gök tanrı türkler

Türklerde Gök Tanrı İnancı ve Mitoloji Unsurları

Din, dilimize Arapçadan geçmiş olan ve “Tanrı’ya, doğaüstü güçlere, çeşitli kutsal varlıklara inanmayı ve tapınmayı sistemleştiren toplumsal bir kurum, diyanet” [1] anlamına gelen bir kelimedir. Türkler de İslamiyet’ten önceki tarihsel süreçte bulundukları konumlar ve yaşantıları itibariyle pek çok farklı din ve inanç sistemini kabul etmiştir. Gök Tanrı inancı, Budizm, Manihaizm, Hristiyanlık bunlardan sadece bir kaçıdır. Günümüzde de Türklerin bu ve farklı dinlere bağlı olarak yaşantılarını devam ettirdikleri bilinmektedir.

İlk olarak Orhun abidelerinde geçtiği bilinen Tanrı sözcüğü, yer yer önüne ‘gök, gökyüzü’ anlamına gelen sıfatlar almaktadır. “Türk vudun yok bolmazun tiyin bodun boldun tiyin kanım İltiriş kaganıg ögüm İlbilge Katunug tengri töpüsinde tutup yügerü kötürti erinç. ( Türk milleti yok olmasın diye, milet olsun diye, babam İlteriş Kağanı annem İlbilge Hatunu Tanrı tepesinden tutup şüphesiz yukarı kaldırmıştır.) “ [2] Tengri kelimesi Köktürk yazıtlarında da ‘gök, gökyüzü, göğün rengi ve tanrı’ anlamlarında kullanılmıştır. Tam olarak ne zaman, nasıl ortaya çıktığı bilinmeyen bu din dünyadaki en eski ve Türklerin de ilk dini olarak kabul edilmektedir. Gök Tanrı inancı tek tanrılı dinlerin en saf hali olarak kabul edilmekte ve kaynaklarda yer almaktadır. Türklerin varoluşundan bu yana bir inanç sistemi olarak yüzünü göklere çevirdiği ve ilerleyişlerindeki gücü adeta gökten gelen görevlendirme ve kararlarla aldıkları bilinmektedir.

Gök Tanrı inancı Türkler için sadece bir inanç, bir varoluş sebebi değildir. Öyle ki Türkler kazandıkları mertebeleri ve başarılarını da Gök Tanrı’ya bağlar ona şükranlarını bildirirlerdi. Çin kaynaklarında yer alan bilgiler doğrultusunda Hakanların tahta çıkışları, kazandıkları zaferler ve başlarına gelen felaketlerden koruyan Tanrıdır. Bu Tanrı Türk tanrısı olan Gök Tanrıdır. “Türklerin büyük başarılarından bahsederken hakan veya beyler daima “tanrının inayeti ile”, “Tengri yarılkaduk üçün…” demeyi ihmal etmemişler. (tengri il berigme tengri – Tanrı memleket verici Tanrı; tengri yarlıkaduk üçün… özümni ol tengri kağan olurttı – kendimi o Tanrı hakan tahtına oturttu; tengri anca demiş… gibi).” [3] “MS 328 yılında diğer bir Türk hükümdarı bir başarısı üzerine kollarını semaya kaldırarak “Ey Gök Tanrı, sana şükürler olsun,”diye duygularını dile getirmişti. [4]

Göktanrı İnancının Mitolojik Unsurları:

Eski Türklerde kavramlar mitolojik olarak tanrılaştırılmış gibi görülse de en son en üstün ve güçlü inancın Gök Tanrı inancı olduğu konusunda hemfikir olunmuştur. Ancak bu sembollerin etkisi her zaman Türkler için özel ve kutsal olmaya devam etmiş, kendilerini ve varoluşlarını konu alan destanlarda da bu sembollerden bahsetmekten geri kalmamışlardır. Yeryüzünde Türklere ait olan ve onları anlatan her yazıt bunları görmek kaçınılmazdır.

1. Yer ve Su (Yar ve Sub)

Gök Tanrı’nın yanında tabiata da tapınan Türkler için en başta yer ve su gelmektedir. Türkler için oldukça önemli olan ve canlarını ortaya koydukları vatan kavramı da yer ve su kültünden meydana gelmiştir. Vatan için son derece önemli olan bu kavramlara bağlılık ve inanç, Orhun ve Tonyukuk yazıtlarında açık bir şekilde ifade edilmiştir. Bu yazıtlarda geçen yer ve su kavramları hem bunları temsil eden koruyucu ruhları hem de vatan kelimesini karşılamak için kullanılmıştır. “Bu mukaddes yer – su ruhları Gök Türklerin mukadderatını idare ediyorlardı (Türk tengrisi lduk tengrisi lduk yer -subı anca etmiş).[5] Çin kaynaklarında da belirtildiği üzere, su için, Türkler Tamir nehrinin kıyısında yılda bir kez kurban keserek dini vazifelerini yerine getirirlerdi şeklinde tabirler kullanılmışken yer için, “yer, en büyük tanrı olan gök ile birlikte insanlara emir verebilir” [6] şeklinde bahsedilmiştir.

2. Ağaç

Türklerin varoluşlarını konu alan destanlardan biri olan Göç Destanında Türklerin yaşam kaynağı olarak da belirttikleri ağaç sembolü, kutsallığını daima korumuştur. Ataları için ağaç diken Türkler, diktikleri ağaçların kutsal ormanlar meydana getireceğine inanırlardı. Sadece yaşam kaynağı olarak görmekle kalmayıp ölülerin gömülmesi ya da ölülerini toprağa vermeyen toplumlarda ölen bedenin göğe sunulması açısından da ağaçlara oldukça büyük önem verdikleri bilinmektedir. Tabgaç Türkleri arasında söylenenlere göre ise, Türklerin ataları için, Gök ve Yer’in kutsal ruhları için kurban kestikleri ve yine kutsal sayılan kayın ağaçlarını diktikleri bilgisi yer almaktadır.

3. Güneş (Kün)

Güneş ve Güneşe Tapınma, eski Çin kaynakları doğrultusunda Türklere Hiung-nulardan geçmiş ve birçok mitolojik unsurdan çok daha büyük öneme sahiptir. Aynı zamanda yaşamın kaynağı olarak görüldüğü için dişil olarak nitelendirilmiştir. “Güneş Tanrı’nın insanlara armağanıdır.”[7] Güneş ile Tanrı’nın bu bağlantısı sonucunda doğadaki yaşam, Güneş vasıtasıyla Tanrı tarafından sürdürülmektedir. Türklerin tarihinde Güneş ile ilgili birçok efsane yer almakta ve bu efsanelerin çoğunda Güneşten dişi olarak söz edilmektedir.

4. Böri/Börü (Kurt)

Türk mitolojisinde yer alan en önemli hayvan olarak zamanla ata haline gelmiş ve ilahileştirilmiştir. Yaradılış ve Türeyiş destanları da başta olmak üzere Türk milletinin varoluş kaynağı olarak mitolojiye ve tarihe yer etmiştir. Kurt’un tanrı tarafından Türk milletine ve atalarına yol göstermek üzere ordunun başına getirilmiş olduğu çeşitli kaynaklarda yer almaktadır.  “Ata-Kurt şeklindeki söylenceler Hiung-nu’lar tarafından geliştirilmiştir.”[8] Zamanla gök ile bütünleşen bir unsur haline gelen kurt kavramı T’u-küelerin de etkisiyle Mavi Kurt (Kök Böri) olarak tanımlanır hale gelmiştir.

5. Ateş

Eski Türklerde ateşe olan inanç ve ona tapınma oldukça önemlidir. Kutsal kabul edilen güneşin de kaynağı olan Ateş, ilk elde ediliş şekli olan çakmak taşlarının sürtünmesiyle ortaya çıktığı andan itibaren “Bu ateş atamın gücünden taşa düşmüş ateştir”[9] şeklinde bir güç sembolü olarak kabul edilmiştir. Şamanizm dinine göre ateş en saf ve temiz olan olarak kabul edilmiş ve ateşe dokunan her şeyin tertemiz olacağına inanılmıştır. Bu sebepten ötürü de günahtan arınmaları ve tertemiz olmaları için ölüleri yakmışlardır. Moğollar tarafından da saygı duyulan ateş, konaklama yerleri konusunda yönlendirici olmuştur. Daha önce yakılmış olan ateşin izlerinin durduğu bir yerde ne olursa olsun saygı göstergesi olarak konaklama yapılmamış hatta yakınından geçmemek üzere güzergah değişikliği yapılmıştır.

Sonuç

Türkler varoluşlarından itibaren kendilerine yön vermek üzere bir tanrıya sığınmışlardır. Bu tanrılar zaman, mekân veya etkilendikleri şeyler açısından dönemsel olarak farklılık göstermiş, farklı şekillere bürünmüş, zamansal olarak artmış ya da azalmış bile olsa Türk Milleti olarak ortaya çıktıkları andan günümüze kadar inanç sistemi var olan bir toplum olmuşlardır. Günümüz Türkiye’sinde Türkler İslam ile bütünleşmiş olarak kabul ediliyorsa bile İslam, Türk Milletine Araplar tarafından işlenmiş bir din olarak kaynaklarda yer almaktadır. Günümüzde hala farklı inançlar içerisinde varlıklarını sürdüren Türk toplulukları dünyanın pek çok yerinde konumlanmış vaziyettedirler.

 


Kaynakça

Baldick, Julian: Hayvan ve Şaman, Çvr. Nevin Şahin, İstanbul, 2011.

Boratav, Pertev Naili: Türk mitolojisi, Bilgesu Yayınevi, Ankara 2016.

Bozkurt, Fuat: Türklerin Dini, Cem Yayınevi, İstanbul, 1995.

Erman, Arif: Gök Tanrı İnancı, Urzeni Yayınevi, İstanbul.

İnan, Abdülkadir: Eski Türk Dini Tarihi, Milli Eğitim Basımevi, İstanbul 1976.

Raux, Jean Paul: (Çvr. Musa Yaşar Sağlam), Bilgesu Yayınevi, Ankara 2011.

Sepetçioğlu, Mustafa Necati: Yaratılış ve Türeyiş, Milli Eğitim Basımevi, İstanbul 1969.

Taşağıl, Ahmet: İnsanlığın Serüveni, İstek Yayınevi, İstanbul, 2018.

Taşağıl, Ahmet: Kök Tengri’ nin Çocukları, Bilge Kültür Sanat Yayınevi, İstanbul, 2015.

Uraz, Murat: Türk Mitolojisi, Düşünen Adam Yayınları, Şubat 1994.

[1] Türk Dil Kurumu Sözcükleri, 2019, http://sozluk.gov.tr, (Erişim Tarihi: 07.10.2019).

[2] Ahmet Taşağıl, Aykut Kar, İnsanlığın Serüveni, İstek Yayınevi, İstanbul, 2018, s.211

[3] Abdülkadir İnan, Eski Türk Dini Tarihi, Milli Eğitim Basımevi, İstanbul, 1976, s.16

[4] Ahmet Taşağıl, Gök Tengri’ nin Çocukları, Bilge Kültür Sanat Yayınevi, İstanbul, Mart 2015, s.86

[5] A.g.e., Abdülkadir İnan, s.31.

[6] Jean Paul Roux, Çvr. Musa Yaşar Sağlam, Eski Türk Mitolojisi, Bilgesu Yayınevi, Ankara, 2011, s.138

[7] Arif Erman, Gök Tanrı İnancı, Urzeni Yayınevi, İstanbul, s.25

[8] A.g.e., Jean Paul Roux, s.57.

[9] Fuat Bozkurt, Türklerin Dini, Cem Yayınevi, İstanbul, 1995, s.20