Size daha iyi hizmet verebilmek adına sitemizde çerezler bulundurmaktayız. Gizlilik Politikamızı öğrenmek için tıklayınız. Ayrıca kişisel verilerin koruması kanunu kapsamında TESAD ile iletişime geçen her birey, iletişim verilerinin paylaşılmasını ve ilgili TESAD birimlerince kullanılmasını kabul beyan ve taahhüt eder.
taliban
Afganistan eski devlet başkanı Hamid Karzai-sağdan ikinci- Çarşamba günü Moskova’daydı. (Pavel Golovkin/AP)

Afganistan’da Bir Kadın Politikacı Olarak Taliban ile Müzakereleri Destekliyorum

Zakia Wardek-WashingtonPost-06.02.2019

Zakia Wardak, geçen yılki seçimlerde parlamento için kampanya yürütmüş Afgan bir iş kadını.

Taliban ve ABD, Afganistan’ın geleceği üzerine pazarlık yapıyorlar. Muhtemel ki bir kadın olarak, benden bunun yanlış olduğunu söylememi bekliyorsunuz.  Ancak nihayetinde, gerçekten “Afganistan’a ait” barış sürecinin kapılarını aralayacaksa, bu görüşmeler olumlu bir gelişmedir. Ne demek istediğimi izah edeyim.

Geçtiğimiz 40 yıl boyunca, bırakınız kadınları tüm Afganistan halkı için hiçbir dönem tamamen güvenli olmadı. 1989’da Birleşik Devletler için ülkemden ayrıldıktan sonra, 2008’de temelli geri dönene dek vatanımı zaman zaman ziyaret ediyordum. İç savaş yıllarında ziyaret ettim, Taliban yönetimi olan yıllarda da ziyaret ettim ve 140.000 yabancı askeri destekle Afganların özgürlüğü tattıkları 2002’de başlayan Hamid Karzai döneminde de ziyaret ettim. Ama daha yakın bir zamandan konuşacak olduğumda ise şiddet geri dönmüş ve hayat yine güvensiz hale gelmiş.

İnsanlar bu şekilde yaşamak zorunda bırakılmamalıdır. Cumhurbaşkanı Eşref Ghani, geçtiğimiz günlerde şok edici bir rakam açıklayarak göreve başladığı 2014 yılından bu yana 45.000 asker kaybettiğimizi belirtti. Birleşmiş Milletler, 2014’ten Ağustos 2018’e kadar 30.000’den fazla sivil kayıp verdiğimizi söylüyor. Aynı dönemde Taliban saflarındaki kaç Afgan’ın öldüğü konusunda ise kesin bir rakamımız yok. Ancak bildiğimiz şey var ki onlar da hayatlarını kaybetmemesi gereken Afgan vatandaşıydı.

Geçtiğimiz Haziran ayında, Taliban ve hükümet, İslami Ramazan Bayramı tatili süresince ateşkes yapmak üzere anlaştılar. Taliban üyeleri de büyük şehirlerdeki bayramlaşma merasimleri için diğer Afganlara katılırken, çatışmalar iki gün boyunca tamamen durmuştu. Bu da bize gösteriyor ki barış imkansız değil.

Şimdi, Usame bin Ladin’in ölmesi ve El Kaide’nin tehdit olarak büyük ölçüde ortadan kaldırılmasıyla birlikte, ABD’nin Afganistan’da kalmaya olan ilgisi azalıyor. Eğer Afgan hükümeti, 140.000 yabancı askerin yardımında olduğu o günlerde isyanı ortadan kaldıramadıysa, yalnız 14.000 olan şu andaki askeri destekle zafer şansı gerçekten çok zayıf. Afgan güvenlik güçlerinden yana şüphem yok. Ancak düşman saldırılarının tahmin edilememesi ve oldukça hızlı gelişmesi nedeniyledir ki zafer şansı gerçekten zor.

O halde, niçin Taliban’la müzakere etmeyelim? En nihayetinde onlar da Afgan. Şu gibi soruları ele alacak bir ulusal Afgan diyaloğa ihtiyacımız var: Şiddeti nasıl durdurabiliriz? Ve ne tür bir barış antlaşması Afganistan’ın hemen her yerinde büyük ölçüde kabul görecek ve istikrarı sağlamak adına devasa bir ordu ihtiyaç olmaktan çıkacak?

Elbette biliyorum ki; Taliban’ın hükümdarlık döneminde kadınlara yönelik kısıtlayıcı politikalar getirilmişti. Kadınlar yalnızca erkeklerin refakatinde evden dışarı çıkabiliyordu. Burka giymeleri zorunluydu. Afgan kadınları okul ve iş hayatından mahrum edilmişti. Zor günlerdi.

Ancak, yaklaşık dört yıl önce sahte bir küfür suçlamasıyla Kabil sokaklarında bir erkek çetenin Farkhunda Malikzada adında genç bir kadını öldürdüğünü görmek de zordu. Katillerden yalnız birkaçı hapse atıldı, diğerleri ise serbest kaldı. Acı gerçek şu ki; Afgan halkının son kırk yılda maruz kaldığı tüm bu karanlığın üstesinden gelmek zaman alacak. İlerlemenin tek yolu, ileriye doğru adım atmayı beraber denemek.

Bu yüzden ulusal çıkarlarımız adına barışın gerekli olduğunu aklımızda tutmalıyız. Zaten yeterince kan döküldü. Nasıl ilerlememiz gerektiğine dair burada üç önerim var.

Birincisi, Afganlar arasında nihayet samimi bir müzakereye başladığımızda, yalnızca başkentle sınırlandırılmış bir sürece izin vermemeliyiz. Yalnızca Taliban ile de değil, aynı zamanda birbirimizle de konuşmayı içeren gerçek bir ulusal diyaloğa ihtiyacımız var. Dahası; Afgan nüfusunun yüzde 80’inden fazlası kırsal alanlarda yaşıyor ve köylerdeki kadınların bazıları oğullarını ya da erkek kardeşlerini savaşmak için gönderdiler. Ayrıca bu kesimle de konuşmalıyız, şikayetlerini anlamalı ve kendi durumumuzu açıklamalıyız. Kolay olmayacak. Başlarda başarısız olabiliriz, ancak başarılı olana kadar devam etmeliyiz.

Çok büyük siyasi mücadeleler olacak. Kadınlar, etnik azınlıklar, zayıf kabileler, gayrimüslimler, topraksız fakirler ve diğer birçok grup hakları için mücadele edecek. Fakat herkesin sesi olmalı.

Ulusal bir diyalog başlattıktan sonra, uzlaşının mümkün olduğu ve mümkün olmadığı alanları belirlememize yardımcı olacak ortak bir anlayış oluşturabiliriz. Ancak bunu yaptıktan sonra, Taliban ile bütün bir itimat içerisinde konuşmaya başlayabiliriz. Birbirimizle konuşmaz ve bu memnuniyetsizliklerin yaşayıp büyümelerine izin verirsek, Afganistan’ı bir kez daha karıştırmak adına çeşitli aktörlerce yeni bir grubun kurulup finanse edilmeleri yalnızca bir zaman meselesidir.

İkinci tavsiyem uluslararası topluluğa yönelik: lütfen iç politikalarımıza karşı tarafsız kalın. “Afganistan’a ait” bir barış sürecinin tüm Afganları ama aynı zamanda sadece Afganları kucaklaması gerektiğini unutmayın.

Son önerim, bu gibi bir barış inisiyatifi veya diyalog için acele etmemek gerektiği. Birçok farklı çıkar ve güçlü duygular üzerinde çalışıyoruz. Dolayısıyla zamana ihtiyacımız olacak.

Hadi Konuşalım.

 


Kaynak:https://www.washingtonpost.com/opinions/2019/02/06/im-female-politician-afghanistan-im-talking-with-taliban/?utm_term=.d47f9b21bc0a