Ana Sayfa / Yazılar / Siyaset / Film Analizi / Amistad Film Analizi

Amistad Film Analizi

Yönetmen: Steven Spielberg

Tür: Dram, Tarihi

Yapım Yılı: 1997

Ülke: ABD

Oyuncular: Anthony Hopkins, Jeremy Northam, Chiwetel Ejiofor, Tomás Milián, Geno Silva, John Ortiz, Paul Guilfoyle (II), Peter Firth, Xander Berkeley, Arliss Howard, Austin Pendleton, Jake Weber, Kevin J. O’Connor, Daniel von Bargen, Pedro Armendariz Jr.

Giriş

Film, 1839 yazında Küba Sahillerinden hareket eden ve içerisinde tutuklu Afrikalı köleleri taşıyan La Amistad gemisinin yolculuğuna başlamasıyla açılır. Cinque isimli bir adam, gemiden söktüğü bir çiviyle prangalarını açar ve birçok arkadaşını aynı şekilde özgür bırakır. Böylece gemide esaslı bir isyan başlamış olur. Akabinde gemi mürettebatı ve köleler arasında başlayan savaş mürettebattaki birçok kişinin ölümüyle sonuçlanır. Sağ kalan iki kişi ise köleleri istedikleri yere götürmek zorundadır. Ancak yolculuk esnasında karşılaşacakları bir Amerikan savaş gemisi tarafından yakalanacak, ardından da bu suçlar sebebiyle yargılanmaya başlayacaklardır. Gerçek bir hayat hikâyesinden uyarlanan ve dört dalda Oscar’a aday gösterilen filmin yönetmen koltuğunda usta yönetmen Steven Spielberg bulunuyor.

Analiz

İspanyol köle nakliye gemisi La Amistad (İspanyolca Arkadaşlık anlamına gelmektedir) Afrika’dan aldığı köleleri Amerika kıtasına götürürken yolda köleler isyan edip gemiyi ele geçirirler ve gemideki mürettebatın çoğunu da öldürürler. Geminin İspanyol seyir memuru onlara oyun oynar ve tek istekleri anavatanları olan Afrika’ya gitmek olan zorla köle edilmiş siyahileri Amerika’ya doğru götürürler ve karşılaştıkları Amerikan Deniz gemisi tarafından tekrar ele geçirilip esir alınarak Amerika’da gemi mürettebatını öldürmekten mahkemeye çıkarılırlar.  Özgürlüğümüzü verin ait olduğumuz yere gidelim, diyen siyahilerin yakayı ele verip mahkemeye çıktıktan sonraki tek dertleri, en doğal hakları olan özgürlüklerini kazanmaktır. Amerika’da köle düzenini savunan ve buna karşı çıkan eyaletler arası tartışmaların yoğunlaştığı o günlerde, bu davanın kamuoyunda duyulması halk arasında büyük ilgi uyandırır ve dava, ülke gündeminde çok önemli bir yer tutar. Köylerinden silah zoruyla kaçırılıp köle olarak satılmak üzere Amerika’ya getirilmekte olan gençlerin hikâyeleri hem mahkemede hem de halk arasında yoğun bir şekilde tartışılır.

Filmde, eski başkanlardan hukukçu John Quincy Adams (Antony HOPKİNS) gönüllü olarak bu 39 Köleyi savunmayı kabul eder. Başlarda kabul etmemesine rağmen yaklaşan seçimler nedeni ile ve yeniden aday olan başkanın güney eyaletlerindeki oy kayıpları olacağı kaygısı ile kazanılmış davayı üst mahkemeye aktarmasıyla eski devlet başkanı Adams devreye girer. Çoğunluğu güneyli olan 9 yargıcın bulunduğu bir mahkeme kurulur.

Elinde tuttuğu ve kölelik yanlısı bir senatörün kaleme aldığı Başkanlık bülteninden bir iki paragraf okur. Yazıda, köleliğin bir hak olduğunu, insanların asla eşit olmadığı savunulmakta ve köleliğin kaldırılması durumunda Güney’in fakirleşeceği iddia edilmektedir.

Daha sonra üstü kapalı bir biçimde, bu nedenle iç savaş çıkabileceği uyarısı yapılmaktadır.

Adams arkasından mahkeme salonunun bir duvarında asılı olan, ”Amerikan Bağımsızlık Bildirgesi’nden sadece bir cümle okur: “Bütün insanlar eşittir.” Sonra da yüksek mahkemenin yüksek yargıçlarına seslenir: “Beyler, karar sizin… Bu iki metinden hangisini yırtıp atacağınıza siz karar vereceksiniz.”  Kendi elindeki, köleliği savunan metni yırtıp atar ve yerine oturur… 9 yargıcın bulunduğu (yarıdan fazlası güneyli olmasına rağmen) kurulda bire karşı sekiz oyla dava kazanılmıştır.[1]

Transatlantik Köle Ticareti

İnsan ticareti sadece günümüzde karşılaşılan bir fiil değildir. Kölelik, köle ticareti kapsamında insan medeniyeti kadar eski ve hatta toplumsal kabul görmüş bir olgudur. Nitekim köle ticaretinin suç tipi olarak yasaklanması ancak 18. Yüzyıl ve sonrasında gerçekleşmiştir.[2]

Batıda Roma İmparatorluğu’nun çöküşü ile birlikte Ortaçağ’da feodalizm ve toprağa bağlı kölelik gelişti. Aradan birkaç asır geçtikten sonra, toprağa bağlı kölelik ortadan kalktı. Bunun yerine yeni ülkelerin keşfi ve sömürgeleşmeyle birlikte ırksal, tehcire dayalı ve acımasız bir kölelik olgusu, “Atlantik köle ticareti” doğdu. Milyonlarca Afrikalı zorla bulundukları topraklardan koparılarak, Amerika kıtasına, Avrupa ülkelerinin sömürgelerine götürüldü. 18. Yüzyıla gelindiğinde köleliğin kaldırılması, yeryüzünden silinmesi için ulusal ve uluslararası alanda çalışmalara başlandı ve neticede bir kimsenin köleliğe, esarete tabi kılınmasının kanuna aykırılığı hukukun genel ilkesi olarak kabul edildi.

Günümüz toplumlarının inkişafına ve insan ticaretinin yasaklanmış ve yaptırım altına alınmış bir fiil olmasına rağmen, halen bir kısım insanlar, başka insanları esarete tabi tutmaya devam etmektedir. Keza köleliğin hukuk sistemleri tarafından kabul gördüğü birkaç ülke istisna tutulursa[3]; insan ticareti ya da bireyleri esarete tabi kılarak alıp satmak, hukukun cevaz verdiği bir faaliyet olmamakla birlikte, alınan tüm önlemlere rağmen farklı bir formda varlığını sürdürmektedir.[4]

15. Yüzyılda Avrupalı kâşif ve maceracılar tarafından, Asya, Afrika ve Amerika’da yeni bölgelere deniz seyahatleri yapılması, kölelik tarihinde yeni bir dönemi başlattı. Bu dönemde Avrupa’da baş gösteren ekonomik ve siyasi krizler, Avrupa devletlerinin denizaşırı bölgelere yönelmesine ve buralarda sömürgeler oluşturmasına sebebiyet verdi. Söz konusu arayışın hedefleri yeni gelir getiren tarım alanlarının yaratılması, Avrupa’daki işsizlerin istihdamı, toplumdaki ekonomik taleplerin karşılanması ile ticaretin yaygınlaştırılmasıydı.[5]

Kölelik, eski çağlardan bu yana kabul edilen ve uygulanan bir müessese olmasına rağmen 15. Yüzyılla 19. Yüzyıl arasındaki uygulama daha önceki çağların kölelik kavramlarından farklıydı. Özellikle bu köleliğin kaynağının sadece yer olarak Afrika ve ırksal olarak siyahi yerliler olması ve kölelerin zorla topraklarından alınarak zalimce tehcir edilmeleri ayırt ediciydi.

Köleler toplandıkları merkezlerden Amerika kıtasına insanlık dışı koşullarda götürülürdü. Literatürde bu safhaya “middle passage”, “orta geçit” ismi verilmiştir. Toplanan köleler nakliyeyi yapacak şirket tarafından satın alındığında göğüslerine bu şirketin ayırt edici markası kızgın bir demirle dağlanırdı. Yola çıkılacağı gün bol şekilde yemek verilirdi ve bu onların Afrika’ya veda edeceklerinin işaretiydi. Doyurulduktan sonra ayak bileklerinden ikişer ikişer zincirlenmiş şekilde gemilere götürülürlerdi.

Filmde ise Afrikalılara yapılan muamelenin insan haklarından uzak olduğunu görmekteyiz. Gemiye bindiklerinde çırılçıplak soyulurlardı. Avrupalı tacirler bu uygulamayı çıplaklığın seyahat sırasında temizliği ve sağlığı garanti edecek tek yöntem olduğu düşüncesiyle savunmuşlardı. İfade edelim ki, kimi hallerde ödül olarak kölelere giysi verilmesi bu uygulamanın başka amaçlara da hizmet ettiğini göstermektedir. Çıplak durumda bulunan kadın ve erkekler farklı hücrelere konulurdu. Bununla birlikte kadınların ve çocukların genellikle güvertede kalmalarına izin verilirdi. Bu koşullar hemen hemen tüm gemilerde benzerdi. Bazı tacirler geminin yan taraflarına yarı güverteler inşa ettirmiş ve köleleri iki sıra halinde biri diğerinin üstünde istif edilmiş şekilde taşımışlardı. Erkek köleler sürekli olarak zincirli şekilde taşınır, gündüzleri güverteye sabitlenmiş uzun bir zincirden halkaları geçirilerek güverteye çıkartılır, gemi doktorları tarafından muayene edilir ve yıkanacaklara su verilirdi.

Köle tacirleri, ilk zamanlarda güçlü ve uzun çalışma koşullarına uygun köleleri tercih ediyordu. Daha sonraki dönemlerde ise hem kolay yakalanmaları hem de gemilerde daha az yer tutmaları sebebiyle küçük çocuklar ve kadınlar tercih edilmeye başlandı. Tüm bu koşullarda, bu insanların gerekli İslami bilgiye sahip olmaması ve köle olarak yaşadıkları sebebiyle dini kimlikleri kısa sürede yok oluyordu. Ayrıca, kölelerin yerlilerle kurduğu evlilikler de onların kimliklerinin muhafazasını oldukça zorlaştırıyordu.[6]

Köleler götürüldükleri sömürgelerde maden ve tarım alanlarında kullanılmaktaydı. Özellikle Amerika’nın keşfinden sonra keşfedilen bölgelerde yetişen şeker kamışı ve tütün gibi bitkilerin yetiştirilmesinde köleler yoğun şekilde kullanılmıştır.

Sonuç Olarak

Bu filmden de anlaşılacağı üzere Afrika halkına karşı yapılan maddi ve manevi alandaki sömürge kıtada birçok sorunu beraberinde getirmiştir. Bunlardan bazıları Afrika’da görülen istikrarsızlık, iç çatışma ve bazı bölgelerdeki karışıklıkların başlıca sebebini, sömürge yönetimlerinin geride bıraktıkları suni sınırlar ve azınlıklar gibi siyasi meseleler teşkil etmektedir. Sömürgecilik Afrika’da bölünmeyi beraberine getirmiştir. Sömürgeciliği ortadan kaldırmak için yeniden birleşmek Afrika devletleri için en uygun seçenek olmuştur.

Kaynakça

Kaynakça

Masci, David, “Human Trafficking and Slavery”, The CQ Researcher, Vol:14, No:12, 26 March 2004, s.282.

Summerer, Kolis, “Köleliğin Çağdaş Şekilleri, İnsan Ticareti ve Cinsel istismarla Mücadele Bağlamında Kadınların Korunması: İtalyan Mevzuatındaki Reformlar”, (çeviren: R.Murat Önok), HPD, Sayı:7, Temmuz 2006, s.131

Rawley, James A., London, Metropolis of the Slave Trade, Missouri 2003, s.1 vd.; Yürükel, Sefa M., Batı Tarihinde İnsanlık Suçları, 2. Baskı, İstanbul tarihsiz, s.31.

Ağlamaz. Hüseyin Vedat, La Amistad’a yüklenmiş hukuksuzluk ve Amistad filminin biz Kıbrıslılara düşündürecekleri, https://www.kibrisgazetesi.com/yazarlar/huseyin-vedat-aglamaz/la-amistada-yuklenmis-hukuksuzluk-ve-amistad-filminin-biz-kibrislilara-dusundurecekleri/3517, (Erişim Tarihi: 18 Nisan 2019)

Yenidünya, Prof. Dr. A. Caner, İnsan Ticareti ve Batının Unutmak İstediği Tarihi: Atlantik Köle Ticareti, https://medium.com/@caneryenidunya/i%CC%87nsan-ticareti-ve-bat%C4%B1n%C4%B1n-unutmak-i%CC%87stedi%C4%9Fi-tarihi-atlantik-k%C3%B6le-ticareti-e95d57160821, (Erişim Tarihi: 17 Nisan 2019)

Berdibek, Muhammed, Transatlantik köle ticareti: Latin Amerika’nın Afrikalı Müslümanları, https://www.yenisafak.com/yazarlar/muhammedberdibek/transatlantik-kole-ticareti-latin-amerikanin-afrikali-muslumanlari-2026650, (Erişim Tarihi: 17 Nisan 2019)

DİPNOTLAR

[1] Hüseyin Ağlamaz, La Amistad’a yüklenmiş hukuksuzluk ve Amistad filminin biz Kıbrıslılara düşündürecekleri, https://www.kibrisgazetesi.com/yazarlar/huseyin-vedat-aglamaz/la-amistada-yuklenmis-hukuksuzluk-ve-amistad-filminin-biz-kibrislilara-dusundurecekleri/3517, (Erişim Tarihi: 18 Nisan 2019)

[2]David Masci, “Human Trafficking and Slavery”, The CQ Researcher, Vol:14, No:12, 26 March 2004, s.282.

[3]Kolis Summerer, “Köleliğin Çağdaş Şekilleri, İnsan Ticareti ve Cinsel istismarla Mücadele Bağlamında Kadınların Korunması: İtalyan Mevzuatındaki Reformlar”, (çeviren: R.Murat Önok), HPD, Sayı:7, Temmuz 2006, s.131

[4] Prof. Dr. A. Caner Yenidünya, İnsan Ticareti ve Batının Unutmak İstediği Tarihi: Atlantik Köle Ticareti, https://medium.com/@caneryenidunya/i%CC%87nsan-ticareti-ve-bat%C4%B1n%C4%B1n-unutmak-i%CC%87stedi%C4%9Fi-tarihi-atlantik-k%C3%B6le-ticareti-e95d57160821, (Erişim Tarihi: 17 Nisan 2019)

[5] James A. Rawley, London, Metropolis of the Slave Trade, Missouri 2003, s.1 vd.; Yürükel, Sefa M., Batı Tarihinde İnsanlık Suçları, 2. Baskı, İstanbul tarihsiz, s.31.

[6] Muhammed Berdibek, Transatlantik köle ticareti: Latin Amerika’nın Afrikalı Müslümanları, https://www.yenisafak.com/yazarlar/muhammedberdibek/transatlantik-kole-ticareti-latin-amerikanin-afrikali-muslumanlari-2026650 , (Erişim Tarihi: 17 Nisan 2019).

Bu makaleye atıf için: Ad soyad, Kurum Adı, Sayfa Adı ya da Başlığı, Yayın Tarihi , Web Adresi, ( Son Güncellenme Tarihi / Erişim Tarihi ) formatında belirtilmesi gerekmektedir.
Telif Hakları hakkında detaylı bilgi için tıklayınız.

Şeyma Esra Köylü

Şeyma Esra Köylü
TESAD Siyaset Masası Araştırmacı Yazarı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir