dans
Kaynak: Weirdworldblogs

1518 Strazburg Dans Salgını

15 Temmuz 1518’de bir kadın garip bir hastalığa yakalandı; gece gündüz dans ediyor ve bunu durduramıyordu. Diğer insanlarla temas etmesiyle hastalık onlara da bulaştı ve şehirdeki yetkililer endişelenmeye başladı. Hala açıklanamayan bu olay birçok efsanenin doğmasına neden oldu. Beş yüzyıl sonra Strazburg, bu olayı gösteri ve sergiyle kutlayarak gerçeği yanlıştan ayırıyor.

16. yüzyıl arşivleri yalan söylemiyor. Strazburg’da 1518 yılında gerçekten bir dans salgını yaşandı. Bir yaz günü, bir kadın sokaklarda gece gündüz çılgınca dans etmeye başladı. Haftalarca süren bu salgın diğer insanlara da bulaştı.

Charles Spindler, “Saint-Guy Dansı”, baskı resim, 1893. (Kaynak: Strazburg Şehir Müzeleri Kütüphanesi)

Saint-Guy Hastalığına Yakalanan Kadın

Alsace Tarih Enstitüsü’nde öğretim görevlisi tarihçi Elisabeth Clementz, salgın hakkında bir sergi hazırlamak için dönemin kaynaklarını toplayarak onları Eski Almanca’dan tercüme etti. Strazburg Sulh Hâkimi ve mahkeme kâtibi Sébastian Brant, 15 Temmuz 1518’de “Saint Guy Hastalığı”ndan muzdarip bir kadının sokaklarda kendini durduramadan çılgınca dans ettiğini, bunu birçok kişiye bulaştırdığını söylüyor ve hastaların gece gündüz dans ettiğini belirtiyor.

Strazburg’un çevresinde çıkan bir gazete yazısına göre her gün on beş kişinin enfekte olduğu söyleniyor. Olaylardan 30 yıl sonra yazılan başka bir yazıya göre salgını bulaştıran kadın dört gün art arda dans etmişti. Birkaç gün sonra ise dans edenlerin sayısı otuz dörde ulaştı ve dördüncü haftada iki yüzleri buldu. Bu hesaplar, arşivler tarafından bildirilen olaylara dayanıyor, o yüzden sayılar doğrulanabilir değildir.

O yıl, Sainte- Marguerite bayramına doğru korkunç bir hastalık olan Saint-Guy Dansı yayıldı. Yaklaşık elli insan gece gündüz dans etti. Onları izlemek acı vericiydi.

Sıcaklık ve Astral Kavuşumdan Kaynaklanan Bir Hastalık

Hem doktorlar hem de dini makamlardan kişilerin bulunduğu bir komisyon oluşturuldu. Doktorlar, bu hastalığın yaz sıcağından ve astral kavuşumdan kaynaklanan doğal bir hastalık olduğunu söyledi. Hastalara arpa ve kaynatılmış ekmek vermenin yanı sıra onlar için Orta Çağ’a özgü flütler ve timbal davuluyla değil, zitherler, kemanlar, udlar ve orglarla müzik çalmayı da öneriyorlardı. Önlem olarak timbal ve flütlerle müzik yapmak tüm yaz boyunca ve halk danslarında yasaklanmıştı. Yaylı enstrümanlara düğünlerde ve ayinlerde izin verildi.

Papaza gelince, o da doktorlarla aynı fikirdeydi ve ayinleri gereksiz olarak görüyordu. Ama görevini yerine getirmemesiyle suçlanmamak için, onlara dua edip Tanrı’ya yalvarmalarını söyledi.

Yaygın söylemlerin aksine hastalar aynı odalara yerleştirilemezdi. Tam tersine salgının bulaşmasını önlemek için ayrı odalarda tutulmalılardı. Şehir, insanları dans etmeye teşvik etmek ve buna cesaretlendirmeden önce iki kısma ayrıldı. Hiçbir kaynak bu girişimin varlığından bahsetmemektedir.

Strazburg halkı için bu, Saint-Guy hastalığıydı. O dönemin inancına göre Saint-Guy denge bozukluğu hastalığı olan ve dans ederek iyileşen bir azizdi. Bu yüzden, 23 Temmuz’dan itibaren Şehir Konseyi ilk hastaları konvoylarla Saverne yakınlarındaki Saint-Guy du Holenstein mabedine gönderdi. Bu naklin en bilinen kısmı budur ve oradaki uygulamalar gizli tutuldu. Hastalar faytonlara dağıtılır, rahipler de onlara katılmak zorundaydı. Ayrıca sunaklarda dolaşıp yardım parası vermeliydiler.

Büyük Ayinden Sonra Bitti

İlk hacdan sadece iki gün sonra, Strazburg Sulh Cezaevi’nden piskoposa gönderilen bir mektup, salgının “sona erdiğini” söylüyordu.

Sébastian Brant’ın yazılarında da okunduğu gibi hastaların çoğu genellikle mabetten döndükten sonra iyileşirdi. Bununla birlikte, salgın nedeniyle 2 Ağustos 1518 tarihinde halka açık dansların yasaklandığını arşivlerden görüyoruz. 11 Ağustos’ta Strazburg Sulh Ceza Mahkemesi’nden gelen bilgi “hastalığın tekrar ortaya çıktığını” belirtiyor. Alınan yeni tedbirlerde, her burjuva aileden, uşaklarının çocuklarının ve çeşitli derneklerde kalan kişilerin bakımını karşılaması istenmektedir. Sakinliğini koruyamayan dansçılar Saint-Guy’a getirilmelidir. Her şeyden önce hastalar sokaklara çıkmamalı mücevher ya da güzel kıyafetler giymemelidir.

Brant’ın yazılarında, aynı zamanda hastalar için dua mumu yakıldığından, ayinler yapıldığından ve 31 Ağustosta Sulh Ceza Kararnamesi çıkarıldığından bahsediliyor. Salgının tüm yaz sürdüğü tahmin edilse de ne zaman sona erdiğini kavramak zordur. Dönemin arşivlerinde ne ölüme rastlandığından söz edilmiş ne de hastaların bilançosu çıkarılmıştır. Sadece bir öğretmenin oğlu, bir uşak, bir günlük işçinin karısı, bir dilencinin kızı ve fakir bir işçinin vakaları belgelenmiştir çünkü aileleri mali yardım almak için ifade vermek zorunda kalmıştır. Bir öğretmen insanların birbirini taklit ederek dans etmeye başladığı dönemde çocuklarının okula devam ettiğini ve onu okul yerine dansa götürmesi için babasını ikna etmeye çalıştığını söylüyor. Bir gündüz işçisi, karısının evde aşağı yukarı zıpladığını gördüğünde önce delirdiğini daha sonra ritmik hareketlerine baktığında onun Saint-Guy hastalığına yakalandığını düşündü.

Dans eden köylü bir çift, Urs Graf, 1485-1527. (Kaynak: Paris Ulusal Güzel Sanatlar Okulu)

Önemli Tarihsel Çarpıtmalar

Strazburg dans salgınını konu alan kitaplardan, özellikle 2008’de yayınlanan John Waller’in “Les danseurs fous de Strasbourg” adlı kitabı çok ilgi gördü. Buradaki sorun, bu olayların yüzyıllar boyunca yazılmış günlük yazılara, yani Elisabeth Clementz’in “Çok dikkatli okunması gerekir.” dediği kaynaklara dayanmalarıdır. Belediye kararnameleri ve sulh yargıcıya ait mektuplar güvenilir kaynaklar olarak kabul edilebilirken, olaylara tanıklık etmeyen yazarların olaylardan sonra yayınlanan yazıları yanıltıcı olabilir.

Örneğin, salgından 62 yıl sonra, yaklaşık 1580 yıllarında hiçbir kaynağa dayanmadan yazılan bir yazıda, aynı dans pistinde yüz hastanın kırmızı ayakkabılarla dans ettiği bir ritüelden bahsediliyor. Yüz yıl sonra başka bir yazar, gerçeklere dayanarak bazılarının öldüğünü ekliyor.

John Waller, kitabında tüm bu yazılanların yanında, 1526’da Strazburg’a ilk kez gelen ve daha sonra olaylar hakkında yazan “Luther de la médecine” lakaplı muhteşem bir hekim olan Paracelsus’un demeçlerinden de faydalanıyor. Ayrıca, dans salgınını başlatan ilk kadın için Frau Troffea adında bir kimlik üretmişti ve ona göre dans etmesinin sebebi kocasına kızmasıydı. Böylece onu kızdırmak için dans hastalığını taklit etti. Diğer kadınlar da aynı sebepten ötürü salgına yakalanmıştı ve bazı insanlar kendilerini bu hastalıktan muzdarip olduklarına ve belirtilerine sahip olduklarına ikna etti. Gerçekte, Yunanca “dönen” anlamına gelen “Troffea” ismi Paracelsus tarafından yazılan hayali bir isimdir.

Tarihçi John Waller ise çalışmalarında Frau Troffea adını alır ve onu Strazburg’daki salgının ilk kurbanı yapar. Paracelsus’un hikayesini savunmaz, ancak karakteri kıtlıktan etkilenen bir kadın olarak tanımlar. Bir başka gerçeğe dayanmayan kurgu da Jean Teulé’nin “Enter dance” yapımıydı tarihsel bir gerçeklik ölçütünde birkaç kez sunulmuştu. Yapıma göre Frau Troffea, dans etmeye başlarken çocuğunu nehre attıktan sonra şoka giren bir anneydi. Aynı kitapta salgından etkilenen kişilerin sayısı 2.000 olarak gösterilmiştir.

Hastalığın Kaynağı Hala Bilinmiyor

Yüzyıllar boyunca bir sürü senaryo ortaya atıldı ancak gizemin çoğu, olayın açıklamalarında yatmaktadır.

Hastalığın Çavdar Mahmuzu zehirlemesinden de (ergotizm) kaynaklamış olabileceği sık sık belirtiliyor. Ancak Elisabeth Clementz, o dönemde Strazburg’da özel bir hastane olduğunu ve hastalığın tedavi edilebildiğini hatırlıyor. Kas kasılmaları gibi semptomlara gelince, onlar da gerçek bir dans formu oluşturamaz.

Diğer bir açıklamaysa toplu bir histeri olduğuydu. Saint-Guy dönemin kültüründe var olduğundan bu garip olay, toplumun batıl inançlarından kaynaklanan bir çarpıtma olduğu şeklinde ifade edilebilirdi.

Dönemin içinde dans salgını hastaları hakkında çok az bir ayrıntıya rastlanmaktadır. Örneğin, dans eden hastaların 1463’te Saint-Jean-de-Bassel bölgesinden Obernai’ye geldiği bilinmektedir. Bassel bölgesinde bir ay boyunca gece gündüz dans eden bir kadını normale döndürmek için görevlendirilen erkeklerin ona eşlik etmesi gibi bir durum da var. Bildirilen vakaların çoğu Ren çevresindeki bölgelerdedir. Strazburg salgını, matbaanın icadından sonra meydana gelen, bugünlerde belgelenen en iyi salgın olmaya devam etmektedir.

Strazburg’da halka açık alanlarda dans etmeyi yasaklayan kararname. (Kaynak: Strazburg Belediye Arşivleri)

Yazar: Pauline Ruhlmann

Kaynak: Rue89 Strasbourg