Size daha iyi hizmet verebilmek adına sitemizde çerezler bulundurmaktayız. Gizlilik Politikamızı öğrenmek için tıklayınız. Ayrıca kişisel verilerin koruması kanunu kapsamında TESAD ile iletişime geçen her birey, iletişim verilerinin paylaşılmasını ve ilgili TESAD birimlerince kullanılmasını kabul beyan ve taahhüt eder.
Agora
Netflix'ten alınmıştır.

‘AGORA’: İnsanlığın Evrendeki Yeri

Künye

Filmin Adı: Agora

Tür: Tarih, Macera, Dram

Yönetmen: Alejandro Amenabar

Yapım Yılı: 2009

Ülke: İspanya

Oyuncular: Rachel Weisz (Hypatia), Max Minghella (Davus), Oscar Isaac (Orestes), Rupert Evans (Synesius), Michael Lonsdale (Theon), Ashraf Barham (Ammonius), Sami Samir (Cyril), Richard Durden (Olympius).

 

Giriş

Yüzyıllardır süregelen, aynı konular etrafında oluşan birçok farklı sorun olmuştur. Bu sorunların, her devlet için farklı nedenlerden dolayı saptanan farklı sonuçları olduğu söylense de, aslında hepsinin altında yatan nedenlerin ve kavramların aynı olduğu görülür. Agora filminde gerçek bir olay, o dönemde yaşanmış olan koşullar doğrultusunda aktarılıyor. Adaletsizlikler, din çatışmaları, bilimselliğe ve felsefeye bakış, kadınların toplumdaki yeri gibi temel sorunlar filmde kavramsal olarak altyapıyı oluşturmaktadır. Bunlar her ne kadar Roma İmparatorluğu döneminde yaşanmış olsa da, tarihsel olarak bakıldığında sürdürülmüş ve hala mevcuttur. Dolayısıyla, günümüzdeki sorunlar, sadece neden olunan birçok durumun sonuçlarıdır ve sorunlara kesin çözümler getirilmek isteniyorsa, nedenlerin oluşturduğu sonuçlar üzerinden değil de nedenlerin kavramsallığı ve tarihselliği üzerinden gidilmelidir. Agora da bizlere bu kavramları sunan bir film olarak kabul edilebilir.

Filmin Konusu

Eserin geçtiği yer M.S. 4. Yüzyılda Roma İmparatorluğu egemenliğindeki Mısır’ın İskenderiye şehridir. Film, matematikçi, filozof ve astronom olarak adını tarihe yazdırmış olan Hypatia  etrafında şekillenir. Hypatia, bu alanlar üzerine dersler vermektedir. İskenderiye’nin en büyük özelliklerinden birisi de İskenderiye Kütüphanesine sahip olmasıdır ve burası kültürü simgelerken, aynı zamanda dini de simgeler. İskenderiye’de paganlar ve Hıristiyanlar arasındaki çekişme gittikçe artmaktadır ve Hıristiyanlar güç kazanmaya hızla devam etmektedir. Theon, Hıristiyanların artan gücüne ve tepkilerine sert bir karşılık vermeyi kabul eder ve paganlar Hıristiyanlara saldırır ancak Hıristiyanların lehine sonuçlanır. Bu olay sonunda, paganların İskenderiye Kütüphanesi’ni boşaltması ve kütüphaneye Hıristiyanların girme hakkı duyrulur. Kütüphaneye akın eden Hıristiyanlar, kütüphanedeki her bir köşeyi yağmalayıp, bütün eserleri yakarlar. Daha sonra İskenderiye’de Hıristiyan ve Yahudilerin ibadetine izin verilir fakat paganların kurban kesmesi, pagan simgelerine ibadet, pagan tapınaklarının ziyaretine artık izin yoktur. Çok sayıda pagan, Hıristiyan olur ve devlette önemli mevkilere gelir; bunların arasında İskenderiye valisi olan Hypatia’nın eski öğrencisi Orestes da vardır. Bütün bunlar çatışmaları durdurmaz, bu sefer, Hıristiyanlar Yahudilere aynı baskıyı ve yağmalamayı uygulamaya başlarlar. Hypatia, Orestes sayesinde bilimsel araştırmalarına devam edebilmektedir ve ara sıra meclise barışçıl fikirlerini getirmektedir. Diğer yandan, Hıristiyanlığın yayılmasından güç alan Cyril, kutsal kitabın kadınlar üzerine yazıldığı kısmını okuyarak Hypatia’nın cadı olduğunu ve kutsal kitabın önünde diz çökülmesini emreder, fakat Orestes, Hypatia’ya ihanet etmemek için diz çökmez. Bunun sonucunda İsa’yı reddettiği düşüncesi doğrultusunda halk tarafından büyük bir tepki alır ve linç girişimine uğrar. Orestes, Hypatia’yı koruması altına almak için Hıristiyanlığa geçmesini ister ama Hypatia reddeder ve eski öğrencisi Synesius’a “Sen neye inandığını sorgulamıyorsun. Ben sorgulamalıyım.” diyerek orayı terk eder. Ardından Hıristiyanlar, Hypatia’yı yakalar ve taşlayıp, bedenini parçalarlar, fakat öncesinde, Hypatia’ya aşık olan eski kölesi Davus, acı çekmemesi için Hypatia’yı nefessiz bırakmıştır.

Analiz

Film, direkt olarak Roma İmparatorluğu’nun tanıtımındansa, evreni sorgulatan bir biçimde başlıyor. “Sizce kaç aptal kendi kendine yıldızlar gökyüzünden neden düşmez diye sormuştur? Ama bilgelikle eğitilen sizler yıldızların ne yukarı ne de aşağı hareket etmediğini biliyorsunuz. Yıldızlar hareketlerini sadece doğudan-batıya şimdiye kadar kavradığımız en mükemmel rota üzerinde dairesel yapar. Daireler gökyüzünde hüküm sürdüğü için, yıldızlar hiç düşmedi, hiçbir zaman da düşmeyecek. Peki, burada Dünya’da ne olur? Burada isimler düşer. Hareketleri de dairesel değil doğrusaldır.” Bu cümleler Hypatia tarafından söylenir ve devamında öğrencilerine astronomi, felsefe, matematik dersleri verdiği sahneler belirir.

agora
Kaynak: Ancient Origins

Bu başlangıç bile o dönem hakkında birçok ipucu vermektedir. Örneğin, her devletin sahip olduğu güç, toprak, din hırsları yerine daha çok estetik, bilimsellik, mantık, akıl baş göstermiştir; özellikle de bir kadın tarafından. Hypatia bu sözleri dile getirebildiğine göre, evrensel olarak her türlü sorgulamayı korkusuzca yapabilmektedir. Her ne kadar Hıristiyan ve pagan ayrımı arasındaki çekişme fazla olsa da, Hypatia’nın öğrencileri arasında Hıristiyan olanlar da pagan olanlar da vardır, fakat Hypatia’nın önemsediği tek şey vardır: eşitlik. Bunu iki öğrencisinin dersteki tartışmalarından araya girerek belirtmesiyle anlayabiliriz.

  • Synesius, Öklid’in ilk kuralı nedir?
  • Eğer iki şey üçüncüye eşitse, hepsi birbirine eşittir.
  • Her ikiniz de bana benzemiyorsunuz değil mi?
  • Evet.
  • Bizi birleştiren şeyler ayıranlardan daha fazla. Sokaklarda ne olursa olsun bizler kardeşiz.

Eşitliği, insanlığı bilimsel doğrularla açıklayan Hypatia, idealistliğini, bilim sevgisini, barışçıllığını, hümanistliğini gösterir. Ne Orestes tanrıyı sorguladığı için Synesius’tan üstündür, ne de Synesius Hıristiyanlığı savunduğu için Orestes’tan.

