Peki Şimdi Nereye
Benden Geçen Hikayeler'den alınmıştır.

1975-1991 Lübnan İç Savaşı’nda Müslüman-Hristiyan Uyuşmazlığının ‘Peki Şimdi Nereye ?’ Film Çerçevesinde İncelenmesi

Giriş

Dünya üzerinde bulunan her devletin, bölgenin, coğrafyanın kendine göre, kendine has sorunları vardır. Hiçbir devlet birbiriyle aynı değildir. Sorunlar; bulunan bölgelere, coğrafyalara göre çeşitlilik gösterir. Kimi devletlerin kaynak kimi devletlerin güvenlik… vb. gibi sayılabilecek bir sürü ve farklı farklı sorunları vardır. Orta Doğu da bulunduğu coğrafyaya, içinde barındırdığı topluma göre kendi içerisindeki sorunlardan ziyadesiyle payını almış ve almaya devam eden bir coğrafyadır. Eskilerden beri gelen ve devletlerin yönetimlerinde bile etkisini yoğun bir şekilde gösteren din-mezhep çatışmaları Orta Doğu denildiğinde akla ilk gelen sorunların başında gelir. Din-mezhep çatışmalarından Lübnan da nasibini almış ve bu durum 1975-1991 yılları arasında iç savaş boyutuna kadar ilerlemiştir. Bu yaşanan iç savaş sadece Lübnan’ın kendi içerisindeki sorunlardan kaynaklanmamakta, iç savaşın ortaya çıkması üzerinde Kuzeyden gelen Filistinli mülteciler ile Güneydeki İsrail’den gelen baskıların da etkisi vardır.

Ama dünya genelinde olduğu gibi savaş zamanlarında ve sonralarında toplumlara moral amacıyla veya sorunu dünyaya bildirmek, anlatmak amacıyla görev sadece askerlere, polislere değil sanatçılara da düşer. Mesela; İkinci Dünya Savaşı sırasında Charlie Chaplin,  Marilyn Monroe gibi isimlerin sahne almaları ortamdaki kasvetli savaş havasını dağıtıp halka moral vermeleri gibi… Nadine Labaki’de kendi coğrafyasındaki savaşı, sorunu, bu sorunların topluma yansımasını yazdığı, yönettiği filmlerinde gözler önüne sermektedir. Bu çalışmada öncül olarak almış olunan Peki Şimdi Nereye? adlı filmde Lübnan iç savaşının 7’den 70’e, çocuktan yaşlıya kısacası herkese, her kesime etki ettiğini gözler önüne seriyor. Bu film; çatışmaların ortasında yer almasalar da psikolojik olarak halkı nasıl etkilediğini anlatan, toplumdaki huzuru nasıl bozabileceğini insanların diken üstünde her an patlamaya hazır bir bomba gibi tetikte olduğunu gösteren bir film. Filmi baz alarak yazılan bu yazıda sadece filmin sanatsal boyutundan bahsedilmeyecek olup Lübnan genel bir perspektiften ele alınıp genelden özele bir yol izlenecektir.

1. Lübnan’a Genel Bir Bakış ve Lübnan’da Kültür

Lübnan, kuzeyinde Suriye ile güneyinde İsrail’in yer aldığı, resmi dili Arapça olan bünyesinde birçok farklı dilden, dinden, kültürden insanı barındıran Orta Doğu’nun gelişmiş bir ülkesidir.[1] Lübnan’da en çok konuşulan ikinci dil ise öncesinde Fransız sömürgesi bir devlet olması nedeniyle Fransızcadır.[2] Bu durum halkın bazı kesimleri tarafından hoş karşılanmadığı için bazı insanlar çocuklarını İngilizce ağırlıklı eğitim veren okullara göndermektedir. Nüfusu 4 milyon civarında olan ülke Orta Doğu’nun zengin yemek kültürüne, kendine has kültürel yapısına sahip olan bir devlettir. Başkenti Beyrut, Lübnan’ın en kalabalık ve en gelişmiş şehridir. Eşsiz yemek kültürü ile Orta Doğu mutfağına yön vermiştir. Nohut, Lübnan mutfağının esas ürünüdür. Lübnan mutfağına bakıldığında genel olarak nohut başta olmak üzere temelde bakliyatları görmek mümkündür. Dünyada adını duyurmuş bir meze olan ve adı Türkçede ‘nohut’ anlamına gelen ‘humus’ Lübnan mutfağı denildiğinde akla ilk gelen mezelerdendir.

Lübnan sadece yemekleriyle değil birçok şeyiyle de Orta Doğu kültürünün oluşmasında etkisi göz ardı edilemeyecek bir ülkedir. Lübnan’da sadece mutfak kültüründen bahsetmek eksik kalacaktır. Müzik alanında da Fairuz Lübnan denildiğinde ilk akla gelen isimlerdendir. Sinema alanına bakılacak olursa da yazıda da filmi baz alınmış olan Nadine Labaki Lübnan’ın sinema alanındaki yüzüdür. Birçok farklı etnik kökenin bir arada yaşaması sebebiyle dil ve din konularında da birçok farklılığın olduğu söylenebilir. Orta Doğu’nun diğer devletlerindeki karanlık havaya bakıldığında Lübnan ışıl ışıl görüntüsü, tarihi yapısı, çeşitliliklerin bir arada devam eden yaşantısı Lübnan’a farklı bir görünüm sağlar[3]. Bu kadar farklı etnik kökeni, ve çeşitliliği içinde barındırması nedeniyle net belirli bir kimliğe bürünememesi dış dünya açısından Lübnan’ın ‘Şahsiyetsiz Lübnan’ olarak bilinmesini sağlamıştır. Aslında Lübnan’ı diğer Orta Doğu devletlerinden ayıran en önemli etkenlerin başında da bu gelmektedir. Lübnan yaşanan savaş ve günümüzdeki sıkıntılar öncesinde Orta Doğu’nun eğlence merkezi olarak bilinen bir devletti. Günümüzde ise hâlâ o kadar renkli bir görünüm sergileyemese de yine de Orta Doğu’nun hatırı sayılır devletlerinden biridir.

 

 1.1. Lübnan’ın Bulunduğu Coğrafyadaki Rolü ve Etkisi

Arada kalan bu devlet Güneyden İsrail’in baskısı Kuzeyde Müslümanların yaşantısı ile zaman zaman zorluklarla karşılaşmıştır. Kendi sınırları içerisinde Müslüman-Hristiyan halkların bir arada yaşaması zaman zaman zorluklara, karışıklıklara sebebiyet verse de Lübnan’a farklı kültürleri, farklı mezhepleri ve dinleri bir arada bulundurabilen bir Orta Doğu devleti olma özelliğini vermiştir. Orta Doğu coğrafyasında mezhep ve din çatışmalarının sık sık görülmesinden dolayı devletler kesin ve net bir şekilde bir dini mezhebi kendi kimlikleri olarak benimsemişlerdir: İsrail’in Yahudi yurdu, Suudi Arabistan’ın Müslüman yurdu olarak görülmesi gibi. Lübnan’da ise bu çeşitlilik Lübnan’ı bulunduğu coğrafyası içerisinde etnik köken çeşitliliği olan, farklı kültürleri bir arada bulundurabilen ve bu şekilde devlet olmaya devam eden, farklı dinden insanların bir arada yaşayabildiği gelişmiş bir ülke konumuna getirmiştir.

 

1.2. Lübnan’ın İçerisindeki Bitmek Bilmeyen Sorunlar, İç Meseleler ve İç Savaş

Lübnan Orta Doğu coğrafyasında bulunan farklı kültürleri farklı yaşantılarıyla ilgi çeken bir devlettir.[4] Halkının birlik içinde yaşayışı, birbirlerinin dinlerine ve inanışlarına bakmadan bir arada gülüp eğlenen, zaman zaman birbirlerinin acıları ve sorunlarıyla birlik olup üzülen, hüzünlenen bir yapıda oluşu Lübnan’ı diğer Orta Doğu devletlerinden ayıran en önemli unsurlardan biridir. Maalesef ki hayat Lübnan’da da her zaman tozpembe değildir. Zaman zaman halkın arasını açan, insanların birbirlerine zıt düşmelerine sebep olan etkenler de yok değildir. Orta Doğu coğrafyasının karışık yapısı Lübnan’da da etkisini gösterir. Kuzeyindeki Suriye güneyindeki İsrail ve yine güneyinden gelen Filistinli mülteciler ara sıra Lübnan’da karışıklıkların çıkmasına, Lübnan’daki huzurunun bozulmasına sebep olmuştur.[5] Bir tek kendi coğrafyasındaki karışıklık değil, dünya genelindeki karışıklıklar da Lübnan’ı derinden etkilemiştir.

Soğuk Savaş Dönemi Lübnan’da da etkisini göstermiş, Lübnan’da dengeler yavaş yavaş bozulmuş ve iç karışıklıklar, iç sorunlar ortaya çıkmaya başlamıştır. Lübnan’da 1975-1991 yılları arasında iç savaş yaşanmış, ülkede istikrar Filistinli mültecilerin Lübnan’a gelişiyle birlikte bozulmaya başlamıştır. Filistinlilerin Lübnan’a gelişiyle Müslüman nüfus Lübnan’da önemli bir yer edinmeye başlamıştır.[6] Böylece ülkede başlayan başta Müslüman-Hristiyan sorunu olarak görülen durum 1975’te iç savaşa dönüşmüştür. Savaşa giden yolda tek sorun tabi ki de Müslüman-Hristiyan çatışması değildi. Soğuk Savaş’ın Lübnan’ı derinden etkilemesi, 1958’deki siyasi kriz, İsrail’in kurulması ve yüzbinlerce Filistinli mültecinin Lübnan’a yerleşmesi dini çatışmaları arttırdı. Filistinli mültecilerin de zamanla silahlanmaya başlaması aralarındaki ateşin harlanmasına sebep oldu. 1976’da çoğunluğu Müslüman olan Lübnan Cephesi ve Ulusal Komite arasında çatışmalar başladıktan sonra iyice büyüyen sorun Suriye ve Arap Ligi’nin arabuluculuğu ihtiyacını gerektirdi. Sorunun daha da büyümesiyle Suriye Hristiyanların lehine hareket etmeye başladı. Bu durum da halk arasında başlayan Müslüman- Hristiyan ayrımının daha da büyümesini beraberinde getirdi ve halkın birbirine düşman olmasına, birbirinden ayrılmasına sebep oldu.

 

2. Peki Şimdi Nereye ? Adlı Filme Giden Yol

‘Peki Şimdi Nereye? adlı film’ Nadine Labaki’nin 2011 yılında yapımcılığını, senaristliğini, yönetmenliğini üstlendiği ikinci uzun metrajlı filmidir.[7] Nadine Labaki Lübnan asıllı olan bir yönetmendir. O coğrafyada yetişmiş, o coğrafyanın her bir zerresini yaşaya yaşaya bizzat içinde bulunarak gözlemlemiş ve bu gözlemlerini beyaz perdeye başarılı bir şekilde aktarmıştır. İlk filmi olan 2007 yapımlı ‘Karamel’ filminde de Beyrut’ta kendi hâlinde yaşayan 5 kadının gündelik hayatlarını, Lübnan’da kadın olarak yaşamanın nasıl olduğunu, yaşamın ilerleyişini ele almıştır.[8] Karamel filmi beklenilenin üstünde başarı alan Nadine Labaki 2011 yılında bu sefer perspektifini daha da genişleterek yaşadığı coğrafyadaki belli başlı sorunları kaleme alarak beyaz perdeye uyarlamıştır. Yaşadığı coğrafyanın sorunlarını eğlenceli bir dille kaleme almış dünyaya tanıtma, duyurma imkânı bulmuştur.  Bu sorunları ele alırken yazmış olduğu filmlerde kendine de yer vermiş kendisi de o halktan biri olarak ortaya çıkmıştır. Nadine Labaki’nin öncül olarak alınmasındaki temel sebep yönetmenin kimliği nedeniyle bu filmde aktardıklarının iç savaşı iyi resmetmesi sebebiyle bu çalışmada yararlı olacağı düşüncesidir. Bu nedenle bu çalışmada bu film baz alınarak bir inceleme yapılmıştır.

 

2.1. Peki Şimdi Nereye?

2011 yapımı olan bu film birçok filmin şatafatlı, metropollerde çekilen renkli hayatlara karşılık Lübnan’ın gelişmiş Beyrut, Trablusşam, Sayda gibi duyulmuş şehirlerinde geçen bir hikâye ile karşımıza çıkmıyor. Daha küçük, kendini dış dünyaya soyutlamış bir köyünde yaşananları gözler önüne seren, kendi hâlinde yaşayan halkın gündelik hayatlarını ele alan bir film. Bu köyde yaşayan insanlar yıllardan beri bir arada yaşayan, her anlarında birbirlerinin yanında olan, sevinilecek durumlara hep birlikte sevinen ve üzüntülerini hep birlikte yaşayıp birbirleriyle paylaşan birlik içindeki halktır. Köydeki halkın zaman zaman radyolardan, gazetelerden duydukları Lübnan’daki, dış dünyadaki haberlerden etkilenen zaman zaman birbirlerine bilenen insanların köyün kadınlarının bir olup ortamı sakinleştirmeye çalıştığı bir filmle karşımıza çıkıyor.

Filmde Müslümanların ve Hristiyanların bir arada yaşadığı bu köyde ikiye bölünmüş bir yaşam karşımıza çıkmaktadır. Müslümanların ibadet yeri olan cami ile Hristiyanların ibadet yeri olan kilisenin yan yana olması, mezarlığın ortadan geçen bir toprak yolla Müslümanların ve Hristiyanların kısmı olmak üzere ayrılmış olması ama ayrımların sadece temel şeylerde yapılmış olması filme ayrı bir keyif katmaktadır. Bu temel alanların dışında halkın bir arada yaşayıp bir arada işlerini yapıyor oluşu ve birbirlerini kırmadan gözeterek, kollayarak sürdürdükleri yaşam filmde fazlasıyla işleniyor. Filmde kadınların statükoyu koruma çabası kadınların hayatta ne kadar önemli bir noktada olduğunu da fark etmemizi sağlıyor. Bir yandan savaş sürerken bu kendini koruyan, soyutlamaya çalışan köye gelen gazeteler, radyoda çıkan haberler köyün kadınları tarafından erkeklerin duyması duyup da birbirlerine bilenmesinin engellenmesi amacıyla köyün huzurunun bozulmamasına özen gösterilmesi köyde trajikomik olayların yaşanmasına sebep oluyor.

 

2.2. Peki Şimdi Nereye ? Adlı Film Bağlamında Müslüman- Hristiyan Halkların Yaşamı

Filmin kısaca anlatılan konusunda da belirtildiği gibi halk bir arada yaşayan birbirlerinin kurallarına, yaşayış biçimlerine saygı duyan bir yapıda yaşarken köyün dışındaki dünyada yaşanan savaş zaman zaman halkı da birbirine düşürmeye yüz tutmaktadır. Bununla birlikte köydeki kadınların, annelerin savaş durumunu yaşadıkları köyün huzurunu bozmamak adına saklamaya, duyulmasını engellemeye çalışmalarıyla mevcut durum genel hatlarıyla korunabilmektedir. Yine de her ne kadar köy yaşantısı söz konusu olsa da köye gelen gazeteler, radyolardan verilen haberler köy halkının arasında karışıklık çıkartmaya zaman zaman yetiyor.

Filmde ele alınan bir sahnede köyün tepesine kurulan televizyonu izlemeye giden halk hep birlikte keyifli bir zaman geçirmeyi planlarken televizyonda birden son dakika haberlerinin çıkmasıyla köyün kadınları olmayan sebeplerden ötürü bir sorun yaratıp köyün erkeklerinin haberleri duymasını engellemektedir. Daha sonrasında da gece evin erkekleri uyuduktan sonra kadınlar televizyonun kurulduğu tepeye gidip televizyonun kablolarını kesip bir daha izlenmeyecek hâle getiriyorlar. Savaşın en hararetli zamanlarında ise köye gelen gazetelerin köyün kadınları tarafından alınıp fırınlarda yakılmıştır. Bu sayede haberlerin kendi aralarında kalmasını ve erkeklerin duymasını engelleyip sorun çıkmasını önlemişlerdir. Her ne kadar engellemeye çalışsalar da bazı zamanlarda köy halkı birbirlerine sinirlenip kavga etmeye başlamaktadır. Filmin bir başka sahnesinde ise köyün kadınları sorunları engellemek için ellerinden geleni yapmış olsalar da yine karışan ortamı dağıtmak için köye yabancı kadınları davet edip, eğlence düzenlemiş, köyün o karışan havasını bir nebze de olsa kırmayı başarmışlardır. Anlaşılacağı üzere filmde yoğun olarak birliği korumaya çalışan kadınlar ön plana çıkmaktadır.

Bir diğer ele alınan sahnesinde ise yine savaşın hararetli zamanlarından birinde Hristiyan bir kadının oğlunun şehre çalışmak için gittiğinde dönüş yolunda Müslümanlar tarafından vurulması sonucu ölmesi ama annesinin evlat acısı yaşarken köyde tekrardan kavgaların, sorunların çıkmaması için oğlunun ölümünü saklaması, duyurmaması ve bu gibi olayların üstünün kapatılmak istenmesi aslında bir tek film olarak değil Lübnan’da daha da genel anlamıyla Orta Doğu’da halkın, artık insanların birbirlerinin dinleri, inanışları, ritüelleri sebebiyle birbirleriyle savaşmalarından yorulduklarını ve bu tür sorunları istemediklerini bu filmde görüyor olmak mümkündür. Filmde gözler önüne serilenlerden de anlaşılabileceği gibi Müslüman-Hristiyan sorunu Lübnan için çok büyük yer eden bir olgudur. Küçük bir köyde, kendi geçim derdinde olan ve dış dünyaya soyutlamış bir şekilde yaşayan halk da olsa ülkenin bir sorunu asıl savaşın olduğu kesimlerdeki gibi kanlı geçmese de psikolojik ve sosyolojik olarak etkilemeye, küçük tatsızlıklarda olsa sorunların çıkmasına engel olamamaktadır.

 

Sonuç

Sanat toplumun, mevcut durumun yansımasıdır. Çekilen filmlerin, yazılan şarkıların, yapılan programların çoğunda toplumun o anki durumu gerek dramatize edilerek gerek komedi hâline getirilerek karşımıza çıkar. Çünkü insanlar yaşadıkları zorlukların, sorunların dışardan nasıl göründüklerini bilemezler ve merak ederler. Bazı zamanlarda; yaşanan, yaşanmış olunan zorluklar bir sinema filminde izlendiğinde veya bir şarkıda dinlendiğinde insanlarda ‘Bunlar bir tek benim başıma gelmiyormuş. Ne kadar çok insan benim gibi düşünüp yaşıyormuş.’ hissi verir. Yaşanan olaylar yaşanırken zor gelse de, bir televizyon dizisinde, sinema filminde izlemek, bir şarkıda dinlemek her zaman iyi gelir. Ama yaşanan bir savaşı, bir olguyu sadece bir filmden ele almak tabi ki de çok sağlıklı olmayabilir. Bu sebepten dolayı bu çalışmada genelden özele doğru bir yol izlendi. Bu yazıda Lübnan iç savaşı sadece bir film öncül alınarak incelenmemiştir. İlk olarak Lübnan baz alınmış, Lübnan’ın kültürü, Lübnan’daki yaşantı ve Lübnan’ı iç savaşa götüren sebepler araştırıp incelenerek yazıya başlanmıştır. Daha sonrasında ise bağlam biraz daha özele indirgenip o dönemi ve o dönemdeki halkın yaşantısını, günlük hayatını, hayatın akışını anlatan ‘Peki Şimdi Nereye ?’ ve ‘Karamel’ adlı filmler bağlamında ele alınıp bu yazı oluşturulmuştur. Bu filmlerin seçilmesindeki en önemli etken haberlerde, programlarda çıkan devlet başkanları, bakanlar, milletvekilleri gibi yetkili kişilerin yoğun araştırmalar sonucu yapmış oldukları bilimselliği değil normal halktan insanların gündelik hayatlarını, geçim dertlerini, kendi yaşadığı çevre dışında bilinmeyen tanınmayan, ama devletin o an ki, savaş anındaki ve sonrasındaki etkilerini fazlasıyla hisseden her türlü zorluğunu savaşta çatışan askerler gibi meydanda değil de evlerinde, ekonomik olarak, psikolojik olarak etkisini yaşayan halkın gözünden izleyip, biraz daha bilimsellikten uzak samimi bir yazı oluşturmak istenmesiydi.

 


Kaynakça

 

Filmler

Labaki, Nadine, Karamel, ( 2007 ), (E.T. 2019)

Labaki Nadine, Peki Şimdi Nereye?, (2011),  (E.T. 17.04.2020)

İnternet Kaynakları

Anadolu Ajansı, Ülke Profilleri Lübnan, (07.09.2017)  https://www.aa.com.tr/tr/ulke-profilleri/lubnan/903468  (E.T. 10.09.2020)

Bölgesel Haberler, Lübnan’ın Etnik Yapısı, (17.05.2020), https://www.etnikce.com/lubnanin-etnik-yapisi-, (E.T. 05.09.2020)

Gezi Rehberi, Lübnan, (15.08.2019), https://gezimanya.com/lubnan  (E.T. 28.08.2020)

Türk Dili Ve Edebiyatı Dersleri Kaynak Eğitim Sitesi, (2007),      https://www.turkedebiyati.org/ortadogu-ulkeleri/  (E.T. 14.09.2020)

Kitap

Arı, Tayyar, Geçmişten Günümüze Orta Doğu, Bursa: MKM Yayınları, 2012,  5. baskı, 2004

Makale

Arı, Tayyar, Pirinçci, Ferhat, Gazi Akademik Bakış Dergisi, Türkiye’nin Yeni Orta Doğu Politikası Ve Suriye İle Lübnan’daki Algılamalar,(2010), http://www.gaziakademikbakis.com/makale/gab-T-2018-238 (E.T. 05.09.2020)

 

Dipnotlar

[1] Anadolu Ajansı, Ülke Profilleri Lübnan, (07.09.2017), https://www.aa.com.tr/tr/ulke-profilleri/lubnan/903468, ( E.T. 10.09.2020 )

[2]Lübnan’, son güncellenme 29.07.2020,  https://gezimanya.com/lubnan     (E.T. 28.08.2020)

[3] Bölgesel Haberler, Lübnan’ın Etnik Yapısı, (17.05.2017), https://www.etnikce.com/lubnanin-etnik-yapisi ,         (E.T. 05.09.2020)

[4] Tayyar  Arı, Ortadoğu Siyaset Savaş ve Diplomasi, (Bursa: MKM Yayınları, 5. Baskı, 2012),  s.105.

[5] Tayyar Arı, Ferhat Pirinççi, Gazi Akademik Bakış Dergisi, Türkiye’nin Yeni Orta Doğu Politikası Ve Suriye İle Lübnan’daki Algılamalar, Cilt 4, No 7, 2010,  s.7

[6] A.g.e., ss.108-113

[7] Melis Zararsız, Peki Şimdi Nereye Film Eleştirisi, (Nadine Labaki, 2011),  (E.T 06.07.2020),  http://www.beyazperde.com/filmler/

[8] Ayşegül Kesirli Karamel, (Nadine Labaki, 2007)  http://www.beyazperde.com/filmler/film-112181/elestiriler-beyazperde/ (E.T 08.05.2019)