Türkiye’nin İhtirasları Musul İçin Verilen Savaşı Zorlaştıracak Mı?

Yazar: Jonathan Marcus Diplomatic correspondent
BBC News |

Musul hamlesi devam ederken, Şii çoğunluklu Irak hükümeti ve Türkiye arasındaki tırmanan gerginlik, operasyonu zorlaştıracak yeni fay hatlarına sebep olabileceği için tehdit edici. İki ülke ayrıca gelecek savaşın özellikle Musul’a ve geniş olarak Kuzey Irak’a etkileri hakkındaki sorulara neden oluyor.

Operasyon’un başlangıcından beri Türkiye bir rol oynama konusunda oldukça hevesliydi.  Fakat bu hevese Bağdat’taki hükümet tarafından tereddütsüz karşı çıkıldı ve Amerikalıları, operasyonun erken devrelerine Türkiye ve Irak arasındaki farklılıkların gölge düşürmemesini sağlamak için acil bir diplomasi düzenlemeye zorladı.

Birleşik Devletler Savunma Bakanı Ash Carter geçen haftanın sonunda Bağdat’a yaptığı bir ziyaret sırasında taşı gediğine koydu ve ‘’operasyona katılan her ülkenin Irak’ın egemenlik haklarına tam saygı göstermesinin hayati önemini’’ tekrar beyan etti. Bu mesaj açıkça Türklere yönlendirilmiş bir mesajdı.

Türkiye’nin Irak’a ilgisi karışık. Türkiye’nin güncel stratejik endişelerinin, iç politikasının ve Osmanlı geçmişine duyulan nostaljik özlemin bir karışımı. İslam Devleti denilen oluşum halihazırda kırılgan olan Irak Devleti’ni zayıflattı ve Suriye topraklarını  hükümet kontrolündeki bir kalıntıya dönüştürdü.

Birinci Dünya Savaşı öncesinde çizilen sınırlar kalıcı olmaktan uzak görünüyor. Etnik, dini ve mezhep grupları kendi çıkarlarını korumanın yollarını arıyor ve bu grupların pek çoğu -özellikle Kürtler- var olan sınırların pek çok yerinde duruyor. Suriye şöyle dursun, elbette Irak’ın birleşmesi konusunda tartışmalar devam edecek. 

Fakat, bu sadece Suriyeli ve Iraklı güçlerin dahil olduğu bir oyun değil. İran ve Türkiye gibi güçlü bölgesel aktörler kendi çıkarlarını korumak için oldukça hevesli, örneğin Türk birlikleri Kuzey Suriye’ye bir hamle yaptı. Ayrıca, savaş Irak sınırına yaklaştıkça Ankara hükümeti bu ülkede de pozisyonunu takviye etmekte kararlı.  

Ankara’nın temel stratejik endişesi Türkiye’de on yıllardır isyan düzenleyen Kürdistan İşçi Partisi’nin -PKK-  Kuzey Irak’ta aktivitelerini genişletmemesini sağlamak.

Türkiye ayrıca İran etkisini de sınırlandırmak istiyor. Tahran’ın halihazırda Şii dominasyonundaki Bağdat hükümeti ile önemli bağları var. Türkiye ise kendini Kuzey Irak’taki Sünni Arapların ve Türkmen azınlığın koruyucu rolüne koyuyor. Bu da Türkiye’nin Musul mücadelesine Şii militanların katılması düşüncesine karşı neden bu kadar hoşnutsuz olduğunu açıklıyor.

Fakat işin içinde Türkiye’nin gitgide münakaşacı hale gelen Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yayılmacı retoriğine bağlı bir tarih anlayışı var.

Bursa’da 22 Ekim’de yaptığı bir konuşmada Bay Erdoğan hemen Birinci Dünya Savaşı sonraki periyodu refere ederek, ‘’ülkelerinin sınırlarını gönüllü olarak kabul etmedikleri’’ yorumunda bulundu.

Ayrıca, modern Türkiye’nin en büyük hatalarından birinin ‘’kültürel bağlantıları zayıflatmak’’ olduğunu söyledi.

‘’Büyük bir cehaletle,’’ dedi, ‘’insanlar soruyor ki Türkiye’nin Irak’ta, Suriye’de ve Bosna’da ne işin var? (Ama) bu coğrafyalar bizim ruhumuzun bir parçası.’’

Bir bakıma bu daha önce modern Türkiye’yi yöneten seküler rejime yöneltilmiş güçlü bir saldırıydı. Fakat, aynı zamanda Türkiye’nin bitmez tükenmez çıkarlarının neye dayandığının bir sinyaliydi.

Türk medyası Türkiye’nin genişleyen ufkunu gösteren haritalarla kaplandı. Bu ‘’kaybedilen toprakları geri isteyen kartografi ve retorik’’, analist Nick Danforth’a göre, Türkiye’nin güncel iç ve dış politik endişelerine etkileyici bir ipucu sunuyor.

Şimdilik, Türk güçleri Musul operasyonunda yer almayacak. Geçen hafta, Irak Başbakanı Haydar el Abadi onların dahil olması durumunda potansiyel bir askeri karşılaşma konusunda uyarıda bulundu. ‘’Biz hazırız,’’ dedi Abadi. ‘’Bu bir tehdit veya bir uyarı değil, bu Irak’ın bütünlüğü hakkında,’’ dedi.

Fakat Türkiye’nin, Bağdat ile sürekli anlaşmazlık konusu olan, Musul’un çok az kuzey doğusunda bulunan Başika’daki askeri üssü varlığını sürdürüyor. Bu askeri üs yarı otonom Kürt Bölgesel Yönetimi’nin büyük yerleşim yerleriyle yakın askeri irtibata devam ediyor. Suriye’de olduğu gibi Türkiye Irak’ta da Ninova Muhafızları’nı, Sünni Araplar, Kürtler ve Türkmenlerden oluşan yerel milis gücünü eğitti. Bu milis gücün operasyondaki potansiyel rolü henüz belirsiz.

Fakat Ankara ile Bağdat arasındaki gerilim kolayca kaybolmayacak. Örneğin, Türkiye pazartesi günü Başika’daki üssünde peşmergeye IŞİD’e karşı yardım etmek işin tank ve topçu ateşi kullandığını söyledi.

Irak hükümeti bunu hızla yalanladı.

Bu Musul Operasyonu için verilen bir kavga değil, daha sonrası için verilen bir tartışma. IŞİD çıkarıldıktan sonra bölgeyi kim kontrol edecek? Oldukça hizipçi Irak hükümeti herkesi memnun edebilir mi? Türkiye bir zümre kürdü dışlarken ne kadar ileriye gidebilir?

Ayrıca, Erdoğan’ın Kuzey Suriye’de yapmaya çalıştığı gibi, Yeni-Osmanlıcı retoriği Irak’ta daha etkin rol alması için teşvik edebilecek mi?

Kaynak: http://www.bbc.com/news/world-middle-east-37751579

Bizi sosyal medyada takip edin
Arkadaşlarınızla Paylaşın:

Bize Katılın

Siz de bizimle gönüllü olarak çalışmak ister misiniz?
İletişim formunu doldurun, sizinle irtibata geçelim.

İletişim Formu İçin Tıklayın

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Social media & sharing icons powered by UltimatelySocial