Olaylar incelenirken, geçtiği ortam ve arka planına bakmaktan kaçınılmamalıdır. Film, M.S. 4. Yüzyılda İskenderiye’de geçmektedir. Bu dönemde Roma İmparatorluğunda çöküş başlamıştı ve Dünya’nın Yedi Harikasından biri olarak görülen Mısır, en büyük kütüphanesiyle parlamaya devam etmekteydi. Bu kütüphane birçok kültürü, dini barındırıyordu.

iskenderiye kütüphanesi
Kaynak: Listelist İskenderiye Kütüphanesi

Mısır, Helenistik döneme denk gelir. Helenistik dönem, Yunan kültürünün Akdeniz ve Hindistan boyunca tanıtılması ve kabul edilmesidir. Pek çok sanatsal, kültürel, bilimsel çalışmalar gerçekleşmiştir ve özellikle estetiğe çok önem verilmiştir. Genel olarak Paganizm’in hakim olduğu bölgede, yaşayan ve var olan her şeyin bir ruhu olduğuna ve her birinin kutsal olduğuna inanılır[1]. Herhangi bir kutsal kitapları, metodları yoktur, sadece doğayla uyumlu yaşamak esastır. Tıpkı Hıristiyanlar tarafından yağmalanmadan önceki İskenderiye gibi. Bu inanışı/bakışı Orestes’ın Hypatia’ya olan aşkında ve aldığı tepkide görebiliriz. Orestes, Hypatia’ya aşkını ilan eder fakat Hypatia, kendisinden daha güzel olan bir şeye aşık olmasını ister. Bu kast ettiği güzel ‘şey’ ise müziktir. Bütün halkın önünde tiyatro perdesi değiştirilirken, Orestes çıkıp, öğrendiği müzik aletini Hypatia’nın karşısında çalar ve kendisiyle evlenmesini bekler. Hypatia’nın babası Theon, kızının bilimle ve felsefeyle uğraşmasından çok memnundur ve Orestes’la evlenmeyi kabul etmeyeceğinden emin gibi konuşur. “Hypatia bir erkeğe bağlı kalacak ve öğretme özgürlüğü olmayacak ya da düşündüklerini söyleyemecek, öyle mi? Tanıdığım en parlak filozof, bilimle uğraşmayı bırakacak. Bu onun için ölüm olur.” Aslında Theon’un cümlelerinden sadece kızının evliliği üzerine düşünceleri değil, kadınlara verilen değer ve evliliğin toplumda o kadar da önemli bir mertebeye gelmediği anlaşılır. Ta ki, Theon’un Hıristiyanlara saldırılmasını onaylayana dek.

Dönemin anlayışını yansıtan en önemli karakterlerden biri de köle Davus’tır. Davus da Hypatia’ya aşıktır fakat köle olduğu halde onun derslerinden birçok şey öğrenmiştir. Buna göre, köleler, Antik dönemde eğitim alabilirken, felsefi yaşam sadece elit sınıf için geçerliydi.[2] Sonraki dönemlerle karşılaştırdığımızda, kölelik kavramının ve kölenin toplumdaki yerinin birçok açıdan farklı olduğu görülür. Özellikle filmde köle olan Davus’ın yapmış olduğu “Ptolemaic sistem”[3] maketini Hypatia fark edip, öğrencileri karşısında sunması, asıl olanın “statü” değil de “bilim ve akıl” olduğunu net bir şekilde belli etmiştir.

Filmin ikinci yarısı da diyebileceğimiz, paganların ve Hıristiyanların savaşından sonra İskenderiye Kütüphanesi’ne Hıristiyanların girişi ve Paganların orayı terk etmek zorunda kalmaları, dönemde birçok değişimi beraberinde getirmiştir. Değişimin asıl nedeni, Hıristiyanlığı yayma amacı güden İskenderiye Patrikhanesinin başındaki Cyril adlı papazdı. “Parabolani” adı altında din fedailerini etkisi altına alıp, Yahudileri katletmeleri için onları yüreklendirmekteydi fakat amaç sözde zayıf ve yoksullara yardım etmekti.[4] Tarihteki bu kırılma noktası, Roma’nın domine ettiği antik dünyanın Hıristiyan orta çağlara doğru dönüşünü temsil eder. Bu dönüşümle birlikte kültürel, bilimsel, sistemsel değişimler ortaya çıkmıştır.

Kütüphane yağmalanıp, güç Hıristiyanlara geçtikten sonra Orestes da dahil çoğu paganın Hıristiyan olması sorgulanması gereken konulardan biridir. Yıllarca Hypatia’nın bilimsel, felsefi eğitimi altında olan, sorgulamak ve araştırmak için can atan binlerce insan nasıl oluyor da dogmatik bir inanç altına girebiliyor? Görüşümce, yaşamlarını refah bir şekilde sürdürebilmeleri için başka şansları yoktu, yani; bizzat inandıklarından veya sorgulamayı bıraktıklarından değil. Synesius’un Orestes’a yönelttiği soruda bunu saptayabiliriz. “Gerçek bir Hıristiyan mısın? Yoksa, çoğunluğun yaptığı gibi siyasette başarılı olmak için mi dinini değiştirdin?” Bu sorunun akıllara gelmesi bile, cevabı direkt olarak “çoğunluğun yaptığı gibi siyasette başarılı olmak için dinini değiştirdiği” sonucundadır. Soruyu düşünmeyip, başka bir yönden bakıp böyle olduğunu kanıtlayacak olursak, Cyril’in mecliste kadınlar hakkında yaptığı konuşması karşısında Orestes’ın diz çökmediğinden çok kolaylıkla sonuç çıkarabiliriz. Hypatia öğretime ve araştırmalarına devam ediyordu fakat Cyril, onun Orestes’ı etkilediğinin farkındaydı. Dolayısıyla, kutsal kitapta yazanları okuduğu bir meclis buluşmasında kadınların nasıl giyinmesi, itaat etmesi gerektiği konusunda konuşma yaptı ve herkes kutsal kitap karşısında diz çökerken Orestes dahil olmadı. Kadının toplumdaki yerinin dini inançlar ile evrilmeye başladığını görürüz, fakat Orestes bize bu evrim karşısında diz çökmeyi değil de nasıl dimdik ayakta durulabileceğini de göstermiş olur.

Orestes’ın takdire şayan dik duruşunu, Hypatia’yı Hıristiyanlığa geçmesi için ikna etme çabası takip eder. Aslında, Orestes’ın buradaki amacı, Hypatia’yı koruması altına alarak, ona zarar gelmesini engellemektir. Bu ikna etme çabasına karşı Hypatia’nın tepkisini tahmin etmek zor olmayacaktır. Kendi hayat kesitinden bir söylemini belirterek, sizin tahmininize bırakıyorum. “Bütün dogmatik dinler yanlışlarla doludur ve kendine saygısı olan bir kimse tarafından son gerçek olarak kabul edilmemelidir. Düşünme hakkını hep kullanmalısın, çünkü yanlış düşünmek hiç düşünmemekten yeğdir.” [5]

Filmin son kısmında -Hypatia’nın cadı ilan edildiği kısım- Hypatia, başı dik bir şekilde Hıristiyanların avına düşer, fakat taşlanırken acı çekmemesi için yardımına Davus yetişir. Davus hakkında yerinde olabilecek en uygun açıklama, “kendisine yabancılaşması”dır. Zaten başından beri köle olan Davus, verdiği emeklerini benimseyememiş ve daha sonra kendini kanıtlayabilmek adına Hıristiyanlardan etkilenip onların saflarına geçmişti. Buna rağmen, Hypatia’ya yardım etmesiyle kendi benliğinin doğruluğuna hala ulaşamadığını göstermiş olur.

Sonuç

Agora, sıradan bir savaş filmi olmak yerine tarih ve düşüncelerin drama haline getirilmiş bir yapıtıdır. Bu yapıtta, Batı uygarlığının karanlık döneme doğru yönelişinin izlerini görürüz. Atina ve İskenderiye, entelektüel düşünme ve sorgulama üzerine önemli bölgelerdi. Fakat İmparator Justinian’ın Atina’daki Plato Akademisini kapatması, Hıristiyanlığın Yunan bilimselliğine ve erdemliğine karşı kazandığı zaferi gösterirken, İskenderiye Kütüphanesi’nin yağmalanması da aynı role sahiptir. Agora Batı’da, dinin, felsefenin, bilimin aynı kültür ve dil altında konuşulduğu son bölgedir. Kültürel, sosyal, dini merkez olan İskenderiye’nin tahribatını takiben kırılma yaşandıktan sonra Hıristiyanlık, Roma İmparatorluğu’nun resmi dini olmuştur.

