Ana Sayfa / Çeviriler / Analiz Çevirileri / Antik Roma Neden Güçlenmek İçin Göçmenlere İhtiyaç Duydu?
Why Ancient Rome Needed Immigrants to Become Powerful

Antik Roma Neden Güçlenmek İçin Göçmenlere İhtiyaç Duydu?

İmparatorlar yeni gelenlere idealizmden ziyade kişisel çıkarları için kucak açtı.

“Roma İmparatorluğu ne kadar ‘Romalı’ydı?” sorusunun cevabına bakıldığında, bazı açılardan pek de Romalı olmadığını söyleyebiliriz.

Roma İmparatorları, imparatorluğu genişletmeye ve güçlendirmeye çalıştıkça göçün bu iki unsur için bir araç olduğunu fark ettiler. Roma’nın elitleri göçmenleri küçümseselerde, imparatorlar onları işgücüne kattılar ve orduya kabul ettiler; imparatorluğun büyümesi ve gelişmesi için yeni kanlar gerektiğinin farkındaydılar. Değişen sadece nüfusun yapısı değildi, imparatorların kendileri de İspanya’dan Suriye’ye kadar çeşitli geçmişlerden gelmektelerdi.

İmparatorluk birlikleri bırakın Romalıları, çok daha az İtalyalı içeriyordu. Roma, Latinlerin olduğu kadar da bir Yunan kentiydi ve Kuzey Afrikalı, Kelt, Mısır, Alman ve Yahudi nüfuslarıyla birçok yönden çeşitli ırk ve ulustan insanların kaynaştığı bir yerdi. Ancak herkes imparatorların göç politikasına yaklaşımından hoşnut değildi.

Örnek verecek olursak M.S 1. yy’de şair Juvenal Roma’nın Yunanca konuşan nüfusu ve gelenekleri ile ne derece Yunanlaştığına dayanamayan bir karakter yaratmıştı. Hayal kırıklığıyla hayıflanarak “Çoktan beridir Suriye’nin Orontes Nehri Tiber’e aktı.” derdi. Bunun gibi bazı Yunanlar da benzer şekilde yabancı düşmanıydı, tıpkı Romalı sahipleri bayağı bulup küçümseyen Yunan hicivci Lucian gibi. (M.S 2. Yy) Fakat bu tavır değişim rüzgarına engel olamadı.

Yaklaşık olarak M.Ö 300 ve M.S 200 yılları arasında milyonlarca göçmen İtalya’ya geldi.  Birçoğu Romalıların yayılmacılığının veya korsanların kurbanı olarak zincirlere bağlı birer köle olarak gelmişlerdi. Ama diğerleri, kendi servetlerini aramak veya büyük bir şehrin bilinmezliğinde kendilerini kaybetmek için özgür iradeleriyle geldi; yaklaşık bir milyon nüfusa sahip olan Roma, Avrupa veya Akdeniz’deki en büyük şehirdi. Bu kozmopolit yerde çeşitli altyapı ve yeteneklere sahip insanlar, birçok fırsat gördüler.

İmparatorlar yeni gelenlere idealizmden ziyade kişisel çıkarları için kucak açtı. Roma İmparatorluğu, topraklarının çoğunu Cumhuriyet zamanında fethetmişti (M.Ö 509-31) O günlerde, Roma kentindeki birkaç soylu aileden gelen dar bir elit tabaka imparatorluğu yönetiyordu ve halkın çoğunu sömürülecek şeyler olarak görüyordu. Bu durum böyle sürecek gibi değildi, imparatorlar da bunu biliyordu. İmparatorlar eski elitlerin dışındaki insanların, öncelikle İtalya’nın başka yerlerindeki, daha sonra da bütün halkın desteğiyle iktidara geldiler. İmparatorlar (M.Ö. 31 – 476 yaşamış Batı Roma İmparatorları) seleflerinden çok daha özgürlükçü ve açık fikirli olduklarını kanıtladılar.

Roma Cumhuriyeti, İtalya’nın tüm özgür insanlarına vatandaşlık vermişti, ancak bunu yavaşça ve çoğunlukla baskı altında yapmışlardı. Asiller, diğer İtalyanları hiçbir zaman eşit olarak kabul etmediler. İmparatorlar, Roma hükümetini destekleyen eyaletlerdeki insanlardan önce seçkinlere, sonra da bütün topluluklara ve nihayetinde M.S 212’de imparatorluğun tüm özgür sakinlerine vatandaşlık kazandırdı.

İmparatorlar kölelerle ve azat edilmiş olanlarla da iş yaptı. Roma köleliği acımasız olduğu kadar azat edilmek için Amerikan köleliğinden daha çok yol öneriyordu. Bazı imparatorlar döneminde eski köleler kilit devlet kurumlarını yönetiyordu. Örneğin azat edilmiş bir köle olan Narcissus, imparator Cladius’un en güçlü danışmanlardan biriydi. Diğer bir örnek de etkili katibe Caenis’di, imparatorlardan birine düzenlenen bir darbeyi durdurmuştu ve sonunda da başka bir imparatorun metresi olmuştu. O da eski bir köleydi.

Roma Ordusu da yeni insanlar içeriyordu. Almanya’dan, Tuna Nehri kıyılarından veya Balkanlardan gelen askerler birliklerin belkemiğini oluşturuyorlardı. Bu sırada İtalyalı askerlerde ikmal sıkıntısı yaşanmaktaydı. M.S 3. yy itibariyle dönemin yazarının dediği gibi “Uzun süredir savaşta kullanılmayan, silah tutmamış İtalya askerleri; kendilerini çiftçilik ve huzur arayışlarına adadılar.”

İmparatorluk, bir anlamda, farklı kökenden gelen yöneticilerle beraber o günlere geldi. İlk imparator olan Augustus, kısmen Roma asiliydi; diğer ataları da zengin İtalyanlardı. İlk Hrıstiyan imparator Konstantin tahta Augustan’tan 350 sene sonra çıktı. Babası bugünkü Sırbistan, annesi ise bugünkü Türkiye’den geliyordu. Bu iki imparatorun arasındaki imparatorlar ise İspanya, Kuzey Afrika, Hırvatistan, Sırbistan ve Suriye’dendiler. Yarattıkları imparatorluğun çeşitliliğini yansıtıyorlardı.

Yüzyıllar boyunca Roma İmparatorluğu yeni ve farklı insanları misafir etti; kültürel, ekonomik, askeri olarak daha büyük bir gücün, kas gücüyle birlikte fikir ve de tesir getiren bir popülasyonda yattığını kabul etti. Yine de yeni gelenler de gerçekten Romalıydı ve imparatorluğun kuruluş ilkelerine uymaları bekleniyordu. Latin dili, Latin edebiyatı, şeref ve itaat, Roma mimarisi ve kent planlaması, Roma hukuku ve hepsinden önemlisi Roma ordusu gibi temel Roma değerleri hep devam etti. Göçmenler Roma’yı değiştirdi lakin Roma da böylece göçmenleri değiştirdi.

Türkan Babacan

Türkan Babacan
TESAD İngilizce Çevirmeni

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir