Size daha iyi hizmet verebilmek adına sitemizde çerezler bulundurmaktayız. Gizlilik Politikamızı öğrenmek için tıklayınız. Ayrıca kişisel verilerin koruması kanunu kapsamında TESAD ile iletişime geçen her birey, iletişim verilerinin paylaşılmasını ve ilgili TESAD birimlerince kullanılmasını kabul beyan ve taahhüt eder.
ırak
dnyabultenicom'dan alınmıştır.

ABD’nin Irak İşgalinin ‘Kaplumbağalar da Uçar’ Film Çerçevesinde İncelenmesi

Giriş

Etnik gruplar ve eskiden kalma gelenekler bakımından zengin kültürüyle var olan Orta Doğu, hiçbir zaman kendi içinde yaşayan, kendi dertleriyle alakadar olan bir coğrafya olamamıştır. Orta Doğu’yu Orta Asya’yla arasındaki bağlantıyı kuran en önemli sebep elinde bulundurduğu petrol kaynağı açısından zengin oluşudur. Petrol eski zamanlardan günümüze kadar, ülkeler arasında gerek uzlaşılara gerekse çatışmalara sebep olan önemli bir doğal kaynaktır. Irak sadece elinde bulundurduğu doğal kaynağıyla değil bulunduğu coğrafya içerisinde birçok farklı etnik kökeni, dini barındırması açısından da önemlidir. Bu durum doğal olarak zamanın sömürge devletlerinin öncülerinden olan İngiltere’yi, Soğuk Savaş döneminin batı bloku olan ve bulunduğu jeopolitik konum avantajının farkında olan Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) de dikkatini çekmiştir. Her iki devlet de bölgede kendilerinin güvenliğini sağlayacak, bölge içindeki olan bitenlerden kendilerini haberdar edecek devletleri, kişileri aramaya başlamışlardır. Ama bu devletlerin etkisinde kalmamaya çalışıp büyük çabalara rağmen himaye altına girmeyen bir devlet vardır. O ülke de Irak’tır.

Osmanlı Devleti’nden ayrılıp bağımsızlığını kazanan Irak da diğer devletlerin oluşturduğu olumsuz havaların ve baskıların etkisinde kalmıştır. Amacına ulaşmak için stratejik hamlelerde bulunan ama tam anlamıyla amacına ulaşamayan İngiltere bir süre sessiz kalmış kendine bir müttefikin gelmesini beklemeye başlamıştır. Irak’ı etkisi ve himayesi altına alamayan bir başka devlet de ABD’dir. ABD Irak’ta, İngiltere kadar stratejik ilerlemekten ziyade daha sert bir şekilde ilerlemeyi tercih etmiş ama o da bir sebebin ortaya çıkmasını, Irak’ın yanlış bir hamle yapmasını istemiş ve beklemiştir.[1] Bu durumdan yine her zaman olduğu gibi tamamıyla, halk ve dünyadan bir haber olan çocuklar etkilenmiştir. Bu savaş tehdidi Irak halkında o kadar kanıksanmıştır ki halk artık savaş, işgal beklemiş ve savaşa göre hayatlarını sürdürmeye devam etmişlerdir.  Savaş olgusuyla ve tehdidiyle büyüyen çocuklar, savaşı kendilerine sorumluluk bilmiş küçük yaşlarda kollarını bacaklarını kaybetmek uğruna çalışmaya başlamışlardır.

Bu yazıda da Irak genel hatlarıyla ele alınarak başlanıp, genelden özele doğru giden bir yol izlenecektir. Irak’ın jeopolitik konumundan başlayan, kültürüne uzanan ve işgale kadar giden süreç ve bu süreçteki halkın tutumu ele alınacaktır. Bu bağlamda mevcut durumu, halkın o anki yaşadıkları zorlukları aktarmada önemli bir etken olan sanata başvurulup yazı ‘Kaplumbağalar da Uçar’ filmi ekseninde ele alınacaktır.

 

1. Irak’a Genel Bakış

Irak eski medeniyetlere ev sahipliği yapmış olan Aşağı Mezopotamya bölgesinde kurulmuş bir Orta Doğu devletidir.[2] Irak’ın nüfusunun 2020 son sayımlarına göre 38 milyon olduğu, Kürt nüfusunun ise 5 milyon olduğu söylenmektedir.[3] Irak’ın nüfusunu oluşturan etnik kökenler Araplar ve Kürtler dışında Irak nüfusunun %8-9’unu Türkmenler, %3’ünü Süryaniler, Keldaniler, Nasturi ve Asuriler oluşturur.[4]  Körfez ülkeleri arasında İran ve Suudi Arabistan’dan sonra en büyük yüz ölçümüne sahip olan devlettir. Resmi dili Arapça ve Kürtçe olan bu devletin %97’si Müslümandır. Dini açıdan temelde bir farklılık olmasa da Müslüman halkın kendi arasında Sünni-Şii olarak ayrılıyor olması devletin içerisinde mezhepsel açıdan bazı farklılıkların oluşmasına ve bu farklılıkların zaman zaman sorunları beraberinde getirmesine sebep olmaktadır.  Osmanlı denetimi sonrasında 1920-1932 seneleri arasında İngiliz himayesinde kalan Irak bu durumdan fazla etkilenmemiş kendi dillerinin kökenlerinin etkilenmesine de müsaade etmemiştir. Irak’ın içerisindeki bu farklılıklara rağmen halk birlik oluşturabilmiş ve İngiliz himayesi altına girmemek için direnmiştir. İngilizler ise Irak’ta himaye kurmanın zor olacağını anlamış ama Irakta bulunan petrol rezervlerinden de vazgeçemeyecekleri için direkt himaye altına almak değil de daha stratejik şekilde hareket edip Kral Faysal üzerinden etki etmeye çalışmışlardır. 1921 yılında Irak’ın başına gelen Kral Faysal, İngiltere’nin iş birliği yapabileceği, Irak’ın mevcut durumu hakkında rahatça haber alabileceği ve ona göre şekillenip hareket edebileceği bir fırsat olmuştur. Ancak Kral Faysal’ın beklenmeyen vefatıyla Irak’ta yönetimde bir istikrarsızlık meydana gelmiştir. İngiltere’nin eline geçen fırsat böylelikle sekteye uğramıştır. İngiltere istediğine ulaşamamıştır[5]

Irak petrol rezervleri açısından dünyada ilk 5’te olan bir devlettir. Bilindiği üzere dünyada petrolün %65’e yakını Orta Doğu’dan, bu %65’in %20’si Suudi Arabistan’dan ve Suudi Arabistan’dan sonra ise en çok petrol rezervine sahip devlet olan Irak’tan çıkarılmaktadır.[6] Irak Suudi Arabistan kadar zengin, Lübnan kadar gösterişli ve Katar kadar kendi reklamını yapamayan bir devlet olsa da kendine has bir kültürü, yaşam biçimi, ritüelleri olan Orta Doğu’nun ve hatta dünyanın ilgisini hiçbir zaman kesemeyeceği bir devlettir. Sanılanın aksine giyimde toplum için belirli bir kıyafet düzenlemesi yoktur. Irak mutfağında döner fazlasıyla tüketilmektedir. Kendi bulunduğu coğrafyasıyla da önemli bir yere sahip olan baharatlar, nohut gibi baklagillerde Irak mutfağının temel ürünleridir.

 

1.1. Orta Doğu’da Irak

Irak, Orta Doğu coğrafyasının kuzeyinde bulunan nüfusuyla İran’dan sonra gelen ve bulunduğu coğrafyadaki diğer devletlere nazaran yüzölçümü açısından da büyük olan bir devlettir. Irak denildiğinde sadece Orta Doğu’da bulunan bir devletten ziyade dünyada yer etmiş sansasyonel isimler de akıllara gelmektedir. Kral Faysal, Irak’taki tek adam rejimini getiren kişi Saddam Hüseyin ve 1958 Darbesi sonrasında yükselişe geçen Baas Partisi olmuştur.[7] Bu sansasyonel isimlerin çıkmasında sadece Irak’ın rolü yoktur. Öncelikle İngiltere’nin Irak’a olan ilgisi Osmanlı döneminde Irak Valisi olan Büyük Süleyman Paşa (1779-1802) döneminde başlamıştır. Hindistan’ın artan önemi ile birlikte bölgede Irak’ın da büyük rol oynayacağını gören İngiltere, ticaret yapma stratejisi ekseninde Irak’a olan ilgisini 20. Yüzyıla kadar yitirmemiştir. Bu ilginin temelinde petrol, jeopolitik konum ve ticari olarak önemli bir liman olan Basra Körfezinin önemi yatmaktadır.[8]  Orta Doğu’nun en büyük geçim kaynağı olan petrol Irakta da en önemli geçim kaynağıdır. Petrol’ün dünya için keşfi ve öneminin anlaşılmasına ve Orta Doğu’da petrol bulunana kadar Irak’ın temel geçim kaynağı tarım olduğu bilinmektedir. Orta Doğu ve dünya kamuoyu, Irak’ın petrolde bu kadar etkili bir pazar olacağını ön görememiştir. Çünkü bölgeye giren önemli bir güç olan İngiltere’nin bölgedeki ilk amacı Irak’ın jeopolitik konumundan faydalanarak Hindistan sömürgesini korumak olmuştur. Irak’ta keşfedilen petrol yatakları ve 19. Yüzyıl sonu 20. Yüzyıl başında artan petrolün önemi ile Irak önemli bir ülke hâline gelmiş ve hatta bölgedeki petrol zaman zaman savaşa sebebiyet vermiştir.[9]

Sansasyonel olayların, 1958 Darbesi, Saddam Hüseyin, ABD’nin Irak’ı İşgali, bu coğrafyada yaşanıyor olması dünya basınının da Orta Doğu’ya yönelmesine sebep olmuştur. Yaşanan olaylar, darbeler, savaşlar, işgaller kısacası her ne olursa olsun Irak’ın Geleceği Orta Doğu’nun geleceğidir.[10]

 

2. 1990 Sonrası Irak’ın ABD Dış Politikasındaki Yeri

Orta Doğu, her zaman ABD’nin ilgisini çekmiş, gerek Suudi Arabistan, İsrail, Irak gerek Orta Doğu olsun, ABD’nin hep kontrol altında tutmak istediği elinin altında hissetmek istediği bir coğrafya olmuştur. Bölgede bulunan İsrail’in güvenliğini sağlayan ABD, çoğunluğu Müslüman olan coğrafyada İsrail’i çevrelemiş bir durumda olan Irak ve İran’a karşı İsrail’i güvenliği altına almak istemiştir. Irak’ın Orta Asya ve Kafkasya’ya yakın bir konumda olması ise ABD için vazgeçilmez bir diğer etmen olmuştur. Eğer ABD, Irak’ı kontrol altına alabilirse ABD’nin bu amaçlarına ulaşması daha mümkün olabileceği öngörülmüştür. Irak, ABD için ekonomik, siyasi ve jeopolitik açıdan fazlasıyla önemli olduğu söylenebilir. Ama ABD Irak’a ılımlı bir şekilde yaklaşmaktan ziyade daha sert bir şekilde yaklaşmaktan yana olmuştur.[11] Bunun sebebi zamanında İngiltere’nin Irak üzerinde stratejik hamleler yapmış olması ama Irak’ı etkisi altına alamamasıdır. ABD geçmişte yaşanan bu deneyimden dolayı Soft-Power (Yumuşak Güç) ile harekete geçmek yerine Hard-Power (Zorlayıcı Güç) bir şekilde ilerlemeyi düşünmüştür. Bunun için Irak’ın harekete geçmesini beklemiş ve 1991’deki Körfez Savaşı’yla elinde kitle imha silahları bulunduran Irak, ABD’nin tepkisiyle karşılaşmıştır. ABD bu tepkisini verirken yalnız olmamış ve İngiltere’yle birlikte hareket etmiştir. ABD, Irak’ı Orta Asya’ya açılan bir köprü görevinde görse de Irak’ın bu kadar rahat bir şekilde himaye altına alınabilecek bir devlet olmadığının da İngiltere’nin önceki tutumları sayesinde farkında olarak daha temkinli bir şekilde hareket etmeye özen göstermiştir ama Irak elindeki kaynaklarıyla,  jeopolitik konumuyla,  stratejik önemiyle, birçok devlet gibi ABD’nin de vazgeçemeyeceği bir devlet haline gelmiştir.[12]

 

2.1. ABD-Irak Savaşı

ABD ve Irak’ı son zamanda en yakın temasa taşıyan olaylardan birisi de Birinci Körfez Savaşı olarak bildiğimiz Irak’ın Kuveyt’i işgalidir.  İran ile netice alınamayan savaştan sonra güç kaybeden Saddam Hüseyin yönetimi altındaki Irak, Kuveyt’in zengin petrol kaynaklarını ele geçirmek ve yeniden güç toplamak için Kuveyt’e saldırmıştır. Irak’ın Kuveyt işgali bölgedeki dengeleri sarsmış ve ABD bölgeyi kontrol altına almak amacıyla Irak’a müdahale ederek Irak’ı Kuveyt’ten çıkartmıştır. Bu harekât,  Körfez Emirliklerinin güvenlik kaygısını artırmış Irak tarafından yutulma korkusu taşıyan Kuveyt’i, Suudi Arabistan tarafından yutulma korkusu taşıyan Bahreyn’i ABD’ye yakınlaştırmıştır. ABD ile Irak ilişkileri gerilmiş ve Saddam Hüseyin, ABD desteğini kaybetmiştir.[13]

Irak’ın ve Orta Doğu’nun dengelerini değiştiren son gelişme ise 11 Eylül 2001 yılında ABD’ye yönelik terör saldırıları olmuştur. ABD’nin El Kaide’ye yönelik operasyonlarının birinci durağı olan Afganistan’ın işgalinin ardından Irak işgal edilerek Saddam Hüseyin yönetimine son verilmiştir. Fakat bu işgalin gerekçesi Afganistan işgali gerekçesi ile benzerlik göstermemektedir. Nitekim Saddam Hüseyin’in El Kaide ile bağlantısı olmaması nedeniyle Irak hedef olmamıştır. ABD’de daha sonra yapılan güvenlik toplantılarında Irak’ın tehlikeli bir ülke olduğu, kitle imha silahları bulundurmaması gerektiği öne sürülerek 20 Mart 2003’te ABD, Irak’ın işgaline başlamıştır. İşgalin ana amacı Irak’ı demokratikleştirmek, Orta Doğu’da model ülke yapmak, kitle imha silahlarını bulup imha etmek, petrol kuyularının güvenliğini sağlamak olmuştur. Nisan 2003 yılında ABD kuvvetleri Bağdat’a girmiştir. Aralık ayında da Saddam Hüseyin yakalanarak işgal sürecinin operasyonel aşaması sonuçlanmıştır.[14]

 

2.1.1. Irak’ın İşgalinin Halka Yansıması

Savaş öncesi Saddam Hüseyin tarafından etnik gruplara uygulanan baskı nedeniyle zaten Irak halkında bir huzursuzluk mevcut olmuştur. İran-Irak savaşı, Birinci Körfez Savaşı, Irak’ın Kuveyt’i işgal girişimi gibi birçok çatışmalar yüzünden Irak halkı ağır vergiler ve tavizler yüzünden yoksul hâle düşmüştür. En son olarak ABD’nin Irak’a yönelik işgali de ülke halkını zor duruma düşürmüştür. İşgal sırasında ABD askerlerini sevinçle karşılayan Irak halkı daha sonra hiçbir şeyin düzelmediğini görünce ABD askerlerine karşı protestolar düzenlemiştir. 1980’den beri olan tüm çatışmalarda etkilenen sivil halk ya ölmüş ya da zorla göç ettirilmiştir.

İşgal süresi boyunca ve daha sonra ABD’nin Irak’tan çekilme süreci boyunca sürekli yerlerinden zorunlu olarak göç ettirilen Irak halkı, savaşın getirdiği demografik etkiyi tüm çıplaklığı ile görmüşlerdir. Önce Saddam Hüseyin tarafından katledilen bazı etnik gruplar, daha sonra ABD işgali sırasında iki ateş arasında kalmalarından mütevellit hayatlarını kaybetmişlerdir. Birçok aile, aşiret göç etmiş ve Irak’ın demografik yapısı kökten değişmiştir. Küresel sistemin boyut değiştirmesi ve bunun ekseninde başat güçlerin değişen politikaları temelinde Irak halkının da geleceği belli olmuştur. Sosyokültürel yapı değişmiş, iç güvenlik bozulmuş ve halkın siyasi otoriteye olan güveni sarsılmıştır. İnsan haklarına aykırı şekilde yapılan baskılar nedeniyle etnik gruplar, yerel halk zor bir süreçten geçmiştir.

 

3. Kaplumbağalar da Uçar Filmi

Yönetmenliğini ve senaristliğini Bahman Gobadi’nin yaptığı, başrollerini Soran Ebrahim, Avaz Latif, Feysal Rahman gibi oyuncuların paylaştığı Irak-İran-Fransa ortak yapımlı 2004 yılı çıkışlı ‘Kaplumbağalar da Uçar’ filmi bizlere ABD işgali sırasındaki Kürt mülteci kamplarında mayın toplayarak hayatlarını idame ettiren çocukların hayatını anlatmaktadır. Film öncelikle ABD-Irak savaşı öncesi Kürt mülteci kamplarının ve etnik grupların güncel konjonktürünü bizlere açık bir şekilde göstermektedir. Irak-Türkiye arasındaki mayın tarlasındaki mayınları canları pahasına toplayan bu çocuklar günlerini kurtarmak ve hayatlarını idame ettirmek adına bu görevi yapmaktadır.[15]

Filmde gerek yaşına rağmen gerekse diğer çocuklardan farklı olan zekâsı ile dikkat çeken 13 yaşındaki çocuk olan ‘Uydu’ lakaplı Soran, kamptaki ve civar köylerdeki büyük küçük birçok insanın yardımına koşmaktadır. Kamptaki ve civar köylerdeki çocuklar Soran’ı liderleri olarak görmektedir. Soran, ABD işgalini merakla bekleyen köy halkı için büyük bir uydu kurmuş ve bu uydudan haberleri takip etmelerini sağlamıştır. Soran, Amerika hayranı olduğu için kısıtlı İngilizcesi ile yapılan haberleri köy halkına çevirmektedir. Soran’ın yanında dikkat çeken diğer karakterler ise Halepçe katliamında ailelerini yitiren üç kardeş Agrin, Riga ve Hengov’dur. Hengov kardeşlerin en büyüğü ve abileri olarak ailesinden kalan kardeşlerine göz kulak olmaktadır. Hengov’un her iki kolu da yoktur. Fakat söylenenlere göre Hengov, geleceği görmekte ve kâhinlik yapmaktadır. Agrin, kardeşlerin ortancasıdır. Agrin ayrıca Soran’ın hoşlandığı kızdır. Riga ise henüz bebek olan kardeşlerin en küçüğüdür.

“Eski bir Kürt hikâyesine göre; gölde yaşayan bir kaplumbağa, her gün etrafında kanat çırparak yükselen kuşlara özenip uçmayı, gölün karşı kıyısına geçmeyi diler. Dileğini kuşlara söyler, kuşlar da: “Uçabilirsin. Kaplumbağalar da uçar.” diye yanıtlar. İki kuş, kaplumbağaya bir dal uzatırlar ve ağzıyla dala sımsıkı tutunmasını söylerler. Kaplumbağa tutunur. Kuşlar havalandıkça, ömrü boyunca hiç çıkmadığı kadar yükseklere çıkan kaplumbağanın şaşkınlık ve heyecandan ağzı açık kalır. Ağzını açmasıyla birlikte dalı bırakır ve göle düşer. Hayatının ne bir adım gerisine ne de ilerisine. Sırtında koca bir kambur gibi taşıdığı yüküyle, eviyle, ocağıyla, usul usûl yaşadığı, ait olduğu dünyasına…”[16]

Eski bir Kürt hikâyesinde bahsedildiği gibi filmde de bu tip sembolleri görmekteyiz. Örneğin Agrin ve Hengov, kardeşleri Riga’yı sürekli sırtlarında taşımaktadır. Daha küçük yaştan itibaren omuzlarına gelen bu yük ile yaşam mücadelesi verirler. Hikâyedeki kaplumbağanın suya düşmesi gibi Riga’nın da cansız bedeninin gölde olması bu hikâyeye bir göndermedir.

Senelerdir savaş altında ve baskı altında yaşayan insanlar şimdi sınırın en ucunda dünyadan habersiz yaşamaktadır. Bu düzen 13 yaşındaki bir çocuğa büyük bir sorumluluk vermiştir. Soran, kamptaki ve köydeki çocuklardan sorumludur ve hayatını idame ettirmek için mayınların toplanması ve uydu kuruluşlarını organize etmektedir. Diğer bir sorumluluk sahibi olan ise Hengov’dur. Aslında her iki çocuğun da amacı bir yerde kesişmektedir. Hengov, katliamdan kurtulmuştur fakat iki kolunu feda etmiştir. Kolları olmasa da kardeşlerinin güvenliğini sağlamak için elinden geleni yapmaktadır. Soran ise her ne kadar para ile iş yapsa da kamptaki ve köydeki çocukların güvenliklerinden sorumludur. Dünyadan habersiz olan halk ise işgalin ne zaman başlayacağını bilmek istemektedir. Tüm bu karmaşıkların ekseninde gelişen olaylar son 30 yılda peş peşe gelen savaşların Irak halkı üzerindeki olumsuz etkisini bizlere göstermektedir.

Savaşın olumsuz etkisinin; yaş, ırk, cinsiyet ayırmaksızın her insana benzer sorumluluk verdiğini açıkça görmekteyiz. Hayatta kalma ve hayatını idame ettirme konusunda günü ve geleceği kurtarmak için çabalayan genç, yaşlı, çocuk ve daha nicelerinin hayat mücadelesini en net şekilde bu film sayesinde görmekteyiz. Kehanet gücü yüksek olan Hengov, kardeşlerinin ölümünü rüyasında görür, küçük kardeşi Riga’nın cansız bedenini gölde, kız kardeşi Agrin’in ayakkabılarını ise uçurum kenarında görüp ağlamaya başlar. Tüm bu olayların sonunda ABD’nin Irak işgali başlar ve Soran, hayranı olduğu Amerikalıları daha yakından görmüştür.

Dünya üzerinde en eski medeniyet tarihlerinden birine sahip olan Irak’taki bu çok mezhepçilik, azınlık halkların fazla olması, aşiretlere bölünme ve otorite boşluğu gibi birçok sebepler savaşı kaçınılmaz hâle getirmiştir. Arap milliyetçisi olan Saddam Hüseyin’in Irak üzerinde otoriter bir rejim kurup saldırgan politikalar izlemesi fakat rasyonel olmayan bu politikaların başarısız olması sonucunda hem içsel hem de dışsal saldırgan tutuma neden olmuştur. 1980’den beri savaşan bir ülke zayıf duruma düşmesine rağmen Saddam Hüseyin liderliğinde daha fazla güç toplamak için Kuveyt’e saldırması bir nevi öldürücü darbeyi almasına sebep olmuştur. Daha sonra Irak karşısında birleşen NATO’nun en büyük ordularına sahip olan ABD ve İngiltere gibi başat ülkeler, Irak’a harekât düzenlemiş ve Irak’ın yapısal değişiklik geçirmesine sebep olmuşlardır.

11 Eylül 2001 saldırılarından sonra dış politikasında ve güvenlik anlayışında düzenlemeler yapan ABD, bu düzenlemeler çerçevesinde Irak’a müdahale etmiştir. Dönemin ABD Başkanı George Bush’un doktrinine göre potansiyel tehdit oluşturduğu ileride problem çıkarabileceği düşünülen her oluşum ya da ülkeye karşı nerede olursa olsun “vurulmadan önce vurma” felsefesi çerçevesinde karşılık verilmeli ve gerekirse düşman devletlerdeki rejimler değiştirilmelidir anlayışı uygulanmıştır. Afganistan Savaşı ve Irak’ın İşgali de bu doktrin çerçevesinde gerçekleşmiştir. Filmde de bu işgalin gerekçeleri açıkça işlenmiştir. Saddam Hüseyin’in ABD için bir tehdit olması, ABD’nin bu işgali hazırlayan resmi gerekçelerindendir.

Irak’ta arka arkaya gelen savaş, işgal, otorite değişikliği gibi gelen olgular Irak’ın siyasi yapısından çok demografik yapısını değiştirmiş ve bu değişim ekseninde hem bölgesel hem de küresel çapta sonuçlar olmuştur. Saddam Hüseyin’in azınlık gruplara baskı yapmasının yanında yeni gelen işgal hükümetinin de bu azınlıklara pek de iyi davranmaması sonucu büyük çapta göçler olmuş ve çevre ülkelerin de demografik yapısı değişmiştir. Her iki taraftan da baskı gören yerel ve azınlık halk kendi çaplarında güvenliklerini sağlamak için birlik olmuşlardır.

Geçici Anayasa’nın hazırlanması ve meclisin oluşmasında görev alan azınlıkların, Irak’ın demografik yapısının çeşitliliğinin kanıtıdır. Daha önceden de bahsettiğimiz gibi bu çeşitli demografik yapı, Irak’ın temel dinamiklerini oluşturmaktadır. Filmde Türkiye sınırında kampta olan Kürtlerden 5 temsilci geçici meclise atanarak bu dinamiklerin etkisini görmekteyiz.

 

Sonuç

Film, bizlere savaşın ve savaşın getirdiği zorlukların, sürecin insan toplumu üzerinde her kesim üzerinde etkisini göstermiştir. Bir çocuğunu gaz maskesini nasıl takılmasını gerektiğini kendinden onlarca yaş büyüklere göstermesi, çocukların para kazanmak için patlar ya da patlamaz gibi düşüncelere girmeden fütursuzca mayınları toplamaları, etnik ayrım olmadan insanların düştüğü kötü durum gibi iletiler bizlere bu durumu kavramamızda daha da yardımcı olmuştur. Özellikle farklı iki hayatı ve yaşantısı olan Soran ve Agrin’in hayata karşı farklı perspektifleri daha da dikkat çekicidir. Katliamdan kaçan Agrin, nehirdeki kırmızı balıklar yerine nehrin derinliğini, sonsuzluğunu merak eder iken, Soran ise kırmızı balıkları merak etmektedir. Agrin’in yaşama dair umudu kalmamış iken Soran ise hâlâ bazı konulara umutla bakmaktadır. Soran, savaşın şartlarına uyarak para kazanıyorken, Riga ise kendini savaşa teslim etmiştir.

Irak, birçok çatışma açısından Orta Doğu’da göz önünde olan bir ülkedir. Birçok mezhep, kültür, ırk, din, dil gibi toplumun iskeletini oluşturan kavramları bünyesinde barındıran Irak, asırlar boyunca bir çatışma bölgesi olmuştur. Tarih boyunca birçok medeniyet bu bölgede hâkimiyet kurmuş, bu bölgeyi yağmalamış, işgal etmiş ve yeri gelmiş bu bölgeyi iskân etmiştir. Fakat son 50 yılda uluslararası sistemi etkileyecek birçok olay Irak’ta geçtiği için son 50 yılda olan gelişmeler, Irak medeniyet tarihinde geniş bir yer tutmaktadır.

Azınlık bir halkın her iki ateş arasında kalması büyüğünden küçüğüne kadar etkilemesi bize bütün açıklığıyla gösterilirken aynı zamanda savaşın doğasını da görmekteyiz. Çocukların yeri geldiğinde büyüklere yol göstermesi, kendi hayatlarını daha çok küçük yaştan kurtarmak adına tehlikeli işlere girmesini tetikleyen etmen otorite boşluğu olan bir ülkenin senelerdir savaşmasının yanında getirdiği ekonomik bunalımdan kaynaklanmaktadır.

Filmde görüldüğü üzere uluslararası sistemin anarşik ve kaotik yapısı sadece devletleri değil, devletler bünyesindeki en küçük azınlık grubunu, etnik grubu dâhi etkilemektedir. Önce kendi devlet başkanlarının katliamından kaçan yerel halk daha sonra farklı bir gücün ülkeye girmesini umuda bağlamış ve daha güzel günlerin geleceğini düşünmüştür. Irak halkının belirli bir kesimi ABD’yi savunsa da işgal süreci ve öncesi karşı çıkanlar da olmuştur. Örneğin 2003 yılının Nisan ayında ABD askerlerine karşı Başkent Bağdat’ta büyük bir protesto düzenlendi.

ABD’nin Irak işgali, 2008 yılında Barack Obama’nın ABD Başkanı olduktan sonra sona ermiştir. Demokrat Partili Barack Obama’nın seçim sürecinde vaat ettikleri arasında da ABD askerlerinin Irak’tan çekilmesi de olduğu için bu işgal süreci Barack Obama’nın ABD Başkanı olması ile sonuçlanmıştır ve Irak yeniden kendi içinde yapılanma sürecine girmiştir.

 


Yazanlar

Bekir AYDENİZ & Sena ÖKSÜM

TESAD Siyaset Masası Araştırmacı Yazarları


Kaynakça

İnternet Kaynakları

Anadolu Ajansı, Irak’ın Devasa Petrol Rezervleri, (09.08.2018),  https://www.aa.com.tr/tr/dunya/irakin-devasa-petrol-rezervleri-/1226468 E.T. 15.11.2020

Basnews, Irak’ta 2020 Yılında Nüfus Sayımı Yapılıyor, (01.03.2020),  https://www.basnews.com/tr/babat/491374  E.T 09.11.2020

Beyazperde, (06.05.2005) ‘’Kaplumbağalar da Uçar’’, http://www.beyazperde.com/filmler/film-58089/ , E.T. 22.11.2020.

Bianet, Tülay Bingöl, Kaplumbağalar da Uçar Savaş Ortamında Büyüyen Çocuklar, (29.05.2016) https://m.bianet.org/bianet/sanat/175283-kaplumbagalar-da-ucar-savas-ortaminda-buyuyen-cocuklar#_ftn1   ), E.T. 22.11.2020.

Enerji Atlası, Ülkelere Göre Dünya Petrol Rezervi, (17.02.2019) https://www.enerjiatlasi.com/rezerv/dunya-petrol-rezervi.html E.T 12.11.2020

Gezi Rehberi, ‘Irak’ son güncellenme 26.02.2020,  https://gezimanya.com/irak   E.T 13.11.2020

Joshua Project, Country Informations: Irak, (13.03.2020), https://www.joshuaproject.net/countries/IZ  E.T. 09.11.2020

TUİÇ Akademi, Şafak Özşimşir, 2003 ABD-Irak Savaşı ve Nedenleri, 30.01.2011, https://www.tuicakademi.org/2003-abd-irak-savasi-ve-nedenleri/ E.T. 21.11.2020

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi, Süleyman Şensoy,  Irak’ın Geleceği Ortadoğu’nun Geleceğidir, 11.01.2011, https://tasam.org/tr-TR/Icerik/3486/irakin_gelecegi_ortadogunun_gelecegidir E.T. 16.11.2020

Kitaplar

Arı Tayyar, Geçmişten Günümüze Orta Doğu, Bursa: MKM Yayınları, 2012,  5. baskı, 2004

Birdişli Fikret, Teori ve Pratikte Uluslararası Güvenlik, Ankara:Seçkin Yayınevi, 2019.

Kissinger Henry, Dünya Düzeni, İstanbul:Boyner Yayınları, 2016.

Marshall Tim, Coğrafya Mahkumları, İstanbul:Epsilon Yayınevi, 2018.

Mearshimer John, Walt Stephen, İsrail Lobisi ve Amerikan Dış Politikası, İstanbul:Küre Yayınları, 2017.

Yurdakul, Nurcan Özkaplan İngiltere Ortadoğu’ya Nasıl Girdi?, İstanbul: Kronik Yayınevi, 2019.

Dipnotlar

[1] Tayyar  Arı, Ortadoğu Siyaset Savaş ve Diplomasi, (Bursa: MKM Yayınları, 5. Baskı, 2012),  s. 442.

[2] Gezi Rehberi, ‘Irak’ son güncellenme 26.02.2020  https://gezimanya.com/irak    E.T. 13.11.2020

[3] Basnews, ‘Irak’ta 2020 Yılında Nüfus Sayımı Yapılıyor’  (01.03.2020)  https://www.basnews.com/tr/babat/491374  E.T. 09.11.2020

[4] Joshua Project, Country Informations: Irak, (13.03.2020), https://www.joshuaproject.net/countries/IZ

E.T. 09.11.2020

[5] A.g.e.,  s. 444.

[6] Enerji Atlası, Ülkelere Göre Dünya Petrol Rezervi, (17.02.2019), https://www.enerjiatlasi.com/rezerv/dunya-petrol-rezervi.html E.T. 12.11.2020

[7] A.g.e., ss. 450, 455.

[8] Nurcan Özkaplan Yurdakul, İngiltere Ortadoğu’ya Nasıl Girdi?, (İstanbul : Kronik Yayınevi, 2019), s. 82.

[9] A.g.e., s. 82.

[10]Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi, Süleyman Şensoy, Irak’ın Geleceği Ortadoğu’nun Geleceğidir,       (11.01.2011),  https://tasam.org/tr-TR/Icerik/3486/irakin_gelecegi_ortadogunun_gelecegidir E.T. 16.11.2020

[11] A.g.e., s. 467.

[12] TÜİÇ Akademi, Şafak Özşimşir, 2003 ABD-Irak Savaşı ve Nedenleri, (30.01.2011), https://www.tuicakademi.org/2003-abd-irak-savasi-ve-nedenleri/ E.T. 21.11.2020

[13] Fikret Birdişli, Teori ve Pratikte Uluslararası Güvenlik, (Ankara:Seçkin Yayınevi, 2019), s. 295.

[14] John Mearshimer, Stephen Walt, İsrail Lobisi ve Amerikan Dış Politikası, (İstanbul:Küre Yayınları, 2017), s. 327.

[15] Beyazperde, ‘’Kaplumbağalar da Uçar’’, (06.05.2005), http://www.beyazperde.com/filmler/film-58089/,   E.T. 22.11.2020

[16] Bianet, Tülay Bingöl, ‘’Kaplumbağalar da Uçar: Savaş ortamında büyüyen çocuklar’’, (29.05.2016), https://m.bianet.org/bianet/sanat/175283-kaplumbagalar-da-ucar-savas-ortaminda-buyuyen-cocuklar#_ftn1     E.T. 22.11.2020