Ana Sayfa / Listeler / Kültür Sanat Listeleri / Anaerkil Topluluklar
anaerkil

Anaerkil Topluluklar

Latincede ve günümüz batı dillerinde ‘Matriarkal’ olarak telaffuz edilen, Türkçe ’ye anaerkil olarak geçmiş olan terim, kadının etkin ve egemen olduğu bir toplumsallaşmayı ve örgütlenmeyi ifade eder.

Egemenlik kadına aittir. Miras ve soy devamlılığının, yine kadına bağlı olduğu bir düzendir.

Günümüz antropologlarının büyük bir kısmı, erkek egemenliğini ifade eden ataerkil düzenden önce yeryüzündeki toplulukların büyük bir kısmının anaerkil yapıda olduğunu, bu sistem dışında kalanların ise cinsiyet özneli herhangi bir yaşam biçimi vurgularının bulunmadığını kabul etmektedirler.

Anaerkil yapıda olan topluluklar:

1) MİNANKABAU

minankabau

  • Endonezya-Batı Sumatra’nın dağlık kesimlerinde yaşayan bu etnik grup, dünyadaki en büyük anaerkil toplumdur.
  • Efsaneye göre, Koto Batu Krallığını kuran Maharajo Direjo, 12.yüzyılda öldüğünde üç karısından üç küçük oğlu vardı. İlk eşi, Puti Indo Jalito, çocukların bakımını ve krallık yönetimini üstlenerek anaerkil toplumun temelini attı.
  • Bu toplumda, miras kızlara kalır.
  • Çocuklar, annelerinin soyadını alır.
  • Erkekler, gelinin evine taşınır ve misafir olarak görülürler.
  • Minang Kadınları, evlendikten sonra sosyal ve ekonomik imtiyaz kazanırlar.
  • Ev idaresi, evdeki yaşlı kadınların sorumluluğu altındadır. Evin reisi olarak görülürler. Toprak mülkiyeti, akrabalık ilişkileri onlardan sorulur.

Düğün

  • Düğün günü damat, evinden alınır ve gelinin evine getirilir. Geleneksel müzikler eşliğinde, damat karşılanır.
  • Gelinin evinde nikah kıyılır.
  • Gelinin ailesi, geleneksel kıyafetler giyerler ve damada verilmek üzere, başlarının üzerinde hediye, yiyecek ve para taşırlar.

minankabau düğün

2) MOSUOLAR

mosuolar

Çin’in Tibet sınırına yakın Yunnan ve Shichuan bölgelerinde, yoğun olarak Lugu Gölü çevresine yaşayan bu halkı, Ricardo Coller Kadın Krallığı adlı eserinde anlatıyor.

Otoritenin kadınların elinde olduğu Mosuo’da şiddet ve kaos neredeyse yok. Bunu da erkeklerin neredeyse hiçbir sorumluluğunun olmayışına bağlıyorlar.

  • Kadınlar, sahip oldukları gücü, mal sahibi olmak veya para kazanma amacı ile değil, ailenin huzurunu ve mutluluğunu sağlamak için kullanıyorlar.
  • Kadınların güçlü yapıları, bir erkekle tanıştıklarında mahcup bir hale bürünüyor. Kadın, birlikte olmak istediği erkeğe karşı çekingen davranıyor. Ancak birlikteliğin ardından, kadınlar eski, güçlü karakterlerine geri dönüyorlar.
  • Bu toplumda, kadınlar parayı yönetiyor ve erkekler çok az çalışıyor; zamanlarının büyük bir kısmını arkadaşları ile birlikte oturarak geçirebiliyorlar.
  • Mosuolar’da evlilik, karı-koca ve baba kelimeleri yok. Karı-koca kelimeleri yerine, dostluk anlamına gelen ‘Axia’ kelimesi kullanılıyor.
  • Çiftler, gerçekten âşık olduklarında birlikte oluyorlar ancak ayrı evlerde yaşıyorlar. Buna da gezici evlilik/özgür birliktelik Eğer çocuk olursa, annenin yanında kalıyor ve bakımını anne üstleniyor.
  • Çiftler arasındaki ilişkilerin temeli şefkat ve aşka dayanıyor. Aynı anda birden fazla ‘özgür birliktelik’ yaşanmıyor. Aşk bittiğinde, karşılıklı anlayış çerçevesinde ilişki de bitiyor. İlişkileri herhangi bir din veya kanun etkilemiyor. Çiftleri bağlayan bir sözleşme bulunmuyor.

3) AKAN

  • Gana’da yaşayan bu halk, toplumun kurucuları kadınlardır ancak erkekler de topluma liderlik ederler.
  • Kişinin kimliği, siyaset, miras ve zenginliği ile belirlenir.
  • Kalıtsal roller, anne soyundan kalır.
  • Erkeklerden beklenen aile ve akrabalarına destek olmasıdır.

4) BRİBRİ

  • Kosta Rika’da yaşayan,13.000 nüfuslu bir halktır.
  • Bribri halkı, kabile olarak yaşarlar, her kabile geniş ailelerden oluşur ve bunun belirleyicisi kadınlardır.
  • Sahip olunan toprakların miras hakkı kadındadır.

5) GARO

  • Mülk ve miras hakkı kadındadır. Miras, anneden en küçük kıza geçer.
  • Toplum anne soyundan gelir ancak erkek, toplumu ve mirası yönetir.
  • Garo geleneklerine göre, müstakbel damattan evlilik teklifi sırasında kaçması beklenir. Gelinin ailesinden de damadı yakalayıp damadın köyüne getirmesi beklenir. Bu süreç, gelinin vazgeçmesi ya da damadın teklifi kabul etmesi ile sonuçlanır. (Gelinin damada sadakat yemini etmesi ve tekliflerini kabul etmesi de gerekir.)
  • Evliliğin başlarında damat, gelinin evinde kalır.

6) TUAREGLER

tuaregler

  • Sahra Çölü üzerinde yaşamlarını sürdüren Tuareglerin en ilginç özellikleri, erkeklerin peçe takıyor oluşu. Taktıkları peçe sebebi ile erkekler, Sahra’nın Mavi Adamları olarak tanınıyor.
  • Kadınların peçe takmaması durumunu ise erkekler, ‘Kadınlar güzeldir, onların yüzlerini görmek isteriz’ şeklinde özetliyorlar.
  • Bu toplulukta, evlilik kadının isteği ile başlayıp kadının isteği ile sonlanıyor.
  • Eğer Tuaregli bir kadın evlenmeye karar verirse, erkekten onu etkileyecek bir şiir yazmasını bekliyor. Evlenmeyi istemesi için, yazılan şiirin kadını oldukça etkilemesi gerek.
  • Topluluğun okur-yazarlık seviyesi yüksek. Kızlar,alfabeyi annelerinden öğreniyor.
  • Soy, anne üzerinden devam ediyor.
  • Kızların erkek arkadaş sayısına ve seçimine karışılmıyor.
  • Boşanmalar oldukça yaygın.
  • Boşanan kadın, mal varlığının hepsini ve çocukların velayetini alıyor. Erkek ise devesi ile birlikte annesinin evine dönüyor.
  • Boşandıktan sonra kadının ailesi kızlarının artık bekar olduğunu duyurmak için kutlamalar düzenliyor.
  • Kendilerini Müslüman olarak nitelendirseler de kültürleri ve yaşayış biçimleri sebebi ile Müslüman dünyasında kabul görmüyorlar.

7) NAGOVİSİ

nagovisi

  • Gine’nin batısındaki Güney Begonvil adasında yaşarlar.
  • Kadınlar, yönetim ve seremonilere katılmalarına rağmen en gurur duydukları özellik, sahip oldukları toprağı işlemeleridir.
  • Nagovisi kadınları, evlilik için bahçıvanlık ve cinselliğe eşit önem vermektedirler.
  • Eğer bir çift beraber görülür, beraber uyur ve erkek kadının bahçe işlerine yardım ederse evli sayılırlar.

TÜRKLERDE ANAERKİL YAPI

Türk topluluklarının ortak atalarını teşkil eden kadim topluluklara baktığımızda, ilk olarak avcı-toplayıcı karakterli bir orman kavmi niteliği taşıdığı görülmektedir.

Orman Kavmi olarak nitelendirilen bu grup, anaerkil bir sosyolojik yapı etrafında birleşmiştir.

Bu gruplarda, aile reisliği, görev dağılımı ve yiyecek paylaşımı gibi eylemlerin düzenlenmesi, kadına bağlıydı. Ailenin geleceğine ve yönetimine anne karar veriyordu.

Dini inanç ve mitlerde de coğrafyanın da etkisi ile anaerkil bir söylem bulunuyordu.

Örneğin,yaşanılan bölgenin kayın ağaçları bakımından zengin oluşu,ağacın dayanıklılığı, gövdesinde bir öz su barındırması,kayın ağacının Türkler tarafından kutsal bir varlık olarak kabul edilmesine ve ilk yaratılış mitlerinden biri olan Ağaçtan yaratılma mitinin doğuşuna zemin hazırlamıştır.

Ağaç ve yaratılış kavramları ,doğurganlıkla öylesine özdeşleşmiştir ki kayın kelimesi katun,kadın ve hatun gibi Türkçe ’de kadınlığı tanımlayan kelimelere kökenlik etmiştir. Ayrıca bugün dahi kullanılan Kayın ana ve Kayın baba kelimeleri, bu ağaca verilen önemin bir göstergesidir.

Fatma Hafızoğlu

Fatma Hafızoğlu
TESAD Liste Birimi Yazarı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir