Türk – Rus İlişkilerinin Kısa Değerlendirmesi

Yazan: Ertuğrul Gazi Kefinsiz

Tarih, Türkiye’yi dünyanın en stratejik ve oldum olası en çok göz dikilen coğrafyasına yerleştirerek ona son derece cömert davranmış ve bunun sonucunda da Türkiye’nin dünya siyasetinde ki rolü, nüfusunun veya ekonomik gücünün sağlayabileceğinden çok daha büyük olmuştur. Ne var ki aynı tarih onu Sovyetler Birliği’nin yanı başına yerleştirerek ve kuzeydeki bu dev güce karşı koyabilmesine yetecek kaynaklardan ve güçten yoksun bırakarak da Türkiye’ye son derece zalim davranmıştır. Tarihin cilvesi bununla da kalmaz…(Karpat, 2015)

Türk ve Rus ilişkileri çok eskiye dayanır ve bu devletler bulundukları coğrafyanın etkili isimleridir. Bundandır ki, Rusya her ülke gibi bilmemiz gereken bir ülke ve medeniyettir. Rus dediğimizde sadece bir devletten değil, kültürden bahsediyoruz. Kimle muhatap olursak olalım, kültürünün temelini bilmeliyiz.

Türklerle Slav kavimleri ilk defa nerede karşılaştı?

Orta Doğu’da gün geçmiyor ki bir taraftan Amerika, bir taraftan koalisyon, bir taraftan da Rusya haberlerini duymuyor olalım. Orta Doğu’da ilk defa Rus varlığı bu kadar net ortaya çıkmıştır.

Türk Rus ilişkileri çok zengin bir tarihten geliyor. Türklerle Ruslar daha doğrusu Slavlar ilk defa Balkanlarda karşılaşıyor, Slavların ana yurdu Ukrayna civarında. Türk gelişleri Hunlarla başlayıp Avar ve Bulgar Türkleri ile devam etmiştir. Balkanlara inen Slavlar, birkaç yüz yıl sonra tabi oldukları kavimleri Slavlaştırmışlardır.

Yapılan son araştırmalarla edinilen bilgilerle ilk Müslüman olan Türk devletinin İdil Türkleri olduğu ortaya çıkıyor ve Ruslarla ilk iletişime İslami tebliğ amacıyla iletişime geçenler de onlardır. Ancak Ruslar toplumsal yapıları ve yaşam koşullarından kaynaklı olarak İslamiyet yerine Hristiyanlığı tercih ediyorlar. 10.yy’da Ortodoks Hristiyanlığı kabul ederek din üzerinden milli bir kimlik icat etmişlerdir.

Altın Orda Doğu Avrupa Bölgesinde ve Ruslar Üzerinde Nasıl Bir Hakimiyet Sağlıyor?

Altın Orda Devleti, yönetim olarak Moğol kimlikli yöneticiler tarafından yönetilmektedir ancak halk olarak barındırdıkları toplum Türki bir yapıdır. Türkler, Slavların hakim oldukları Balkanlara kadar seferler düzenliyorlar. Bu seferler sonucunda ciddi bir etkileşim gerçekleşmiştir. Rusları vergiye bağladıkları gibi orduya asker olarak da almışlardır. Bu etkileşimde Ruslar, Altın Orda devletinden ordu, devlet ve vergi sistemini öğrenmiştir. Kendi devlet modellerini bu örnek ile oluşturmuşlardır. 1480 yılında Altın Orda devletinin yıkılmasıyla Rus Çarları’nın kendi ayaklarının üzerinde durmaya başladığı dönem olarak ifade edilebilir. Bu dönem Ruslara bir kimlik kazandırmıştır.

Altın Orda ile Ruslar arasında Nasıl Etkileşimler Olmuştur?

Kendini kabul ettirebilmenin bazı temel şartları vardır. Sancak, davul, tahta çıkış merasimi vs. ve hakimiyet unvanları vardır. Bu dönemde Rus Çarları’nın kendilerini “Kaan, Hakan” olarak ifade ettiklerini görüyoruz. Bu durum 1546 yılında Korkunç İvan’ın tahta geçeceği zamana kadar devam etmiştir. İvan tahta “Çar” olarak çıkmıştır.

Altın Orda Devletinin Yıkılışı ve Rus Prensliklerinin Kurulması

Altın Orda devletinin yıkılış süreci Aksak Timur’un fetihleriyle başlamıştır. Aksak Timur’un gelmesi düzeni başlıca değiştiren unsur olmuştur. Türk devletini yıkan başka bir Türk devletidir ve bu durum bölgenin Slavlaşmasına, istikrarsızlaşmasına büyük etkide bulunmuştur. Selçuklu sonrası oluşan beylikler gibi Altın Orda sonrası yeni beylikler kurulmuştur. İlk Rus beyliği ve Rus kimliği bu dönemde oluşmuştur.

İstanbul’un Fethi Türk Rus İlişkilerinde Neden Bir Dönüm Noktası Oldu?

Osmanlı ile Rusya’yı karşılaştıracak olursak Osmanlı Devleti’nin Yükselme Devri’nden 100-150 yıl sonra Osmanlı ile Rusya bir nevi aynı kaderi paylaştı ve modernleşme sürecine geçti. Lakin o sürece kadar geçen zamanda Fatih, Karadeniz’i kontrol altına alarak Cenevizlilerin hakimiyetine son vermiştir. Slavları Cenevizlilerin sömürüsü olmaktan kurtarmıştır.

Osmanlı ile Moskova Arasında Diplomatik İlişki Nasıl Başlıyor?

İlk temaslar, Sultan II. Beyazıt zamanında Rusya ile temaslar gerçekleştirilmiştir. Ancak bu temaslar başarılı geçmemiştir. Rusya’dan gelen elçilerin tutarsızlıklarından kaynaklı II. Beyazıt iadeyi ziyaret olarak elçilerini göndermemiştir.

Çar I. Petro Kimdir?

Rusya’yı Rusya yapan; bizim Deli, Rusların ise Büyük Petro dedikleri Rusların vizyoner çarıdır. Rusya’nın şehirleşmesi ve donanmasının gelişmesi için bizzat kendisi kaçak yollarla Hollanda’ya giderek teknolojik sistemleri öğrenerek, ülkesine taşımıştır. Daha sonrasında bugün Rusya’nın devlet başkanı olan Putin’in gerçekleştirmiş olduğu sıcak denizlere inme politikasının temellerini atmıştır. Ruslar Petro’nun hayalini her dönem hatırlamış, gerçekleştirmek için çaba göstermiştir.

Osmanlı Devleti’nin Rus Coğrafyasına İlk Seferi Hangi Nedenlerle Gerçekleşiyor?

Rusya, bölgede bulunan diğer devletlere seferler düzenlemeye başlayıp başarılı sonuçlar almaya başlayınca Tatarlar ve diğer Türk toplulukları Osmanlı Devleti’nden yardım istiyor ve Osmanlı’nın yardım etmesi sonucu değiştirmiyor ve başarısızlıkla sonuçlanıyor.

Bu dönemde Sokullu Mehmet Paşa’nın “iki kanal” projesi vardır ve bu proje Rusya’nın sıcak denizlere inmesini engelleyebilmek amacıyla düşünülmüştür. Bu nehirler: Don ve İdil nehirleridir. Ancak gerçekleştirilememiştir.

Petro, Osmanlı coğrafyasındaki Ortodokslardan faydalanmayı düşünmüş ve bu doğrultuda politikalar üretmiştir. Göndermiş olduğu elçileri Fener Patrikleri ile görüştürterek Ortodokslar için Osmanlı’dan imtiyazlar istetmiştir. Rusya, Osmanlı Devleti’nin iç içlerine müdahil olarak sıcak denizlerde hakimiyet kurma projesini sürdürmüştür. Çünkü bu proje sadece bir vizyon değil, bütün deniz ticaretine hakim olmak istenilen kapsamlı bir dış politikadır.

Bu dönemde Rusya, İsveç ile savaş halindedir. İsveç Kralı yaşanan yenilgi sonrası, Osmanlı Devleti’ne sığınmıştır. Diplomatik görüşmelerin ardından Osmanlı, Kralı teslim etmeyi reddetmiş ve Ruslar hem bu durumu hem de Ortodoksların koruyuculuklarını yaptıklarını iddia ederek savaş ilan etmiştir.

Rus Kraliçe II. Katerina Döneminde Osmanlı – Rus İlişkileri 

Rusya karşısında asıl yıkım bu dönemde başlamıştır Osmanlı Devleti için. Reformlar kendini göstermeye başlamıştır. 1768-1792 Rusya’ya yenilgilerle dolu yıllardır. Özellikle 1774 Küçük Kaynarca Anlaşması’yla birlikte Karadeniz bir Osmanlı gölü olmaktan çıkmıştır ve Rusya’nın yayılmasını kolaylaştırmıştır. Petro’nun çizgisini kuvvetlendirmiştir. 18.yy sonrasında “Aydınlanma Despotları” diye bir topluluk vardır ve II. Katerina’da bunlar arasındadır.

Lehistan Osmanlı ve Rus Çarlığı Arasında Nasıl Bir Gerginliğe Sebep Olmuştur?

Lehistan kralının kim olacağı Osmanlı için çok önemlidir çünkü Lehistan bölgesi Osmanlı güvenliği ve Karadeniz istikrarı için çok önemlidir. Rusya bölgeyi Slavlaştırma politikası uyguluyor ve kralları kendi istediği kişilerin olmasını sağlıyordur. Bu durum karşısında Osmanlı, Ukrayna’da milli bir devletin kurulması için çalışmalar yapmaktadır.

Polonyalıların bir sözü vardır: “Winston nehrinde Osmanlı atlıları su içtiği sürece biz rahat nefes alırız.” derler. Daha sonra da Osmanlı atlıları bu topraklardan rahat su içemez hale geldiklerinde Polonya’yı koruyamamışlardır ve Almanya ile Rusya arasında bu topraklar yağma edilmiştir. Avrupa’da birçok devlet yokken Osmanlı, Avrupa’nın ne kadar doğal bir jeopolitik unsuru daha net anlıyoruz.

Küçük Kaynarca Anlaşmasıyla Hangi Maddeler Öne Çıkıyor?

Kırım artık Osmanlı toprağı değildir. Karadeniz, göl olmaktan kesin olarak çıkıyor ve Rusya artık Osmanlı’ya denk bir ülke halini alıyor. II. Abdülhamit Han bu gelişmelerin ardından Rusya’daki Müslümanların hamisi olduğunu ilan edip propagandasını yaptırtıyor.

Osmanlı Hangi Gelişmeler Üzerinden İlk Defa Rusya’dan Yardım İstiyor?

Mısır Valisi Mehmet Ali Paşa’nın bölgesel iktidarını kuvvetlendirmesi ve askeri birliklerini geliştirmesinin ardından, merkez ile yaşanan sorunlardan dolayı ordusuyla birlikte İstanbul üzerine harekete geçmiştir. Avrupa’dan hiçbir yardım alamayan Osmanlı orduları, Mehmet Ali Paşa’nın ordusuna yenilmiştir. Sultan II. Mahmut da çaresiz Ruslardan yardım istemek zorunda kalmıştır. Ordu, Kütahya’da durdurulmuştur. Meşhur: “Denize düşen yılana sarılır.” sözünü ilk defa Sultan II. Mahmut bu durumun ardından söylemiştir ki bu söz içerisinde bulunan durumu çok güzel özetlemektedir. 19.yy’da Osmanlı Devleti, Rusya ile 12 büyük savaş, 100’den fazla küçük çaplı çatışma şeklinde birçok kere karşılaşmıştır. Bu savaşların 9’unda yenilmiş çatışmaların büyük çoğunluğunu kaybetmiştir. Yani Osmanlı Devleti, Rusya ile bu dönemde tek başına müdafaa gösteremeyecek durumdadır. Rusya’nın boğazlara hakim olma ihtimali artınca İngiltere duruma hızlı bir şekilde müdahale ediyor.

93 Harbi Hangi Şartlarda Gelişti?

77-78 savaşında Panslavizmi son benimseyen toplum Rus toplumu olmuştur. Rus toplumu din yani Ortodoksluk üzerinden hareket etmiştir. Ancak Yunanistan yönünü batıya döndürünceye kadar. Sırbistan ve Karadağ, Osmanlı Devleti’ne bağlı olmasına rağmen Panslavizm etkisiyle bir başkaldırı yaşanmış ve Rusya bu durumu Slavların hamisi olarak desteklemiş. Daha sonrasında İstanbul Konferansı ile bu duruma çözüm aranacaktır. Ancak Rusların teklifleri Osmanlı Devleti tarafından kabul edilmeyecektir. Rusya teklifin kabul edilmemesinden dolayı savaş ilan ediyor. Osmanlı’yı yalnızlaştırma propagandası yapılıyor. 93 Harbi öncesi Osmanlı yalnızlaştırılıyor ve hem Balkanlarda hem de Kafkaslarda sürdürülen savaş Osmanlı aleyhine sonuçlanıyor. Rus askerleri bugün Atatürk Hava Limanı’nın bulunduğu Yeşilköy’e kadar ilerliyorlar. Bu şartlarda Ayastefanos Anlaşması imzalanıyor ve Bulgaristan kuruluyor. Bu sayede sıcak denizlere boğazlardan çıkamayan Rusya, Bulgaristan üzerinden gayesine ulaşıyor. Ancak Avrupalı devletler bu anlaşmayı iptal ederek Berlin’de bir konferans toplanmasını istiyorlar. İngiltere konferansta diplomatik olarak Osmanlı’nın yanında durmak için Kıbrıs Adası’nı alıyor.

Berlin Anlaşması’nda Doğu Anadolu’daki Ermenilere Yönelik Hangi Kararlar Alındı?

Erzurum ve Van merkezli bir Ermeni toplumu oluşturulmak ve Rusya tarafından himaye edilmek isteniliyor. Berlin Anlaşması’nın 61. Maddesinde Ermeniler lehine reformların yapılacağı ve bu reformların takibinin büyük devletler tarafından takip edileceği belirtilmiştir.

Birinci Cihan Harbi’nde Rusya kendi toplumsal yapısında büyük bir yozlaşma yaşıyor. Çanakkale’de Osmanlı zaferi sonucunda Rusya’da 1917 yılında Bolşevik Devrimi gerçekleşiyor, yeni bir düzen kuruluyor.

     Milli Mücadele Döneminde Ruslar Türklere Nasıl Yardımlarda Bulundu?

İkili ilişkilerde en sıkıntılı dönem olarak Sovyet Dönemi gösterilebilir. İlk başlarda Batı emperyalizmine karşı oldukça uyumlu birer “müttefik” olan Türkiye Cumhuriyeti ve Sovyet Rusya, daha sonraları gerginleşen ilişkileri uzun bir süre düzeltememişlerdir.(Başbuğ, 2017) Lenin alışılmışın dışına çıkarak güven verici tutumlar sergilemiştir zaman zaman. Mustafa Kemal’in Rusya politikası batıyı dengeleyici bir unsur olarak çıkar karşımıza ve bu doğrultuda da Anadolu’da Bolşevik tarzı komünist bir toplum oluşturulabileceği umudunu beslemiştir. Havza’da yapmış olduğu görüşmelerde siyasi, ekonomik ve askeri yardımlar almıştır. 11 M. Ruble 30 B. civarı silah ve mühimmat sağlandı. En önemli unsur olarak da Misak-ı Milli’yi tanımışlardır.

Rusya, Türkiye’nin sanayileşmesinde ciddi yardımlarda bulunmuştur. Birçok fabrika Ruslar tarafından açılmıştır. Stalin İkinci Cihan Harbi’nden sonra farklı yollara baskı kurarak ilişkilerin zedelenmesine yol açmıştır.

İçerisinde Bulunduğumuz Dönemde Türk- Rus İlişkilerini Nasıl Değerlendirmeliyiz?

Türk-Rus ilişkileri tarihte sürekli bir rekabet üzerine kuruludur. Son 15 yıldır başta ekonomi olmak üzere, kültürel, siyasal ve farklı alanlarda olumlu bir hava yakaladı. Ancak dünyanın durumu bu iki ülkeyi yeniden bir rekabet ortamına sokmuştur. Aynı toplum yapısına, aynı stratejik sahaya hitap eden iki devlet son dönemde Batı ile yaşadığı mevcut sorunlardan dolayı kendilerini iş birliği içerisinde olmakta zorunlu olarak görüyorlar.

Hal böyleyken yapılması gereken devletlerarası ilişkilerde “görünürde” dostça, yöntemlerden ziyade, halklar arasında ilişkilerde “gerçekten” dostça yöntemler uygulamaktır.(Başbuğ, 2017)

 

 

 

Yazımız, Savaş Barkçin, Akif Kireşçi, Salih Yılmaz, ve Ömer Turan hocaların yapmış oldukları programlardan, muhtelif konferans ve derslerden alınmış olan notlarla hazırlanmıştır. İstifade etmeniz temennisi ile…

 

Yazar Hakkında

Ertuğrul Gazi Kefinsiz

Karabük Üniversitesi Uluslararası ilişkiler Öğrencisi

 

Bizi sosyal medyada takip edin
Arkadaşlarınızla Paylaşın:

Bize Katılın

Siz de bizimle gönüllü olarak çalışmak ister misiniz?
İletişim formunu doldurun, sizinle irtibata geçelim.

İletişim Formu İçin Tıklayın

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Social media & sharing icons powered by UltimatelySocial