Ana Sayfa / HABER ÇEVİRİLERİ / Amerika / Trump’ın Seçim Zaferi Sonrası ABD İle Türkiye İlişkileri

Trump’ın Seçim Zaferi Sonrası ABD İle Türkiye İlişkileri

İngilizce aslından çeviren: Zelina ÇEPER

Trump’ın Seçim Zaferi Sonrası ABD İle Türkiye İlişkileri

Son birkaç ayın muamması: Türkiye, özellikle Ankara, hangi açıdan NATO ile aynı çerçevede konumlanmaktadır? Son yıllarda Anadolu’da yaşananların hızlı gelişimi European and Middle Eastern Chancellery’yi boğmaktadır. Sadece bu değil, 2015 yılının Ekim ayında Türk Havacılığı tarafından Rus Jetinin düşürülmesi ülkemizi Moskova’nın gözünde düşman haline getirdi. Ancak bu durum uzun sürmedi. 16 Temmuz 2016’da başarısız darbe girişiminden birkaç ay sonra senaryo çapraz olarak yer değiştirdi. Bu vesileyle de Erdoğan’a ilk olarak Kremlin tarafından dayanışma çağrısı geldi. Ve Washington’dan darbe girişiminin kınanması Ankara’nın gözünde çok geç olmuştur.

Son birkaç ayın muamması: Türkiye, özellikle Ankara, hangi açıdan NATO ile aynı çerçevede konumlanmaktadır? Son yıllarda Anadolu’da yaşananların hızlı gelişimi European and Middle Eastern Chancellery boğmaktadır. Sadece bu değil, 2015 yılının Ekim ayında Türk havacılığı tarafından Rus Jetinin düşürülmesi ülkemizi Moskova’nın gözünde düşman haline getirdi. Ancak bu durum uzun sürmedi. 16 Temmuz 2016’da başarısız darbe girişiminden birkaç ay sonra senaryo çapraz olarak yer değiştirdi. Bu vesileyle de Erdoğan’a ilk olarak Kremlin tarafından dayanışma çağrısı geldi. Ve Washington’dan darbe girişiminin kınanması Ankara’nın gözünde çok geç olmuştur.

Daha sonra 2016 ve 2017 arasında Türkiye’yi sarsan saldırı dalgası Astana’daki görüşmelere gelene kadar süreçte yabancı anahtar olarak önemli haber unsurları ekledi. Bu görüşmelerde Erdoğan, Esad’ın iktidarda kalma ihtimalini ve Moskova, Şam, Tahran temsilcileri ile aynı masada oturmasını kabul etmiştir. Bütün bu durumlarda Trump’ın Beyaz Saray’a başkan seçilmesinden sonra; Amerika Birleşik Devletleri ile itifak ne ölçüdedir ?

Çözülecek İlk Düğüm: ABD’nin Kürtlere Desteği

Başarısız darbenin ardından, Türkiye’nin illerinden AKP’yi destekleyen insanlar İstanbul’a ve Ankara’ya gidip orduya karşı tepkigöstermekteydi. Uluslararası arenada Türkiye’nin konumlandırmasının değişeceği belli oldu.

Erdoğan, hükümetine yapılan darbe planlarının, resmi bir şekilde kınanması konusunda Washington’un geç kalmasının yarattığı tedirginliği ifade etti.Ankara’nın NATO’daki konumu ve ABD tarafınca muamması konusunda gittikçe yoğunlaşmaktadır.Düğümler tarağa takıldı: En kısa sürede Erdoğan, 2000’li yılların başında kendini Pensilvanya’da sürgüne gönderen Fetullah Gülen ile ABD arasındaki iletişimi takdir etmeyeceğini açıkladı. Ayrıca Ankara’dan,ABD’nin Suriye ve Irak’taki Kürtlere destek vermesinden dolayı hoşnutsuzluk sinyalleri gelmektedir.

Bu tam anlamıylaTürkiye ile ABD arasındaki ilk meseledir. Hatta Beyaz Saray ile ve Obama ile ilgilidir. Erdoğan, Kasım 2016’daki seçim kampanyasında ABD iç siyasetinin gelişiminibekliyor görünüyordu. Bu bağlamda, önceki ABD yönetimi ile ilişkilerin soğutulmasının ardından Türk lider ile Donald Trump arasındaki beklentiler azalmaya başladı. 2010 ve 2012 yılları arasında Dışişleri Sekreteri olarak görev yapan Hillary Clinton ise Arap Baharı sırasında Müslüman kardeşler için finansman planları konusunda Erdoğan’la uyuşmaktaydı. Ve en önemlisi Esad’a muhalif Suriye gruplarını desteklemesi sebebiyle geçen yıl Türk Cumhurbaşkanı tarafından ‘Orta Doğu siyasetinin romancısı’ olarak nitelendirildi. New York’un iş adamının Beyaz Saray’a gelmesi dolayısıyla Türk liderler için Kürt sorunuyla ilgili bir umut kaynağı oldu: ilk olarak, Suriye’de faaliyet gösteren Kürt aktivistlerin doğrudan Washington’dan olan askeri yardımın son buldu, aynı Trump’ın “Suriyeli isyancılara” desteğine ara vermesi gibi.

Aslında olan şu ki, ABD Rakka’nın fethine ve Suriye’deki Arap bölgelerinin işgaline kadar Kürtleri silahlandırmaya devam etti. Erdoğan için Suriye Demokratik Güçleri (SDF) ile Amerikalılar arası bağlantı şüphe ve yanlış anlaşılmalar ile doludur. Üstelik Donald Trump’ın seçiminin ardındaki bu bir yılda da Ankara ile Washington arasındaki bu durum devam ediyor gibi. Türk hükümetin en büyük korkusu kendi sınırında özerk bir Kürt varlığının oluşumudur. Bu nedenle Moskova ve Şam’dan üstü örtülü bir şekilde geçiş onayı aldıktan sonra veAstana’nın ilk anlaşmalarından gerçekleşmesiyle, Ankara birlikleri 2017 yılının başında Al Bab’a girdi. Afrin‘in kontrolündeki küçük eyalette, Suriye Demokratik Güçleri komutasındaki Rojava vilâyetleri arasındaki toprak devamlılığını bozmak amacıyla Türk müttefik milisleri tarafından kontrol edilen bir tampon bölge oluşturdu. Kısa süre önce, Türk askerleri Afrin’i çevreleyen Suriye topraklarının bir bölümüne, daha doğrusu Halep ve İdlib ilçeleri arasında girdiler. Bu nedenle Türkiye, güney sınırlarının yakınında koridor olması korkusu ile, PKK’nın siyasi ve askeri destek bulabileceği korkusu ile, Suriye güçlü bir Kürt özerk bölgenin oluşumunu önlemek için bu cephede her şeyi yapıyor. Dolayısıyla Trump’ın seçilmesi dahi Ankara ve Washington’un bu denli yakınlaştırmamıştı.

Çözülecek İkinci Düğüm: Fetullah Gülen’in İadesi

Belirtildiği gibi Türkiye ile ABD arasında şu anda Erdoğan ve Trump arasındaki ilişkileri de içine alan ve Obama yönetiminin son aylarından bir başka sorun daha var: Fetullah Gülen davası. Ankara’ya göre, 16 Temmuz 2016’da gerçekleştirilen darbe girişimi geride kaldı. 90’lı yılların sonunda Erdoğan ile iletişimde olan zengin Türk vaiz, 2000’lerin başında Pennsylvania’ya gidince Cumhurbaşkanına düşman haline geldi. Oradan, politik ve ekonomik gücü sayesinde Gülen, geçen yılki darbeyi tasarlayabildi. Üstelik hem Türk kamu yönetimini hem de orduyu, AKP liderlerinin yeniden yapılanma önermesine kadar Türk devletinin büyük bir bölümünü etkilemektedir.  Bu yüzden Erdoğan Türkiye için ne pahasına olursa olsun geri dönüşünü istiyor ve bu yüzden meselenin Trump ve yönetimi ile daha da diplomatik utanç yaratması muhtemel.

Özellikle ABD, bu konuyla ilgili daha önce hiç bir duruşma yapmamıştır ve ABD başkanı, geri gönderme talebiyle ilgili kişisel görüşlerini dile getirmiştir. Ve bu belki de Erdoğan’ı en rahatsız eden durumdur. İki devlet başkanı arasındaki toplantıların merkezinde yer alan olgu, ABD hükümetinin imajı ve salt yargısal niteliği için önemli bir hedef olduğu görünense de gerçekte devlet için ikinci sırada yer almaktadır.
Gelecek Senaryoları Ne Olacak?

Kesin olan bir şey var ki Ankara ile Washington arasındaki ilişkiler soğuk olacak, ancak hiçbiri ilişkileri koparmaya niyetli değil.

Trump’ın zaferinden bir yıl sonra var olan çeşitli konular bir karara yakın görünmediği gibi, Türkiye ile ABD arasındaki buzlar eriyecek gibi de durmamaktadır.  Bir yandan Erdoğan alıyor Rusya’ya yaklaşmaya ve Suudi monarşilerinden uzaklaşmaya devam ediyor ve Kürt ve Gülen sorunlarını çözemediği için Washington’a adım atamıyor. Öte yandan Trump, Türk ordusunun NATO içindeki insan kaynağı ve vasıtalar açısından ikinci en önemli ülke olması gerçeğini görmezden gelemez. Türkiye’nin konumu konusunda yapılan muamma belki de uzun bir süre aynı kalacak, ancak iki ülke arasındaki ilişkilerin kesin bir şekilde durdurulması mevcut olayların çözümü olarak görülmüyor.
Yazar: MauroIndelicato
Kaynak: Pravda freelance’ iCostantino Ceoldo tarafından yapılan çeviri: http://www.pravdareport.com/society/anomal/10-11-2017/139148-usa_turkey-0/

Çevirmen Hakkında


Zelina Çeper / TESA Rusça Çevirmeni

İstanbul Üniversitesi

Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir