Türkiye’nin Siyasi Serencamı ve Partili Cumhurbaşkanlığı Sistemi

 

TÜRKİYE’NİN SİYASİ SERENCAMI VE PARTİLİ CUMHURBAŞKANLIĞI SİSTEMİ

 

1.Giriş

Devleti oluşturan yasama, yürütme ve yargı güçlerinin tek elde toplanması ya da dağılması, o devletin hükümet sistemini belirler. Hükümet sistemi kavramı, kısaca “devlet içindeki kuvvetlerin dağılımı ve düzenlenişi bakımından anayasal demokrasilerde veya demokrat olmayan rejimlerde uygulanan kural ve kurumlar dizesinin bütünü” olarak tanımlanmaktadır.[1]

Hükümet sistemlerinin tasnifinde genellikle devletin temel kuvvetleri arasındaki ilişki esas alınmaktadır. Fakat günümüzde hemen hemen tüm demokratik hukuk devletlerinde yargı kuvvetinin bağımsız, ayrı bir kuvvet olması gerektiği kabul edildiği için hükümet sistemlerinin tespitinde yargı kuvveti dışında kalan yasama ve yürütme kuvvetleri arasındaki ilişkiler belirleyici olmaktadır.[2]

Konumuz olan başkanlık hükümet sistemi tabiri ilk olarak İngiliz Yazar Walter BAGEHOT tarafından İngiliz yönetiminden farklı olarak ABD için kullanılmıştır. Bu sistem uygulandığı ülkelere göre üç temel prensip üzerine oturmaktadır. Birincisi; başkan halk tarafından seçilmekte ve yürütmeyi temsil etmektedir. İkincisi, başkanın karşısında yine halk tarafından seçilen yasama organı bulunur. Üçüncü olarak, başkanın yasama karşısında siyasi sorumluluğunun olmaması ancak cezai sorumluluğunun olması ve bakanların yasama organı dışından olması ve başkan tarafından seçilmesidir.[3]

Hükümet ve başkanlık siteminin Türkiye’deki gelişme süreci, geldiğimiz noktada incelenmesi elzem olan bir konudur. “1982 anayasası hazırlanırken başkanlık ya da devlet başkanının doğrudan halk tarafından seçildiği bir parlamenter hükümet sistemi (yarı başkanlık hükümet sistemi) önerilse de bu öneriler pek kabul görmemiştir. Başkanlık hükümeti sisteminin ülkemiz için bir takım sakıncalarının olduğu ‘danışma meclisi’nde dile getirilmiş ve bu öneri kabul edilmemiştir.” [4]

‘’Başkanlık’’ ya da ‘’Yarı Başkanlık Hükümeti’’ sistemine geçilmesi teklifi sadece Anayasa’nın hazırlanması sırasında değil, Anayasa uygulanırken de çeşitli vesilelerle ileri sürülmüştür. 1982 Anayasası’nın uygulama safhasında başkanlık hükümeti sistemi ile ilgili tartışmayı ilk başlatan Turgut ÖZAL olmuştur. Özal, 1983-1989 tarihleri arasındaki Başbakanlık döneminde zaman zaman ‘başkanlık hükümeti’ sistemi lehinde görüşlerini ileri sürmüş olmakla birlikte bu yöndeki en önemli açıklamalarını Cumhurbaşkanlığı döneminde yapmıştır. Özal’ın ölümünden sonra Cumhurbaşkanı seçilen Süleyman DEMİREL de başkanlık hükümeti sistemi lehinde görüşler ileri sürmüştür. 3 kasım 2002 seçimlerinden sonra iktidara gelen AKP’de özellikle Prof. Dr. Burhan KUZU ve Başbakan Recep Tayyip ERDOĞAN’ın açıklamalarıyla başkanlık hükümeti sistemini gündeme taşımıştır.[5]

2.Son 40 Yıllık Değişim Ve Siyasi Serencam

          Değişim 1980 sonrasında uygar dünyada açıkça görülmüştür ama bu değişim, her ülkede aynı derecede olmamıştır. 1980’lerde üç önemli ülkede (ABD, İngiltere, Rusya) değişim yaşanmıştır. ABD’ de değişimi dönemin Başkanı REAGAN başlatmıştır –ki buna, Reagan-izm veya Reagan-omics diyenler de vardır. Bunu İngiltere ve Rusya’daki gibi, temel bir değişim saymamak gerekir, çünkü bununla yanlış tarafa doğru giden rota doğru yola çevrilmiştir. İngiltere’de 1980 sonrası değişimi Bayan THATCHER; Labour Party’nin kaydırmış olduğu rotayı, serbest Pazar ekonomisine çevirerek yapmıştır ki bu, temel bir değişim sayılmalıdır. Asıl büyük değişim 1980 sonrasında, SSCB’nin başını çektiği Doğu Bloku’nda  olmuştur. Türkiye’de değişim ise önceleri MENDERES, sonraları ÖZAL ile devam etmiştir. 2000’li yıllardan sonra ABD’de OBAMA, Rusya’da PUTİN tarafından estirilen değişim rüzgarlarının Türkiye’deki ismi Başbakan Recep Tayyip  ERDOĞAN olmuş, Cumhurbaşkanlığına Abdullah GÜL’ün gelmesiyle de değişim ivme kazanmış, 12 Eylül 2010 tarihinden itibaren refarandum ile de Türkiye’de değişim süreci perçinlenmiştir.

‘’Türkiye’deki olası istikrarsızlık’’ konusu araştırılırken, tarihi arka planda ihmal edilmemelidir. Oysa bugüne kadar, bu konuda yapılan araştırmalarda tarihi arka plan gözardı edilmiştir. Halbuki insanlığın, özellikle milletlerin tarihi, gelecekleri açısından oldukça önemlidir; çünkü dün, bugün ve yarın bir bütündür: tarihini bilmeyenin geleceği de olamaz.

1982 Anayasası bugüne kadar toplam 17 kez değişikliğe uğramış, başlangıç ve yüz on bir  maddesi değiştirilmiştir. Özellikle 12 Eylül 2010 tarihli halk oylaması ile yargı alanı dahil çok önemli ve kapsamlı değişimler halk oylamasına sunulmuş ve yüzde 58 oy ile kabul edilmiştir. 1982 Anayasası 2001 öncesinde 4 kez, 2001 sonrasında 13 kez değiştirilmiştir. Şu halde Türkiye’nin 2001 sonrasındaki değişim sürecinde daha süratli olduğu, milenyumla birlikte reform hızını artırdığı bir süreç yaşanmaktadır.

Ele aldığımız bu konu Türkiye’de uzun bir süredir güncelliğini korumakta ve tartışma sürmektedir. Aslında son 30 yılda, güncel iki sorun tartışılmaktadır; Başkanlık sistemi ve II. Cumhuriyet tartışmaları. Bugün artık tartışılmayan II. Cumhuriyet kavramı savunucularına göre önemli olan şudur; Türkiye’ye ileri demokrasiyi getirmek için, TBMM’yi halkın gerçek temsilcisi yapmak; tüm milletvekillerini de halkın gerçek temsilcileri kılmak. Bugün, egemenliğin gerçekten halka ait olup olmadığı tartışılmakta, demokratik yönetimde halkın yönetime gerçek katılım oranı saptanmaya çalışılmaktadır. Aynı parti kökeninden gelmeyen Cumhurbaşkanı ile Hükümet arasındaki olası tartışmalar, yönetebilen bir demokrasiyi zorunlu kılmaktadır.

Türkiye’de değişimi, Batıya yetişmek için reform mahiyetinde yani kısa sürede yapmak gerekir. Tedrici yöntemi uygulamak, doğal gelişimi beklemek, Batı ile aramızdaki mesafeyi kapatmaya yetmeyecektir. Lakin Türkiye’de, değişim veya reform, menfaatine gelmeyen insanlarca istenmemektedir. Belki de  bu nedenle tarihte devrimler veya karşı devrimler genellikle kanlı olmuştur. Burada Menderes’in dramı, Özal’ın başına getirilenler ve Başbakan Erdoğan’a yönelik girişimler anımsatılabilir. Dünya değişim tarihinde risk almadan statükonun bozulması pek olası görülememektedir. Kuşkusuz ki, XXI nci yüzyıl, risk alabilen bilgili kaliteli insanların asrı olacak.[6]

3.Hükümet Modelleri

Yasama, yürütme, ve yargının birbirleriyle ilişkilerinden doğan ve erklerin dağılımına göre şekillenen hükümet sistemleri ortaya çıkmaktadır.

Devletin içinde kuvvetlerin dağılımı ve düzenlenişi açısından günümüz anayasal demokrasilerinde başlıca hükümet sistemlerini üç kısma ayırabiliriz. (1) Kuvvetler ayrılığına dayalı başkanlık sistemi, (2)kuvvetler birliğine dayanan meclis hükümet sistemi, (3) kuvvetlerin ‘işbirliğine’ (veya yumuşak kuvvetler ayrımına) dayanan parlamenter sistem.[7]

 3.1.Parlamenter Hükümet Sistemi

         İngiltere’de doğup gelişen parlamenter sistemin temeli “ikili rejime” dayanmaktadır. Yani bu sistemde, yürütmenin başlarından biri sorumsuz ve tarafsız olan Devlet Başkanı (Cumhurbaşkanı), ikincisi ve diğeri ise sorumlu ve kolektif bir organ olan Bakanlar Kurulu’dur. Ancak hemen belirtmek gerekir ki Devlet Başkanı, İngiltere örneğinde olduğu üzere veraset yoluyla işbaşına gelmiş bir kral veya kraliçe gibi, yasama organı tarafından seçilmiş bir kişi de olabilir. Parlamenter sistemin tarihi, monarkın (kralın) temsilcisi olan hükümetle, halkın hakimiyetinin temsilcisi olan parlamentonun mücadelesinin tarihidir ve tarihi süreç göstermiştir ki bu mücadelenin en temel amacı, hükümeti parlamentonun kontrolüne sokmaktır. Esasen parlamenter hükümet sistemlerinin, “halk egemenliği“ ve “hukuk devleti“ nden oluşan iki siyasi kavram arasındaki bir uzlaşmanın sonucu olarak ortaya çıktığı ileri sürülmektedir.[8]

Özellikleri itibariyle günümüzde parlamenter sistemi; yasama ve yürütmenin yumuşak ve dengeli ayrılığına dayanmaktadır. Ancak, parlamenter sistemin benimsediği ayrılık, başkanlık sistemindeki gibi kesin bir ayrılık olmayıp, hukuki eşitlik, karşılıklı iş birliği ve etkileşmeye dayanan bir ayrılıktır. Yasama ve yürütme birbirinden tamamen bağımsız olmadığından dolayı bu iki kuvvetin her zaman birbirini etkilemesi mümkündür; bu nedenle parlamenter sistemin tanımı yapılırken kuvvetlerin iş birliği hatta kuvvetlerin iç içe geçmesi gibi ifadeler kullanılabilmektedir. Parlamenter sistemin doğduğu yer olan İngiltere’deki uygulamasıyla diğer ülkelerdeki uygulamaları arasında da önemli farklılıklar vardır.[9]

3.2.Yarı Başkanlık Hükümet Sistemi

Yarı başkanlık sistemi, parlamenter sistemle yarı başkanlık sistemi arasında yer alan ve her ikisinin de birtakım özelliklerini taşıyan karma bir hükümet sistemidir. İlk kez Almanya’da Weimar Cumhuriyeti’nde uygulanan bu hükümet sistemi,        “iki kutuplu yürütme” (bipolar executive) “bölünmüş yürütme” (divided executive), “parlamenter başkanlık cumhuriyeti” (parliamentary presidential republic), “yarı başkanlık” (semipresidential government) gibi değişik adlarla anılmakla birlikte, yaygın olarak “yarı başkanlık sistemi” olarak ifade edilmektedir.[10]

Kamu hukukçusu Maurice DUVERGER kavramı akademik ve siyaset dünyasına taşımıştır. Duverger’e göre bir sistemin yarı başkanlık sistemi olarak tanımlanabilmesi için üç şarta ihtiyaç vardır; “Cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesi, Cumhurbaşkanının önemli yetkilere sahip olması, yürütme görevini yerine getiren ve meclisin güvenine tabi olan bir başbakan ve kabinenin olması’’[11]          

          Yarı başkanlık sistemi; saf başkanlık sisteminin bazı özelliklerini bünyesinde barındıran bir ara kategori olarak, gerek başkanlık sisteminin, gerekse parlamenter müesseselerine yer veren bir hükümet modeli olarak ifade edilmektedir. Öyle ki yarı başkanlık sisteminin, “Devlet Başkanı’nın doğrudan halk tarafından seçilmesi ve anayasa tarafından çok önemli yetkilerle donatılması” özelliğiyle, başkanlık sistemine; “parlamento karşısında sorumlu bir Başbakan’ın ve bakanlar Kurulu’nun varlığı” özelliğiyle parlamenter sisteme yaklaştığı savunulmaktadır.[12]

 

3.3.Başkanlık Hükümeti Sistemi

Bilindiği gibi, monokraside yürütme gücü tek kişide toplanmıştır. Tek kişinin etrafındaki insanlar karar sürecine katılmazlar, sadece kararları hazırlarlar ve uygularlar. Monokrasinin üç çeşidi vardır. Birincisi, monarşidir; monarşi kelimesi monokrasi ile sözlükte aynı anlama gelirse de monarşi ile daha çok kalıtsal monokrasiler anlaşılmaktadır. İkinci tür monokrasi, iktidarın fetih yoluyla ele geçirilmesi olup, buna diktatörlük de denebilir. Üçüncüsü ise temsililik esasına dayanan monokrasidir ki Devlet Başkanının yanında çift meclis ve yargı da vardır; işte bu sisteme başkanlık sistemi denilmektedir.

Monarşilerde monarkın yanında ona yardımcı olan kişilerde bulunmakla birlikte bunlar, karar alma aşamasına katılmazlar, sadece kararları hazırlar veya uygularlar. Karar alma tamamen tek kişiye aittir. “Mona” tek “arkein” ise iktidar anlamına gelmektedir.

Başkanlık sistemi monarşilerle karıştırılmamalıdır.[13]          Alexis TOCQUEVİLLE’in deyimiyle “milletler insanlara benzerler daima geçmişlerinin izlerini taşırlar”. Dolayısıyla bir sistemi tanıyabilmek ve hakkında hüküm verebilmek için, o sistemin doğuşunu ve tarihi gelişimini bilmek gerek. Ayrıca tarihsel süreç bilinmeden, salt günümüzdeki haliyle bir sistem analiz etmek objektif bir değerlendirme olamaz.[14]

Bir terim olarak “Başkanlık hükümeti sistemi” Amerikan iç savaşı öncesinde İngiliz gazetecileri tarafından ABD’nin hükümet sistemini belirtmek amacıyla kullandıkları bir ifade olarak doğmuştur.[15]

Başkanlık hükümeti sistemi, parlamenter hükümet sistemi gibi tarihi bir gelişimin ürünü olmayıp, 1787’de Philadelphia’da toplanan kurucu meclisin uzun tartışmalar sonunda ve insan aklından doğmuş bir sistemdir.[16]

Başkanlık hükümeti sisteminde yasama ve yürütme kuvvetleri mutlak bir şekilde ayrı organlara verilmiştir. Yasama ve yürütme organları hem göreve gelişleri açısından  hem de görevi sürdürme açısından birbirinden bağımsızdırlar. Yasama ve yürütme organları ayrı ayrı seçimlerle göreve getirilirler. Görevden ayrılmaları açısından da birbirlerine karşı kullanabilecekleri herhangi bir yetkileri yoktur. Bu iki organın güçleri mukayese edildiği zaman dengeli bir şekilde güçleri paylaştıkları görülmektedir. Zaten sistemin özünün bir denge kurma ve temel kurumlarda uzlaşmayı sağlamaya dayandığı ifade edilmektedir. Ancak belirtmek gerekir ki bu denge hukuki açıdan söz konusudur. Siyasi açıdan değerlendirildiği zaman yürütmenin yani Başkanın yasama organına karşı üstünlüğü dikkat çekmektedir.[17]

Başkanlık sistemi esasen monarşik ve demokratik diye iki ayrı modele ayrılır: Monarşik model: Kral ve seçilmiş parlamentodan oluşur. Demokratik modelin ( Başkanlık-Prezidansiyel-sistemi) en iyi örneği ABD’dir.[18] Dünya üzerinde 35 kadar ülke başkanlık hükümeti sistemi uygulamaktadır.

3.3.1. Başkanlığın Zayıf Yanları Ve Parlamenterizmi Savunucu Görüşler

Parlamenterizmin lehinde olan görüşlerin, başkanlığın dezavantajları hakkında ki düşünceleri şu şekilde dile getirirler:

Katılık Sorunu

  • Başkanlık sisteminde, yürütme kuvvetinin başı olan başkan doğrudan doğruya ve belirli bir süreliğine seçilir. Başkanın belirli bir süreliğine seçilmesi, süresini doldurmadan görevine son verilemeyeceği anlamına gelir. Bu sert kuvvetler ayrılığı ilkesinin bir gereğidir. Başkanlık sisteminde güvenoyu ve fesih gibi araçlar yoktur.

 

Çift Meşruluk Sorunu

  • Başkan ile yasamanın anlaşmazlığa düştüğü durumlarda, bilhassa her ikisi de farklı siyasi partileri temsil eder konumda iseler, sistem tıkanıklığı olabilir. İş başındaki başkanı düşürmenin zorluğu ve yasamanın feshinin olanaksızlığı demokrasinin yönetemez hale gelmesine neden olabilir. Bu tür sistem çıkmazları bazen ABD’de dahi olmaktadır.

Herşeyi Kazanma Veya Herşeyi Kaybetme Sorunu

  • Başkanlık sistemlerinde başkan doğrudan halk tarafından seçilir ve iktidarı tek başına kullanır. İktidarın bölünmezliği nedeniyle azınlıkta kalan siyasi grupların sistemden dışlanmış hissetme tehlikesi olur. Seçimi kaybedenlerin sistem dışında izole olma tehlikesi baş gösterir. Muhalefette kalanlar için yollar tıkandığı için sistem dışı yollara tevessül edebilirler.[19]

Parlamentirizmin devam etmesinin daha sağlıklı ve istikrarlı olacağını savunan görüşler şunları söyler:

  • “Yasama ile yürütme birbirine eşit olmalı, yürütme daha güçlü ve daha etkin olmalıdır. Başkanlık sistemi, ABD’yi Vietnam savaşına sürüklemiştir. Türkiye’de 10 yılda bir ihtilal olmasının nedeni, Parlamenterizm değil, askeri vesayettir.
  • Başkanlık sistemi bazı siyasi partilerin işine gelir. Başkanlık sistemi, ülkeyi totalitarizme götürebilir, başkanlık seçilmiş padişahlıktır. Bu sistemde, Başkan dejenere olursa, sistem de bozulabilir.
  • ABD’de başkanı dizginleyen unsurlar; Kongre, Federe devletler, yerel yönetimler, demokrasinin pekişmiş olması, uzlaşma kültürü ve STK’larıdır. Her eyaletin yasama ve yürütme yetkileri vardır. Bu anlayışa göre, ABD ve Türkiye’nin toplumsal statüsü farklıdır; ABD bireyci, Türkiye cemaatçidir.[20]

3.3.2.Başkanlık Hükümet Sistemini Savunucu Görüşler

 

Parlamenterizmi savunanların görüşlerini kabul etmeyenlere göre, parlamenter  sistem, sadece bizde değil aslında tüm dünyada tartışılmaktadır. Bunun en önemli nedeni, parlamenterizmin miadını doldurmuş olması.

Hızlı bir şekilde değişen ve gelişen Türkiye’nin sahip olduğu sistemi her şeyden önce tarihsel şartları gereği değiştirilmesi gerektiğini ifade eden Mazhar BAĞLI, başkanlık sisteminin Türk toplumunun sosyolojik dokusuna uygun bir hükümet sistemi olduğunu da belirtmektedir. Bağlı’ya göre, toplumumuz lider eksenli bir düşünceye sahiptir. Liderler, sosyolojik olarak toplum tarafından önemli ve doğal bir kümelenme ile takip edilerek toplumsal sorunlar kolayca çözülecektir.

Türkiye’de hükümetlere istikrar ve etkinlik kazandırma yöntemlerini irdelediği makalesinde Kemal GÖZLER, Başkanlık sisteminin istikrar ve etkinlik için çare olup olmayacağının cevabını aramıştır. Gözler’e göre, başkanlık sistemi Türkiye’de istikrar kazandırır. Çünkü; başkanlık sisteminde hükümet tek kişiden oluşur ve sabit görev süresi içerisinde güvensizlik oyuyla düşürülemez. Bu nedenle, başkanlık sisteminde mutlak istikrar vardır.

Türkiye’de başkanlık sistemini  destekleyenlerin başında gelen Burhan KUZU’ya göre, başkanlık sisteminin Türkiye’ye uymayacağı yönündeki görüşlerin temelinde milli iradeye güvensizlik yatmaktadır. Halbuki, Türkiye’nin sosyo-kültürel yapısına en uygun model başkanlık sistemidir. Eski Türklerden ve Osmanlıdan miras padişah geleneği ile Cumhuriyet sonrası güçlü icra dönemleri başkanlık sistemi modelini çağrıştırmaktadır. Kuzu’ya göre, başkanlık sisteminin Türkiye’ye diktatörlük getireceği fikri temelsizdir, çünkü parlamenter sistemdeki başbakanlar başkanlık sistemindeki başkanlardan daha güçlüdürler.[21]

 

 

TBMM’nin İşlevi

  • Türkiye nüfus açısından bir mozaik halinde olduğundan, bu hale en uygun sistem Başkanlık sistemdir. Nüfusumuz homojen değildir; mezhep, etnik köken gibi farklılıklar, neticede koalisyon doğurmakta, bu da statükoculuğu getirmektedir. Ülkemiz siyasi parti rejiminde, sıkı parti disiplini olduğundan, hükümetler, meclisi adeta noter olarak kullanmaktadırlar.
  • 1961’den günümüze, Meclisin denetleme araçlarından olan gensoru; (meclise gelen 251 adet gensorudan sadece 2 tanesi kabul, 249 tanesi red edilmiştir); Meclis soruşturması, (gelen 644, işleme konan sadece 14);Meclis araştırması (gelen 888, sonuçlanan sadece 14); Genel görüşmedir (gelen 285,görüşülen sadece 53) ki bununla Meclisin denetleme fonksiyonunu kullanmadığı açıktır.
  • Meclisin genel mantığı, genellikle, iktidarda iseniz, bütün denetimler saçma, muhalefette iseniz, iktidar ağzıyla kuş tutsa da değeri yok şeklindedir. Bu anlayışta, özgürlüklerin teminatı sayılan güçler ayrılığı kalkmıştır. Oysa egemenlik gerçekten milletin olmalı.

 

İstikrar

 

  • Türkiye’de hükümetin yetkileri oldukça fazla olmakla birlikte, dayanıksız bir statü içindedir. Küçük bir sarsıntı hükümeti devirmeye yetebilmektedir. Bu konuda iki problem varlığı ileri sürülebilir: Birincisi, yapısal sorun ki, başkanlık sistemi ile giderilebilir. İkincisi, konjoktüreldir yetenekli insanlarla giderilebilir.
  • 1970-1980 arasında 12 hükümet değişmiş; her bir hükümetin ömrü bir yıldan az olmuştur.
  • Başkanlık sistemini savunanlara göre, milletin değerlerine ters düşenler ve seçilemeyeceklerini anlayanlar, başkanlığa kendi kişisel veya ideolojik yararları açısından –yoksa ülkenin yararına açısından değil- karşı çıkmaktadır.
  • Başkanlık sistemi ile ülkeye despotizmin geleceğinden korkulmamalıdır. Tiranlık tehlikesi yoktur. Yaklaşık her on yılda bir TBMM tıkanmakta, 2-3 lü koalisyonlar gelmektedir. Bu sistem değişmezse, ülke giderek istikrarsızlık batağına girebilir. Bir Kamu hukuku ilkesi olarak, yetki ve sorumluluk paralel olmalıdır.

 

Demokrasinin Pekişmesi

 

  • Dar bölge, esası ve iki turlu seçim sistemi diğer partilerin oyuna ihtiyaç göstereceğinden, partiler arasında yumuşama olacaktır. Başkanın güvenouyu problemi olmayacaktır. O, en doğru bildiği programı en uygun kişilerle uygulayacaktır.

Siyasal Partiler Sistemi

  • Ülkemizde Siyasal Partiler sert disiplin anlayışı üzerine kurulmuşlardır. Sert politik mücadele geleneği vardır. Demokrasi iyi işlememektedir.
  • Türkiye’de siyasi tıkanıklığı aşmak ve demokratik katılımı arttırmak için beş çözüm önerisi gösterilebilir: Demokratik katılım ve denetim eksikliği, 2. Siyasi partilerin oligarşik yapıları, 3. Devletin ekonomideki ağırlığı, 4. Yerel yönetimlerin güçsüzlüğü, 5. Başkanlık sistemi.

Yakın Ve Uzak Geleceğimiz Ve Başkanlık Sistemi

  • Yakın tarihimizde şunları görmekteyiz:
  • Atatürk devri (1923-1938 dönemi; 15 sene) Başbakanlarla değil Atatürk’le anılır.
  • 1938-1950 (12 sene) arası Başbakanla değil, İnönü ile anılır.
  • 1950-1960 arası (10 yıl) Menderes ile anılır. Menderes Döneminde şehirleşme oranı ve gelişme daha da artmıştır.
  • ANAP’ın iktidar olduğu 1983-1989 (6 yıl) aynıdır. Geleneğimizde diktatörlük yoktur.
  • Parlamenter sistem, tek etnik grubun hakim olduğu ülkelerde daha iyi uygulanır. Gelişmekte olan ülkeler parlamenterizmle iyi yönetilemez. Türkiye, bir tür başkanlık sistemi yaptığı dönemlerde hamle yapmıştır. Mevcut sistem diktaya, ihtilale daha müsaittir.
  • Dünyanın ve Türkiye’nin konjonktürel yapısı değişmiştir; bunu iyi okumak gerekir.[22]

 4.Sonuç

         Türkiye’nin sorunu, istikrardır. Son 50 yıldan beri bu istikrar istemi, süregelmektedir. Büyük iddialarla (istikrar / güçlü hükümet / yürütmenin üstünlüğü) ortaya çıkan 1982 Anayasası’nın ve şu ana kadar yapılan 17 adet anayasa değişikliğinin dahi bu problemleri çözemediği açıktır. Hedefimiz önümüzdeki on yıl içinde,  ülkenin büyümesi, kalkınması ve ileri 10 ülke arasına girmesi ise, buna uygun yeni bir sivil Anayasa yapılmalıdır. Parlamenterizmin  devamından yana olanların ortaya sürdüğü gerekçeler, Başkanlık sistemini  savunanların gerekçeleri ile birlikte değerlendirilmeli, yapılacak asla ideolojik olmamalı, ülkenin ve milletin esenliği esas tutulmalıdır.[23]

Her hükümet sisteminin avantajlı yönleri olduğu gibi dezavantajlı yönleri de vardır. Yine her hükümet sisteminin başarılı şekilde uygulandığı ve o hükümet sistemleri için örnek gösterilen ülkeler vardır.[24]

Ancak unutulmamalıdır ki, hangi sistem uygulanırsa uygulansın bu sistemlerin başarısında, erdemli ve görevinin gerektirdiği sorumlulukları yerine getiren liyakatli yöneticilerin önemli bir rol üstlendiği reddedilemeyecek bir gerçekliktir. Ülkemizde karşılaşılan sorunların çözümünde salt sistem tartışmalarıyla boğulmaktan ziyade, ona işlerlik kazandıran ve sistemden bağımsız olarak ortaya çıkan eğitim, siyasal bilincin oluşturulması, uzlaşma kültürünün daha üst seviyeye getirilmesi, kamu yararı konusunda partiler üstü tavırlar takınılmasının sağlanması gibi öğelerin iyileştirilmesi yoluna gidilmelidir. Böylece ülkede demokrasi daha iyi işleyecek, anayasal organlar arasındaki ilişki daha sağlıklı bir zemine oturacak ve hangi hükümet sistemi uygularsak uygulayalım sistem bize daha başarılı sonuçlar verecektir.

Tam da buradayken Türk-İslam devlet sisteminin anlaşılmasını kolaylaştıracak, gelecek kuşaklara devlet yönetim ve anlayışında yol gösterebilecek ‘’Koçi Bey Risalesi ve Nizamül Mülk, Siyasetname’’ eserleri önemli bir kaynak olarak önümüzdedir.

Türkiye’ye uygun bir başkanlık sistemi Türkiye’nin geleceğini şekillendirecek, sistemde söz sahibi kılacak ve yararına olacaktır.

Son olarak Montesquieu’nün Kanunların Ruhu eserinde ifade ettiği: ‘’Ezeli bir tecrübe ile sabittir ki kuvvet sahibi herkes bunu kötüye kullanmaya meyleder ve kuvvetine hudut bulamayıncaya kadar gider. Kim derdi! Fazilet bile hudutlanmaya muhtaçtır. Kuvvetin kötüye kullanılmaması için tanzim neticesi kuvvetin kuvveti doğurması lazımdır.’’ Hususu hükümet sistemlerinin esası olduktan ve sistem buna göre tanzim edildikten sonra sistemin adı önemli değildir.[25]

 

Dipnotlar: 

[1]  (Parsak, 2012)

[2]  (Uzunparmak, 2013)

[3]  (Duman)

[4] (Tunç & Yavuz, 2009)

[5]  (Tunç & Yavuz, Avantaj Ve Dezavantajlarıyla Başkanlık Sistemi, 2009)

[6]  (Fendoğlu, 2010)

[7]  (Ebiç, 2013)

[8]  (Parsak, Parlamenter / Başkanlık / Yarı Başkanlık Hükümet Sistemlerine Genel Bir Bakış Ve Türkiye Cumhuriyeti’nin Hükümet sistemi , 2012)

[9]  (Kurt, 2014)

[10]  (Kurt, Başkanlık Sisteminin Türkiye’de uygulanabilirliği Açısından Karşılaştırmalı Bir Analiz (, 2014)

[11]  (Uzunparmak, Başkanlık Sistemi Ve Başkanlık Sisteminin Türkiye’de Uygulanabilirliği, 2013)[11]

[12] (Parsak, Parlamenter / Başkanlık / Yarı Başkanlık Hükümet Sistemlerine Genel Bir Bakış Ve Türkiye Cumhuriyeti’nin Hükümet Sistemi, 2012)

[13]  (Fendoğlu, Başkanlık Sistemi Tartışmaları, 2010)

[14]  (Kurt, Başkanlık Sisteminin Türkiye’de Uygulanabilirliği Açısından Karşılıştırılmalı Bir Analiz (ABD’deki Başkanlık Sistemi Ve Türkiye’deki Parlamenter Sistem , 2014)

[15] (Tunç & Yavuz, Avantaj Ve Dezavantajlarıyla Başkanlık Sistemi, 2009)

[16]  (Parsak, Parlamenter / Başkanlık / Yarı Başkanlık Hükümet Sistemlerine Genel Bir Bakış Ve Türkiye Cumhuriyeti’nin Hükümet Sistemi, 2012)

[17]  (Tunç & Yavuz, Avantaj Ve Dezavantajlarıyla Başkanlık Sistemi, 2009)

[18]  (Fendoğlu, Başkanlık Sistemi Tartışmaları, 2010)

[19]  (Efe & Kotan, 2009)

[20]  (Fendoğlu, Başkanlık Sistemi Tartışmaları, 2010)

[21]  (Efe & Kotan, Türkiye’de Hükümet Sistemi Tartışmaları Çerçevesinde Başkanlık Sistemi Ve Türkiye’de uygulanabilirliği, 2015)

[22]  (Fendoğlu, Başkanlık Sistemi Tartışmaları, 2010)

[23]  (Fendoğlu H. , 2010)

[24]  (Tunç & Yavuz, Avantaj Ve Dezavantajlarıyla Başkanlık Sistemi, 2009)

[25]  (Uzunparmak, Başkanlık Sistemi Ve başkanlık Sisteminin Türkiye’de Uygulanabilirliği, 2013)

 

  Kaynakça

Duman, S. (tarih yok). Türkiye İçin Başkanlık Sistemi Değerlendirmeleri. 1.

Ebiç, S. (2013). Başkanlık Sistemi Ve Başkanlık Sisteminin Türkiye’de Uygulanabilirliği. 11.

Efe, H., & Kotan, M. L. (2009). Türkiye’de Hükümet Sistemi Tartışmaları Çerçevesinde Başkanlık Sistemi Ve Türkiye^de uygulanabilirliği. KAÜ İİBF Dergisi, 76-77.

Efe, H., & Kotan, M. L. (2015). Türkiye’de Hükümet Sistemi Tartışmaları Çerçevesinde Başkanlık Sistemi Ve Türkiye’de uygulanabilirliği. KAÜ İİBF Dergisi, 82-84.

Fendoğlu, H. (2010). Başkanlık Sistemi Tartışmaları. SDE Analiz, 31.

Fendoğlu, H. T. (2010). Başkanlık Sistemi Tarrışmları. SDE analiz, 1-7.

Fendoğlu, H. T. (2010). Başkanlık Sistemi Tartışmaları. SDE Analiz, 15.

Fendoğlu, H. T. (2010). Başkanlık Sistemi Tartışmaları. SDE Analiz, 16.

Fendoğlu, H. T. (2010). Başkanlık Sistemi Tartışmaları. SDE Analiz, 22-23.

Fendoğlu, H. T. (2010). Başkanlık Sistemi Tartışmaları. SDE Analiz, 24-29.

Kurt, İ. C. (2014). Başkanlık Sisteminin Türkiye’de Uygulanabilirliği Açısından Karşılaştırılmalı Bir Analiz (ABD’deki Başkanlık Sistemi VVe Türkiye’deki Parlamenter Sistem. 15.

Kurt, İ. C. (2014). Başkanlık Sisteminin Türkiye’de Uygulanabilirliği Açısından Karşılaştırılmalı Bir Analiz(ABD’deki Başkanlık Sistemi Ve Türkiye’deki Parlamenter Sistem . 134.

Kurt, İ. C. (2014). Başkanlık Sisteminin Türkiye’de uygulanabilirliği Açısından Karşılaştırmalı Bir Analiz (. 48.

Kurt, İ. C. (2014). Başkanlık Sisteminin Türkiye’de Uygulanabilirliği Açısından Karşılıştırılmalı Bir Analiz (ABD’deki Başkanlık Sistemi Ve Türkiye’deki Parlamenter Sistem . 25.

Parsak, M. (2012). Parlamenter / Başkanlık / Yarı Başkanlık Hükümet Sistemlerine Genel Bir Bakış Ve Türkiye Cumhuriyeti’nin Hükümet Sistemi. TASAV, 12.

Parsak, M. (2012). Parlamenter / Başkanlık / Yarı Başkanlık Hükümet Sistemlerine Genel Bir Bakış Ve Türkiye Cumhuriyeti’nin Hükümet Sistemi. TASAV, 6.

Parsak, M. (2012). Parlamenter / Başkanlık / Yarı Başkanlık Hükümet Sistemlerine Genel Bir Bakış Ve Türkiye Cumhuriyeti’nin Hükümet sistemi . TASAV, 2-3.

Parsak, M. (2012). Parlmenter / Başkanlık / Yar Başkanlık Hükümet Sistemlerine Genel Bir bakış Ve Türkiye Cumhuriyeti’nin hükümet Sistemi. 1.

Tunç, H., & Yavuz, B. (2009). Avantaj Ve Dezavantajlarıyla Başkanlık Sistemi. TBB Dergisi, 27.

Tunç, H., & Yavuz, B. (2009). Avantaj Ve Dezavantajlarıyla Başkanlık Sistemi. TBB Dergisi, 27.

Tunç, H., & Yavuz, B. (2009). Avantaj Ve Dezavantajlarıyla Başkanlık Sistemi. TBB Dergisi, 34.

Tunç, H., & Yavuz, B. (2009). Avantaj Ve Dezavantajlarıyla Başkanlık Sistemi. TBB Dergisi, 33-34.

Tunç, H., & Yavuz, B. (2009). Avantaj Ve Dezavantajlarıyla Başkanlık Sistemi. TBB Dergisi, 59.

Uzunparmak, M. (2013). Başkanlık Sistemi Ve başkanlık Sisteminin Türkiye’de Uygulanabilirliği. 113.

Uzunparmak, M. (2013). Başkanlık Sistemi Ve Başkanlık Sisteminin Türkiye’de Uygulanabilirliği. 4.

Uzunparmak, M. (2013). Başkanlık Sistemi Ve Başkanlık Sisteminin Türkiye’de Uygulanabilirliği. 17.

 

 

Yazar Hakkında

Ertuğrul Gazi Kefinsiz

Karabük Üniversitesi Uluslararası ilişkiler Öğrencisi

Bizi sosyal medyada takip edin
Arkadaşlarınızla Paylaşın:

Bize Katılın

Siz de bizimle gönüllü olarak çalışmak ister misiniz?
İletişim formunu doldurun, sizinle irtibata geçelim.

İletişim Formu İçin Tıklayın

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Social media & sharing icons powered by UltimatelySocial