Tarihselin dışında çıkarabileceğimiz sonuçta ise filmdeki karakterleri göz önünde bulundurmamız neredeyse yeterli olabilecektir. Başta kendini neo-Platonist olarak tanımlayan Hypatia’nın, hayatı ve inançları sorgulamadan geçiremediği hayatı ve babası tarafından desteklenip tüm halk tarafından saygı duyulması dönemin kadına bakışını temsil eder. Mimari yapıları, tiyatro gösterileri, müziğe verdikleri önem, kütüphanelerindeki çeşitli kitaplar Roma İmparatorluğu’nun Hıristiyanlık öncesindeki estetikliği, rasyonelliği ve entelektüelliğini gösterirken Pagan inancının da etkileri görülebilir. Ayrıca farklı dini görüşe sahip olan insanlar olduğu halde karşılıklı eşitlik görüşü saptanır. Takip eden Hıristiyanlık egemenliğinden sonra bütün bunların yağmalanması fakat dik durmaya çalışan birçok pagan fikirlerin ve benliğin nasıl savunulması gerektiğini gösterirken, birçoğunun Hıristiyanlığa geçişinde siyasetin ve baskının neden olduğu görülür. Devamında ise değişen eşitlik – eşitsizlik, fikir özgürlüğü – fikir sansürü, kadının toplumdaki yeri – kadının toplumdan dışlanması şeklinde bir dönüşüm olur.

Son olarak, eğer günümüzde boy gösteren binlerce sorunu çözüme kavuşturup bir daha gündeme gelmelerini istemiyorsak, sonuçlar üzerinden değil de o sorunları oluşturan ana sebepler üzerinden gidilmelidir. Örneğin, kadınların bilimdeki yerleri erkeklere oranla düşük olması tartışılacak olursa, tarihsel sentezle geriye yönelip, kadının katılımını etkileyebilecek bir durumun oluşup oluşmadığı araştırılmalıdır. Buna kanıt olarak: 17. yy’da gök bilimci Johannes Kepler, gezegenlerin hareket ettiği eğrilerden birini, elipsi tanımlamıştır. Oysa, ’elips’ şekli çoktan Hypatia tarafından bulunmuştu, fakat onun öncesinde Kepler’in öne sürülmesi, kırılmaların sonuçlarından biri olarak görülebilir. Aksi halde, amaç, sonuçları kökünden çözmek değil de siyasi güç kazanmak ise, kırılmalar veya nedenler üzerinden tarihsel bir bakış değil de dogmatik inançlar etrafında sansür ve baskı yapılarak bireyleri yabancılaştırmaya ‘alıştırmak’ kendi karanlık sonlarında boğulmaları demektir.

 


Kaynaklar

Cheshire, Godfrey, “Cheshire on Film: Christians and Pagans Clash in Lavish New Film”, Metro Magazine, 2010

Çağlar, Sibel, “Zamanın Çok Ötesinde Bir Kadın: Hypatia”, Dünyalılar, 2014.

McCarthy, Todd, “Cannes Reviews: Agora”, Variety, May 25-31 2009.

“What is Paganism?”, Pagan Federation International, https://www.paganfederation.org/what-is-paganism/, 01.03.2020.

Dipnotlar

[1] “What is Paganism?”, Pagan Federation International, https://www.paganfederation.org/what-is-paganism/

[2] Goldfrey Cheshire, Christians and Pagans Clash in Lavish New Film, Metro Magazine, 2010, s. 16

[3] Dünyanın, evrenin sabit merkezinde olduğu ve gezegenlerin elips olarak hareket ettiği teorisi.

[4] Cannes Reviews, Agora (Spain), Variety, May 25-31 2009, s. 16

[5] Sibel Çağlar, Zamanın Çok Ötesinde Bir Kadın: Hypatia, Dünyalılar, 2014.