Ana Sayfa / Çeviriler / Haber Çevirileri / Avrupa / AB’de Mülteci Krizi

AB’de Mülteci Krizi

Rusça aslından çeviren: Zelina ÇEPER

AB’de Mülteci Krizi

Avrupa göç politikasındaki dayanışmaya son verdi. Göçmenlerin, Avrupa Birliği’ne hangi sınırlardan geçerek alınacağıyla ilgili olan Dublin anlaşması işlevini yitirdi. Şimdi programın sadece gönüllü olarak işlenmesi planlanıyor. Peki müezzinler hangi ülkelerde ezan okuyacak?

Almanya Başbakanı Angela Merkel için, göç politikasının sıkılaştırılması, ölüm kalım meselesidir çünkü ülkedeki koalisyonun ortağı olan Bavyera Horst Seehofer, Merkel’i hükümetten çekilmekle tehdit etti. Bu da meclisin yeniden seçilmesi ve Merkel’in siyasetten uzaklaşması anlamına gelmektedir. Seehofer’a göre mültecilerin, refah seviyesi daha düşük AB ülkelerinden Almanya’ya akın etmesi ülkeye yakışan bir davranış değildir. Merkel ise göçmenlerin gözetlenmesinin, Avrupa etik standartlarına ve Alman mevzuatına aykırı olduğuna inanmaktadır. Ve Alman hükümetinin başı olarak bu sorunun Avrupa standartlarına uygun çözümlenmesinde ısrarcıdır.

Problem Nasıl Çözüldü?

AB ülkelerinin 28-29 Haziran günlerinde Brüksel’de gerçekleştirdikleri zirvede, AB’ye Akdeniz üzerinden tekne ile gelip giren mülteciler için “kapalı kabul merkezleri” kurulması kararlaştırıldı. Alman Basın Ajansı (DPA), gönüllü olarak görev alacaklarını beyan eden ülkelerde bu merkezlerin kurulacağını bildirdi. İnsanlar, gönüllü olarak onları almak isteyen ülkeler arasında dağıtılacaklar. Dolayısıyla artık göçmenlerin kabulü ve onların dağılımı için belirli bir proje veya antlaşma bulunmayacak.
İtalya ve Vişegrad grubu ülkeleri (Çek Cumhuriyeti, Macaristan, Polonya ve Slovakya) bu projeden çıkmıştır. Zirvenin öncesinde, İtalyan İçişleri Bakanı Matteo Salvini, özel kuruluşlara ait kurtarma gemilerinin İtalyan limanlarına girişlerini reddetmiştir. Salvini, Der Spiegel’e, “Bir kişiyi daha mülteci olarak alamayız” açıklamasında bulunmuştu.

Fransa, Almanya ve İspanya mülteci alma isteğini açıkladı. Görünüşe göre Avrupa’da sabahları, ezan sesleri ile uyanan ülkeler arasında olacaklar. Yeni kabul merkezleri, bir AB ülkesinden diğerine göç eden kişilerin sayısını en azından azaltmaya yardımcı olabilir. Ancak bu kararlar Almanya’daki koalisyonun çatışmasını ve siyasi krizi çözecek gibi durmuyor. Aksine 14 yaşındaki bir Alman kızın cinayeti ve Iraklı bir göçmen tarafından tecavüz edilmesi haberleriyle durum şiddetlenmiştir.

Libya Harap Edilmemeliydi

Aynı zamanda Avrupalıların düşüncesine göre, Libya’da ve diğer Kuzey Afrika ülkelerinde de geçiş kampları kurulmalıdır. Böylece göçmenler, illegal bir şekilde Akdeniz üzerinden AB’ye daha az giriş yapacaktır. Bu planlar yıllarca tartışılmakta ancak sadece sözde kalmaktadır. Aynı, Avrupalılar tarafından harap edilen Libya’da olduğu gibi karlı bir kaçakçılık söz konusudur. Arnavutluk’ta bile bu tür geçiş kamplarının oluşturulması önerilmiştir, ki ülke AB üyeliğine aday ve Birliğin yerel yönetimlerinden yararlanmaktadır.

Ancak Arnavutluk Başbakanı Edi Rama bu projeyi reddetti. Bild ile röportajında da bunu destekleyen açıklamada bulundu: “AB’deki mülteci kamplarıyla asla kendimizi uzlaştırmayacağız. AB, kimsenin ihtiyaç duymadığı zehirli atıklar gibi çaresiz insanları atamaz.” Peki ya Kosova’nın duyduğu minnet nerede?

Bir diğer konu ise Frontex’in (sınır koruması için oluşturulmuş işbirliği ajansının) güçlendirilmesi ve bunun dışında Suriye’den gelen mülteciler için Türkiye’ye sözü verilen 3 milyar euro’dur. Bu paranın 2 milyarlık kısmı AB bütçesinden, kalan 1 milyar ise ulusal bütçelerden karşılanacaktır.

Göçmen Krizinin Çözümü İçin Üç Senaryo

Rusya Bilimler Akademisi’nin Güvenlik Araştırmaları Merkezi uzmanı olan Konstantin Blokhin, “pravda.ru”ya verdiği röportajda konu ile ilgili Euro bürokrasisinin kozmopolit olduğunu ve dolayısıyla da Avrupa’nın basit çıkarları ile ilgilenmeyeceğini söylemiştir. “Yarı-değerler ile devam etmekte olan küreselci yaklaşımı, farklı tasarımlar aracılığıyla gerçekliğe dönüştürmeye çalışıyorlar. Ancak gerçek şu ki burada bütün bu tasarımlar, idealler, ilkeler, uluslararası arenada Avrupa Birliği’ni rekabet edemez hale sokuyor ve halk arasında da hoşnutsuzluğa neden oluyor.”

Ona göre göçmen krizi üzerine birkaç senaryo vardır. Birincisi: Avrupalılar durmalıdır. Durmazlar ise Avrupa’da, aynı Ortadoğu’da mücadele eden en radikal İslamcı grubu IŞİD gibi oluşumlardan ve yeni bir halifeliğin oluşumundan bahsedeceğiz. İkinci seçenek: Avrupa devletleri kendi özüne dönmelidir, ki bu, yükselen sağcı milliyetçi partilerin ve devletlerin güçlenmesi demektir. Yani Trump tarzı bir zafer söz konusudur, bu da AB’nin çöküşünü hızlandırır. Ve üçüncüsü: kuşatılmış kale taktiği, İsrail’in bir başka versiyonu, yani “sınırlara aşılmaz engeller oluşturmalarına rağmen liberal değerleri korumaya devam etmektir”

“Bunlar uzun vadeli senaryolardır ve bunların uygulanma durumu mültecilerin akınlarına bağlıdır. Merkel’in ve hükümetinin düşünmeye başlaması için daha kaç Alman’ın zorluk yaşaması gerektiğine bağlı olarak değişecektir.” diye ekledi, Konstantin Blokhin.

Kaynak: https://www.pravda.ru/world/europe/european/29-06-2018/1387789-blohin-0/

Çevirmen Hakkında

Zelina Çeper / TESA Rusça Çevirmeni

İstanbul Üniversitesi

Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir