Afrika

Afrika’da Koronavirüs: “Resesyon, 2008 Krizi’nden Daha Şiddetli Olacak”

Koronavirüs kaynaklı küresel sağlık krizi, büyük ekonomik sonuçlarıyla beraber gidiyor. Afrika, petrole benzer şekilde ham madde ihracatının düşüşüyle beraber zamanında teğet geçtiği 2008 krizine benzer şekilde bir resesyonla karşılaşabilir. France 24, konu hakkında Fransız kökenli Beninli ekonomist Lionel Zinsou ile konuştu.

Çin ve Avrupa sonrası Afrika, koronavirüs pandemisiyle boğuşma sırasında. Kıtada 37 kişinin öldüğü 1.134 vaka tespit edildi. Ülkeler, sınırların kapatılmasından tüm ülkenin tecrit altına alınmasına kadar bir dizi tedbir aldı ve hükümetler, virüsün ekonomi üzerindeki etkisinden korkuyor.

Ekonomik Kalkınma ve İş birliği Örgütü Genel Sekreteri Angel Gurría, 21 Mart’ta yaptığı açıklamada “pandemi krizine ‘uluslararası seviyede’ koordineli bir ekonomik çabayla karşılık verilmesi gerektiğini” söyledi.

2 Mart’ta yayınlanan bir raporda örgüt, “dünya GSYH büyümesinin, zaten 2019’da %2,4 gibi kötü bir oranda kaydedilmesinden dolayı 2020’de %2,4’e düşebileceğini ve aynı şekilde 2020’nin ilk çeyreğinde negatif olabileceğini” yazdı.

Birleşmiş Milletler Afrika Ekonomik Komisyonu Yürütme Sekreteri Vera Songwe, 17 Mart’ta Le Monde gazetesinde yayınlanan röportajında “kıtadaki ekonomik büyümenin, özellikle ticari ilişkilerdeki kesintilerden dolayı 2020’de %3,2 yerine %1,8’e düşebileceğini” doğruladı.

France 24’ün röportaj yaptığı Southbridge Ticaret Bankası Başkanı Fransız kökenli Beninli ekonomist Lionel Zinsou, Afrika’nın çok şiddetli olabilecek resesyondan, 2008 krizinden kaçabildiği gibi kaçamayacağını tahmin ediyor.

France 24: Covid-19’un kıtadaki ekonomik etkileri neler?

Zinsou: Afrika için en güçlü makroekonomik etki, hammadde ihracatının düşüşü olacaktır. Afrika ülkeleri, bu hammadde ihracatına çok önemli bir şekilde bağlı. Mesela petrol, on beş kadar ülkenin GSYH’si için büyük bir kısmı temsil ediyor.

Varil fiyatının 22 ila 30 dolar arasında dalgalandığı ve bunun etkilerinin bakır, demir ve boksit üzerinde çok güçlü olduğu bir zamanda, haliyle elinizde çok sayıda ülkeyi etkileyebilecek bir kriz var demektir. Kriz, yiyecek ve elektrik güvencesini sağlama noktasında çok önemli bütçe ve ihraç kapasitesi problemleri yaratacaktır.

Mesela Nijerya’da hidrokarbon, GSYH’nin %20’sini, ama aynı zamanda finansal harcamaların ve döviz kaynaklarının, sonuç olarak ihracatın, %90’ını teşkil ediyor. 26 dolar fiyatlık varilde ülke çok fazla dövize sahip olamaz. Ama aynı zamanda Demokratik Kongo Cumhuriyeti, Angola ve Cezayir örnekleri de var. Birincil pazarları resesyonda olduğu halde hammadde ihracatına en az bağımlı ülke ekonomileri refah halde kalamaz. Bundan dolayı tüm Afrika bu krizden etkilenecektir.

Deniz ve hava limanlarının hareketleri sınırlı halde. Kıta, öncelikli müşterileri olan Çinli ve Avrupalıların taleplerinin yavaşlamasından etkilendi. Dolayısıyla kıtada pandeminin makroekonomik etkilerinden kaçabilecek bir ülke yok. Resesyon, kıtanın hiç etkilenmediği 2008 krizinin etkilerinden çok daha büyük olacak.

F: En çok etkilenen sektörler hangileri?

Z: Hızlı tüketim ürünleri ve tarımsal üretim, krize biraz daha dayanacaktır çünkü hane halkları ve nüfus, beslenmeye ve öncelikli ihtiyaçlarını almaya devam edecektir.

Sağlık ve telekomünikasyon sektörleri çok fazla talep edilecektir. Modern işletmelerde evden çalışmaya başlayacağız. Çok fazla yeni bilgiyi değiş tokuş edeceğiz. Telekomünikasyon sektöründeki trafik hacmi çok önemli olacaktır.

Buna karşın lojistik sektörü limanlarda ve havayolu taşımacılığında en fazla etkilenen sektör haline gelecektir. Turizm sektörü tamamen altüst olacaktır. Ulusal, bölgesel veya uluslararası ne ticari ne de eğlence turizmi kalacaktır. Pazarlarımızda, Afrika’daki yerel lokantalarımızda ya da saraylarımızdaki geleneksel otelcilik ve lokantacılık gibi işler çok güçlü bir şekilde etkilenecektir. Bu aktivitelerin, ulusal üretimin %10’unu oluşturduğu ülkeler var. Mesela Yeşil Burun Adaları, Mağrip ülkeleri, Güney Afrika Cumhuriyeti ve Doğu Afrika Ülkeleri.

F: Afrika ekonomik şokları nasıl azaltabilir?

Z: Biz halihazırda merkez bankalarının ve hükümetlerin hamlelerine yardımcı oluyoruz. Çok erkenden bir mekanizma kuran, böylece ülkedeki üretim sistemi ve işletmelerin çökmediği, Merkez Bankası, Ruanda Merkez Bankası. Fas Merkez Bankası da çok aktif.

Pazar sabahı Batı Afrika Devletleri Merkez Bankası, bankalara ek finansal destek için 1.400 milyarlık Batı Afrika frangı (CFA) planını duyurarak hatırı sayılır bir hamle yaptı.

Bu teşvikler, hükümetlerin bütçe kazançlarının aniden azaldığı bir zamanda acil ekipman ihtiyaçları konusunda gereken şeyleri karşılamalarını sağlayacaktır.

Bunlar, aynı zamanda işletmelerin talep ve ihracattan gelen cirolarını kaybettikleri yerde kendilerine bir para akışı sağlayacak. Bu, devletlerin ve sistemin uzun bir nefes çabası halinde olacaktır ama benim görüşüme göre, Afrikalı işletmelerin eski işleyişine geri dönmesi 2021 yılını bulacak. Uluslararası Para Fonu ve kalkınma ortaklarının bizi bütçe açığı prangasından kurtarması çok büyük bir önem arz ediyor.

F: Nüfusun çoğunluğunun kayıt dışı sektörde çalıştığı göz önüne alınırsa tam tecritin sosyal maliyeti ne olabilir?

Z: Ülkelerimizde olağanüstü bir dayanışma çabasına ihtiyacımız var. Kurumsal ve sosyal dayanışma mekanizmamız olmadığı için ailevi ve komünyal bağlara dayanmamız gerekiyor. İşte bu yüzden önlemleri hızlıca almalıyız.

Tecritin çok büyük bir riski var. Birçok kişinin çalışmasını, buluşmasını, camiye ya da kiliseye gitmesini engeller. Ama bu tecrit ne kadar erkenden konursa, o kadar etkili olur. Bizim, önlemleri almak için olağanüstü hâl ilanını bekleme gibi bir eğilimimiz var. Fas ya da Ruanda gibi ülkeler son derece erkenden önlemlerini aldı.

Afrika’da şu anda “sosyal mesafeden” başka bir araç yok. Bu, son derece zararlı bir önleme benziyor ama gerçekte can kurtaran hamle. Sosyal mesafe önlemi erkenden alındığı zaman pandemiye çok kolay bir şekilde set çekebiliriz. Bana göre Afrika, sağlık önlemleri ve ekonomik önlemler aracılığıyla şu anda krize karşı çok hızlı yarışıyor. Seçme ihtimalimiz yok, öyle ki sağlık ve işletme sistemleri kırılgan. Bunlar, her ülkeyi virüse karşı milli birliğe ihtiyaç duyacak hale getirecektir. Dayanışma, krize karşı çarenin bir parçasını oluşturacaktır.

Muhabir: Hermann Boko

Kaynak: France 24