Ana Sayfa / Yazılarımız / Siyaset / AMERİKA BİRLEŞİK DEVLETLERİ VE BAŞKANLIK SEÇİMİ

AMERİKA BİRLEŞİK DEVLETLERİ VE BAŞKANLIK SEÇİMİ

Amerika Birleşik Devletleri, 2. Dünya Savaşı’ndan sonra dünyada etkin bir güç olarak yer aldı. Birçok istikrarsızlıktan sonra dünya 2 kutuplu olarak kaldı ve Sovyetlerin çöküşü ile beraber artık kutup ABD’ye yöneliyordu. ABD’nin iç politikası ise bu istikrarsız ve istikrar içindeki durumları belirleyen önemli faktörlere sahipti. Bu iç politika sistemi ise başkan ve 2 meclis ile yürüyordu. ABD Başkanları tarih boyunca birçok yüksek siyaset sahnesinde dünyanın takip ettiği kişiler olmuşlardır. Meşruiyetleri halktan geldiği için kolay kolay destek kaybetmiyorlardı. (Bkz Monica Lewinsky Skandalı). İstifa eden tek başkan Richard Nixon oldu bilindiği üzere.

Obama’nın ardından iktidar açlığı olan Cumhuriyetçiler 2016 seçimlerine ciddi bir şekilde rakip olmak istiyorlar. Demokrat Parti’nin 2 dönemdir süregelen zaferi Cumhuriyetçi Parti’ye göre daha ”Barışçıl” olmuştur. Cumhuriyetçi Parti adaylarının ise güçlü olduğu söylenebilir. Jeb Bush ve Donald j. Trump. Bizim bu metinde yöneleceğimiz asıl isim anketlerin kazananı Donald J. Trump.

Donald J. Trump bir konuşmasında ”Ben gerçekten zenginim.” diyen bir cumhuriyetçii aday bilindiği üzere kendisi aşırı zengin. Donald Trump her konuşması için bile 1 milyona yakın para harcıyor. Demokratlara karşı finans olarak büyük bir rakip. Obama’nın biten görev süresiyle ABD seçime gidiyor. ”Governance” (Yönetişim) denen olay günümüz siyasi hayatında ciddi bir etki olmaktadır. Siyasi olan günümüzde sadece kamu ve bürokratlarla kalmayıp ilerleyen süreçlerde özel sektör girişiminin de etkisinde kalmaktadır. Bu girişimler belli bir siyasi  ideolojik düşünce desteği ile kendi aralarındaki politika birliği ve lobi girişimleri olarak anılabilir ve daha da çoğaltılabilir. Donald Trump’ı bu çerçevede değerlendirirsek, Trump ”Yönetişim” sıfatına sahip bir cumhuriyetçi adaydır. Aynı zamanda cumhuriyetçiler ve  demokratlar arası net çizgileri tarih boyunca gördük. Cumhuriyetçiler dünyada meydana gelen çatışmaları askeri bir teori ve zafer etrafında yönetmekte buna karşın Demokrat kesim ise askeri zaferlere oranla diplomatik kısma da ağırlık vermektedir. Obama’nın 1. ve 2. dönem dış politikalarında ”Barış” için bir siyaset izlenmeye çalışılmıştır. Tabi burda barış ve rant kelimelerini eş anlamda kullanmakta mümkün. Ulusal çıkarlan okyanuslar ötesine ulaştığı bir barıştan söz etmek yerinde olsa gerek. Cumhuriyetçilerin eski Amerikan Rüyası’na dönüş vaatleri de halk nezdinde karşılık buluyor. Donald Trump ABD’nin son yıllarda bir zaferi olmadığını söylüyor. Zaferden kastı ise askeri zafer olması gerek. Trump’ın hırsı ise cumhuriyetçiler arası lider seçiminde onu ilk sıralara atıyor. Aslında sadece hırsı değil Jeb Bush’u her ankette geçen Trump cumhuriyetçilerin adayı olacağa benziyor. Trump’a sormak istedim  bir soru ise Rusya’ya karşılık Asya ve Ukrayna politikaları ne üzerinden şekillenecek çatışma mı uzlaşma mı empoze mi ? Trump Iowa ve New Hampshire anketlerinde önde gidiyordu. Bu şehirlerde önde olan genellikle başarıya ulaşan isim oluyor.

Demokratların adayı Hillary Clinton ve muhtemel adayı Joe Biden

Hillary Clinton’un en büyük rakibi Joe Biden biraz saklı rakip çünkü daha aday olmadı. Kamuoyunun büyük bir bölümü Biden’ı destekliyor. Özellikle Clinton’ın elinde bulunan desteği tutma çabası bunu bariz bir biçimde gösterir nitelikte.  Obama’yı destekleyen Long Island’lı iş adamı George Tsunis Hillary Clinton’ı destekleyecek fakat başkan yardımcısı aday olsaydı onu desteklerdim dedi. Jon Cooper ise Biden’ın bir gecede ulusal bağışı toplayacak nitelikte bir altyapıya sahip olduğunu söyledi.  Çekinilen nokta ise Clinton’ın destekçilerinin olası bir Biden adaylığı sonrası bağışlarını Biden’a doğru yöneltmesi.

Bir diğer husus ise Demokrat Parti ideolojisinin Clinton veya Biden’da nasıl bir role bürüneceğidir. Burada akıldaki sorulara cevap vermekten çok biraz soru sormak istiyorum.

– Biden, Obama’ya benzer bir yaklaşım mı sergileyecek ?

– Clinton Obama’nın aksine Asya ve Ortadoğu politikalarına devam mı edecek yoksa Pasifik yönelimi olacak mı ? (Trump’ta olması muhtemel.)

– Demokrat Parti’nin liderliği için Clinton gerçekten doğru aday mı rakibinin başkan yardımcısı olma ihtimali onu ciddi bir karamsarlığa iter mi ?

– Biden Orta Doğu’da ne gibi bir politika seçer ”Saldırı mı” ”Diplomasi mi” ?

– Clinton ve Biden Suriye’ye müdahale eder mi ?

-Clinton Rusya’nın alt tarafları hakkında ne gibi bir süreç izleyecek ?

– Dış ilişkilerde AB üzerindeki hegemonya ne şekil alacak ?

Soruları elbette çoğaltmak mümkün, yazının amacı da ayrıntılı bilgi vermekten ziyade çekişmeleri, odaklanılan noktaları her iki parti içinde ele almaktı.  Geniş bir resimde görünen bir tabloda sunmaktı asıl istenen.

Demokratların ve Cumhuriyetçilerin hem kendi aralarındaki aday çekişmesi hem de seçimin kendisi bir hayli zor geçecek. Demokrat adayların uygulayacakları politikaların ters olacağını düşünüyorum. Bu yarışta kendi ifadesiyle ”Gerçekten zengin” iş adamı Trump’ı not düşmek lazım. İki parti de büyük koz kullandı. Trump aday olursa Ortadoğu-Pasifik, Asya-Avrupa olur herhalde.

ABD 2016 seçimlerinde adayların ne vaat ettiklerinin yanında aynı zamanda adayların kişilik özelliklerini de seçecek ve dikkat edecekler. Kişilik ile kastım hırs, zafer arzusu, askeri ve diplomatik seçimler, uzlaşmaya yatkınlık gibi terimler. Siyasi kişilik özellikleri seçecek olan Amerikan Halkı ABD’nin geleceğine bu seçimde hiç vermekleri kadar önemli bir şekil verecekler.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir