lobicilik amerikan lobisi

Amerika Siyasal Yapısında Lobicilik

Giriş

Lobicilik kavramı en basit haliyle hükümetlerin verdiği kararları etkileme çalışmasıdır. ABD’ de senato ve kongre üyelerini kendi görüş ve istekleri doğrultusunda etkilemek üzere görüşmeler yapan çıkar ve baskı gruplarının faaliyetleri sonucu ortaya çıkmıştır. Karar almayı etkilemenin yanı sıra kavramın bir diğer yönü ülkelerin kendini başarılı bir şekilde tanıtmasını sağlayıp olumlu imaj oluşturmaktır. Lobicilik tabirin bütün tanımlarında ortak noktası karar alma sürecini çeşitli yöntemlerle etkilemek olduğu görülmektedir. Kavramın ortaya çıkış noktası 1870’lerde dönemin ABD Başkanı Ulysses S. Grant’ın Beyaz Saray’’ın yakınlarındaki Willard otelinin lobisinde konyak ve puro içmesine dayanmakta. Öyle ki Başkanın bu alışkanlığını fark eden insanlar çeşitli konularda Başkanın desteğini almaya çalışıyorlar.[1]Biraz daha ayrıntılı inceleyecek olursak lobicilik (lobbying), bir grup veya topluluk adına hareket ederek hükümet kararlarını belli politikalar doğrultusunda etkilemek amaçla planlanan ve vatandaşlarla karar alıcılar arasında iletişimi sağlama işi olarak tanımlanabilmektedir. Bu faaliyete lobicilik, faaliyeti gerçekleştiren kişiye de lobici denmektedir. Lobici bir kişiyi, bir şirketi veya bir devleti temsilen bu görevi üstlenebilir. Baskı grubu, çıkar grubu olarak anılan kişiler aslında lobicilerdir. Karar alıcıyı etkileme sürecinde lobici protesto, propaganda, yüz yüze görüşmeler yapmak ve grassroots hareketleri gibi teknikler kullanılabilir. Bu çalışmada, baskı grupları, lobicilik çeşitleri ve Amerikan siyasal sisteminde lobiciliğin yeri incelenmiştir.

Anahtar Kelimeler: Lobicilik,ABD,

 

1. Baskı Grupları

Lobicilik kavramını anlamak için öncelikle “baskı grubu” kavramı üzerinde durmamız gerekiyor. Baskı gruplarının bir aracı olan lobicilik, ABD’de anlam genişlemesine uğramış, lobi kelimesi “baskı grubu”nu ifade eder hale gelmiştir. Baskı grupları ortak düşünce etrafında buluşup bürokrasi ve siyasi iktidar üzerinde baskı kurmaya çalışan örgütlü gruplardır. Sivil toplum kuruluşları, çıkar grupları, lobi gibi isimlerle anılan özetle karar alıcıyı etkilemeyi hedefleyen bu gruplar baskı grupları olarak nitelendirilebilmektedir. Meslek grupları, gönüllü gruplar, kitle örgütleri ve sendikalar ilk akla gelen baskı gruplarıyken baskı gruplarının önemli bir kısmını ekonomik amaçlı örgütler oluşturmaktadır. Eczacılık, sağlık, sigorta ve elektronik gibi sektörler en etkili lobi sektörlerindendir. İktidar olmayı amaçlamaktan çok iktidarı kendi çıkarları doğrultusunda hareket ettirmeye çalıştıkları için bu yönüyle baskı grupları siyasal partilerden ayrılmaktadırlar. Genel olarak yüz yüze görüşme, sponsorluklar, sivil toplum oluşturma, telefonla görüşme, dilekçe ve ya mektup gönderme ve sosyal medya gibi doğrudan temas yöntemlerini kullanmaktadırlar.

Baskı gruplarının çeşitleri:
*Sendikalar: Amerikan siyasal yapısında etkin bir konumdadırlar. Lobi faaliyetlerini kendileri ya da lobi firmaları aracılığıyla yürütmektedirler.
*Meslek grupları: Aynı alanda çalışan bireylerin oluşturduğu bu örgütlenmelerden biri de Amerikan Tıpçılar Derneği (AMA)dır. AMA’ya 300.000 civarında doktorun üye olduğu ve 1992 seçimlerinde seçimlere 3,2 milyar dolar destek sağladıkları bilinmektedir.
*Kitle Örgütleri: Kitle örgütleri belirli bir amaç için bir araya gelen insanların oluşturduğu örgütlenmelerdir. Genelde en etkili olanları dini örgütlerdir. ABD Katolik Konferansı, Hristiyan Koalisyonu gibi örgütlenmeler siyasal yaşama etki etmeye çalışan dini örgütlenmelerden birkaçıdır.
*Şirketler: Hemen hemen her özel sektör kuruluşu Kongreyi çıkarları doğrultusunda etkileyebilmek için bizzat ya da lobi şirketleriyle işbirliği yaparak lobi faaliyetlerini yürütmektedir.
*Ticari Dernekler:  Bireylerden çok firmalardan oluşan ticari dernekler sektörün çıkarlarını savunmaya odaklı çalışmaktadırlar. Amerikan Petrol Enstitüsü (API) Amerika’daki en büyük petrol lobilerindendir. API petrol endüstrisi tüccarlarının çıkarlarını korumak için milyon dolarlar harcamaktadır.

2. Amerika Siyasal Yapısında Lobiciliğin Önemi

Amerikan siyasetinde lobilerin çok ciddi etkisi görülmektedir. ABD’de lobi faaliyetleri denilince akla Washington lobiciliği gelmektedir. Çünkü, Washington başkent olarak lobiciler için oldukça önemli bir yerdir. Beyaz Saray çevresi lobicilikle ilgilenen birçok kişiyi barındırmaktadır. Hatta bazı  büyük çıkar grupları bu işi kendi yaparken bazıları da özellikle bu iş için insanlar çalıştırırlar. Center for ResponsivePolitics (CRP) verilerine göre 2016 yılında Amerika’da lobicilik için harcanan toplam para 3,15 milyar dolardır. .Kayıtlara göre 2016 yılında 11 binin üzerinde lobi aktif olarak çalışmış, 2017’nin ilk 8 ayı sonunda bu rakam 10 bin 461; bu dönemde lobicilik için harcanan para ise 1,67 milyar dolara ulaşmıştır.[2]

Lobicilik iki ayrı türe ayrılmaktadır. Bunlardan biri doğrudan lobicilik diğeri ise dolaylı lobiciliktir. Doğrudan lobicilik, örgütün temsilcisi durumdaki kişiyle karar alma sürecinde yetkili kişinin birebir şekilde iletişim gerçekleştirmesidir. Dolaylı lobicilikte ise doğrudan örgüt tarafından ve ya örgütün bu konuda anlaşmış olduğu  uzman şirketlerce kamuoyunu etkileme yönelik faaliyetler yürütülmektedir. New York City’de, Washington’da bulunan bu şirketler ücretli karşılığında halkla ilişkiler faaliyetleri yürüterek bir nevi siyasal reklamcılık işi yaparlar.[3]Tv programları, köşe yazıları gibi kitle iletişim araçlarını kullanmakhem Kongre üyelerine hem kitlelere ulaşmak için etkili bir yöntemdir.

Amerika Birleşik Devletlerinde lobicilik faaliyetleri yasal çerçevede ve meşru bir şekilde düzene sokulmuştur. Kurumsal bir görünüm kazanan lobicilik kavramı hakkında Amerikan Kongresinde önemli yasalar çıkarılmıştır. Bunlardan birisi “Yabancı Temsilciler Yasası” diğeri “Federal Lobi Yasası”dır. Yabancı Temsilciler Yasası 1938 yılında 2. Dünya Savaşının hemen öncesinde Nazi propagandasının artmasının üzerine kabul edilmiştir. Bu yasayla ABD ülkesinde lobicilik faaliyetinde bulunanlardan bunu kimin adına ve ne şekilde yaptıklarına dair açıklamalar istemiştir. 1966 yılında yapılan değişiklikle Kongre üyeleriyle iletişime geçen lobicinin temasları sırasında yabancı temsilci olduklarını belirtmelerini istemiş ve para ödemelerini kesinlikle yasaklamıştır.
1946 tarihli Federal Lobi Yasası’nın ise uygulanması Yabancı Temsilciler Yasası kadar başarılı olamamıştır. Yasadaki boşluklar lobilerin denetimine engel olmuştur. [4] Başkan Clinton döneminde yasalardaki bazı boşluklar düzenlenmiş, devlet memurlarının işlerinden ayrıldıkları zaman lobici olmayacakları kuralı getirilmiştir[5].

Küreselleşmenin tüm dünyaya hızla hâkim olmasıyla her yıl onlarca çıkar grubu Amerikan hükümetinin kararlarını kendi istedikleri yöne çekebilmek için yarışmaktadır. Lobicilikte başarılı olmak için iyi organize (wellorganized) olmak, iyi finanse (wellfinanced) edilmek ve iyi yönetilmek (welldirected) oldukça önemlidir. Nitekim Amerikan Kongresinde büyük ölçüde etkisi olan Amerikan İşçi Sendikası Federasyonu-Sanayi Örgütleri Kongresi (AFL-CIO) bütün bu unsurları başarıyla yerine getirmektedir. Örneğin, AFL-CIO 1991 yılı için halkla ilişkiler faaliyetlerine 7 milyon dolar gibi bir bütçe ayırmıştır. Böylece ülke çapında en etkin dört lobiden biri olmayı başarıp güçlü lobi sayesinde işçi kesimini ilgilendiren konularda Kongreyi etkileme gücüne sahip olmuştur. [6]Etkili lobi faaliyeti gösteren bir başka örgüt ise Ulusal Silah Derneği yani NRA’dır. Ateşli silahların kullanımını ve yaygınlaştırılmasını isteyen, avcılığı kısıtlayan yasalara karşı çıkan NRA’nın en büyük rakibi kendisinin tam aksine silahların yasaklanmasını isteyen Handgun Control’dur. 145 yıllık güçlü bir kuruluş olan NRA, ülke çapında gerçekleşen silahlı saldırılardan sonra  silah satışı üzerindeki denetimlerin sıkılaştırılması yönündeki taleplerin de daha fazla dile getirilmesiyle karşı karşıya kalmaktadır.[7] Bu karar alıcıları etkileme ve Kongre üyelerinin seçimi sırasında büyük paralar harcamaktadırlar. Seçim kayıtlarında yer alan bilgilere göre 1990 yılındaki seçimlerde NRA 916,135 dolar, Handgun Control ise 178,882 dolar harcamıştır. [8]  NRA, 2016’daki seçim kampanyası sürecinde de Trump’a destek vermişti.

Lobiciler politika üzerinde etkili olmak için öncelikle politik süreci çok iyi analiz etmek zorundadırlar. Karar vericilerle iyi ikili ilişkiler kurmalı, halkla ilişkiler faaliyetlerini uygulamayı iyi bilmelidir.[9]Ancak lobici ile Kongre arasındaki ilişki tek yanlı değildir. Kongre üyesi de kendi kararları doğrultusunda lobiciyi etkilemeye, manipüle etmeye çalışmaktadır. Böylelikle siyasetçiler lobicileri kullanarak kamuoyunu etkileyebilmektedir. Bazı olumsuz yönlerine rağmen örgütlü toplumların düşüncelerini karar mercilerine iletmesi yönüyle lobicilik demokratik toplumlarda siyasal sistemin bir parçasıdır[10].

3. Yabancı Lobiler ve ABD Siyasetinde Yeri

Amerika bir göçmenler ülkesi olduğu için Amerika Kıta’sına sonradan göç eden toplumlar etnik grupları oluşturarak geldikleri ülkelerine destek sağlama, çıkarlarına hizmet etme faaliyetlerinde bulunmuşlardır. Son yıllarda etkilerini arttıran etnik baskı grupları ülkelerine destek sağlama faaliyetleri içerisindedirler. İç-dış politika ayrımının zamanla ortadan kalkmasıyla 1970’li yıllardan itibaren bu grupların dış politikaya ilgisi de artmıştır.  Etnik grupların seçimlerde oy kullanmaları nedeniyle bu kozu daima göz önünde bulunduran siyasetçiler oy potansiyellerini arttırmak için taraflara uygun politika izleme vaadinde bulunurlar.

ABD’de %2-%2.5  civarında nüfusa sahip olup küçük bir azınlığı oluşturan, en etkili ve en homojen lobi Yahudi-İsrail lobisidir.[11]Dünyanın bir çok yerinde iyi organize olmuş, finansal bakımdan iyi durumdaki Yahudi lobisinin bir avantajı da Arap lobisinin dağınıklığıdır. Dünya çapında 55.000 üyeye sahip ve resmi olarak İsrail’i temsilen halkla ilişkiler faaliyetleri yürüten en etkili Yahudi lobilerinden Amerikan-İsrail Halkla İlişkiler Komitesinin (AIPAC)  ve AJC’nin temel amacı ABD’nin İsrail’in güvenliğini sağlaması ve Filistin’e karşı uyguladıkları saldırıya karşı İsrail yanlısı politikalar izlemesidir.[12] Nitekim İsrail’in ABD’den yılda ortalama 3 milyar dolar yardım alması faaliyetlerinde başarılı olduğunun göstergesidir. Bununla da kalmayıp Amerika’da yaşayan Yahudiler her yıl topladıkları 500 milyon doları İsrail’e güvenliği ve ihtiyaçları için hibe etmektedirler. Yahudi lobisi devletini yönlendiremez, devlet lobiyi yönlendirmektedir.

Amerika’daki Ermeni ve Yunan lobileri ise kendi varlıklarını devam ettirebilmek için“Türkiye düşmanlığını“ kullanmalarıyla ön plana çıkmaktadırlar. Yunan lobisi ABD’de etkili olan lobilerden bir tanesidir. En etkili örgütleri Amerikan Helen Enstitüsü Halkla İlişkiler Komitesi (AHIPAC) Türkiye’ye karşı başarılı politikalar yürütmektedir. Yunan lobisinin 1974 Kıbrıs Harekatı sonrası ABD’nin Türkiye’ye silah ambargosu koymasını sağlaması da en büyük başarılarından biridir. Bununla birlikte 1974’te Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’ne 25 milyon dolar yardım yapılması konusunda yasa tasarısının Kongrede kabul edilmesinde de AHI ve AHIPAC’in etkisi büyüktür. [13]  Ancak Yunan lobisinin 90 sonrası gücü azalmıştır, günümüzde eskisi kadar etkin değildir.

1970’li yıllarından başlarından itibaren varlığını hissettiren Ermeni lobisi ABD’deki en 2. en güçlü lobidir, Ermenistan’ı yönlendirebilir niteliktedir. Ermeni lobisinin faaliyetleri daha çok 1915 olaylarına yoğunlaşmaktadır. Ermeni diasporasının temel hedefi soykırımı uluslararası alanda kabul ettirip toprak ve tazminat talebinde bulunmanın önünü açmaktır. Bu amaç doğrultusunda başarılı kamu diplomasisi ve yıkıcı lobi faaliyetleri izleyen Ermeni lobisi ABD ve Fransa’da oldukça etkili konumdadır. Her yıl  24 Nisan tarihinde hem Beyaz Saraydan hem Avrupa’dan gelecek sözde Ermeni Soykırımı hakkındaki mesaj hem Türk milleti hem Ermeni lobisi için merak konusudur. Diaspora Ermenileri, bugün 15 ülkede sözde soykırımın tanınmasını sağlamıştır.[14] 8 ayrı Ermeni grubu PAC kuruluşu bulunmakla birlikte Armenian Assembly of America’nın harcadığı para yıllık 1 milyon dolar civarındadır.

ABD’deki Arap lobisinin ise iyi organize ve homojen olmayışı, bütün Arap devletlerinin farklı bir görüşe sahip oluşu için etki kapasiteleri düşük olmasına sebep olmaktadır. Her Arap ülkesinin kendi lobisini yapması için birlikte çalıştığı profesyonel şirketler vardır. Başta enerji ve silah şirketleri olmak üzere bu gruplar dolaylı lobi yapmaktadırlar. Arap lobisi denince en bilineni 1972 yılında kurulup 2001 yılında faaliyetleri sona eren 300,000 dolarlık bütçeye sahip Arap Amerikalılar Ulusal Derneği (NAA) dir.

Bugün ABD’de en etkili etnik lobiler arasında Yahudi, Arap, Ermeni ve Rum gibi lobiler sayılmaktadır. Bunlara ek olarak ABD’nde Türk insanlarının oluşturduğu dernekler ve   Türk hükümetinin tuttuğu lobi şirketleri de Türk lobisini oluşturmaktadır. Türk lobisinin oluşturan derneklerden en etkili olanı ise kuşkusuz Washington’da yer alan Türk Amerikan Dernekleri Asamblesi (ATAA)’dir. Bu lobilerin ortak amacı  “ Türkiye karşıtlığını ” dengelemeye çalışmaktır. Politik ve ticari alanda ivme kazanma amacıyla Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu’na bağlı olarak Dünya Türk İş Konseyi 2007 yılında kurulmuştur. DEİK ve DTİK, Türkiye’yi dezavantajlı konuma getirecek Trans Atlantik Ticaret ve Yatırım Ortaklığı Anlaşması içinde Türkiye’nin de yer alması için uğraşmışlardır.[15]

Yine de ABD’deki Türk lobisinin etkin şekilde çalıştığı söylenememektedir. Bu durumun temel nedeni Türkler arasındaki siyasi ve sosyal farklılıkların birlikte hareket etmelerine olumsuz etki etmesidir. Yurtdışında yaşayan Türk kökenli insanlar ve 5 milyon Türk vatandaşı Türkiye için önemli bir unsurdur. Yurtdışında yaşamlarını sürdüren Türkler hem bulundukları ülkenin iç ve dış politikasında söz sahibi olabilir hem de kendileri ve anavatanları lehine şartlar oluşturabilirler. Başarılı gerçekleşen lobi faaliyetleri sonucu Türkiye’nin diğer ülkelerle olan ekonomik ve politik ilişkileri güçlenebilecektir. Türkiye’de lobicilik faaliyetlerinin yeterli olmayışı kavramın farklı algılanışından dolayısıyla yasal eksiklikten de kaynaklanmaktadır. Türkiye’de ulusal yada uluslararası düzeyde çıkarları yönetebilmek adına yapılan faaliyetlere bakıldığında illegal olarak oluşturulmuş oldukları görülmektedir. ABD ve Avrupa Birliğinden farklı olarak bireysel ziyaretler gibi farklı yöntemler uygulanmaktadır. Lobicilik illegal temelli maddi kazanımlar edinilen  şüpheli bir  alan olmaktan ziyade toplum için etkili bir araçtır.

 

Sonuç

Çağdaş dünyanın ortaya çıkardığı bir olgu olan lobicilik kavramıyla birlikte sivil toplum ile kamunun daha iç içe geçmiş olduğunu söylemek mümkündür. Lobilerin Amerikan siyasetinde oynadıkları rol yadsınamaz boyuttadır. Bu durum Amerikan siyasi sisteminde parti disiplinin olmayışından, Kongre üyelerinin lobi örgütlerinin mali desteğine ihtiyaç duyması gibi durumlardan kaynaklanmaktadır. Lobiciliğin diğer ülkelere nazaran Amerika’da gelişmesinin sebebi, ekonomik ve siyasi sistemin bu tür faaliyetlere daha elverişli olmasıyla açıklanabilir. Başarılı lobicilik faaliyetleri izleyen bir çok grup gerek Kongrede gerekse Başkanlıkta büyük ölçüde etkili olmaktadır. Örneklendirecek olursa ABD’de son yıllarda artan silahlı saldırılar sonucu çok sayıda insanın yaralanıp hayatını kaybetmiş olmasına karşın Amerikan yürütme ve yasama organının harekete geçmemiş olması, dikkatleri Amerikan silah lobisinin üzerine çekmektedir. Lobilerin kendi çıkarları doğrultusundaki bu yönlendirmeleri iç ve dış politikada yankı bulmaya da devam edecektir. Siyasal iletişimin en etkili yöntemlerinden olan  bu faaliyetleri Türkiye adına Amerika’daki Türk dernekleri ve iş dünyası yönetmektedir. Peki ABD’de lobi faaliyetleri bu kadar önemliyken Türkiye bu konuda ne durumda? Türkiye açısından bir durum değerlendirmesi yapacak olursak Türkiye’nin kamu diplomasisinde yeterli olmayışı her yıl meclise gelen Ermeni tasarısında aleyhine sonuçlar alındığında bir kez daha ortaya çıkıyor.Ancak ABD’de yaşayan 300.000 civarındaki Türkün iyi organize olup kendi çıkarları için ortak bir strateji belirlemeleri ile hem Türkiye Cumhuriyeti Devleti için hem de dünyadaki Türk nüfusu için olumlu gelişmeler doğacaktır. Siyasi düzeyde kurulacak olan kurumlarla ciddi işbirlikleri yapıldığı ve maddi açıdan devlet ve özel sektörün bu faaliyetleri desteklemesi ile Türkiye ABD’de ve  dünyada başarılı bir şekilde lobicilik faaliyetleri yürüterek önemli ölçüde lehine sonuçlar alabilir. Her şeyden önce Türkiye’nin son derece etkin bir devlet politikasının olması ve yanlış yorumlanan lobiciliği yasalarla sınırlandırması gerekmektedir. Ancak bu şekilde Türkiye, ABD’nin kararlarında etkin rol alabilecek, durumları lehine çevirebilecektir.

 


KAYNAKÇA

Arı Tayyar, Amerika da Siyasal Yapı ve Dış Politika, Dora, 2005.

ASLAN Seyfettin, Siyasal İktidarı Etkileme Yöntemlerinden Biri Olarak Lobicilik, Dumlupınar Üni. Sosyal Bilimler Dergisi, S. 23, 2009.

DİNÇER Müjde Ker, Lobicilik, 1. Baskı, Alfa Yayınları, 1999.

KALEAGASI Bahadır, Lobicilik Nedir, Ne Değildir?, Radikal, 28 Ekim 2006. https://www.radikal.com.tr/haber.php?haber=202790 E.T. 10.08.2019

SEZGİN Meltem, “Lobicilik Kavramı ve Yöntemleri”, İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Dergisi, C. 2, S. 12, 2002.

UREKMarkus,Lobicilik ve Baskı Grupları, Devlet Sivil Toplum ve Demokrasi, İnkılap Yayınları, 2001.

ORAN Orta Anadolu Kalkınma Ajansı, Lobicilik Raporu, 27 Kasım 2015

Politika Akademi http://politikakademi.org/2013/01/abdde-lobi-ve-lobicilik/ Son Erişim Tarihi 07.08.2019

Anadolu Ajansı https://www.aa.com.tr/tr/dunya/abd-siyasetinin-golge-gucu-israil-lobisi-aipac/1391228 Son Erişim Tarihi 09.08.2019

British Broadcasting Corporation https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-43193343 Son Erişim Tarihi 10.08.2019

Hürriyet Haber http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/oguz-celikkol/lobiler-ve-abd-dis-politikasi-40769989 Son Erişim Tarihi 10.08.2019

Bloomberg HT  https://businessht.bloomberght.com/guncel/haber/1657764-amerikan-lobiciligi-ve-turkiyeSon Erişim Tarihi 10.08.2019

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi https://tasam.org/tr-TR/Icerik/1109/turkiyenin_kullanamadigi_stratejik_guc_lobicilik Son Erişim Tarihi 10.08.2019

Dipnotlar

[1]Bahadır Kaleağası, Lobicilik Nedir, Ne değildir?, Radikal Haber  28 Ekim 2006 https://www.radikal.com.tr/haber.php?haber=202790 E.T. 10.08.2019

[2] Bloomberg HThttps://businessht.bloomberght.com/guncel/haber/1657764-amerikan-lobiciligi-ve-turkiyeSon Erişim Tarihi 10.08.2019

[3]Tayyar Arı, Amerikada Siyasal Yapı ve Dış Politika, 2005, ss.166-169

[4] Politika Akademihttp://politikakademi.org/2013/01/abdde-lobi-ve-lobicilik/Son Erişim Tarihi 07.08.2019

[5] Müjde Ker Dinçer, Lobicilik, Alfa Yayınları, 1999

[6]ARI, A.g.e, s.152

[7]British Broadcasting Corporationhttps://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-43193343 Son Erişim Tarihi 10.08.2019

[8]A.g.e ss.156-157

[9]Meltem Sezgin, “Lobicilik Kavramı ve Yöntemleri”, İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Dergisi, C. 2, S. 12, 2002

[10] Seyfettin Aslan, Siyasal İktidarı Etkileme Yöntemlerinden Biri Olarak Lobicilik, Dumlupınar Üni. Sosyal Bilimler Dergisi, s.5, Sayı 23, 2009

[11]Hürriyet Haber http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/oguz-celikkol/lobiler-ve-abd-dis-politikasi-40769989 Son Erişim Tarihi 10.08.2019

[12]Anadolu Ajansı https://www.aa.com.tr/tr/dunya/abd-siyasetinin-golge-gucu-israil-lobisi-aipac/1391228 Son Erişim Tarihi 09.08.2019

[13]ARI, A.g.e. s.306

[14]Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi https://tasam.org/tr-TR/Icerik/1109/turkiyenin_kullanamadigi_stratejik_guc_lobicilik Son Erişim Tarihi 10.08.2019

[15]ORAN Orta Anadolu Kalkınma Ajansı, Lobicilik Raporu, 27 Kasım 2015, s. 20