Kuzey Kore’nin Yıkıcı Kıtlığı

İngilizce aslından çeviren: Eray Konya

Kuzey Kore’nin başkenti Pyongyang, Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti’nin monolitik binaları, büyük bulvarları ve diktatörlük simgeleriyle dolu olduğu varsayılan gücünün bir sembolüdür. Ancak 1990’lar süresince burası başka bir şeyle daha doluydu; aç insanlar. Devrin raporları sokaklarda aç gezinen ve sonu gelmeyen açlıktan etkilenmeden yürümeye çalışan işçilerin varlığını ortaya koyuyor.

Bunlar, kötü planlama, tecrit ve kendi kendine yetme anlayışını yanlış yönlendiren politika yüzünden 25 milyon kişiyi etkileyen büyük açlığın, Kuzey Kore’nin en gizemli felaketinin kurbanlarıydılar. Ancak açlık, milyonlarca kişiyi öldürse de, gerçek etki alanı batıda asla kavranamadı ve Kuzey Koreli yetkililer tarafından kamuoyunun hiçbir zaman aydınlatılmadığı görülüyor.

Kıtlığın kökeni, Demokratik Kore Cumhuriyeti’nin kurulduğu 1948 yılına uzanıyor. Kuzey Kore’nin arazi ve hava koşulları tarıma çok uygun değildi ancak ilk etapta, yeni ülke, kendine önemli ölçüde yardım, ithal yiyecek ve ucuz yakıt sağlayan Sovyetler Birliği ve sosyalist müttefikleri sayesinde bu sorunu aştı.

Kore hükümeti, tüm gıdaların dağıtımını sıkı bir şekilde kontrol ederek, istihkakları şehirde yaşayanlara ve ordudaki askerlere ayırdı. (çiftçiler ise kendi ürünlerinden pay aldılar) İstihkaklar ihtiyaca göre değil siyasi iradenin kararına göre belirleniyordu. Elitler ve iktidara yakın olanlara; yaşlı, çocuklar ve diğer gruplardan daha fazla yiyecek verildi. Ancak yıllar geçtikçe, Sovyetler Birliği çözülmeye başladığında Kore de bocaladı, yardımlar azaldı ve nihayetinde tamamen bitti.

Kuzey Kore gitgide tecrit edilmeye başladığında, ülkenin lideri Kim II Sung Ulusal Juche veya “Kendine Güven Politikası”na yöneldi (juche, Kuzey Kore’de uygulanan rejimin resmi politikasının ismidir) Kuzey Kore’nin her şeyi kendisinin yapabileceği varsayımıyla bu slogan kutlandı ancak mesele gıda olduğunda Kore hiçbir şeydi ancak özgüvenliydi. (Analistler juche öğretisinin diktatörün iktidarını konsolide etmesi için bir bahane olduğu görüşünü taşıyor)

Juche felsefesi altında, Kuzey Kore halkından kendisini beslemesi bekleniyordu. Kuzey Kore hükümeti çiftçilerin mahsullerini daha verimli kılmak için tasarlanan kimyasal içerikli gübrelerin dağıtımına yardım etti. Ancak Sovyetler Birliği çöktüğünde ucuz yakıtlara ulaşmak mümkün oldu. Sonuç olarak Kuzey Kore Demokratik Cumhuriyeti’nin gübre programı durdu, yakıt eksikliği çekenler oldu ve çiftlik ürünlerinin verimliliği düştü. Atlantikli Jordan Weissmann, “hükümet vatandaşlarını daha az tüketim yapmaya çağırdığı bir kampanya hayata geçirdiğini” yazdı. Kampanyanın nefis sloganı ise; “günde sadece iki öğün yiyin’di.”

1995 ve 1996 yıllarında, El Nino (Büyük Okyanus’taki sıcaklık değişimlerinin ve bunların tetiklediği doğa olaylarını tanımlayan kavram) hava koşulları, Kuzey Kore’de geniş bir sele neden oldu. Bu, kendi kendine yettiği varsayılan Koreli çiftçiler büyük bir felaketti: zaten yetersiz kalan ülke tarım arazilerinin yüzde 15i kullanım dışı kaldı. Daha sonra diktatörlük, çiftçilerin yiyeceklerini kurtarmak için kendilerinin tuttuğu tahıl miktarında azaltmaya gitti. Daha az yemek yerine çiftçiler tahıl sakladı ve bu da gıda miktarının azalmasına yol açtı.

Yiyecek eksikliği Kuzey Kore rejimini paniğe sevketti ve sık görülmeyen bir hareketle uluslararası topluluklardan yardım talep edildi. İlk etapta ülkeler ve yardım organizasyonları tereddüt ettiler, izole ülkenin bu ani gıda talebi karşısında şaşkına döndüler. Nihayetinde talep edilen yardımı karşıladılar. Bu yardımların birçoğu Kuzey Koreli açlara verilmek yerine ülkenin seçkinleri arasında yeniden bölüşüldü ve çalındı.
Weissman’ın yazdığına göre; “Çiftçiler kendi ürünlerini, Elitler ise yardımları çaldı. Fakir Koreliler yokluk çekti.”

Gıda azaldığında, hükümet istihkakları durdurdu ve orduyu sivilleri beslemeye önceliklendirdi. Kuzey Koreliler çimen yemeye başladı ve hayatta kalmak için yabani yem aradılar. Yüzbinlerce Kuzey Koreli, ülke dışına seyahat yasağı olmasına karşın umutsuzca yiyecek bulmak amacıyla Çin gibi ülkelerin sınırlarından geçtiler.

Bu süreçte yetersiz beslenme her yaştan insanı etkiledi. Bir yardım görevlisi 1997 yılında ülkeyi ziyaret ettiğinde, insanların hiç yemek bulamadıklarında Watery Gruel (Yulaf Yapası) yemeyi azalttıklarını New York Times’a anlattı. Açlığın işaretlerini ortaya koyarcasına solmuş saç, tükenmiş bedenler, şiş gözler çocuklar arasında yaygındı. Bütün neslin çocuklarının gıda noksanlığı yüzünden fiziksel ve zihinsel bozukluklar çektiği düşünülüyordu.

Sonunda, uluslararası gıda yardımları kıtlığı azalttı. Bugün Kuzey Kore, aralarına Birleşmiş Milletler ve Birleşik Devletler’in de dahil olduğu uluslararası cemiyetlerin gıda üretimi için sağladığı gıda yardımlarına ihtiyaç duymayı sürdürüyor. Doğal afetler ve iklim koşulları gıda kullanılabilitesindeki büyük dalgalanmalara karşı savunmasız bırakmaya devam ediyor.

Kuzey Kore’de kıtlığın, devlet tarafından konmuş bir adı var; “Çetin Yürüyüş” anlamına gelen bir ifade. Bu güzel adlandırma kıtlık sürecinin açlıktan ölenin acısını örter ve yetkililerin kıtlık sürecinde üzerine düşeni kabul etmediğini ortaya koyar. Kuzey Kore diktatörlüğü felaketleri suçlamaya devam ediyor ve ülkenin süregelen gıda sorunları da dış sebeplere bağlanıyor.

Gizli kapaklı ifadeler de hesaba katıldığında açlık sırasında mahvolmuş insanların sayısını tahmin etmek neredeyse imkansız. Uzmanlar, rakamın yüzbinlerle ifade edilebilecek kadar yüksek olduğunu, hatta ülke nüfusunun yüzde 5’i nispetinde veya 1 milyon dolaylarında olabileceğini söylüyorlar. Gelecek kıtlık uzakta olmayabilir. Newsweek’ten Jason Le Miere’e kalırsa kuraklık ve devam eden yaptırımlar ülkeyi bir başka gıda krizine itebilir.

Birleşmiş Milletler Kuzey Korelilerin 2/5’inin yeterli gıda alamadığını, temel sağlık ve temizlik hizmetlerine erişemediğini tahmin ediyor, ayrıca nüfusun %70’inden fazlası hayatta kalabilmek için uluslararası gıda yardımlarına bağımlı. Tüm Kore nüfusunun %4 ünün de yetersiz beslendiği düşünülüyor.

Risk altında yaşayan birçok hayatla birlikte ülke lideri açlık çekilen geçmiş dönemden ders alacak mı? Görülecek bir şey kalmadı. Ancak yokluk döneminde sevdiklerine hasret kalan ve yitirenler için açlığın anıları kolay unutulmayacak.

Kaynak: http://www.history.com/news/north-koreas-devastating-famine

 

Çevirmen Hakkında

Eray KONYA / TESA Tarih Masası Direktörü / Çevirmeni

İstanbul Üniversitesi

İnkılap Tarihi Enstitüsü / Yüksek Lisans

Bizi sosyal medyada takip edin
Arkadaşlarınızla Paylaşın:

Bize Katılın

Siz de bizimle gönüllü olarak çalışmak ister misiniz?
İletişim formunu doldurun, sizinle irtibata geçelim.

İletişim Formu İçin Tıklayın

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Social media & sharing icons powered by UltimatelySocial