Tarihsel Yönüyle Putin

Haber: İgor Torbakov / Rusya 

         Birçok biyografi açıklamasına göre, ”Tarih” Putin’in okul hayatındaki en sevdiği dersti ve onun tarihe olan ilgisinin günümüze kadar da devam ettiği görülmektedir.

Başkanın basın sekreteri Dmitry Peskov’a kulak verecek olursak, Putin, Rus tarihine dair çok sayıda kitabı yutan ateşli bir okuyucu olarak kalmaya devam ediyor. Fakat Putin, elbette ki sadece mütevazı bir tarih öğrencisi değildir. O aynı zamanda bir manipülatör ve tarih yazıcı olmak istemektedir.

Washington merkezli bir siyasi analist olan Nikolia Zlobin, Putin’in başkanlık döneminin her birinin kendi “YÖNETİM FİKRİ” olduğunu ileri sürdü. İlki esas olarak politika üzerineydi çünkü Kremlin, Rusya’da “Devlet Egemenliğini” güçlendirmeye ve “Dikey İktidar” adı verilen düzenlemeyle tekrardan restore etmeye çalışıyordu.

İkinci ise ekonomi üzerineydi. Putin’in yönetimi, devlet kapitalizmini inşa etmek ve Rusya’yı bir “ENERJİ SÜPERGÜCÜNE” dönüştürmek için ülkenin devlet tarafından işletilen ana enerji dallarını güçlendirmek ile meşguldü.

Zlobin, Putin’in üçüncü olarak ideolojiye odaklandığını öne sürdü. Kremlin lideri, hali hazırdaki gücünü geliştirmek ve mirasını geleceğe emanet etmek için çabalıyordu. Böylece bu görevlerin gerçekleşmesi onun “manevi ve tarihi” aşamasını tanımlayacaktır.

Zlobin’in, Putin’in siyasi evrim şeması bu durumda çok daha karmaşık bir gerçeği açıklamak için belki doğru olabilir ancak Kremlin’in bakışlarını gittikçe ideoloji ve tarih üzerinde yoğunlaştırdığı gözlemi doğrudur.

Rus yönetici elitlerinin değerleri ve idealleri ile ülkenin geçmişi arasındaki yakınlaşmasına önemli ölçüde şahit olduğumuz açıktır. Ayrıca yurt içinde Kremlin, mevcut yönetim ile ilgili zorluklar yaşıyor ve gelecekteki refah için de net bir plandan yoksun gibi görünüyor. Sonuçta, anayasal meşruiyet mekanizmaları tamamen seçimler yoluyla işlemez. Bu da, Kremlin’e sadece tek bir seçenek bırakıyor; “Tarihsel meşruiyeti elde etmeye odaklanmak!” .

Vladimir Putin Moskova’da Çağdaş Tarih Müzesi’ni Gezerken Çekilen Bir Fotoğraf

         Son yirmi yılın çoğunda Moskova’nın resmi pozisyonu, Batının temel liberal değerlerini paylaşmaktı. Bu değerlerin yorumlanması çoğu kez Batılı anlayışlardan farklı olduysa da Rus yetkililer, Rusya’nın özel tarihsel koşulları iddialarıyla bu farklılıkları haklı çıkardı. Ancak bugünlerde bu pozisyonun açıkça terk edildiği görülmektedir. Şu anda Kremlin liderliği Rusya’nın bin yıllık tarihinde bulunan belirli belirsiz bir “manevi güç” ve Rus maneviyatının son derece anlaşılmaz görüşlerinde özetlenen “Geleneksel Milli Değerler” diye adlandırdıkları şeyi ayakta tutmayı seçti. Kremlin ideologlarının şu anda ki görevi, Rusya’nın tarihsel yolunu kavramsallaştırmak ve böylece Rus uygarlığının altında yatan değerlerin ve ilkelerin yüzyıllar boyunca kendi içinde şekillenmiş değerler olduğunu göstermektir. Rus ideologlar, Rusya’nın eşsizliğinin ve ayrıcalığının kalbinde, ülkenin Avrupa’da yapılanlardan oldukça farklı tercihlerle karşı karşıya kalan geçmişinin yattığını iddia ediyor. EKSPERT dergisinin son sayısında yayınlanan “Rusya; İmparatorluğun 500 Yılı“ başlıklı makalede “Rusya, imparatorluk ya da normal bir ”Demokratik Avrupa Devleti” olmak arasında tercih yapamazdı. Tercihleri; ya imparatorluk ya da koloni olmak zorundaydı.” açıklamasını yapmıştır. 

Böyle bir açıklama önemli bir sonucu ima ediyor; Eğer Rusya’nın tek alternatifi yabancı işgale veya siyasi kargaşaya teslim olmak olsaydı, otoriter kuralların bazı biçimleri bu tehditler ile baş edebilmek maksadıyla haklı gösterilebilirdi.

Rusya’nın “Özel Yolu” tezi, 2017 yılında bir sınav ile karşı karşıya kalacak. Özelikle Putin Rusya’sının, Rus tarihinin Sovyet dönemini başlatan 1917 Rus devriminin yüzüncü yılını nasıl dikkate alacağını görmek ilginç olacak.

Sovyet Dönemi, yok oluşundan hemen sonra, tarihçilere zor seçenekler sunmuştur. “Rus deneyiminden radikal bir kopuş mu yoksa onun devamı mı?“

  1991’de Sovyetler Birliği’nin çöküşünün hemen sonrasında, Yeltsin(Demokratlar) Sovyet geçmişi ile net bir kopuş isteğini ifade etti. Yeltsin, Rusya Federasyonu’nu 1917 öncesi Rus siyasetinin yasal bir halefi yapmakla uğraşıyordu. Ancak Yeltsin döneminin son yıllarında bile Kremlin, anti-Sovyet söylemlerini hafifletmeye başladı ve bunun yerine Sovyet mirasına karşı ihtiyatlı bir uzlaşma politikasına dönüşen ”hoşgörü politikasını” seçti. Putin’in iktidara gelişi de güçlü bir uzlaşma başlattı.

Ve bugünlerde yapılan bir anket, Rusların çoğunluğunun Sovyetler Birliği’nin restore edilmesini desteklediğini göstermiştir.

Putin, Federal Meclis’te 1917 siyasi karışıklığına atıfta bulunarak yaptığı 1 Aralık 2016 tarihli konuşmasında “Bu ortak tarihimizdir ve ona saygılı davranmamız gerekmektedir.” dedi. Ve Putin daha sonra Ünlü Rus filozof Alexei Losev’den alıntı yaparak “Ülkemizin yolculuk ettiği dikenli yolu biliyoruz, uzun ve yorucu mücadele yıllarımızı biliyoruz, ancak yurdumuzun evlatları için onların hepsi milli ve vazgeçilmez birer mirastır.” dedi.

Açıkçası Losev’in vatanseverliğini onaylayan Putin, daha sonra Rusya’nın geçmişine olan yaklaşımını açık bir şekilde ifade etti ve; “Biz öncelikle uzlaşma için ve elde etmeyi başardığımız toplumsal, politik ve sivil uyumun güçlenmesi için tarih derslerine ihtiyaç duyuyoruz. Tek bir halk olduğumuzu, birleşmiş bir halk olduğumuzu ve tek bir Rusya’mız olduğunu hatırlayalım.” açıklamasında bulundu.

Putin yönetimi, tarihsel meşruiyet arayışında, Rusya’nın farklı geçmişlerinin farklı parçalarını bir çeşit seçme füzyona dönüştürüp sentez yapmak istiyor. Bu sentez daha sonra Tarihçi Frederick Corney’in  hazır bir formülasyonu ile “haklı olmayan bir uzlaşma” sunarak ”suçluluk veya azap içermeyen bir tarih” gibi gösteriliyor.

İronik olarak, böyle bir tarih yazıcılığının nihai sonucu akla hemen Vladimir Nabokov’un romanı  Pnin’de (1957) ideal bir Rusya’nın alaycı bir tavırla tasvir edilmesini getiriyor.

“İdeal Rusya; Kızıl Ordu, Tanrı’nın anayasal egemenliği, kolhozlar, antropoloji, Ortodoks Kilisesi ve hidroelektrik santrallerden oluşuyordu.” diyen Nabokov, bu tanımla Rus çağdaşlarından bazılarının kafasındaki ”Gerici Sovyetofil Sentezi”ni kast etmişti.

KAYNAK:   http://www.eurasianet.org/node/81771

Çeviren Hakkında

Buğra Özsaydı
Selçuk Üniversitesi
Uluslararası İlişkiler

Bizi sosyal medyada takip edin
Arkadaşlarınızla Paylaşın:

Bize Katılın

Siz de bizimle gönüllü olarak çalışmak ister misiniz?
İletişim formunu doldurun, sizinle irtibata geçelim.

İletişim Formu İçin Tıklayın

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Social media & sharing icons powered by UltimatelySocial