1917 Bolşevik Devrimi

1917 Bolşevik Devrimi ve 1979 İran Devriminin Karşılaştırmalı Analizi

Özet

1917 Ekim Devrimi, dünya devrimler tarihinin çarpıcı bir durağı olmuş ve kendisinden sonraki devrimleri kendi ideolojisi ve oluşum biçimine benzeten bir süreç olmuştur. Karl Marks’ın 1848’de Komünist Manifesto’yu yazmasının ardından bu manifestodan etkilenen Lenin öncülüğünde gerçekleşmiş devrimde; sınıfsız toplum, daha adil bir yaşam ve devletsiz düzenin var olabildiği bir sistem hedeflenmiştir. Tıpkı Fransız Devrimi gibi dünya tarihindeki devrimleri şekillendiren Bolşevik Devrimi, şüphesiz oluşumundan sonra nesilleri etkilemiş ve dünya sisteminin kazandığı yeni şekilde çok büyük bir tesiri olmuştur. 1979 İran Devrimi ise, Marksist teoriden belirli oranda etkilenmekle birlikte teokratik bir devrimi olmuştur. İslamcılık temelinde şekillenen devrim İran siyasal ve sosyal hayatını derinden etkilemiş ve başarıya ulaşmıştır. Başarıya ulaşan devrim İran’ın devrim sonrasındaki politik stratejilerini etkilemiştir. Bu sebeple her iki devrim de dünya siyasi sistemini anlamak bakımından son derece ehemmiyet arz etmektedir.

Anahtar Kelimeler: Devrim, Bolşevik, Sovyet, İran, İslamcılık

1. Dünyayı Değiştiren Bolşevik İdeolojisi

Büyük Sovyet Devrimi olarak bilinen Bolşevik Devrimi, 20. ve 21. yüzyılların siyasal ve sosyal tarihini derinden etkileyen bir süreçtir. Tarihte ilk kez sosyalist bir devletin oluşumunu sağlayan devrim, Lenin önderliğinde Bolşevikler tarafından gerçekleştirilmiştir. Devrimin kendinden sonraki dönemleri ve devrimleri bu denli etkilemesinin nedeni şüphesiz oluştuğu ideolojik alt tabandır.

Sanayi Devriminin ardından oluşan işçi sınıfı, hakları üzerinde düşünmeye başlamıştı. 1848 yılında Karl Marx ve Friedrich  Engels’ in birlikte yazdığı Komünist Manifesto, Sanayi İnkılabının oluşturduğu sistemi reddetmiş ve sınıf mücadelesinin işçi zaferiyle sonuçlanacağını söylemişti. Bu doğrultuda, Birinci Dünya Harbi’nin yol açtığı yokluk ve kıtlığa tahammülü kalmayan Petrograd sakinlerinin sokak gösterileri ile devrim başlamıştır.  Hâlihazırda büyük bir iktisadi sıkıntı içerisinde olan ve Dünya Savaşı sebebiyle kötü durumda ki Çarlık Rusya’sında yokluk ve sefalet içerisinde olan halka devrimin ideolojik temelini şekillendiren Lenin, “Ekmek ve Barış” propagandası yapmıştır.[1] 23 Şubatta bir grup kadın, Uluslararası Kadınlar Gününü fırsat bilerek başkent caddelerini işgal etmiş, fırınların kapılarını kırmış, parasını ödeyerek ihtiyaçları kadar ekmek almıştır.

“Barış, Toprak ve Ekmek” sloganıyla özetlenen devrimde en büyük sorun ekmekti. Bu sebeple Lenin’in bu argümanı ele alarak konuşmasını sürdürmesi toplumun tüm kesimlerini birleştirmiştir. Yaz boyunca köylüler toprakları ele geçirip toprak sahiplerine yönelik şiddetlerini artırırken işçiler de fabrikalarda komiteler oluşturarak kontrolü ele geçirmeye çalışmışlar, greve gitmişler ve sokak gösterileri düzenlemişlerdir. Eylül ayına gelindiğinde gösterilere katılanların sayısı yüz binleri aşmıştır.

Devrimin ideolojik perspektifinin oluşmasında etkili olan Lenin, Komünist Manifesto’dan etkilenmiştir. 1903 yılında düzenlenen Rusya Sosyal Demokrat İşçi Partisi içerisinde ayrılan ve Lenin öncülüğünde “çoğunluk” anlamına gelen Bolşevik Partisi, Çarlık rejimini işçi devrimiyle devirecek bu devrimde Rus işçilerine önderlik edecek bir parti olmayı hedeflemiştir.[2]

Bolşevik Partisi’nin lideri olan Lenin, Marksizm’in savunduğu sınıfsız toplumu ve devletsiz düzeni benimsemiştir. Daha sonra Leninizm olarak bilinecek bu düşünce akıllara Marksizm’in bölündüğü ve artık yeni olgularla mı açıklandığı sorusunu getirmiştir. Fakat Leninizm, Marksizm’i Rusya gerçeğine uygulamış ve yeni koşullarda geliştirmiştir.[3] Bu sebeple Bolşevik Devrimi ideolojisinden bahsedildiğinde; Marksizm, Leninizm ve Sosyalizm birlikte incelenmelidir.Bu bağlamda incelendiğinde; sosyalizm iktidarın halk kontrolünde olduğu sistemdir. Kapitalizmi reddeder ve toplumcu görüşü ortaya çıkarır. Sosyalizm, komünizme zemin hazırlayan ve işçi iktidarını savunan Marksizm’den kaynaklanarak ortaya çıkmıştır. Leninizm ise Marksizm’e politik ve ekonomik konularda yeni yorumlar sunan bir teori olup, Marksizm’in bir aşaması olarak ele alınabilir. Bu yaklaşıma göre Lenin, Marx’ın eserlerini ve temel prensiplerini esas alarak onun savunduklarını ekonomik, felsefi ve siyasi konularda geliştirmiş ve onu yenidünya şartlarına uygun bir öğreti haline getirmiştir. Lenin’e göre proletarya, devrim yapmak için, öncelikle devrimci bir bilince sahip olmalıydı. Bu bağlamda, “Ne Yapmalı” isimli kitabında, bu durumun Komünist Parti’nin “öncü parti” rolünü üstlendiği zaman gerçekleşebileceğini belirtmiştir.[4]  Devrimci bilince sahip bu kitle elbette gerçek emekçi, işçi sınıfı olacaktır. Marx’ın Kapital’ini uzun yıllar inceleyen ve kapitalizmin işleyişini çok iyi bilen Lenin, iktidarın Sovyetlerin eline geçmesiyle Rus işçi ve köylüsünün gerçek egemenliğe kavuşacağını iddia etmekteydi.[5]

1905 Devrimi’nde yaşanan “Kanlı Pazar” olayında, devrimin ideolojisi şekillenmeye başlamıştır. “Kahrolsun Çar” sloganıyla yürüyen işçi sınıfı özgürlük, ekmek ve eşit haklar istemiştir. Kanlı Pazar olayının ardından işçiler daha da radikalleşmiş ve bütün ülkede gösteriler ve grevler düzenlenmiştir. Fakat 1905 Devrimi başarısızlıkla sonuçlanmıştır. Lenin, Birinci Rus Devrimi’nin başarısızlıkla sonuçlanışını devrimci güçlerin hazır olmamasına ve devrimci eylemin derinleşmeyişine bağlamıştır. Lenin, 1905 Devrimi’nin önemini şu sözlerle açıklamıştır: “1905 genel provası olmasaydı, ne 1917 Şubatındaki burjuva devrim, ne de 1917 Ekimindeki proleter devrim gerçekleşemezdi.”[6]

1917’ye giden süreçte grevler devam etmekte, Temmuz Günleri olarak da bilinen geçici hükümet karşıtı gösteriler düzenlenmekteydi. Bu gösterilerin sonucu olarak Aleksandr Kerensky geçici hükümetin yeni lideri olmuştur. Bolşevikler tarafından düzenlenecek olası bir darbenin korkusu sebebiyle Kerensky, Lenin’i “Alman Ajanı” olmakla suçlamıştı. Suçlamanın ardından Lenin, Finlandiya’ya kaçmıştır.[7] Kerensky hükümetinde başkomutan olan Karnilov’un tek başına hükümetin başına geçmek istemesi ve buna yönelik planları sonrasında, Karnilov aleyhinde büyük bir propaganda oluşmuş ve bunun sonucu olarak Bolşeviklere olan sempati artmıştır.  Kornilov’un askeri darbesi Bolşeviklerin tek başına iktidar olmasının yolunu açmıştı.

Bolşeviklerin artan gücüyle Sovyetlerin çoğu ele geçirilmiş ve “tüm iktidar Sovyetlere” propagandası yapılmaya başlanmıştır. Petersburg’a dönen Lenin, silahlı eylem için hazırlık yapmaya başlamıştı. 24 Ekimde Lenin önderliğinde başlatılan eylemler zaferle sonuçlanmış ve 26 Ekimde Sovyetler Birliği kurulmuştur. Olayların akabininde Bolşeviklere karşı olan monarşi yanlısı Beyaz Ordu, Bolşeviklere karşı iç savaş başlatmıştır. 1917-1922 yılları arasında Rusya’da uzun bir iç savaş ortaya çıkmıştır.[8]

Sovyetler Birliği, kendi ideolojik sistemi olan sosyalizmi hakim kılmayı dış politik hedefi haline getirmiş ve ilk olarak Doğu Avrupa ülkelerinde sonrasında ise tüm dünyada gerçekleştirmenin yollarını aramıştır. Bu doğrultuda, Çarlık Rusya’dan ayrılan devletleri yeniden topraklarına katan Sovyetler Birliği, İkinci Dünya Savaşı’nın ardından pek çok ülkeye rejimini ihraç ederek uydu devletler kurmuştur. Bunun sonucunda, Orta ve Doğu Avrupa’da pek çok ülke, 1990’lı yılların başlarına kadar sosyalist rejimler tarafından yönetilmiştir.

2. İran İslam Devriminde İdeoloji 

20.yüzyılın dönüm noktalarından biri olan 1979 İran Devrimi, Ortadoğu topraklarındaki siyasal ve sosyal politikaya derinden tesir etmiştir. Ayetullah Humeyni liderliğinde gerçekleşen devrim başarıya ulaşmış ve İslam Cumhuriyeti ilan edilmiştir. Devrim ile İslam Cumhuriyetine dönen İran’ın yaşadığı süreç İslam coğrafyasında ciddi bir heyecan yaratmıştır. Marksistler, sosyal demokratlar, Ulema öncülüğündeki Şii Müslümanlar, Halkın Mücahitleri gibi birçok farklı kesim Şah’ın gitmesi konusunda uzlaşmıştır. Bu farklı kesimden gelen insanların birleştiği unsur, Batıya ve Şaha yönelik öfke olarak görülebilir. Fakat burada yatan en önemli etken Şiilik ve Ulemanın gücüdür. Humeyni’nin ön plana çıkarttığı “Velayet-i Fakih” kavramı devrimin temel yapıtaşı olmuştur.[9] Velayeti Fakih modelinin temel yaklaşımı, “siyasi yönetimin meşruiyet temelini” hem halka, hem de İslam inancına yaslaması olmuştur. Bir diğer faktör ise üçüncü dünyacı, İrancı İslamcılık, anti-emperyalist bir dünya görüşüne sahip oluşudur. Bunda Ali Şeriati’nin, Celal el-Ahmed’in ve Humeyni’nin etkisi yüksektir.[10] 1979 yılında gerçekleşen devrim demokrasi yerine dini bir rejiminin devlet yönetimi bakımından benimsenmesi ile ve tarihteki tek İslam devrimi olarak adlandırılması ile özgün bir örnek sunmaktadır.[11]

Devrimin oluşum süreci incelendiğinde petrol krizine inmek gerekir.1973 – 1974 petrol krizinde İran’ın petrol gelirleri beklenmedik bir şekilde artmış fakat artan gelirler toplum içinde homojen dağılmamış, aksine yoksul kesimin alım gücü daha da düşmüştür. Ülke içinde şehirlere doğru gerçekleşen yoğun göç dalgasıyla bölgede kaos ortamı oluşmuş ve gösteriler yapılmaya başlanmıştır. Bunların ardından Şah’ın kendi partisi dışındaki partilerin faaliyetlerini sonlandırması devrimi körükleyen sebeplerden biri olmuştur. Şah’ın modernleşme çabalarına karşıt olanlar bu yaptırımla da karşılaşınca Şah’a karşı antipati oluşmaya başlamıştır. Otoriter Şah yönetimine karşı öğrenci eylemleriyle başlayan protestolar hızla büyümüş ve farklı alanlarda gerçekleştirilen grevler sosyal ve siyasi reform talepleriyle yeniden şekillenmeye başlamıştır. Devrimin nihai aşamasında, Aralık 1978’te muhalefet  ülke çapında kontrolü yavaş yavaş eline almış ve devrim komiteleri kurulmaya başlanmıştır.[12] Ardından önce Türkiye sonra da Irak’a gönderilen Ayetullah Humeyni İran’a dönmüş ve ülkenin bir İslam Cumhuriyeti şeklinde yapılanmasına yönelik fikirlerini uygulamaya sokmuştur. İran’a dönen Humeyni, İslam Cumhuriyeti’nin kurulması için referanduma gidilmiş ve halkın %99 oyuyla İran İslam Cumhuriyeti ilan edilmiştir.[13]

Devrimin ideolojik boyutu toplumun birçok kısmı tarafından şekillenmiş olsa dahi, temelde Şii Müslümanların etkisi daha yoğun olmuştur. Milliyetçilikten, İslamcılıktan, Marksizm’den etkilenen kesimler Humeyni İran’a dönene kadar ve İslam Cumhuriyeti ilan edilene kadar aktif olsalar da Humeyni’nin dönüşüyle bu oluşumlar bastırılmıştır. Buna ek olarak devrimin yönünü çizen diğer bir faktör ise anti- emperyalist ve anti-Amerikancı tutum olmuştur.

3. İki Devrimin İdeolojik Benzerlik ve Farklılıkları

Bolşevik Devrimi ve İran Devrimi kıyaslandığında şüphesiz analiz edilecek birçok benzer ve ayrışan yön bulunmaktadır. Öncelikle iki devrimi ayıran en önemli faktör İran Devrimi’nin dini bir ideolojisi olmasıdır. Humeyni’nin ön plana çıkarttığı “Velayet-i Fakih anlayışı ile siyasi yönetimin meşruiyet temeli” hem halka, hem de İslam inancına yaslanacaktır. Bolşevik Devriminde proletaryanın iktidarı istenirken, İran İslam Devriminde temelleri İslam’a dayanan bir yönetim anlayışı belirlenmiştir. Fakat iki devrimin iktidar kaynakları farklı temellerde arz ederken, her iki devrimde de ortak bir yön olarak evrenselcilik ilkesi görülmüştür. Bolşevik Devrimi’nde Marx’ın “dünyanın tüm işçileri birleşin” ideolojisi göz önüne alınarak, proleterya iktidarı hedeflenmiş; İran İslam Devrimi’nde ise Humeyni devrim ihracı için uğraşmış ve İslam’ın tüm insanlık için bir kurtuluş yolu olduğunu bu nedenle bir İslami hareketin kendisini belirli bir ülke ile sınırlayamayacağını söylemiştir.[14]

İki devrimde de devrim ihracının gerçekleşmesi isteği şüphesiz devrimlerin liderleri tarafından ortaya konulmuştur. Humeyni devrimi körükleyen ideolojik söylemlerde bulunmuş ve devrimin eğilimini belirlemiştir. Bu sebeple önce Türkiye ve sonra Irak’a sürgüne gönderilen Ayetullah Humeyni, İran’a döndükten sonra İslam Cumhuriyeti’nin ilan edilmesini sağlamıştır. Bolşevik Devrimi denildiği zaman ise akıllara gelen ilk isim Vladimir Lenin olmuştur. 1848 yılında Karl Marks ve Friedrich Engels’in yazmış olduğu Komünist Manifestodan etkilenen ve sonrasında Das Kapital üzerine yoğun okumalar yapan Lenin, işçilerin iktidara gelmesinde ve emek sömürüsünün son bulması talebinde son derece başarılı olmuş ve Sovyetlerin kurulmasını sağlamıştır. Bu sebeple her iki devrimde de liderlerin ideolojileri belirleyici konumda olmuştur.

İki devrimin analizi yapılırken en çok dikkat edilmesi gereken husus, her iki devrimde de alt sınıfların öncü rolleri ve Marksist ideolojinin yer buluşudur. Rusya’da yaşanan devrim süreci, Şubat 1917’de Çarlığın devrilmesiyle birlikte tarihte yeni bir sayfanın açılmasına neden olmuştur.

Karl Marx ve Friedrich Engels, 1848 yılında Komünist Parti Manifestosu’nda, komünistlerin teorisinin tek bir ifadeyle özetlenebileceğini yazmışlardı: Özel mülkiyetin tasfiyesi. Fabrikaları, toprağı, yer altı ve yer üstü kaynaklarını ele geçiren mülk sahibi kapitalist sınıf, yaşamak için emek gücünü satmak dışında bir şansı olmayan işçi sınıfını sömürerek zenginleşmiştir. 1917 Devrimi, işçi sınıfının hem kanlı emperyalist savaşa verdiği acımasız bir yanıt hem de savaşın yarattığı tarihsel fırsatın yaratıcı bir biçimde değerlendirilmesi olmuştur.[15]

İran’da ise toplumsal yapıda çok önemli bir yere sahip olan esnafların oluşturduğu çarşı, Şah yönetimine karşı yavaş yavaş muhalif bir çizgiye kaymıştır. [16] Rusya ve İran’daki alt sınıfın iktidar söylemlerinin benzerliği bir yana, her iki ülkede de Marksist söylemler yer edinmiştir. Zaten Marksizm’den ilham almış olan Lenin öncülüğünde Bolşevik Devrimi ile sosyalist bir devlet kurulmuş ve bu ülke tarihteki ilk Marksist- Sosyalist devlet olmuştur. Bununla birlikte, Marksizm’in etkileri İran İslam Devriminde de görülmüştür. İran’da daha genç olan kuşak demokrasi ya da liberal meşrutiyet kavramından vazgeçip, Üçüncü Dünya’da rağbet görmesi itibarıyla sınıfsal devrim, anti-emperyalizm ve silahlı mücadele gibi daha radikal kavramlara yüzünü dönmeye başlamıştır.

1906 Anayasa Devriminden beri aktif olan Marksistlerin temsilcisi 1953 yılında kurulan Tudeh Partisi olurken 1970’li yıllarda daha çok gerillalar olmuştur.1953 darbesinden sonra Tudeh ve Ulusal Cephe ikiye bölünmüş, Tudeh’in gençlik örgütü partiden kopmuş ve Halkın Fedaileri örgütünü kurarak silahlı mücadeleye girişmiştir.[17] Aynı süreç Ulusal Cephe içinde de işlemiş ve Halkın Mücahitleri adında bir örgüt kurulmuştur. Halkın Mücahitleri de, Halkın Fedaileri gibi silahlı mücadeleyi savunmuş ve hatta İslâm ile Marksizm arasında bir sentez kurmaya çalışmıştır.[18] Ayrıca İran Devrimi’nin ideoloğu olarak görülen Ali Şeriati Marksizm’in etkisi ile Şii İslam’ı yorumlamıştır. Marx’ın bahsettiği sınıflar arasındaki mücadeleyi Habil ve Kabil arasındaki mücadeleye uyarlayarak Şiilik ile sosyalizmi sentezleme gayretinde olmuştur. Humeyni de benzer bir şekilde toplumu; ezilenler ve baskıcılar, zenginler ve fakirler arasında bir mücadeleden teşekkül etmekle nitelendirmiştir. Humeyni’ye göre bu mücadeleyi tıpkı Bolşevik Devrimi’ndeki gibi ezilenler kazanacaklardır. Ancak,   devrime giden süreçte aktif rol   oynayan sol-Marksist   gruplar,  devrimden  sonraki   süreçte   tasfiye edilmiş ve   eski  düzen  ortadan  kaldırılarak,  dini   ön planda   tutan  ruhani  kesimin  yönetime geldiği   yeni   bir   düzen  oluşturmuştur.

Sonuç

Dünya tarihinde pek çok devrim görülmüş, fakat bu devrimlerden bazıları kendinden sonraki devrimleri etkilemiş ve gelişen yeni nesillerin ideolojilerinin oluşmasında etkin rol oynamışlardır. Bu devrimlerden ilki Fransız Devrimi iken ikincisini Bolşevik Devrimi olarak görmek mümkündür. Kendinden sonraki yüzyılları etkileyen Bolşevik Devrimi Marksist, Leninist, Sosyalist ideolojilerin yayılmasında etkili olmuş ve daha sonrasında sosyalist ideolojide kurulan devletlere öncü olmuştur. İşçi sınıfının sömürülmesinin önüne geçmek ve daha adil ve eşit şartlarda yaşamak için yapılan devrimin ana kaynağı Marx’ın ideolojisi olmuştur. Öte yandan Ortadoğu’yu derin şekilde etkileyen ve devrim sonrasında dış ve iç politikasının şekillenmesinde temel kaynak olan İran İslam Devrimi dine bağlı bir devrim olmuşsa da içerisinde milliyetçi, anti-emperyalist, Marksist pek çok söylem barındırması sebebiyle Bolşevik Devrimiyle benzer yönleri vardır.  Sadece ideolojik açıdan değil; liderlik, evrensellik ilkeleriyle de iki devrim birbirine benzemiştir; fakat İran Devrimi’nin bir İslam Devrimi olması ve dönemin getirisi olarak teknolojinin yoğun olarak kullanılması, İran İslam Devrimini Bolşevik Devriminden ayıran faktörler olmuşlardır. Fakat Bolşevik Devrimi, sonrasında Soğuk Savaş süresine giren dünyanın Amerika Birleşik Devletleri’ne karşı süper gücü olmuş ve dünya politikasını şekillendirmiş; İran İslam Devrimi ise Ortadoğu’daki Şii mezhepli ülkelerin siyasal hayatının değişmesinde ve hem bölgesel hem küresel olarak İran’ın tüm dünya ülkeleriyle olan ilişkilerini etkilemiştir.


Kaynakça

Bolşevizm nedir? Bolşevikler kimlerdir?, SÖZCÜ, https://www.sozcu.com.tr/hayatim/yasam-haberleri/bolsevik-kelime-anlami-ne-bolsevizm-nedir-bolsevikler-kimlerdir/ ( Erişim Tarihi: 29.11.2019)

DEMİRKILINÇ Selçuk,’’Psikopolitik Boyutuyla İran Devrimi’’, e-Şarkiyat İlmi Araştırmaları Dergisi, JOSR Nisan-2017 Cilt:9 Sayı:1 (17).

ELHAN Nail, İran Devrimi’nin Türkiye’de Yansımaları: “İrancılık” ve “İrancı” İslamcılık, Türkiye Ortadoğu Çalışmaları Dergisi, Cilt: 3, Sayı: 2, ss.28-57.

EKİCİ Yunus, BOLŞEVİK İHTİLÂLİNİN ORTAYA ÇIKMASI VE SEBEPLERİ, Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, Cilt: 27, Sayı: 1, Sayfa: 265-275, ELAZIĞ-2017.

İran’ın İdeolojisi ve Dünya Görüşü Kaynak: İran’ın İdeolojisi ve Dünya Görüşü – Ferheng Recai, https://www.haksozhaber.net/okul/iranin-ideolojisi-ve-dunya-gorusu-4455yy.html

İran’da Komünist Tudeh Partisi’nin son kurucu üyesi vefat etti, https://www.ntv.com.tr/dunya/iranda-komunist-tudeh-partisinin-son-kurucu-uyesi-vefat-etti,jQa3LOPA-EijCQzRFR4JQw

İran İslam Devrimi, NEOLDU, https://www.neoldu.com/iran-islam-devrimi-1382h.htm ( Erişim Tarihi: 01.12.2019)

İran İslam Devrimi 40. yılında: Şah karşıtı solculara ne oldu?, BBC TÜRKÇE. https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-47128818 ( Erişim Tarihi: 02.12.2019)

Leninizm, Wikiwand, https://www.wikiwand.com/tr/Leninizm ( Erişim Tarihi: 25.11.2019)

NİRAY Nasır,  DENİZ Didem, ‘’İran İslam Cumhuriyeti: Tarihi, Siyaseti ve Demokrasisi’’, Fırat Üniversitesi Orta Doğu Arastırmalan Dergisi Cilt: VI Savz:2. Elazığ. 2010, ss.10.

1905 Rus Devrimi, Serenti, http://www.serenti.org/1905-rus-devrimi/ ( Erişim Tarihi:28.11.2019)

1917 Rus Devrimi, http://www.milliyet.com.tr/1917-rus-devrimi-molatik-9551/ ( Erişim Tarihi: 28.11.2019)

1917 Rus Devrimi, Tarihi Olaylar, https://www.tarihiolaylar.com/tarihi-olaylar/1917-rus-devrimi-167 ( Erişim Tarihi: 29.11.2019)

ONAT Hasan, İRAN İSLAM DEVRİMİ VE ŞİÎLİK, e-makâlât Mezhep Araştırmaları, VI/2 (Güz 2013), ss. 223-256, ss.228

SADIKOV Ramin, “Şubat Devriminden Sonra Rusya’da İktidar Mücadelesi: Ekim Devrimi’ne Giden Yol”, Muallimler Enstitüsü Tarih Bölümü, ss 109.

STALİN J.V., “Leninizmin İlkeleri”, Sol Yayınları, Leninizm İlkeleri,1924 Nisan Başlarında Sverdlov Üniversitesinde Verilen Konferanslar, ss.12.

http://m.tkp.org.tr/tr/temel-metinler/ekim-devriminin-100-yilinda ( Erişim Tarihi: 03.12.2019)

Dipnotlar

[1] Yunus EKİCİ, ‘’Bolşevik İhtilalinin Ortaya Çıkması ve Sebepleri’’, Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, Cilt: 27, Sayı: 1, Sayfa: 265-275, ELAZIĞ-2017, ss 10.

[2]Bolşevizm nedir? Bolşevikler kimlerdir?, Sözcü, https://www.sozcu.com.tr/hayatim/yasam-haberleri/bolsevik-kelime-anlami-ne-bolsevizm-nedir-bolsevikler-kimlerdir/ ( Erişim Tarihi: 29.11.2019)

[3]J. V. Stalin, “Leninizmin İlkeleri”, Sol Yayınları, Leninizm İlkeleri,1924 Nisan Başlarında Sverdlov Üniversitesinde

Verilen Konferanslar, ss.12.

[4]Leninizm, Wikiwand, https://www.wikiwand.com/tr/Leninizm ( Erişim Tarihi: 25.11.2019)

[5]Ramin Sadıkov, “Şubat Devriminden Sonra Rusya’da İktidar Mücadelesi: Ekim Devrimi’ne Giden Yol”, Muallimler Enstitüsü Tarih Bölümü, ss 109.

[6]1905 Rus Devrimi, Serenti, http://www.serenti.org/1905-rus-devrimi/ ( Erişim Tarihi:28.11.2019)

[7]1917 Rus Devrimi, http://www.milliyet.com.tr/1917-rus-devrimi-molatik-9551/ ( Erişim Tarihi: 28.11.2019)

[8]1917 Rus Devrimi, Tarihi Olaylar, https://www.tarihiolaylar.com/tarihi-olaylar/1917-rus-devrimi-167 ( Erişim Tarihi: 29.11.2019)

[9]Hasan ONAT, ‘’İran İslam Decrimi ve Şiilik’’, E-makâlât Mezhep Araştırmaları, VI/2 (Güz 2013), ss. 223-256, ss.228.

[10]Nail Elhan, ‘’İran Devrimi’nin Türkiye’de Yansımaları: “İrancılık” ve “İrancı” İslamcılık’’, Türkiye Ortadoğu Çalışmaları Dergisi, Cilt: 3, Sayı: 2, ss.28-57, ss. 45.

[11]Selçuk DEMİRKILINÇ,’’Psikopolitik Boyutuyla İran Devrimi’’, E-Şarkiyat İlmi Araştırmaları Dergisi, JOSR Nisan-2017 Cilt:9 Sayı:1 (17), ss. 26.

[12]İran İslam Devrimi 40. yılında: Şah karşıtı solculara ne oldu?, BBC TÜRKÇE. https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-47128818 ( Erişim Tarihi: 02.12.2019)

[13]Nasır Niray, Didem Deniz, ‘’İran İslam Cumhuriyeti: Tarihi, Siyaseti ve Demokrasisi’’, Fırat Üniversitesi Orta Doğu Arastırmalan Dergisi Cilt: VI Savz:2. Elazığ. 2010, ss.10.

[14]İran’ın İdeolojisi ve Dünya Görüşü Kaynak: İran’ın İdeolojisi ve Dünya Görüşü – Ferheng Recai, https://www.haksozhaber.net/okul/iranin-ideolojisi-ve-dunya-gorusu-4455yy.htm ( Erişim Tarihi: 01.12.2019)

[15]http://m.tkp.org.tr/tr/temel-metinler/ekim-devriminin-100-yilinda ( Erişim Tarihi: 03.12.2019)

[16]İran İslam Devrimi, Neoldu, https://www.neoldu.com/iran-islam-devrimi-1382h.htm ( Erişim Tarihi: 01.12.2019)

[17]İran’da Komünist Tudeh Partisi’nin son kurucu üyesi vefat etti, https://www.ntv.com.tr/dunya/iranda-komunist-tudeh-partisinin-son-kurucu-uyesi-vefat-etti,jQa3LOPA-EijCQzRFR4JQw ( Erişim Tarihi: 04.12.2019)

[18]Nail Elhan, ‘’İran Devrimi’nin Türkiye’de Yansımaları: “İrancılık” ve “İrancı” İslamcılık’’, Türkiye Ortadoğu Çalışmaları Dergisi, Cilt: 3, Sayı: 2, ss.28-57, ss. 48.