Ana Sayfa / Yazılar / Siyaset / Makaleler / 1999-2002 Yılları Arasında Bülent Ecevit Başbakanlığı’nda Türkiye
aliagaekspres.com.tr'den alınmıştır.

1999-2002 Yılları Arasında Bülent Ecevit Başbakanlığı’nda Türkiye

Giriş

Türk siyasetinin Karaoğlan’ı diye bilinen Bülent Ecevit, beş kez Türkiye Cumhuriyeti’nin Başbakanlığını yapmıştır. 1977 yılında azınlık hükümetin başbakanı olan Ecevit’in, 1980 darbesinden sonra siyasetle uğraşması yasaklanmıştır. 10 yıl sonra yasak kalktığında daha öncesinde de zihninde yer edinmiş ‘’Demokratik Sol’’, ‘’Ortanın Solu’’ fikirleriyle Demokratik Sol Partisi’nin başına geçmiş ve ardından tekrar 1999-2002 yılları arasında başbakanlık yapmıştır. 1999-2002 yılları Türkiye için büyük dönüm noktalarının yaşandığı yıllar olmuştur; 15 Şubat 1999’da Abdullah Öcalan’ın yakalanması, 17 Ağustos 1999 depremi, 10-11 Aralık Helsinki Zirvesi’nde Avrupa Birliği’nin Türkiye’yi aday ülke olarak kabul etmesi gibi durumlar Türkiye’yi siyasal olarak zorlu ve birçok değişimin yaşandığı dönemlere sokmuştur. Bu gibi önemli olayların yaşandığı yıllarda Ecevit başbakanlığında ki Türkiye’de nasıl bir dış politika argümanını benimsendiği, iç siyasette hangi adımların atıldığı bu makalede incelenecektir.

  1. İç Siyaset

1970’li yılların ekonomik buhranı sürecinde kaotik bir dönem yaşayan Türk Siyaseti 1960 Darbesi ve 1973 Muhtırasından sonra tarihler 12 Eylül 1980’i gösterirken bir kez daha askeri vesayete geçmiştir. Sabah 04.30’da cunta adına okunan bildiri de devlet organlarının işlemediği gerekçesiyle ülke yönetimine el koyulduğu ilan edilmişti.  Bu dönemde çoğu siyasi partinin başkanı olduğu gibi Bülent Ecevit de siyasetten uzaklaştırılmış ve 10 yıl siyasetle uğraşması yasaklanmıştır. Bülent Ecevit’in siyaset yasağı devam ettiğinden mütevellit eşi Rahşan Ecevit 1985 yılında Demokratik Sol Partiyi kurmuştur. 1987 yılında Ecevit’in siyaset yasağı kaldırılınca DSP’nin başına geçmiş ve ardından 1991 seçimlerinde Zonguldak’tan milletvekili seçilerek meclise geri dönmüştür. 1995 seçimlerinden sonra DSP, yüzde 14.6 oy oranıyla solun en büyük partisi konumuna gelmiştir. 30 Haziran 1997’de kurulan 55. hükümette başbakan yardımcısı, daha sonraki 11 Ocak 1999’da kurulan 56. azınlık hükümetinde 4. kez başbakan olmuştur. 1999 seçimlerinde yüzde 21,7 oy oranıyla partisini birinci parti haline getiren Ecevit, 28 Mayıs 1999’da kurulan 57. hükümette 5. kez yüklendiği başbakanlık görevini 2002 yılına kadar sürdürmüştür.[1] 1990lı yıllar Türk Siyasetinde koalisyonlar dönemi olarak bilinmektedir. Koalisyon sürecinde Ecevit’i iktidara taşıyan önemli gelişmelerden bir diğeri ise 1990’lı yılların başından itibaren milliyetçi politikalara doğru bir yönelim içerisinde olması ve ayrıca PKK lideri Abdullah Öcalan’ın Türkiye’ye getirilmesi esnasında azınlık hükümetinin başbakanı olması sayılabilir. [2] 1970’li yıllarda yaşanan Bülent Ecevit başbakanlığı döneminden sonra halk Ecevit’e büyük bir sempati duymuş ve bunun doğal uzantısı olarak 1990’lara giden süreçte Ecevit’in yasağı kalktıktan sonra siyasete bünyesinde döndüğü Demokratik Sol Parti, 18 Nisan 1999 seçimlerinde 22.19 oy almış ve seçimden birinci parti olarak çıkmıştır. Seçim sonrasında hükumeti kurmakla görevlendirilen Bülent Ecevit DSP-MHP-ANAP koalisyonunda yeniden başbakanlık koltuğuna oturmuştur.[3]

9 Haziran 1999 tarihinde TBMM’nde 354 kabul oyuyla hükümete başlayan DSP-MHP-ANAP koalisyonunun göreve başlamasından iki ay sekiz gün sonra 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi yaşanmıştır. Yapılan analizler 17.480 ölüm, 23.781 yaralı, 505 sakat ve 285.211 konutun da hasarlı olduğunu tespit etmiştir.[4]  Bu deprem Türkiye için manevi ve maddi büyük bir buhran oluşturmuş, hükümette ise büyük bir gerginlik ortamı kendine yer bulmuştu, bu gerginlik sonrasında ise ülke ekonomik kriz dönemine sürüklemiştir. Marmara Depremi’nin ülkemize maliyeti 15-19 milyar dolar olarak açıklanmıştı, böylesine bir maliyet de 2001 ekonomik krizini tetikleyen nedenlerin arasında yer almıştı.

1998 yılında Rusya’nın krize girmesi, 1999 Marmara Depremi Türkiye için siyasette sıkıntılar ve bozuk ekonomik temellerin yarattığı çalkantılar getirmişti. Türkiye’nin o dönemde uyguladığı IMF programı yüksek düzeylerde seyreden enflasyonun düşürülmesini amaçlıyordu. Program kapsamında serbest faiz ve sabit kur rejimi uygulanıyordu. Kur, Merkez Bankası’nın her gün için açıkladığı kurda sabit tutulurken, faiz oranları ise piyasa tarafından belirleniyordu. Ekonomiye ilk darbe kasım ayında yaşanan likidite krizi olmuştur. Bankacılık sektörünün yılsonuna doğru açık pozisyonlarını kapatma arayışına girmesiyle faizler hızlı bir şekilde yükselmiş, elinde yüklü miktarda hazine bonosu bulunan bankalar bunu finanse etmekte zorlanmıştır. Yaşanan sıkıntıların yabancı yatırımcıyı kaygılandırmasıyla yüklü miktarda fon çıkışı yaşanmıştır. Bankalar arası piyasada gecelik faiz oranı yüzde 1000’in üzerine çıkarken, Kasım 2000’de aylık ortalaması yüzde 223 olmuştur. 19 Şubat 2001 tarihinde yapılan Milli Güvenlik Kurulu (MGK) toplantısında yaşananlar, piyasadaki mevcut sıkışıklığın derin bir ekonomik krize dönüşmesine sebep olmuştur.

MGK toplantısı esnasında Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’in Devlet Denetleme Kurulu’nun Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu’nda (BDDK) başlattığı denetime Başbakan Bülent Ecevit’in tepki göstermesi üzerine tartışma yaşanmıştır. Sezer, Bülent Ecevit’e anayasa kitapçığı fırlatmış, Ecevit ise bu duruma tepki göstermiş ve  toplantıyı terk etmiştir. Ecevit’in toplantı çıkışında bekleyen gazetecilere, “Bu bir devlet krizidir” yönündeki açıklamalarının ardından piyasalarda sert satışlar yaşanmıştır. Bankacılık sektöründe başlayan krizin etkileri reel sektörde de doğrudan hissedilmiştir. Binlerce firma kapatılırken, yüz binlerce kişi de işsiz kalmıştır. MGK toplantısından iki gün sonra sabit kur rejiminden dalgalı kur rejimine geçilmiştir. Karar öncesi 684 bin TL olan dolar kuru  dalgalı kura geçilmesiyle birlikte 1,2 milyon TL’ye yükselmiştir.

Dönemin Dünya Bankası başkan yardımcılığı görevini yürüten Kemal Derviş, Türkiye’ye davet edilmiş ve ekonomiden sorumlu devlet bakanlığına atanmıştır. IMF ile stand-by imzalanmış ve bankacılık sektöründe reforma gidilmesini odağına alan yeni bir ekonomi programı yürürlüğe sokulmuştur. [5]

  1. Dış Politika

1999-2002 yıllarına bakıldığında, Avrupa Birliği ekseninde bir dış politika yapımı sürecinin gerçekleştiği anlaşılacaktır. Özellikle dönüm noktalarından biri olan  1999 Helsinki Zirvesi  AB ile olan ilişkiler açısından büyük bir adım olmuştur. Bu zirvede Avrupa Birliği Türkiye’den dış politikasını değiştirmesi ve konusunda bazı taleplerde bulunmuştu. Bu talepler  barış, istikrar, demokrasi, insan haklarının sağlam temelde yerleştirilmesi ve hukukun üstünlüğü kavramlarının benimsenmesi öncülüğünde devam eden sınır anlaşmazlıklarını çözme meselesinde gayret gösterilmesi olmuştur. 2001 Ekonomik Krizi de yine dış politikayı şekillendiren olaylardan biri olmuştur.

1 Ocak 1996 tarihinde yürürlüğe sokulan Gümrük Birliği ile Türkiye ve AB arasındaki ortaklık ilişkisinin son dönemine geçişin sinyallerini vermişti. Ardından 1998’de yayımlanan İlerleme Raporu’nda AB’nin Türkiye’yi oniki aday ülkeden biri olarak tanımlamış, 1999 Helsinki Zirvesi’nde ise Türkiye’nin aday ülkelere uygun ölçütler temelinde Birliğe katılmaya aday ülke olduğunu ilan etmiştir. Türkiye üyelik doğrultusunda dış politikasını güvenlik ve tehdit ikileminden işbirliği ve ekonomik ilişkilere öncelik vererek sürecin manevrasını değiştirmiştir.  7-11 Aralık 2000’de toplanan Nice Kongresi’nde kabul edilen Katılım Ortaklığı Belgesi Türkiye’den üyelik konusunda aranılan koşulların netleştiği belge olmuştur. [6]

Bu süreçte AB, Katılım Ortaklığı Belgesi’ni gözden geçirmiş ve Ulusal Programı güncelleştirmiştir. Avrupa Birliği’ne üye olma yolunda istikrarını her seferinde ortaya koyan Türk siyasi iradesi bu amaç yolunda yenilenme çabalarına hız kazandırmıştır.

Bunun sonucu olarak müzakerelerin açılması için ön şart olan siyasi ölçütlerin karşılanmasına yönelik uyum yasası paketleri yoğun bir şekilde meclisten geçirilmiştir. Temel hak ve özgürlüklerin kapsamını genişleten, hukukun üstünlüğü, düşünce ve ifade özgürlüğü, demokrasi gibi alanlarda mevcut tertibi güçlendiren ve güvenceye alan yenilenme çalışmalarına bu süreçte devam edilmiştir. Bu çerçeve doğrultusunda 2002-2004 yılları arasında 8 Uyum Paketi, 2001 ve 2004 yıllarında da 2 Anayasa Paketi TBMM’de kabul edilmiştir.[7] Ayrıca idam cezasında düzenleme yapılmış, siyasi partilerin kapatılması sınırlandırılmış ve MGK kısmen sivilleştirilmiştir. Bu sürecin sonrasında Ak Parti hükümetinde Türkiye ile AB 2005 yılında resmen müzakerelere başlamıştır.

AB ekseninden dışarı çıktığımızda bu süreçte Yunanistan ile ilişkilerin yumuşadığını görmek mümkündür. 1995 Kardak Krizi esnasında gerginlik had safhaya çıkmıştı fakat sonrasında Atina ve Marmara Depremleri iki ülkeyi birbirine yakınlaştırmıştır. 2000’li yıllara girerken ise Yunanistan ile işbirliklerine girilmiştir.

Ecevit’in ‘’komşularla sıfır sorun’’ bağlamında ele aldığı dış politikası bu dönemde de etkisini sürdürmüştür. Yunanistan ile birlikte aynı süreçte Ortadoğu ülkeleri ile de ilişkiler geliştirilmiş, 1999 yılında Vladimir Putin’in iktidara gelmesi ile Ecevit Hükümeti ve Rusya arasında işbirlikleri oluşturulmuştur. Rusya ile ilişkilerin düzeldiği süreçte Amerika Birleşik Devletleri’nde 11 Eylül Saldırıları gerçekleşmiş ve ABD teröre karşı savaş ilan ettiğini ve bu terörün daha çok İslami temelli terör olduğunu açıklamıştır. Bu gelişme doğrultusunda Ortadoğu ülkeleri dünya politikasının merkezine oturmuştur. Elbette bu süreçten Türkiye’de etkilenmiştir.  Ecevit başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu ‘’ Türkiye sorumlu bir müttefik ve dost olarak ABD’yi terörizmle mücadelede desteklemektedir’’ açıklamasında bulunmuştur. Fakat devlet bürokrasisi ABD’nin yanında olduğunu gösteren bir tavır sergilemişse de Türkiye halkı ABD tarafından yapılan açıklamalar sonrasında Amerikan karşıtı bir tutum sergilemiştir.  Özellikle Bush Doktrini olarak bilinen ‘’Büyük Ortadoğu Projesi’’ ABD karşıtlığının temel argümanlarından olmuştur. [8]

Sonuç

Türkiye siyasal hayatında Koalisyonlar Dönemi olarak bilinen 1993- 1999 yılları arasında yedi hükümet görev yapmıştır. Bunların sonuncusu ise DSP- MHP- ANAP koalisyonu olmuş ve Ahmet Necdet Sezer cumhurbaşkanlığında, Bülent Ecevit başbakanlığında ülke yönetilmiştir. 1970’li yıllardan itibaren Türk Siyasal Hayatına damgasını vuran Ecevit, beyaz güvercini, ona atfedilen sloganları ve Karaoğlan lakabıyla tarih de önemli bir yer tutmuştur. 2000 yılındaki seçimlerde üniversite mezunu olmaması sebebiyle Cumhurbaşkanlığına aday olmamış ve 2004 yılında siyasetten çekilmiştir. 22 Mayıs 2004 tarihinde yaptığı basın toplantısıyla halefini ilan etmiş ve görevi Genel Başkan Yardımcısı Zeki Sezer’e devretmek istediğini belirtmiştir.

Hayatı boyunca halk için mütevazi ve sade bir insan olarak görülmüş olan Ecevit edebiyata her zaman büyük bir sevgi duymuş, çeşitli şiirler yazmış, dergiler çıkarmıştır. Her yönüyle Türk Siyasal ve Sosyal Hayatında önemli bir yere sahip olan Ecevit’in ‘’Uyum’’ şiiri:

 boşluğa bulut buluta yağmur
yağmura toprak ne güzel uymuş

gündüze güneş güneşe tarla
tarlaya başak ne güzel uymuş

başağa buğday buğdaya insan
insana emek ne güzel uymuş

emeğe eylem eyleme yürek
yüreğe sevgi ne güzel uymuş[9]

Kaynakça

Kaynakça

Kaynakça

BALCI Ali, ’’Türkiye Dış Politikası: İlkeler, Aktörler, Uygulamalar’’, Etkişelim Yayınları, Ekim 2015.

ECEVİT Bülent, ‘’Ortanın Solu’’ , TÜRKİYE İŞ BANKASI KÜLTÜR YAYINLARI, 2009.

TORUK İbrahim, ‘’ Türkiye’de 1990-2000 Yılları Arasında  Sosyo- Ekonomik Ortamın ve Kültürel Hayatın Reklamlar Üzerindeki Etkisi’’.

İnternet Kaynakları

17 Şiiriyle Bir Unutulmaz Siyasetçi: Karaoğlan Bülent Ecevit, https://listelist.com/karaoglan-bulent-ecevit/ ( Erişim Tarihi: 14. 07.2019) – LİSTELİST

Türkiye-AB İlişkilerinin Tarihçesi, https://www.ab.gov.tr/turkiye-ab-iliskilerinin-tarihcesi_111.html ( Erişim Tarihi: 12. 07.2019) – T.C DIŞİŞLERİ BAKANLIĞI AVRUPA BİRLİĞİ BAŞKANLIĞI

Türkiye’deki ekonomik krizler: 1994, 2001 ve 2007’de neler yaşandı? , https://www.bbc.com/turkce/haberler-turkiye-45226072 (Erişim Tarihi: 13.07.2019) -BBC

17 Ağustos 1999 Depremi, https://www.haberturk.com/haber/haber/980929-17-agustos-1999-depremi ( Erişim Tarihi: 12.07. 2019) – HABERTÜRK

Bülent Ecevit , https://www.wikiwand.com/tr/B%C3%BClent_Ecevit ( Erişim Tarihi: 11.07.2019 ) – WİKİWAND

http://www.aliagaekspres.com.tr/guncel/01/11/2017/dsp-eceviti-anacak/galeri/1 (Erişim Tarihi: 11.07.2019 )-  ALİAGAEKSPRES

Bülent Ecevit, Uyum Şiiri, https://www.antoloji.com/uyum-7-siiri/ (Erişim Tarihi: 17.07.2019) -ANTOLOJİ

Dipnotlar

[1] Bülent Ecevit, ‘’Ortanın Solu’’,  Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 2009, s.10

[2] İbrahim Toruk, ‘’ Türkiye’de 1990-2000 Yılları Arasında Sosyo- Ekonomik Ortamın ve Kültürel Hayatın Reklamlar Üzerindeki Etkisi’’, s.1

[3] Bülent Ecevit , https://www.wikiwand.com/tr/B%C3%BClent_Ecevit ( Erişim Tarihi: 11.07.2019 )

[4]  17 Ağustos 1999 Depremi, https://www.haberturk.com/haber/haber/980929-17-agustos-1999-depremi ( Erişim Tarihi: 12.07. 2019)

[5] Türkiye’deki ekonomik krizler: 1994, 2001 ve 2007’de neler yaşandı? , https://www.bbc.com/turkce/haberler-turkiye-45226072 (Erişim Tarihi: 13.07.2019)

[6] Ali Balcı, ’’Türkiye Dış Politikası: İlkeler, Aktörler, Uygulamalar’’, Etkileşim Yayınları, Ekim 2015, s.240.

[7] Türkiye-AB İlişkilerinin Tarihçesi, https://www.ab.gov.tr/turkiye-ab-iliskilerinin-tarihcesi_111.html ( Erişim Tarihi: 12. 07.2019)

[8] Balcı, s.250.

[9]  Bülent Ecevit, Uyum Şiiri, https://www.antoloji.com/uyum-7-siiri/ (Erişim Tarihi: 17.07.2019)

Bu makaleye atıf için: Ad soyad, Kurum Adı, Sayfa Adı ya da Başlığı, Yayın Tarihi , Web Adresi, ( Son Güncellenme Tarihi / Erişim Tarihi ) formatında belirtilmesi gerekmektedir.
Telif Hakları hakkında detaylı bilgi için tıklayınız.

Feyza İlter

Feyza İlter
TESAD Siyaset Masası Araştırmacı Yazarı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir