Duyurular
Ana Sayfa / MAKALE ÇEVİRİLERİ / Güç ve Uluslararası İlişkiler / David A. Baldwin 3. Bölüm

Güç ve Uluslararası İlişkiler / David A. Baldwin 3. Bölüm

İngilizce aslından çeviren: Feyza Nur Atabay

ULUSLARARASI GÜÇ ANALİZİ

ULUSLARARASI GÜÇ ANALİZİ

Birçok siyaset bilimci, son elli yıl boyunca yaşanan güç analizi devrimine katkı yapmış olmasına rağmen, çok azı uluslararası ilişkiler öğrencileriydi. (Baldwin, 1971b; Singer, 1963). İlk çalışmalarında ulusal gücün elementleri yaklaşımının öncülerinden olan Harold ve Margaret Sprout (Sprout and Sprout, 1945), daha sonra bu yaklaşımı reddetti ve uluslararası politikalar çalışmalarında ilişkisel güç kavramının özümsenmesi çağrısında bulunan ilk uluslararası ilişkiler aydınları arasında yer aldılar. (Sprout and Sprout, 1956, 1962, 1965). Sprout’lar ve diğerlerinin çabalarına rağmen ulusal-gücün-elementleri yaklaşımı hala yoğun şekilde uluslararası ilişkiler literatüründe yerleşik durumdadır. (ör. Mearsheimer, 2001; Waltz, 1979). Bu durum, uluslararası arenada güç analizinde onlarca probleme yol açmaktadır, bunların bazıları aşağıda tartışılanlar gibidir:

Potansiyel Güç Problemi

Güç analizine ulusal-gücün-elementleri şeklindeki yaklaşım, kaynak-olarak-güç yaklaşımının bir versiyonudur. Bu yaklaşımda, güç kaynaklarına sanki gücün kendisi onlarmış gibi bakılır. Bu yaklaşımla alakalı bir problem, bir durumda güç varlığı (power asset) çalışan şeylerin farklı bir durumda bir güç sorumluluğu (power liability) olabilmesidir. Nükleer bombalarla yüklü bir uçak, nükleer silahları boşaltmak ve uçağı yeniden konvansiyonel silahlarla yüklemek için yeterli zamanın olmamasıyla, konvansiyonel silahlı bir uçağa ihtiyaç duyulan bir durumda kullanışsız olandan daha yararlı olabilirler. Bir ülkeyi caydırmak için kullanışlı olan aynı silahların stoğu, bir diğer ülkeyle silahlanma yarışını başlatabilir. Benzer şekilde, bir kart oyununda “iyi eli” oluşturan şeyler, kişinin poker ya da briç oynamasına bağlı olarak değişir.

Kimin kime ne yapacağına dair yapılan iddiaların çerçevesini belirlemede başarısız olan devletlerin kapasitesi tartışmaları, oynanan oyunu belirlemeksizin kart oyununda iyi eli oluşturan şeylerin tartışmasına kıyaslanabilir. Sproutlar, bu iddialar grubuna “politika-ihtimal çerçevesi” adını verdi(1965,1971). Devletlerin kapasitelerinin üzerine odaklanmak, onların potansiyel güçlerine dikkati çekmenin basit bir yoludur. Bu, genel olarak devlet kapasiteleri hakkında konuşmayı belirli kapsam ve alanları olmadan devlet gücü hakkında konuşmaktan daha mantıklı yapmaz. Eğer birisi Guatemala’nın potansiyel gücünü tahmin etmek istiyorsa, devletlerin kapasiteleri üzerine odaklanmak bilmeye yardımcı olur dahası devletin Birleşik Devletlerle bir ticaret anlaşması ya da El Salvador’la bir sınır anlaşmazlığını içinde olup olmadığını bilmek mecburidir.

Potansiyel güç ilişkilerinin alanı ve kapsamının belirlenmesi üzerinde ısrar, tahmin ya da genellemeleri nerdeyse imkânsız yaptığı bazen ileri sürülmesine rağmen (Guzzini, 2000; Keohane, 1986) bu doğru değildir. Kapsam ve alan belirlenmesi ( ya da politika-ihtimal çerçevesi) teoriyle ilgisi olmayan bir emprisizmi ima etmesine gerek yok. Politika-ihtimal çerçevesi çok ya da az analistin amacına uygun olarak tanımlanabilir. Nagel (1975: 14), “alan ve kapsamın tikelci ve eşsiz olmasına gerek olmadığını ileri sürer. Birinin amacına ve gerçek tarafından ortaya konulan kısıtlara bağlı olarak, sonuç sınıfı birkaç benzer üyeyi ya da çok çeşitli elementleri içerebilir.” Bu, tabi ki, diğer devletlerin amaçlarına ya da kapasitelerine referans vermeksizin Guatemala’nın (ya da benzer devletlerin) potansiyel gücü hakkında genellemeler ya da tahminler yapmayı mümkün kılar; ama birinin bunu yapmayı istemesinin nedeni açık değildir.

Güç kaynakları, güç ilişkilerinin oluşturulduğu ham maddelerdir. Güç kaynakları envanterinin tahmin edilebilir değerine, kapsam ve alanın öncelikli belirlenmesinde ısrarcı olunarak zarar verilebilir olduğu görülmesine rağmen tersi de doğrudur. Eğer bir mimarın bir kuş evi mi yoksa bir katedral mi yapacağını tespit edebiliyorsak, mimarın projesini tamamlamak için yeterli ham maddeye sahip olup olmadığının tahmininin doğruluğunun geliştirilmesi muhtemeldir. Bir devletin “kapasitelerini” ya da “güç kaynaklarını”, o devletin mallarıymış gibi işaret etmek ortak bir uygulama olmasına rağmen bu uygulama yanlış yönlendirici olabilir. Açık konuşursak, bir devletin güç kaynakları, nüfus ve toprakların nitelik sayıldığı anlamda bir devletin niteliği değildir. “Güç kaynağı” olarak bir şeyleri (zaman, itibar, silahlar, para, petrol, ve diğerleri) belirlemek, diğerlerinin davranışlarını değiştirme konusunda onun kullanışlılığı hakkında bir şeyler ima etmektir – bundan dolayı, diğerlerinin kapasiteleri ve değer sistemleri hakkında bir şeyler ima etmektir. (Tehditler mazoşistlere karşı işlemez.)

Gücün Takas Edilebilirliği

“Takas edilebilirlik”, bir konu alanında kullanışlı güç kaynaklarının başka konu alanlarında da kullanılabilmesi rahatlığını ifade etmek için kullanılır. Piyasa ekonomisinde para takas edilebilir kaynağın modelidir. Bir piyasa ekonomisinde birisi genellikle paranın satın alma gücünün alanını ya da kapsamını belirtmeye ihtiyaç duymaz çünkü aynı euro (yen, dolar ve diğerleri), bir araba, bir yemek, bir kitap satın almak için kullanılabilir.

Paranın piyasa ekonomisinde oynadığı rolü, uluslararası politikalarda gücün onadığı öne sürülür (Deutsch, [1968]1988; Mearsheimer, 2001; Wolfers, 1962). Siyasal güç kaynakları, tabi ki, takas edilebilirlik derecelerinde farklılık gösterir. Para, zaman ve bilgi, birçok farklı durumda faydalı olmaları anlamında diğer birçok güç kaynaklarından daha takas edilebilir olmaya eğilimlidir. Bununla birlikte, güç-para benzetmesi, kapsam ve alan belirtme ihtiyacını görmezden gelmeye yol açtığı ölçüde, siyasi güç analisti için oldukça yanıltıcı olabilir (Baldwin, 1989).

Bazı bilginler, miktar artıyorken güç kaynaklarının takas edilebilirliğinin arttığını ileri sürdüler. (art, 1996; Waltz, 2000). Bundan dolayı, gücün, güçlü devletler için, zayıf devletler için olduğundan dana takas edilebilir olduğu ifade edildi. Bunun ne anlama geldiği ya da neden doğru olabileceği açık değildir. Tabi ki, daha fazla güç kaynağının birinin daha fazla şey yapmasına yani, daha fazla aktörü ve/veya daha fazla konuyu etkileyebilmesine müsaade ettiği doğrudur. Bu, herhangi bir güç kaynağının takas edilebilirliği hakkında hiçbir şey ifade etmez. Takas edilebilirlik değişen miktarların kullanımına değil, güç kaynaklarının belirli bir miktarının kullanımına işaret eder. Ekonomi çevresinde, zengin insanlar fakirlerden daha fazla şey satın alabilirler; ama bu zengin insanların dolarlarının fakir olanların dolarlarından daha takas edilebilir olmasından değildir. Takas edilebilirliğin güç kaynaklarının miktarıyla birlikte arttığı görüşü, takas edilebilirliğin karmakarışık bir kavramına ya da henüz açıklanmayan bir mantığa dayandırılır (Baldwin, 1999; Guzzini, 1998)

Çevirmen Hakkında

Feyza Nur Atabay

Marmara Üniversitesi

Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler (İngilizce) Bölümü Mezunu

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir