliği sırasında ve daha sonra da İç Savaş sırasında elde ettiği zenginliklere ek olarak Roma’da “ömür boyu diktatör” ilan edilmesinin de sonucunda oldukça geniş mali kaynaklara sahip olması oldukça önemli bir etken olarak gösterilebilir.

İlerleyen dönemlerde naumachia gösterilerinin Caesar’ın varisi ve ilk Roma İmparatoru Augustus, Cladius, Nero, Titus ve Domitianus dönemlerinde de gerçekleştirildiği görülmektedir. Augustus ve Cladius tıpkı Caesar gibi yapay bir göl inşa ettirerek naumachia gösterisini bu gölde gerçekleştirirken, Nero, Titus ve Domitianus bu tür gösteriler için “su ile doldurdukları arenaları” kullanmışlardır. Ayrıca İmparator Titus’un“Kolezyum”u da “su ile doldurduğu” ve tarihi savaşları sergilettiği naumachialar düzenlediği görülmektedir.[73]

Ancak Roland’ın belirttiği üzere İmparator Domitianus döneminden sonra yani MS.1.yüzyıldan itibaren Romalıların bir daha naumachia gösterisi düzenlemedikleri görülmüştür.[74] Bunun nedeni ise Roma’nın özellikle İmparator Augustus döneminde Germania’daArminius’a karşı alınan “travmatik” yenilgisi sonucunda fark edilmeye başlandığı üzere doğal sınırlarına ulaşmış olmasıdır. Doğal sınırlarına büyük oranda ulaşan ve gelir kaynakları oldukça azalan İmparatorluk yavaş yavaş gerilemeye başlamış ve başka hiçbir gösteri naumachialarile boy ölçüşemez olsa da artık bu kadar masraflı bir eğlenceye kaynak ayrılması mümkün olmaktan çıkmıştır.

SONUÇ

Bu çalışmada Roma şehrinin kuruluşundan itibaren sırasıyla Krallık, Cumhuriyet ve İmparatorluk dönemlerinde gerçekleştirilen spor ve oyun gösterilerinin temelde hangi amaçlar güdülerek düzenlendiği açıklanmaya çalışılmış ve bu gösterilerin en önemlileri örnekler üzerinden tanımlanmıştır.

Roma’da oldukça büyük bir çeşitlilik içeren gösterilerin düzenlenmesindeki en önemli amaç olarak görülebilecek “toplumu uyuşturma”, günlük sıkıntılarından uzaklaştırma, meşgul etme ve böylece mevcut toplumsal düzeni muhafaza etme gibi amaçların öneminindaha iyi anlaşılabilmesinisağlamak açısından öncelikle Roma toplumundaki pleb ve patriciler arasındaki siyasal mücadele çalışmanın kapsamı doğrultusunda kısaca ele alınmış ve pleblerin mevcut toplumsal düzene ne tür bir tehdit oluşturdukları sunulmaya çalışılmıştır.

Çalışmada ele alındığı gibi “toplumu uyuşturma” amacının dışında Roma’daki oyun ve sporların dini kaygıların yanı sıra, askeri zaferleri kutlamak, kriz dönemlerinde tanrılardan yardım istemek ve halk nezdinde popülerlik kazanmak gibi amaçlar güdülerek de düzenlendiği örnekler verilerek sunulmaya çalışılmıştır.

Son olarak da Romalıların farklı spor türlerine bakış açıları ele alındıktan sonra en popüler gösteriler olarak tanımlanabilecekchariot yarışları, gladyatör dövüşleri, vahşi hayvan dövüşleri ve naumachia gösterileri incelenmiştir.

Çalışmada görülebileceği gibi Roma devleti, şehrin kuruluşundan itibaren neredeyse her dönemde oyun ve spor gösterilerini kimi zaman dini, kimi zaman da siyasi açıdan araçsallaştırmış, bir propaganda aletine dönüştürmüş, toplumsal huzursuzluğu baskılamış, kanalize etmiş, toplumsal bir alt üst oluşu engellemiş ve gladyatör dövüşlerinde açıkça görülebileceği gibi oluşturulan “öteki” üzerinden “Romalı” kimliğini ve Roma yurttaşlığını yüceltmiştir.

 


KAYNAKÇA

Kitaplar

Boatwright, Mary T., Daniel J. Gargola Richard J.A. Talbert, The Romans: FromVillagetoEmpire, Oxford, Oxford UniversityPress, 2020.

Eutropius, Kısa Roma Tarihi, Çev. Çiğdem Menzilcioğlu, İstanbul: Alfa Yayınları, 2017.

Freeman, Philip, Julius Caesar, Çev. Ülke Emrim Uysal, İstanbul: Kronik Kitap, 2019.

Golden, Mark, Sport in the Ancient World: From A to Z, London: Routledge:Taylor& Francis Group, 2004.

Guttmann, Allen, Sports: The First FiveMillennia, Amhert: University of Massachusetts Press, 2004.

Juvenalis, Yergiler- Saturae, Çev. Çiğdem Dürüşken-Alova, İstanbul: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 2020.

Kyle, Donald G., “Fromthe Battlefield tothe Arena: Gladiators, Militarismandthe Roman Republic”, Militarism, Sport, Europe: WarWithoutWeapons, Ed. J.A. Mangan, London: Frank CassPublishers, 2003, ss.10-29.

Kyle, Donald G, Sport&Spectacle: Inthe Ancient World, Chichester, West Sussex: John Wiley&Sons Ltd., 2015.

McClelland, John, “Ball Games, fromthe Roman GentlemantotheRenaissance Warrior”, Militarism, Sport, Europe: WarWithoutWeapons, Ed. J.A. Mangan, London: Frank CassPublishers, 2003, ss.47-67.

Miller, Stephen G, Ancient GreekAthletics, New Haven: Yale UniversityPress, 2004

Özyüksel, Murat, Feodalite ve Osmanlı Toplumu, İstanbul: Derin Yayınları, 2007.

Plutarkhos, Plutarch’sLives: TheseusandRomulus, LycurgusandNuma, Solon andPublicola, Çev. Bernadotte Perrin, London, William Heinemann Ltd. 1967.

Roland, Auguet, CrueltyandCivilization: The Roman Games, London: Routledge, 2003.

Scullard, Howard Hayes, FestivalsandCeremonies of the Roman Republic, London: Thamesand Hudson LTD, 1981.

Suetonius, On İki Caesar’ın Yaşamı, Çev. F.GülÖzaktürk ve Ü. FatoTelatar, Ankara: Doğu Batı Yayınları, 2019.

Tacitus, TheAnnals, Çev. A.J. Woodman, Indianapolis/Cambridge: Hackett Publishing CompanyInc., 2004.

Türk, Duygu, “Helen Güneşi Batıyor, Roma Güneşi Doğuyor”, Sokrates’ten Jacobenlere Batı’da Siyasal Düşünceler, Ed. Mehmet Ali Ağaoğulları, İstanbul: İletişim Yayınları, 2016.

Wiedemann, Thomas, İmparatorlar ve Gladyatörler , Londra: Routledge: Taylor & Francis Group, 1992.

Wood, Ellen Meiksins, Yurttaşlardan Lordlara: Eskiçağdan Orta çağa Batı Siyasi Düşüncesinin Toplumsal Tarihi, Çev. Oya Köymen, İstanbul: Yordam Kitap, 2017.

Dipnotlar

[1] Ellen MeiksinsWood, Yurttaşlardan Lordlara: Eskiçağdan Ortaçağ Batı Siyasi Düşüncesinin Toplumsal Tarihi, Çev. Oya Köymen, İstanbul: Yordam Kitap, 2017, ss. 126-132; Murat Özyüksel, Feodalite ve Osmanlı Toplumu, İstanbul: Derin Yayınları, 2007, s.13

[2]Eutropius, Kısa Roma Tarihi, Çev. Çiğdem Menzilcioğlu, İstanbul: Alfa Yayınları, 2017, s.31; Duygu Türk, “Helen Güneşi Batıyor, Roma Güneşi Doğuyor”, Sokrates’ten Jacobenlere Batı’da Siyasal Düşünceler, Ed. Mehmet Ali Ağaoğulları, İstanbul: İletişim Yayınları, 2016, s.168.

[3] Yaş, Türk, ss.168-169; Mary T. Boatwright, Daneil J. Gargola, Richard JA Talbert, The Romans: FromVillagetoEmpire , Oxford: Oxford UniversityPress, 2020, s.60; Yaş, Eutropius.

[4]Philip Freeman,Julius Caesar, Çev. Ülke Emrim Uysal, İstanbul: Kronik Kitap, 2019, s.23.

[5] Ae, ss.23-24.

[6] Yaş, Türk, ss.169-170; Yaş, Eutropius, s.37; Yaş, Boatwright, ss.61-63.

[7] Mark Golden, Antik Dünyada Spor: A’dan Z’ye , Londra: Routledge:Taylor & Francis Group, 2004,s.97; AllenGuttmann, Sports: The First FiveMillennia , Amhert: University of Massachusetts Press, 2004, s.28.

[8] Howard Hayes Scullard, Roma Cumhuriyetinin Festival ve Törenleri , Londra: Thamesand Hudson LTD, 1981, s.82, 110; Tacitus, Annals , Çev. AJ Woodman, Indianapolis/Cambridge: Hackett Publishing Company Inc., 2004, s.85, 330; Yaş, Guttmann, s.28.

[9] Yaş, Guttmann, s.29.

[10]Suetonius, On İki Caesar’ın Yaşamı, Çev. F.GülÖzaktürk ve Ü. FatoTelatar, Ankara: Doğu Batı Yayınları, 2019, s.96.

[11] Yaş, Suetonius, ss.112-113

[12] Ae, ss.112-113, 220, 271.

[13] Yaş, Guttmann, s.29.

[14] Çağ, Suetonius, s.

[15] Yaş, Boatwright, s.341.

[16] Yaş, Guttmann, ss.35-36; Donald G. Kyle, Sport&Spectacle: Inthe Ancient World , Chichester, Batı Sussex: John Wiley&Sons Ltd., 2015, s.243; AuguetRoland, CrueltyandCivilization: The Roman Games , Londra: Routledge, 2003, s.17.

[17]Juvenalis, Yergiler- Saturae, Çev. Çiğdem Dürüşken-Alova, İstanbul: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 2020, s.118.

[18] Thomas Wiedemann, Emperors&Gladiators , Londra: Routledge: Taylor & Francis Group, 1992, s.3; Yaş, Guttmann, s.26; Stephen G. Miller, Antik Yunan Atletizm , New Haven: Yale UniversityPress, 2004, s.202; Yaş, Tacitus, s.201.

[19] Çağ, Altın, s.98.

[20] Yaş, Wiedemann, s.3; Yaş, Guttmann, s.26; Yaş, Miller, s.202; Yaş, Tacitus, s.201.

[21] Yaş, Guttmann, ss.26-27.

[22] Yaş, Suetonius, s.115

[23] Yaş, Miller, s.201.

[24] Yaş, Guttmann, s.28.

[25] Age, Kyle, Sport&Spectacle: Inthe Ancient World , ss.261-262.

[26] Yaş, Tacitus, s.201

[27] Yaş, Suetonius, s.113

[28] John McClelland, “ Roman GentlemantotheRönesans Savaşçısından Top Oyunları ”, Militarism, Sport, Europe: WarWithoutWeapons , Ed. JA Mangan, Londra: Frank CassPublishers, 2003, s.48.

[29] Yaş, Suetonius, ss.47-48, 113-114, 228; Yaş, Guttmann, s.35.

[30] Yaş, Juvenal, ss.25-26.

[31] Çağ, Suetonius, s.

[32]Plutarkhos, Plutarch’sLives: TheseusandRomulus, LycurgusandNuma, Solon andPublicola, Çev. Bernadotte Perrin, London, William Heinemann Ltd. 1967, ss.127-131; A.g.e., Eutropius, ss.30-31.

[33] Age, Kyle, Sport&Spectacle: Inthe Ancient World , s.248.

[34] Age, Boatwright, s.383.

[35] Yaş, Wiedemann, s.19.

[36] Yaş, Suetonius, ss.412-413.

[37] Ae, s.299.

[38] Age, Kyle, Sport&Spectacle: Inthe Ancient World , s.248.

[39] Yaş, Altın, ss.38-39; Age, Kyle, Sport&Spectacle: Inthe Ancient World , s.249.

[40] Yaş, Boatwright, s.383; Yaş, Suetonius, ss.221, 412-413; Yaş, Guttmann, s.34.

[41] Yaş, Suetonius, s.247

[42] Yaş, Guttmann, s.37; Yaş, Roland, s.17.

[43] Yaş, Roland, s.19; Yaş, Wiedemann, s.5.

[44] Age, Kyle, Sport&Spectacle: Inthe Ancient World , s.260.

[45] Yaş, Roland, s.33.

[46] Age, Kyle, Sport&Spectacle: Inthe Ancient World , s.270; Yaş, Wiedemann, ss.102-103; Yaş, Altın, ss.70-71.

[47] Yaş, Kyle, s.270; Yaş, Guttmann, s.31ç

[48] Yaş, Roland, s.177; Yaş, Wiedemann, s.27.

[49] Yaş, Kyle, s.258

[50] Yaş, Roland, ss.65-67.

[51] Yaş, Wiedemann, s.27; Yaş, Roland, s.150.

[52] Age, Kyle, Sport&Spectacle: Inthe Ancient World , s.248.

[53] Çağ, Altın, s.8.

[54] Yaş, Guttmann, s.32; Yaş, Wiedemann, ss.20-21.

[55] Yaş, Kyle, s.301.

[56] Yaş, Roland, s.50.

[57] Age, Kyle, Sport&Spectacle: Inthe Ancient World , s.302

[58] Yaş, Suetonius, s.115

59 Gel, Suetonius; Gel, Guttmann, s.

[60] Yaş, Roland, s.20; Donald G. Kyle, “ Savaş Alanından Arenaya : Gladyatörler, Militarismandthe Roman Republic ”, Militarism, Sport, Europe: WarWithoutWeapons, Ed. JA Mangan, Londra: Frank CassPublishers, 2003, s.18.

[61] Yaş, Roland, s.47; Age, Kyle, Sport&Spectacle: Inthe Ancient World , s.299.

[62] Yaş, Wiedemann, s.41.

[63] Yaş, Guttmann, s.31.

[64] Yaş, Roland, s.93; Yaş, Boatwright, s.386; Age, Kyle, Sport&Spectacle: Inthe Ancient World , s.257.

[65] Age, Kyle, “ Savaş Alanından Arenaya : Gladyatörler, Militarizm ve Roma Cumhuriyeti ”, s.21.

[66] Çağ, Suetonius, s.

[67] Age, Boatwright, s.388.

[68] Yaş, Wiedemann, s.90.

[69] Yaş, Wiedemann, s.61; Age, Kyle, Sport&Spectacle: Inthe Ancient World , s.311.

[70] Age, Kyle, Sport&Spectacle: Inthe Ancient World , s.312.

[71] Age, Boatwright, s.388.

[72] Yaş, Suetonius, ss.47-48; Age, Kyle, Sport&Spectacle: Inthe Ancient World , s.276.

[73] Yaş, Suetonius, ss.412-413; Yaş, Wiedemann, s.90; Yaş, Roland, s.69.

[74] Yaş, Roland, s.69.