Ana Sayfa / HABER ÇEVİRİLERİ / Avrupa / Polonya’daki Protestocular Sessiz Kalmayacak

Polonya’daki Protestocular Sessiz Kalmayacak

İngilizce aslından çeviren: İlkay TÜRKEŞ

Polonya’daki Protestocular Sessiz Kalmayacak

2016’da merkez Poznan’daki bir sokakta, bilincini tekrardan kazanan 60 yaşındaki Julia, bir su birikintisi üzerinde uzanmış vaziyetteydi. Birileri üzerinde duruyor ve çevredekiler, “Ona izin verin!” diye bağırıyordu.

Birkaç saat öncesinde işten ayrılarak, 1980’den bu yana ilk kez katıldığı gösteride, tümden kürtaj yasağı ile ilgili önergeye karşı protestoda bulundu.

Şimdi, Julia kafasına neyin vurduğunu bilmiyordu.

Kısa süre sonra Julia, üç kadın tarafından edindiği bilgiye göre bunu yapanların iki polis olduğunu öğrendi. Yaraları o kadar kötüydü ki, dört gün boyunca hastalık izni için gitmeye zorlandı.

Julia polise karşı dava açmasına rağmen, Poznan’daki bölge hakimi, delil yetersizliğinden dolayı dosyayı kapattı.

Henüz kimse Julia’ya karşı yapılan saldırıdan sorumlu tutulmadı.

Barışçıl Protestoya Saldırı

Son yıllarda, neredeyse her hafta, Julia gibi insanlar, Polonya’nın çeşitli şehir ve ilçelerinde protesto için sokaklara çıkıyor. Hükümetin kadın hakları da dahil olmak üzere, insan haklarını kısıtlama, milliyetçilik ve yabancı düşmanlığı ile çevreye yönelik tehditlerine karşı gösteri yapıyorlar.

Saldırıya uğramış olmasına rağmen, Julia dünyaya, polisin protestoculara karşı muamelesini tanıtmaya devam ediyor.

Rahatsız edici davası eşsiz değil. Gösteriler sırasında göstericilerin taciz edilmesi ve polisin aşırı güç kullanması, bugün Polonya’da kabul etmesi zor olsa da bir gerçek.

Uluslararası Af Örgütü’nün raporu olan “Sokağın Gücü: Polonya’daki Barışçıl Protesto Hakkını Korumak” , yetkililerin kendileriyle aynı fikirde olmayan kişileri susturmak için kullandıkları baskıcı stratejileri gösteriyor.

Bugün Polonya’daki hükümet eylemlerine karşı muhalefetini ifade etmek için protestolara katılanlar, sıklıkla gözaltı ve kovuşturma tehdidiyle karşı karşıya kalıyor ya da polis veya güvenlik görevlilerinin ellerinde tam bir şiddete maruz kalıyorlar.

Şaşırtıcı olan ise yetkililerin bu zora kullanmayı insanlar üzerinde nasıl alışkanlık haline getirdiğidir.

“Polisin bana karşı açtığı dava sayısını saymıyorum bile”, rapor için görüşülen göstericilerden defalarca duyulan bir cümle oldu.

2016’dan bu yana, on binlerce insan, kadın haklarını engellemeye ve yargının bağımsızlığını baltalamaya yönelik baskıcı yasaları protesto etmek için Polonya sokaklarına döküldü. Protestocular, görülme ve duyulma haklarını ihlal eden bir güç gösterisi ve kısıtlayıcı önlemlerle rutin olarak karşılandılar. Yüzlerce kişi polis nezaretinde bulundu ve uzun mahkeme davalarıyla karşı karşıya kaldı.

2017 yılının Nisan ayında, Meclis Kanunu’nda yapılan bir değişiklik, hükümet yanlısı mitinglerin düzenlendiği yer olan Varşova merkezindeki karşı-gösterilerin yasaklanmasını etkin bir şekilde yürürlüğe koydu. Güvenlik güçlerinin ağır uygulayıcı eylemleri dramatik olmuştur. Nisan 2017 ile Mart 2018 arasında, Mazowian eyaletinin valisi Varşova’da 36 toplantıyı yasakladı. 2017 yılında, Varşova merkezindeki mahkeme, meclis kanunu ihlalleri nedeniyle karşı protestoculara karşı 632 dava aldı. Bu, 2016 ile karşılaştırıldığında protestoculara karşı suçlama olmadığı söyleniyor.

Ürpertici Bir Gelişme

Protestocuların katlanmak zorunda kaldıkları ağır bedel, bugün Polonya’da olup bitenlerin korkunç bir sonucudur. Çünkü yetkililer, insanları konuştukları için cezalandırıldığı ve giderek zorlaştığı bir duruma ve tehlikeye karşı kamuoyuna meydan okumakta.

Aynı zamanda yetkililer, hem yasada hem de uygulamada halkın özgürce ve barışçıl bir şekilde sokağa çıkma ve görüşlerini ifade etme haklarını sınırlandırırken, hükümet Polonya’daki yargı kurumlarının bağımsızlığını zayıflatmak için önlemler almıştır.

2016’dan beri parlamento, hükümetin mahkemelerin ve hakimlerin kontrolünü ele geçirmesine izin veren mevzuatı kabul etmiştir.

Bu cümleyi tekrar okuyalım. Herkesin tüyleri diken diken olmalı.

Bağımsız mahkemeler, iktidardakilerin kötüye kullanımına karşı çok önemli bir önlemdir. Hükümetin görüşlerini bildirmesi için, sokaklara götürerek cezalandırılmak istiyorsa, göstericileri korumak için en son güvenlik ağıdır.

Mahkemeler, yetkililerin eylemlerini basitçe mahkum etmek için bir araç haline getirilirse, Polonya’daki insanlar adil yasal yargılama hakkını kaybedebilir.

Bağımsız bir yargı, insan haklarına saygı gösterilen bir toplumun köşe taşıdır ve ihlalleri işleyenler sorumlu tutularak adalete teslim edilir. Bir kez çukur kazıldığında, geri doldurmak zordur.

Polonya gerçekten kaygan bir yamaçta, insanların dibinde haklarından sıyrılmış bir yer.

Bu sadece Polonya halkı için kötü bir haber değil, hepimiz için. Polonya, insüler bir ülke değil, AB üyesi bir ülke. Yetkililer şu anda tehlikeli bir örnek oluşturuyorlar, başka yerlerde kontrol edilmeyen güç için aç olanlar, bunları takip etmeye istekli olabilirler.

Her ne kadar baskı altında olsa da, Polonya genelindeki yargıçlar, halkı barışçıl yollardan sokaklara götüren insanlara karşı yüzlerce suçlamada bulunma hakkını, protesto ederek destekledi.

Hakim Igor Tuleya, hükümetin mahkemelerin kontrolünü ele geçirme girişimlerine karşı protestolara katılanlardan biri. Onunla konuşulduğunda, insanları bu durumu protesto etmeye çağırdı.

“Polonyalıların kendileri bu ‘reformları’ durdurmazlarsa, bağımsız yargı artık var olmayacak” dedi.

Gururlu Bir Gelenek Olarak Protesto

Doğru olduğunu düşündüğünüz şey hakkında konuşabilme hakkı, gururlu bir Polonya geleneğidir. On yıllardır Polonya’nın politik ve sosyal ortamı, özgürlükler ve adalet talep eden bir dizi kamu tartışması ve protestosu tarafından şekillendi.

Polonya’daki insanlar, barışçıl protestoda güç olduğunu biliyorlar. Barışçıl kurullara katılmanın hükümet politikalarına ve uygulamalarına meydan okumak için önemli bir yol olduğunu ve halkın ne tür toplumların bir parçası olmak istediklerini bilmesini sağlamak olduğunu biliyorlar.

Durdurmak için çok geç değil. Polonya hükümetinin, protesto hakkı ve adil yargılanma hakkı gibi verilebilecek haklarını ortadan kaldırma girişimlerine karşı koymak çok önemlidir.

Hala umut var. İnsanların akıllarını özgürce konuşabildikleri, eleştirebildikleri ve adaletsiz olduklarına karşı barış içinde protesto edebilecekleri bir topluma hitap eden canlı bir insan hakları hareketi var. Böyle bir toplum, yaşamak için daha iyi bir yer ve bu bilinmektedir.

Böylece daha iyi ve daha adil bir Polonya meydana getirmek için kararlı olan binlerce insan var.

Kaynak: http://www.euronews.com/2018/06/25/poland-s-protesters-will-not-be-silenced-view

Çevirmen Hakkında

İlkay Türkeş

İstanbul Üniversitesi / TESA Çeviri Birimi Yardımcı Direktörü / Siyaset Masası Araştırmacı Yazarı

Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir