Trump’ın Yedi Ülkeyi Yasaklaması Yanlış Mı Anlaşıldı ?

 

Her ülkenin kendi sınırlarını koruma hakkı vardır ama bunun, Donald Trump’ın yaptığı gibi listesindeki yedi ülkeyi tamamen yasaklamaktan daha iyi bir yolu olmalıdır. Bence basit görünüyor: Eğer Birleşik Devletler insanlara Amerika’da yaşamak ve çalışmak için vize verdiyse, seyahatlerini planlamış olanlar veya hali hazırda orada evi olan insanlar için herhangi bir ihbar süresi olmadan bu anlaşmadan caymak, kesinlikle yanlıştır.
Yasağın ince detaylarını çevreleyen ve kafa karışıklığına yol açan bariz belirsizlikler var gibi görünüyor ve bana göre bu belirsizlikler, bunca insanı etkilerken, kolay kabul edilebilir değil. En başından beri; çifte vatandaşlığı veya Yeşil Kartı olanlar da dâhil, bu yedi ülkenin vatandaşı olan ve Birleşik Devletler’e seyahat eden birinin ülkeye girmesi engellenecekti. Dünya liderleri dâhil kimse bunu bilmiyor gibiydi.
Eğer haberler doğruysa yasak konulduğundan beri; yıllardır yasal olarak Birleşik Devletler’de yaşamış, uçağa binişi engellenen veya Birleşik Devletler’e vardığında gözaltına alınan birçok kişi var. Kimse bu insanların gerçekten geri dönmelerine izin verilip verilmeyeceğini bilmiyor.
Suriye, Irak ve İran’dan tanıdığım, Birleşik Devletler veya Kanada pasaportuna sahip insanlar Amerika’ya sorunsuz seyahat edip edemeyecekleri konusunda emin değiller. Kararname imzalanmadan önce yeterince incelenmediğine dair iddialar bile var. Halihazırdaki karışıklık da bu görüşü güçlendiriyor gibi.

 

Daha Fazla Gerginliğe Neden Olmak
“Herkese uyacak bir kalıp” yaklaşımı ile ilgili dahası; uzun vadede daha fazla probleme neden olma potansiyeli olmasıdır. Geçen sene Fransa’nın burka yasağının ters teptiğini belirttim ki aksine yasak, gerginliği körükleyecekti hatta belki Fransa’ya olan düşmanlığı kışkırtıp daha ileri boyuta taşıyacaktı. Şüphesiz ki bu yasak Fransa’daki terör saldırılarının bitmesini sağlayamadı.
Aynı şekilde Trump’ın listesindeki ülkelerden her insanın tamamen yasaklı olmasının gerginliği azaltmayacağını, sadece daha ileri bir boyuta taşıyacağını söyleyebilirim. Bence yaratılan şey; özgür dünyaya barışı getirmeyecek ama Birleşik Devletler’e düşman olanların düşmanlıklarını artırmalarına bahane olacak, Amerika karşıtı söylemin açıklamasıdır.
2016 bittiğinde “2016’nın tuhaf olduğunu düşündüyseniz, 2017’yi bekleyin” yorumuyla başlayan bir yazı yazmaya başladım. Yazıdaki ilk hedefim, Körfez Arap ülkeleri –özellikle Suudi Arabistan- modernleşme kavramıyla yakınlaşırken; Batı’nın 1960 ve 1970’tekilerden daha tutarlı bir dizi politika uygulamak ve eyleme geçmek üzere olmasına odaklanmaktı.
İngiltere’nin Brexit ile yol aldığı dönemde Fransa, aşırı sağın popülaritesinde ve şüphesiz başkan Donald Trump’tan kaynaklanan sayısız oluşumda artış görmeyi umuyor.
40 Yıl Önce Körfez Arap Ülkeleri İşbirliği (GCC) Büyük İlerlemeler Kaydederken
Bu sırada Suudi Arabistan, ulusal şirketlerin serbest piyasaya sürülmesiyle kendini daha açık bir toplum haline getirmeye uğraşıyor gibi görünüyor. Bence bütün bu cesur adımlar, krallık ve geri kalan Körfez Arap Ülkeleri İşbirliği Konseyi topluluğu için sadece iyi şeyleri beraberinde getirecektir.
Seçim kampanyaları boyunca dile getirdiği Müslümanların ülkeye girişini yasaklama sözüyle Trump’ın bir yere gelebileceğini kimsenin tasavvur ettiğini düşünmüyorum. Buna rağmen, bunun bir “Müslüman yasağı” olmadığını söyleyerek, insanları yasağın bir ayrıntısı üzerine topluyordu. Görünüşe göre bu, Birleşik Devletler’e en ciddi tehditleri yaratan ülkelerin yasaklanmasıydı.
Peki ama bu en büyük tehlike yaratan ülkelere yönelik bir yasaksa, neden Afganistan yok aralarında? Ya da Çeçenistan? Bunlar sadece iki örnek. Bu iki ülkenin –ve diğerlerinin- vatandaşlarının, Amerika’da gerçekleşen en kötü terör saldırılarıyla bağlantıları var.
Yasağın kapsamının başka ülkeleri de kapsayacak şekilde genişletilmesi konuşulurken, hala ilk yedi ülkenin seçilmesi mantıklı gelmiyor. Şimdiye kadar bu yedi ülkenin vatandaşlarından birinin Amerika’da herhangi bir terör saldırısı gerçekleştirdiği görülmedi.
Daha geç olmadan en kısa zamanda yasak sorunundan muzdarip olan ve büyük çoğunluğu kanunlara saygı duyan ve uyan bu insanların serbest bırakılmasını ve daha önceden yaptıkları gibi hayatlarına devam edebilmesini umuyoruz. Ama eğer Trump’ın söylemine göre hareket edilirse, size umutlu olmanızı söylemenin kötü bir tavsiye olacağını düşünüyorum.
Çevirmen Hakkında

Ceren Dıvarcı
İstanbul Üniversitesi
Çeko Bölümü
Bizi sosyal medyada takip edin
Arkadaşlarınızla Paylaşın:

Bize Katılın

Siz de bizimle gönüllü olarak çalışmak ister misiniz?
İletişim formunu doldurun, sizinle irtibata geçelim.

İletişim Formu İçin Tıklayın

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Social media & sharing icons powered by UltimatelySocial