Ana Sayfa / MAKALE ÇEVİRİLERİ / Poligami ve Savaş Arasındaki İlişki

Poligami ve Savaş Arasındaki İlişki

Poligaminin Tehlikeleri

Eşitsizliği doğuran çokeşlilik şiddete sebep oluyor.

İngilizce aslından çeviren: Özen Ayşe ÖZBASA

Güney Sudan’da iyi bir servete sahip olan erkeklerin birden fazla eş istemesi evrensel olarak ya da en azından Güney Sudan’da yaygın olarak kabul edilen bir olgudur. Güney Sudan’ın eski Genelkurmay Başkanı Paul Malong’un sayısı tam bilinmemekle yüzden fazla karısı vardır.  Haber sitelerinden birine göre Şubatta bu sayı 112’ydi, aralarında yaşı en küçük olanlardan biri bir öğretmenle evlenmek için kaçmıştı. Çiftin saklandığı söyleniyordu. Jane Austen’ın da bir zamanlar dediği gibi konu aşk olunca hepimiz aptalız, özellikle de dünyanın en şiddetli ülkelerinden birinde bir savaş ağasına boyun eğiyorsak.

Güney Sudan’daki çoğu erkek genelde büyükbaş hayvan sayısıyla ölçülen serveti ne kadarına yetiyorsa o kadar kadınla evleniyor.  Evliliklerin muhtemelen %40’ı poligamiktir. İkinci eş arayışında olan genç bilişim uzmanı William (gerçek ismi bu değildir. Yazının geri kalanında geçen isimlerden bazıları da değiştirilmiştir): “Ailen ne kadar büyük olursa, o kadar fazla insan saygı gösterir.” diyor. Amerika’da okuyup memleketine geri dönen William kendisini yerel standartlara göre varlıklı buluyor. Madem öyle, neden tek bir eşle yetinsin?

Çok az Güney Sudanlı bu evlilik geleneğiyle ülkenin korkunç iç savaşı arasında bir bağlantı görebiliyor. Yerel halka bu şiddetin sebebi sorulduğunda onlar kabileciliği, açgözlü siyasetçileri, zayıf kurumları ve savaş ağalarına savaşacak bir şey veren petrol zenginliğini suçlayacaktır. Hepsi doğru sayılabilir, ancak olay bundan ibaret değildir.

Yaygın olarak uygulandığı yerde çokeşlilik, özellikle polijini yani birden fazla kadınla evlilik, toplumu istikrarsızlaştırır, sebebi büyük oranda genç erkeklerin kalplerinde ve bellerinde oluşan kaçınılmaz bir eşitsizliğe sebep olmasıdır. Eğer zengin bir adamın Lamborghini’si varsa, bu fakir bir adamın yürümek zorunda olması anlamına gelmez, çünkü otomobil almanın belirli bir kuralı yoktur. Bunun aksine, zengin bir adam yeni bir kadınla evlendiği her zaman, başka fakir bir adam bekâr kalmalıdır. Diyelim ki en zengin ve güçlü adamların %10’unun her birinin dört karısı var, bu da demek olur ki erkeklerin %30’u evlenemez. Genç erkekler de bu durumdan sıyrılabilmek için vahim önlemler alır.

Bu durum, Arap Baharı’nın patlak vermesinin, Boko Haram ve İslam Devletinin cihatçılarının Nijerya, Irak ve Suriye’yi işgal etmeyi başarmasının ve Endonezya ile Haiti’nin çokeşli kısımlarının bu kadar çalkantılı olmasının nedenlerinden biriydi. Çokeşli toplumlar daha kanlı, komşularının topraklarını işgal etmesi daha muhtemel ve yıkılmaya diğer devletlerden daha eğilimli olan toplumlardır. Bir STK olan “Fund for Peace” tarafından derlenen “Kırılgan Devletler Endeksi”ndeki dünyanın en istikrarsız 20 ülkesinin hepsinde çok sayıda kadınla evlenmek ortak özelliktir. Tabloyu aşağıda görebilirsiniz:

Refahı yüksek birçok ülkede çokeşlilik yasak olduğu için, birçok Batılı bu durumun ne kadar yaygın olduğunun farkında değil. Batı Afrika’daki kadınların üçte birinden fazlası, birden fazla eşi olan bir erkekle evlidir. Çoklu evlilikler Arap dünyasında sayıca fazladır ve Güney Doğu Asya ile Karayiplerin birkaç bölümünde yaygındır. Bu toplumların kültürleri genellikle babadan gelen yani “erkek soyundan” olarak tanımlanır ve baba mahallinde yaşarlar. Evlenen kadınlar eşinin ailesine katılır ve kendi ailelerini arkalarında bırakırlar. Evlilikler damadın ailesinden gelinin ailesine ödenen “bedel” yani başlık parasıyla mühürlenir. Bunun amacı gelinin ailesinin, gelini yetiştirme masraflarını karşılamaktır. Birkaç erkek olağanüstü derecede karizmatik olmakla veya kendilerinin kutsal olduğuna diğerlerini ikna ederek birden fazla kadını cezbeder. Washington Üniversitesi’nden David Barash “Out of Eden” kitabında: kişisel çokeşliliğini ilerletmek adına konumlarını kullanmayan erkekler tarikat liderleri örnekleri olabilir ancak aklıma hiçbirisi gelmiyor.” şeklinde ifade eder. Bununla birlikte bu uygulamanın en önemli etkeni cazibenin eşitsiz dağılımı değil, servetin eşitsiz dağılımıdır. Gelir dağılımının eşit olmadığı başlık paralı toplumlar, kendilerini çokeşliliğe kaptırıyor, bu da çoğunlukla fahiş olan gelin başlık paralarının yükselmesine sebep oluyor. Acınası bir şekilde fakir olan Afganistan’da genç bir erkeğin düğün masrafı ortalama 12.000-20.000 Amerikan doları arasında seyretmektedir.

Başlık parasını yükselmesi erkeklerin evlenme yaşını da yükseltmektedir, para biriktirmek için uzun bir zaman gerekir ve buna paralel olarak da kadınların evlenme yaşı düşer. Varlıklı aileler dışındakilerin hepsi oğullarına eş “almadan” önce kızlarını “satmaya” ihtiyaç duyarlar. Ayrıca, satılan kadınların genç ve verimli olmasını isterler. Güney Sudan vatandaşlarından biri Boston Üniversitesi’nden Marc Sommers’a ve Columbia Üniversitesi’nden Stephanie Schwartz’a “20 yaşındaki bir kız yaşı geçmiş bir kadın olarak adlandırılır çünkü o yaştan sonra çok fazla çocuk taşıyamaz.” demiştir. Aşireti olan yaşlı bir adam bu olayın mantığını şöyle aktardı: “10 kızınız olduğunda her biri için 30 inek verilir ve ineklerin hepsi de babaya ait olur. Öyleyse 300 ineğin olur. “ Eğer bir aile reisi kızlarını 15’inde satar ve oğullarının 30’undan önce evlenmesine izin vermezse, başlık parasından edindiği kıymetlerden kazanç sağlamak için 15 senesi olur. Bu da çok fazla süt anlamına gelir.

Texas A&M Üniversitesi’nden Valerie Hudson ve Yale’den Hilary Matfess şişirilmiş bir başlık parasının “genç erkekleri siyasi amaçlarla organize grup şiddetine karışmaya yatkın hale getiren” kritik bir unsur olduğunu tespit etti. Terörist gruplar da bunun farkında. 2008 senesi Mumbai saldırılarındaki rolü dolayısıyla asılan Pakistanlı terörist Muhammed Kasab, kardeşlerini evlendirmek için söz verdiğinden cihadist Lashkar-e-Taiba’ya katıldığını söylemişti. Nijerya’da Boko Haram, yeni müritleri için düğün düzenlemektedir. Sözde İslam Devleti, alınan ilk evlere 1.500 dolar ve Rakka’da ücretsiz bir balayı teklifinde bulunuyor. Mısır’daki Radikal İslamcılar da üyeleri için ucuz düğünler organize etmektedir. Sadece öbür tarafta değil, burada da cihatçılara bakireler vaat edilmektedir.

En Derin Yoksunluk

Güney Sudan’da başlık paraları 30-300 inek arasında değişiyor. Hudson ve Matfess: “Genç erkekler için, pek çok sığırın meşru yollarla edinilmesi neredeyse imkânsız.” diyor.  Diğer bir seçenek ise yandaki kabilenin bir sürüsünü çalmak. Silahlarla dolu bir ülkede yaşanan büyükbaş baskınları sık olduğu kadar da kanlı oluyor.  Güney Sudan gazetelerinden “Bugün”de “Doğu gölleri Eyaletindeki büyükbaş baskınında 7 ölü, 10 yaralı”  gibi artık sıradanlaşan bir başlık görebilirsiniz. Haberde “silahlı gençlerin komşularından” 58 inek çaldıkları, 7 insanı ve 38 ineği “trajik bir çatışmada” öldürdükleri yazıyor.

Binlerce Güney Sudanlı her sene büyükbaş baskınlarında hayatını kaybediyor. “Güney Sudan şehri Wau’lu 30 yaşındaki sığır çobanı Jok: “İneğiniz varsa yapmanız gereken ilk şey bir silah edinmektir. Bir silahınız yoksa insanlar ineklerinizi alır.” dedi.  Jok yalnızca bir pala taşıyor ancak abilerinin silahları var.

Jok inekleri oldukça seviyor. Gülümseyerek “Size süt veriyorlar ve onlar sayesinde evlenebiliyorsunuz.” diye ekledi. Jok yeterli ineği olmadığı halde bu sene evleneceğini ve paçavra gibi görünen kıyafetlerine bakarak onları satın alacak paraya sahip olmadığını söyledi. Geviş getiren bu gerekli hayvanları nasıl elde edecekleri konusu muallak. Ancak son zamanlarda hayvanlarını etnik anlamda temizlenmiş olan topraklarda otlattırdığının farkına varmamak imkânsız. Jok Wau’da rahatça dolanıyor. Diğer kabilelerin üyeleri Birleşmiş Milletler arabulucuları tarafından korunan, yerlerinden edilmiş insanlar için kamplarda toplanıyor.

Kamplardaki insanların hepsi benzer hikâyeler anlatıyor. Dinka kabilesi geldi, mavilere büründü ve evlerine saldırdı, insanları öldürdü, taşıyabildikleri her şeyi çaldılar kadınlar ve besi hayvanları dahil. Köy tüccarlarından Saida “ailemin çoğunu öldürdüler ya da tecavüz ettiler. Saldırganlar şimdi de insanların kafalarını kesiyor. Bütün genç erkekler köyümüzden ayrıldı. Kimisi isyancılara katıldı, kimisi de Sudan’a uçtu.” Saida’nın kocası kaçanların arasında ve şimdi Sudan’ın başkenti Hartum’da bir başka kadınla evli. Saida beş çocuğa bakıyor ve olanları anlatırken neden bunların başına geldiğinden yakınıp gözyaşlarına boğuldu.

Arazisini terk eden böylece Dinka yağmacılarından uzakta olan çiftçi Abdullah: “Silahınız varsa istediğinizi elde edebilirsiniz.” Derken yardım çalışanı Akech de “Silahlı bir adam sizinle evlenmek istediğini söylüyorsa ona hayır diyemezsiniz.” diyor. Bu yüzden ergenlikteki erkekler Güney Sudan civarındaki çatışmalar etrafında dolanıyor. Saldırganlardan birisi öldürüldüğünde hızlıca gidip silahını çalıyor ve böylece kendileri de saldırgan olabiliyor.

Genel olarak, çokeşlilik düşüşte. Buna rağmen destekçiler çokeşliliği korumak ve hatta genişletmek için savaşıyor.  Kazakistan’ın beşte ikisi uygulamayı yeniden yasallaştırmak istiyor. Bu uygulama Bolşevikler tarafından yasaklanmıştı.  2008’de en azından geçici bir süreliğine kadın bir milletvekili çokeşlilik yanlısı bir yasa tasarısını değiştirerek poliandriyi yani birden fazla erkekle evlenmeyi meşrulaştırınca çokeşlilik bir süre engellenmişti. İleri yaştaki Müslümanlar bunda ayak diremişti.

Batı çokeşliliği de o kadar nadir ki, toplumun istikrarını etkilemiyor. Zengin ve güçlü erkekler, eşlerini düzenli olarak daha gençleri ile değiştiriyor ve böylece birkaç kadının üreme yıllarını tekelleştirme fırsatı buluyor. Ancak bu da birkaç düzine değil, birkaç eş sağlıyor. Amerika’da Mormon mezhepleri tarafından yönetilen çokeşli bölgeler, oldukça istikrarsızdı. Yetkili yaşlı erkekler çok sayıda genç erkeği önemsiz suçlardan ötürü kovarak çok sayıda genç kadınlarla evlenebiliyorlardı. Buna rağmen bazı Amerikalı destekçiler, paralelleştirilmiş çokeşliliğin yani hem poliandrinin hem polijinin yasal olması gerektiğini savunuyorlar. Anayasa,  2015’te Yüksek Mahkeme’nin eşcinsel evliliğe izin verilmesine karar verdiği gibi bir talepte bulunursa, kuşkusuz çokeşli evliliği yasaklamak anayasaya aykırı olacaktır. Politico’dan, akademisyen Fredrik deBoer, uzun vadeli çokeşli ilişkilerin diğerleri kadar yasal korumayı hak ettiği temelinde “grup evlilik sosyal liberalizmin bir sonraki safhası.” diyor.  

Çokeşlilik taraftarları kişisel tercihlerin ötesinde iki sav ortaya atıyorlar. İlki Kuran’da bunun kutsanmasıdır, ikincisi de kadınların evde kalma riskine karşı bir fırsat sunuyor oluşudur. Mısır’da çokeşlilik destekçisi Rania Hashem, ülkede erkek kıtlığının olduğunu iddia etmektedir. Aslında böyle bir şey yok, ancak bu çokeşlilerin sık sık düştüğü yanılgılardan biridir. Ona göre daha zengin ve eğitimli Mısırlı erkekler birden fazla kadınla evlendikçe, kadınların “kocaya sahip olma hakkını” uygulamasını kolaylaştıracaktır. Bir diğer çokeşlilik savunucusu Mona Abı Shanab, çokeşliliğin yaygın bir boşanma nedeni olan erkeğin cinsel hayalkırıklığını gidermek için makul bir yöntem olduğunu savunuyor ve ekliyor: “Kadınlar evlendikten sonra eşlerini ihmal edip çocuklara yoğunlaşıyorlar. Yakın ilişkiler için daima bir bahaneleri oluyor… Sürekli “hasta” ya da “yorgun” oluyorlar. Bu da erkekleri rahatsız ediyor ve kendilerine kız arkadaş edinmelerine yol açıyor.”

Kimi erkekler de çok eşliliği kısır kadınlara faydacı bir yanıt olarak yorumluyor. Pakistan, Lahor’da yaşayan 65 yaşındaki Gurmeet: “İlk eşim sorunsuzdu. Bir noktada, çocuğumuzun olmamasının sebebinin onun yüzünden değil benim sağlık sorunumdan kaynaklandığını belirtti ve bu olay beni çok sinirlendirdi. Dine döndüm ve Allah beni ikinci bir eş almaya yönlendirdi.” diye anlattı. Gurmeet’ye kalsa tüp bebek yöntemini deneyecekti ancak Allah’ın tavsiyesi ona daha iyi bir yatırım gibi göründü. Başlangıçta ilk eşi “benim gösterdiğim ilgiyi başka bir kadınla paylaşmak” istemedi. Gurmeet, ilk eşinin zaman geçtikçe durumu kabullendiğini söyledi. Evini ikiye ayırdı, böylece eşleri ayrı ayrı yaşayabilecekti. Yalnızca evi değil, zamanını da eşit olarak ayırmıştı. Bunun “işe yaradığını” söyledi. İkinci eşinin altı çocuğu vardı. Fakat Gurmeet, ikinci eşinin çocuksuz eşinden daha kötü giyindiğinden ve odaları temiz tutmadığından yakındı.

Gurmeet’ye göre çokeşlilik erkekler için çaba isteyen ancak kadınlar için iyi bir olay. Çünkü bir kadının evlenmemesi kadın için “istenmeyen” bir durum. Poliandri, yani birden fazla erkekle evlenebilme sorulduğunda ise Gurmeet: “Kesinlikle onaylamıyorum. Kadının birden fazla partnerinin olması doğaya aykırı. Genç bir erkek olarak ben tavuklarımı muhafaza ettim. Horozun birçok tavuğu var, ancak dişilerin birden fazla eşle çiftleşmesine müsaade etmiyor. Yani bu doğanın kanununa aykırıdır.” şeklinde değerlendirdi.

Gelinler için 

İki eşli Pakistanlı hâkim Amar “çokeşlilik karılarına eşit adalet sağladığın sürece gayet iyi işler. Eğer birini diğerinin üstüne koymazsan hiçbir sorun yaşanmaz.” diyor. Amar iki eşin de aynı evde yaşamasının “doğal rekabet ortamı” oluşturacağını kabul ediyor. Ona göre bölünmüş mülkiyet de karışık olabilir ve davalara yol açar.

Ancak Amar bu durumu doğru anladığını düşünüyor: “Rutinim bir geceyi bir eşimle, diğer geceyi diğer eşimle geçirmek. Böylece hiçbirisi kendisine kötü davranıldığını düşünmüyor. Üstelik onlara aynı miktarda para veriyorum. İkisinin de birer kredi kartı var. Bir hâkim olarak, adaleti sağlamak benim başlıca görevim.” Gurmeet bu açıklamayı yaptıktan sonra odaya eşlerinden biri giriyor ve hikâyeyi bir de kendi gözüyle anlatmayı teklif ediyor. Kocası, muhabirimiz kendisine bir şey soramadan, rahatsız edici bakışlarla eşini odadan kovuyor.

Çokeşli toplumlardaki kadınlar daha kolay evlendiklerini düşünseler de evliliklerinin refahı o kadar da yüksek olmayabiliyor. Çünkü çoğu gelin çoğunlukla daha genç, eğitimsizlikten bahsetmeye zaten gerek bile yok. Bu yüzden de eşlerine karşı gelemiyorlar ve başlık parası eşitlik ilişkisini sağlamıyor.

Güney Sudan’da insanların neredeyse %80’i kocanın, cinsel ilişkiyi reddetme, yemeği yakma ya da bunun gibi sebeplerden ötürü karısını dövmesinin kabul edilebilir bir durum olduğunu düşünüyor. Boşanma,  başlık parasının iadesini gerektiriyor bu sebeple de istismar edilen kadına ne kadar kötü davranılırsa davranılsın kadının ailesi, kocasıyla kalması konusunda ısrarcı davranıyor.

Çokeşlilik çocuklar için de zararlı. 29 Afrika ülkesinde 240.000 çocukla yapılan araştırmaya göre, diğer unsurların dışında, çokeşli ailelerin daha kısa ömürlü olma ihtimali daha yüksek. Mali, Dogon’daki araştırmada çokeşli bir ailedeki çocuğun, tekeşli bir çocuğa göre daha erken ölme ihtimalinin 7 ila 11 kat daha fazla olduğunu saptadı. Barash, babaların zamanını hâlihazırda var olan çocuklarına harcamak yerine daha çok çocuk yapıp onlara bakmakla harcadığını belirtiyor.  Ayrıca Dogonların kendilerine göre, kıskanç eşler bazen birbirlerinin çocuklarını zehirliyorlar ki kendi çocukları mirastan daha fazla pay alabilsin.

Çokeşli bir ailede yetişen Güney Sudanlı yardım çalışanı olan Akech’e göre, bu durum kolay değildi. Eski bir isyancı komutanı olan babasının sekiz eşi ve çok sayıda nikâhsız eşi, kendi bildiği kadarıyla da 41 kardeşi vardı. Altı yaşındayken, annesi bir alkollü içecek türü olan ‘siko’ yaparken kullanması için her gün 20 litre su taşırdı, bu da kaçak içki yapmanın türlerinden biriydi. Bazen babası sarhoş olur, kapıyı yumruklar ve annesinin parasını başka bir kadına harcamak için alırdı. Akech ebeveynlerinin sık sık tartıştığını hatırlıyor. Bununla birlikte, geniş ailenin acil bir durumda toplandığını belirtiyor. Örneğin babası bacağından vurulduğunda eşleri onu yıkamak, hastaneye kaldırmak ve sağlık faturalarını ödemek için birleşmişler.

Akech üniversitede okurken bir gün babası onu çağırmış. Akech bu olayı: “Baba-kız bağımız hiç yoktu, o yüzden beni çağırdığında heyecanlanmıştım.” diye anımsıyor. Akech gittiğinde babası onu yakın arkadaşı olan bir subayla tanıştırmış ve evlenmesini emretmiş. Akech oldukça korkmuş. Babasının arkadaşı 65 yaşındaymış, Akech ise 19.

Evlilik teklifini kabul eder gibi yapmış ve komşu ülkedeki üniversitesinden eşyalarını toplamak için gideceğini söylemiş. Babası bunu kabul etmiş ancak Akech üniversitesine dönmüş ve orada kalmaya devam etmiş.

Bu yaklaşık 10 sene önce olmuş. Akech üniversiteyi tamamlayıp iyi bir iş bulmuş. Yakın zamanda yaşlı babasına bir ev satın almış. Kısmen, kendisine eğitimde destek olmasının değerini göstermekle birlikte, bir zamanlar babasına meydan okumuş olmanın verdiği suçluluk duygusundan da bu şekilde arınmış. “Benim kültürümde ebeveynler Allah’ın dünyadaki yansımasıdır. Onu hayal kırıklığına uğratmamaya çalıştım.” diye ekledi Akech. Ancak babası onu satmaya çalıştığı için hiçbir zaman özür dilemedi.

Kaynak:https://www.economist.com/news/christmas-specials/21732695-plural-marriage-bred-inequality-begets-violence-link-between-polygamy-and-war

Çevirmen Hakkında

Özen Ayşe ÖZBASA / TESA Çeviri Birimi Yardımcı Direktörü

Bilkent Üniversitesi

Mütercim Tercümanlık

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir