Arap Zirvesi 2

Arap Zirvesi 2

Arapça Aslından Çeviren: Yehia Al Kilany

Arap liderleri, Suudi Arabistan’ın Al-Zahran şehrinde gerçekleşen Arap Zirve’sinde, Amerika’nın Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak ilan  etmesini ve İran’ın Arap Ülkelerinin iç işlerine karışmasını eleştirdi.

Sonuç bildirgesinde; İran’ın Arap Ülkelerinin iç işlerine karışmasının ve istikrarı sarsmasının sonucunda mezhebi çatışmaları alevlendirmesinin kabul edilemeyeceği açıklandı.

Bildirgede İran’ın “terör milisleri”ni silahlandırmasını kınadı ve başta Yemen ve Suriye olmak üzere İran’a bağlı olan milislerin geri çekilmesi için çağrıda bulundu.

Bildirgede Arap Ülkeleri Amerika’nın Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak ilan etmesinin batıl ve geçersiz olduğunu ve Kudüs’ün Filistin’in başkenti olarak kalacağını açıkladı.

Ayrıca tüm Ortadoğu’yu etkilebileceği Kudüs’ün mevcut yasal ve siyasi durumunu değiştirme ihtimali olan her hangi bir karar alınmasından uzak durulması uyarısı yapıldı.

Açılış konuşmasını ise Ürdün kralı yaptı. Konuşmasında Filistin meselesinin çok hassas olduğunu, Filistin ve İsrail çekişmesinin çözümünün iki devletin de ortadan kaldırılması ve Kudüs’ün hâlâ Filistin’in başkenti olduğunu açıkladı.

Suud kralı Salman bin Abdulaziz zirvenin açılışında Suudi Arabistan, Amerika’nın Kudüs hakkında verdiği kararın ve Amerika Büyükelçiliğinin oraya taşımasını kabul etmediğini söyledi. Suriye konusuna değinmeden İran’ı aleni bir şekilde Arap ülkelerinin iç işlerine karışmasını eleştirdi.

Zirve, ABD, İngiltere ve Fransa’nın Esed rejimine bağlı yerlerde yaptığı saldırıdan bir gün sonra gerçekleşti fakat kral Salman Suriye meselesinden bahsetmedi.

Konuşmasında Kral Salman bir kez daha Kudüs meselesinde Amerika’nın verdiği kararı kabul etmediğini söyledi. Ayrıca Kudüs’ün Filistin toprağından bölünmez bir parça olduğunu ve Filistin’in hem Araplar’ın hem de tüm Müslümanların kalbinde büyük bir yer aldığını, herkesin bunu anlaması için bu zirvenin isminin “Kudüs Zirvesi” olarak adlandırıldığını açıkladı.

Al-Zahran’da gerçekleşen Arap zirvesinde Suud kralı Salman,  Suudi Arabistan’ın Kudüs’teki İslamî vakıflara 150 milyon dolar bağışladığını söyledi.

Ayrıca Birleşmiş Milletler Yakındoğu Filistin Mültecilere Yardım Ajansı UNRWA’ya 50 milyon dolar bağış yapıldığını söyledi.

Kudüs meselesi zirvenin gündeminde en önemli konuydu. Şu an ABD  Büyükelçiliğinin Telaviv’den Kudüs’e taşınması için hazırlıklar başlatılmıştır. Geçen 1 Aralıkta ABD Cumhurbaşkanı Donald Trump’ın yaptığı Kudüs açıklamasının ardından ve Amerika’nın uzun zamandır yaptığı diplomatikten dolayı bazı ilişkilerin kopmasına  sebep oldu.

Bu sebeple  Filistinliler tüm Amerikan yetkililerle  olan ilişkiyi  durdurdu.

Suriye’de Kontrolün Sağlanması

Kral Salman konuşmasında Suriye meselesinden bahsetmedi ama Arap Birliği Genel Sekreteri Ahmed Abu El-Gheit konuşmasında Arap liderlerine Suriye durumunu özellikle yeni yapılan saldırıdan sonra yeniden kontrolün sağlanması için çağrıda bulundu.

Abu El-Gheit “Arap liderleri durumun kontrolünün yeniden sağlamalarını ve siyasi çözüm bulmak için ortak stratejiye varmalarını umuyorum.” dedi.

Katar ve Suudi Arabistan Suriye’de yeni yapılan hava saldırısını kabul ettiklerini açıkladılar.

2011 yılından beri Suriye’de devam eden çatışmalarda Katar ve Suudi Arabistan silahlı muhalefeti destekliyordu ve Esed rejimine karşı olmalarına rağmen gitgide konudan uzaklaşmaya başladılar.

Apaçık Karışmalar

Zirve 17 lider, Cezayir, Fas ve Oman Saltanatının temsilcilerinin ve  Suudi Arabistan’ın geçen Haziran ilişkileri kestiği Katar, onun Arap Birliğindeki daimi elçisinin katılımıyla gerçekleşti. Suriye ise üyeliği askıya alındığından dolayı zirveye dahil olmadı.

Katılmayanların en önemlisi ise Katar Prensi Şeyh Tamim bin Hamad Al-Sani oldu. Mısır, Suudi Arabistan, BAE ve Bahreyn “Terör örgütlerine destek” ile suçlayarak Katar’la olan ilişkilerini kestiklerinden ötürü Prens Tamim toplantılara katılmadı.

Lakin bu diplomatik kriz zirvenin gündemine eklenmedi.

Zirve Aramco şirketinin merkezi olan ve Suudi Arabistan’ın en büyük rakipi olan İran’dan 250 kilometre uzaklıkta bulunan Al-Zahran şehrinde gerçekleştirildi. Toplantılarda Suudi Arabistan, bölgesel güce sahip olan İran aleyhinde söylemlerde bulunarak Ortadoğu’daki sorunların artmasının müsebbibinin İran olduğunu söyledi.

Suudi Arabistan ve İran; Suriye, Yemen, Irak ve Lübnan gibi ülkelerle yıllardır karşı karşıya geliyorlar.

Kral Salman konuşmasında İran’ın Arap coğrafyasında yaptığı terör eylemlerini eleştirdi ve bu günlerde karşılaştığımız en büyük tehlikenin terör olduğunu açıkladı.

Mart 2015 yılından beri askeri ittifak ile Yemen’de bulunan Suudi Arabistan’ın kralı Salman; İran’ın, Husileri desteklediği için fakir ülkede terörün tırmanmasına sebep olduğunu açıkladı.

Askeri ittifak, Husiler tarafından geçen Çarşamba ve Perşembe günlerinde Suudi Arabistan’a atılan 5 balistik füze ve 2 pilotsuz uçağın havada imha edildiğini duyurdu ve bu hususta Mısır Cumhurbaşkanı Al-Sisi Mısır’ın böyle bir davranışı kabul etmeyeceğini ve Arap Milli güvenliğinin bölünmez bir bütün olduğunu açıkladı.

Suudi Arabistan ve Katar, Esed rejimi tarafından sivil insanlara yapılan saldırının yanıtı olarak Suriye’de yeni gerçekleşen hava saldırısını desteklediğini açıkladı.

Bir sonraki zirve seneye 2019 yılında Tunus’ta gerçekleşecektir.

Kaynak: https://www.i24news.tv/ar/%D8%A3%D8%AE%D8%A8%D8%A7%D8%B1/middle-east/172336-180415-%D8%A7%D9%84%D9%82%D9%85%D8%A9-%D8%A7%D9%84%D8%B9%D8%B1%D8%A8%D9%8A%D8%A9-%D8%A8%D8%A7%D9%84%D8%B3%D8%B9%D9%88%D8%AF%D9%8A%D8%A9-%D8%B3%D8%AA%D8%A8%D8%AA-%D8%A8%D9%85%D9%84%D9%81%D8%A7%D8%AA-%D8%B3%D9%88%D8%B1%D9%8A%D8%A7-%D9%88%D8%A5%D9%8A%D8%B1%D8%A7%D9%86-%D9%88%D8%A7%D9%84%D9%82%D8%AF%D8%B3

Çevirmen Hakkında

Yehia Al Kilany / TESA Arapça Çevirmeni

İstanbul Üniversitesi

Sosyal Hizmet Bölümü 3. sınıf

 

Arkadaşlarınızla Paylaşın:

Trump Suriye’deki Kimyasal Silahlı Saldırı ile İlgili ”Ödenecek Büyük Bir Bedel” Açıklamasında Bulundu

Trump Suriye’deki Kimyasal Silahlı Saldırı ile İlgili ”Ödenecek Büyük Bir Bedel” Açıklamasında Bulundu

İngilizce aslından çeviren: İlkay TÜRKEŞ

Donald Trump, İngiltere ve Fransa’nın saldırıya tepkisi adına Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin acil toplantısı için çağrıda bulunduğu gibi, isyancıların düzenlediği bir Şam banliyösünde Cumartesi günü en az 42 kişinin ölümüne yol açan kimyasal bir grev için “ödenecek büyük bir bedel” olacağını söyledi.

Güvenlik konseyi Pazartesi günü iki kez toplanacak. Beşar Esad’ın destekçisi olan Rusya da bir oturum çağrısında bulundu.

Vahşet, Douma’nın rejim jetleri, helikopterleri ve topçuları tarafından, Avrupa Birliği’nin uluslararası bir tepki için çağrıda bulunduğu “rejimin başka bir kimyasal saldırısına” işaret ettiğini belirtti.

Douma’daki sağlık görevlilerinin en az 300 kişiden etkilendiği belirtildi. Ölmüş olan 42 kişinin birçoğu, saat 19.30’dan kısa bir süre sonra bir merminin çarptığı bir binanın bodrumunda korunmaktaydı. Zayıf donanımlı yerel doktorlar; hastaları boğulma, ağızda köpüklenme, gözbebekleri ve yanmış gözler için tedavi ettiklerini söyledi.

Grev kurbanları, savaş boyunca rejim helikopterleri tarafından bırakılan endüstriyel bir kimyasal olan klorun güçlü bir kokusunu bildirdi. Ancak, Suriye’de daha önceki kimyasal saldırıları araştıran eski bir BM silah müfettişi olan Jerry Smith, yüksek ölüm oranının, bazı hastaların gösterdiği ölüm hızının ve konvülziyonların, muhtemelen organofosfat bazlı bir başka ölümcül bileşiğin kullanıldığını ileri sürdü.

Sarin, 4 Nisan 2017’de ve Ghouta’da Ağustos 2013’te Khan Sheikhoun’a düzenlenen kitlesel saldırı dahil olmak üzere, Suriye’de defalarca kullanılan bir organofosfat kimyasal maddesidir. Avrupa istihbarat teşkilatları, rejim görevlilerinin sarini ve kloru karıştırdığını kanıtlamıştır. Gaz, özellikle dar alanlarda yayılırsa güçlü bir katil olarak ortaya çıkıyor.

Reuters tarafından aktarılan ABD hükümet kaynakları, ilk değerlendirmenin saldırıda kimyasal silahların kullanıldığını tespit ettiğini söyledi. Bir miktar güven ile kararlılık sağlandığını söyleyen kaynakların, suçlamaların kestirilmesini kestiğini söyledi.

İngiltere’nin dışişleri bakanı Boris Johnson, gelişmeleri “derinden rahatsız edici” olarak nitelendirdi ve Rusya’yı bağımsız bir soruşturmayı engellememeye çağırdı. Saldırıdan önce gerçekleşen Vladimir Putin ile yapılan görüşmede, Fransız cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, “son ayların askeri tırmanışına son vermeyi” kabul etti.

Macron, kimyasal silahların kullanımı üzerinde “çok açık kırmızı çizgiler” işaret etti. Fransa dışişleri bakanı Jean-Yves Le Drian, yaptığı açıklamada, Suriye rejiminin Douma kuşatmasını en güçlü terimlerle kınadı: “Kimyasal silahların kullanımı, bir savaş suçu ve uluslararası yayılmanın ihlali anlamına geliyor. Cumhuriyetin cumhurbaşkanı olarak birkaç kez söylediği gibi, tüm sorumluluklarını kimyasal çoğalmaya karşı mücadele anlamında alacaktır.”

Trump, Şam’ın Ghouta bölgesindeki üç kuşatılmış ilçenin sonuncusunun muhalefet kontrolü altında kalması için Douma’ya açılmasını istedi. Ne olduğunu doğrulamak ve kalan kurbanları tedavi etmek için gerekliydi, dedi ve tweetinde: “Başkan Putin, Rusya ve İran, Hayvan Esed’in desteklenmesinden sorumlu. Ödemek için büyük bir fiyat. Tıbbi yardım ve doğrulama için hemen alan açın. ” yazıyor.

Talebinin 59 füzenin Khan Sheikhoun’a düzenlenen saldırı için fırlatma rampası olduğu düşünülen Suriye hava üssüne çarptığını gösteren bir grev emri vermesinden bir gün sonra geldi. Trump, kimyasallar tekrar kullanıldığında başka bir saldırı emri vereceğine söz vermişti.

Senato Silahlı Komite Üyesi olan Güney Dakota’dan Mike Rounds, NBC’ye Trump’ın “ne dediğini kastettiğine dair bir mesaj göndermek zorunda olacağını” söylediğinde Cumhuriyetçi bir greve destek verdiğini söyledi. Senato’nun Dış İlişkiler Komitesi üzerindeki bir Demokrat olan Maryland Ben Cardin, CBS’ye “uluslararası bir tepki” olması gerektiğini söyledi.

Kurtarma işçileri, Douma’daki siteye giriş yapmaya çalıştıkları için jetler tarafından saldırıya uğradıklarını belirttiler. Sivillerin saklandığı binanın bombalanması, yerel yetkililerin hastaneleri ve sivil savunma merkezlerini hedef alan acımasız bir saldırı sonucu meydana geldi.

Son aylarda Şam Merkezinin periyodik olarak bombalanmasına sebep olan isyancıların teslimiyetini zorlamak hedefleniyordu. Suriye yetkilileri, Cuma günü en az altı sivili öldürdüklerini belirtti. Muhalefet yetkilileri ve bölgesel diplomatlar, bir cezasızlık kültürünün desteğiyle, gazın kullanılmasına yönelik diğer güdüler attılar.

Üst düzey bir Avrupalı yetkili, “Onlar, meydanda olduklarını düşündüklerinde, savaş alanında küçük düştükleri zaman ya da psikolojik üstünlüğü öne sürdüğünü hissettiklerinde bunu yapıyorlar” dedi. “Böyle bir şey yapmadan önce sıcaklığın yükseldiğini hissedebilirsiniz. Dünyanın geri kalanının blöf yaptığını düşünüyorlar ve Rusya ile İran’ın onlara tam koruma sağlayacağını biliyorlar.”

Khan Sheikhoun’un ardından Trump tarafından verilen grev, büyük ölçüde sembolik, hızlı bir şekilde onarılmış pistlere ve hangarlara zarar verdi. İran, son kimyasal saldırının “yanlış bir bayrak” olduğunu iddia etti. İran, ABD’nin müdahalesi için bahane olarak gösterildiğini söyledi. Suriye devleti medyası, isyancıların çöküşün ve “sahte” haberlerin yayıldığını söyledi.

Şu ana kadar Douma’ya yapılan bir kara saldırı, altı yıldır isyancı kalesi kuran Suriyeli yetkilileri sinirlendiriyor. Rejimi uygulayan rejim yetkilileri ile Jeysh al-Islam arasındaki müzakerelerin yeniden başlatıldığı bildiriliyor.

Trump’ın geçtiğimiz günlerde ABD’nin Suriye’yi “çok yakında” geri çekeceğini açıklaması, Cumhurbaşkanının çatışmayı şekillendirmeye çalışan bir Amerikan payını korumaya ilgisini kaybetmesi nedeniyle bölgede geniş bir şekilde okundu. ABD, Trump’ın doğuda İslam Devleti ile mücadele seçimlerinden bu yana rolünü büyük ölçüde sınırlandırdı ve Barack Obama’nın başını çektiği gruplara küçük ölçekli askeri desteği durdurdu.

Hem Trump hem de ABD hükümeti, Ghouta’nın diğer iki bölgesi Mart ayında Rus ve Suriye güçlerine düştükçe, çoğu sivillere en az 2.000 yaşam, çoğu sivillere karşılık gelen rastgele bombardımanlar sırasında çok az yorum yaptı. Açılmaya ve teslim edilmek üzere bombalanmaya başladıktan sonra, her iki bölgeden isyancı gruplar ve muhalif topluluklar kuzey Suriye’deki Idlib vilayetine yönlendirildi.

Pazar günü, Arizona Cumhuriyetçi senatörü John McCain, Esad, Rusya ve İran’ın “Amerikan hareketsizliği tarafından empoze edildiğini” söyledi.

Kaynak: https://www.theguardian.com/world/2018/apr/08/trump-big-price-to-pay-suspected-syria-chemical-weapons-attack

Çevirmen Hakkında

İlkay TÜRKEŞ

İstanbul Üniversitesi

Siyaset Bilimi ve Uluslar arası İlişkiler 3. Sınıf

Arkadaşlarınızla Paylaşın:

Birmingham Üniversitesi’nde Bulunan Eski Kuran Hz. Muhammed’in Arkadaşı Hz. Ebu Bekir’e Ait Olabilir

Birmingham Üniversitesi’nde Bulunan Eski Kuran Hz. Muhammed’in Arkadaşı Hz. Ebu Bekir’e Ait Olabilir

İngilizce aslından çeviren: Atilla Arda Beşen

Uzmanlar 1370 yıllık belgenin en eski Müslümanlardan birine ait olduğu görüşünde.

Birmingham Üniversitesi’nde bulunan Kuran’ın en eski kopyalarından biri ilk Müslümanlardan olan Ebu Bekir’e ait olabilir.

Temmuz ayında yapılan radyokarbon ölçümüne göre parçaların en az 1370 yaşında olduğunu ve Kuran’ın günümüzde bulunan en eski kopyası olduğu düşünülüyor.

Şimdilerde ise Birleşik Arap Emirlikleri’ne ait Muhammed bin Rashid Al Maktoum Vakfı’nın İslami Çalışmalar Direktörü Jamal bin Huwareib bu kadar eski bir belgenin çok az sayıda insan tarafından yazılabileceğini söyledi. Bu sayfalar büyük ihtimalle Ebu Bekir’e ait görünüyor.

Ebu Bekir’in Hz. Muhammed’in ailesinin dışında İslam’ı kabul eden ilk kişi olduğu büyük ölçüde kabul edilmiştir. Peygambere dost ve güvenilir bir danışman olarak hizmet eden Ebu Bekir 632 yılında Müslümanların ilk halifesi seçilmiş ve M.S. 634’deki ölümüne kadar kural belirleyici olmuştur.

Birmingham’da bulunan Kuran’ın İslam’ın erken yıllarında oluşturulduğu düşünülmektedir. Hatta dünyadaki Müslümanların sayısının yüzlerle ifade edildiği zamanlardan kalma olduğu düşünülmektedir.

Sayın bin Huwareib BBC haberlerinde: ”Ben bu Kuran’ın Ebu Bekir’e ait olduğunu düşünüyorum.” dedi ve ” Bu keşif Müslümanlar için en önemli keşiflerden biri.” diye ekledi.

Birmingham’da bulunan Kuran’ın 200 parçalık parşömenlerinin ve el yazısının niteliğinin sadece yüksek önem derecesine sahip bir figür tarafından yapılabileceğini söyledi.

”Bu versiyon, bu koleksiyon, bu el yazması İslam’ın köküdür, Kuran’ın köküdür. İslam çalışmalarında devrim niteliğinde bir gelişmedir.” diye ekledi Bin Huwareib.

Bununla beraber, Birmingham’da bulunan Kuran’ın Hz. Ebu Bekir’in yazdığı kuran olduğuna inanmayan kesimler de mevcuttur.

Birmingham Üniversitesi’nin Hıristiyanlık ve İslam Profesörü David Thomas, Sayın bin Huwareib’in iddialarının “büyük bir atak” olduğunu belirterek, radyokarbon tarihlemesinin sonucunda yazının aslında ilk halifenin ölümünden yaklaşık 20 yıl sonra oluşturulduğuna inandığını söyledi.

“Yazmış olan kişi Hz. Muhammed’i çok iyi tanıyor olmalı” diye düşünen Profesör Thomas, “Grafiki kanıtlar” ile ilgili belgenin tarihlendirilmesine çok fazla önem verildiğine inanmaktadır ve buna örnek olarak el yazması eğilimleri görülmektedir.

Birmingham’da bulunan Kuran, bir yüzyıldan fazla bir süre kayıp halde beklerken bu yılın başlarında şehrin üniversitesinde bulundu.

Bu keşif İslam metinleri arasında yüzlerce yıldır yapılan en önemli keşif olarak kabul edilmektedir.

Kaynak: https://www.independent.co.uk/news/uk/home-news/ancient-koran-found-at-birmingham-university-may-have-belonged-to-prophet-mohammed-s-friend-and-a6783886.html

Çevirmen Hakkında

Atilla Arda Beşen / TESA Siyaset Masası Direktörü / Çevirmeni 

İstanbul Üniversitesi

Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü Mezunu

Arkadaşlarınızla Paylaşın:

Suudi Arabistan Neden Yemen’de ve Bunun İngiltere İçin Anlamı Ne?

Suudi Arabistan Neden Yemen’de ve Bunun İngiltere İçin Anlamı Ne?

İngilizce aslından çeviren: Reyyan Esen

Suudi Arabistan ne zaman savaşa girdi?

Mart 2015’te Suudi önderliğindeki bir koalisyon, Yemen’in Cumhurbaşkanı Abd Rabbu Mansour Hadi’yi sürgüne zorlayan isyancı Husileri bombalamaya başladı. Bu hafta Suudi Arabistan prensi Muhammed bin Salman tarafından İngiltere’ye yapılan ziyaret, çatışmaya yeniden dikkat çekti.

Suudi Arabistan neden Husilere saldırıyor?

Suudi Arabistan, Husileri İran vekilleri olarak görüyor ve ilerleyişlerini kontrol etmek için müdahale etti. Suudi hava kuvvetleri, Husilerden başkent Sana’a’yı geri almayı hedefleyen ve Hadi’ye sadık güçleri destekliyor.

İnsancıl hukuk ihlalleri var mı?

Suudi önderliğindeki koalisyon, sivil hedefler üzerinde yasadışı hava saldırısı gerçekleştirmesinden dolayı muhalif kesim tarafından defalarca suçlandı ve bu savaş suçu sayılıyor. Riyad, sivil kayıplarından 
kaçınılması konusunda ısrarlı, 10 Suudi hava saldırısını gözden geçiren 
BM uzmanlarından oluşan bir heyet ocak ayında “Suudi Arabistan liderliğindeki koalisyon eğer sadece meşru askeri kendine hedef olarak belirlediyse bile… uluslararası insancıl hukuk ilkelerine ve prensiplerine saygı duyulmuş olma ihtimali oldukça düşük.‭”‬ dedi. Heyet;‭ ‬Suudi Arabistan’ın bu özel hava saldırılarına karışmasının inkar 
edilemez olduğu ve grevleri planlayan, yetkilendiren, yürütmekle 
sorumlu olan kişilerin BM standartlarına uygun davranması gerektiği 
sonucuna vardı. 
Heyet ayrıca Husi güçlerinin sivil nüfuslu bölgeleri aykırı bir biçimde 
bombaladıklarını da tespit etti, özellikle Taiz’i.
‬‬

Birleşik Krallık suçlu mu?


İngiltere, Suudi Arabistan’a silah tedarik etmekte ve askerlerine hedefe yönelik eğitim vermekte, bu nedenle de hak grupları ve muhalefet milletvekilleri tarafından Yemen’deki sivil zayiatların kısmi sorumluluğu konusunda suçlanmaktadır. Hükümet ise, yüksek mahkeme desteğiyle Suudilere silah tedariğinin İngiltere silah ihracat lisansı yasalarını ihlal etmediğini öne sürüyor, çünkü Suudi koalisyonunun ciddi bir insani yasa ihlali riski taşımayacağını açıklıyor. Bakanlar İngiliz kuvvetlerinin gelecekteki hedefleme politikasına ilişkin tavsiyelerde bulunabileceğini kabul etmelerine rağmen, İngiltere kuvvetlerinin Suudilere belirli hedefler konusunda tavsiyelerde bulunduğunu inkar ediyor.

Yardımlara ne olacak?

Suudi Arabistan, Riyad havaalanına doğru füzeleri ateşleyen isyancı Husilere tepki olarak on binlerce açlık çeken Yemenlinin yardım hattı niteliğinde olan Yemen’in hava, deniz ve kara sınırlarına bir abluka koydu. Aralık ayında, nakliye yardımının ana limanı olan Hodeidah limanının ablukaya kaldırıldığı ve ocak ayında Yemen için bir yardım paketi olacağı söylendi. Ancak, insani yardım grupları hala ülke çapındaki limanlara tamamen sınırsız erişim için ısrarlı.

Suudi Arabistan’nın Hadi savunmasındaki askeri harekatı BM desteğine sahip mi?

BM, şu anda Riyad’da sürgünde olan Hadi hükümetini tanıdı. Ancak BM’deki UK-US posizyonuna olan destek yıpranıyor. Birleşik Krallık’ın ABD’ye yönelik pozisyonunu destekliyor. Şubat ayı sonunda Rusya, Yemen’de BM silah ambargosunu ihlal ettiği gerekçesiyle İran’ın Riyad’a ateş açtığı Husiler tarafından kullanılan füzeleri sağladığına dair bir kınama da dahil olmak üzere İngiltere’nin almış olduğu taslak kararını veto etti.
BM güvenlik konseyi silah ambargosunu yeniden eski haline getiren ancak İran’a füzeleri sağlamak için yaptırım uygulanmasından söz etmeyen daha dar bir Rus kararını kabul etti. Ruslar, İran’a temin edilen bu füzelerin iddialarının doğrulanmadığını söyledi. Suudiler, Rus vetosunu BM’nin Yemen’deki krizi çözemeyeceğinin bir işareti olarak görüyorlar.

Ateşkes mümkün mü?

Son aylardaki iki gelişme zaten çıkmaz savaşı daha da inatçı hale getirdi. Aralık ayında Sana’a’da, Ali Abdullah Salih’e bağlı güçlerin yardımı ile 2014`te şehri ele geçiren isyancı Husiler eski cumhurbaşkanını öldürdü. Husiler, onu taraf değistirmekle ve Suudi Arabistan’a uzlaşmacı bir yaklaşımda bulunmakla suçladı.

Ocak ayında, Güney Geçiş Konseyi (STC) ile müttefik savaşçılar, Yemen’in uluslararası kabul görmüş hükümeti olan Aden’deki başkanlık sarayını kuşattılar. Onların varlığı başbakanı kaçmaya zorladı ve Husi isyancılarıyla olan mücadelesinde iki taraf arasında olası bir bağın sona ermiş olduğunu gösterdi.

Suudi Arabistan bir askeri zaferden vazgeçmedi, ancak Orta Doğu’daki en büyük müttefikiyle ve koalisyon ortağı olan Birleşik Arap Emirlikleri ile sonraki adımlarda oluşan farklar çözümü başarmakmayı daha zor hale getirdi. BAE, STC’ye yakın ve yakın zamanlı raporlar, Suudi destekli hükümet kamu sektörü çalışanları için para arzı olduğunu ortaya çıkardı.

İngiltere, ilerlemeyi sürdürmek için sahnelerin arkasında çalışıyor. Şubat ayında eski Yemen özel elçisi diplomatı Martin Griffiths’ın yeni Yemen özel elçisi olarak atanmasını sağlamak için diplomatik etkisini kullandı. Martin Griffiths, Muskat Umman’da görüşmeler yapmayı umuyor.

Kaynak: https://www.theguardian.com/world/2018/mar/08/why-saudi-arabia-in-yemen-what-does-it-mean-for-britain

Çevirmen Hakkında
Reyyan Esen / TESA İngilizce Çevirmeni
İstanbul Üniversitesi
Siyaset Bilimi Ve Uluslararası İlişkiler

Arkadaşlarınızla Paylaşın:

Trump Elçiliğin Açılışı İçin Kudüs’ü Ziyaret Etmeyi Planlıyor

Trump Elçiliğin Açılışı İçin Kudüs’ü Ziyaret Etmeyi Planlıyor

Almanca aslından çeviren: Atilla Arda BEŞEN

05.03.2018, USA, Washington: Donald Trump (r), Präsident der USA, gibt Benjamin Netanjahu, Ministerpräsident von Israel, bei einem gemeinsamen Treffen im Oval Office des Weißen Hauses die Hand. US-Präsident Trump hält einen Frieden im Nahen Osten zwischen Israelis und Palästinensern weiterhin für möglich. Netanjahu hat bei dem Treffen in Washington vor allem den Kampf gegen eine Bedrohung aus dem Iran als wichtigstes Nahost-Thema angesprochen. (zu dpa: «Trump: Frieden zwischen Israel und Palästinensern weiter möglich» vom 05.03.2018) Foto: Evan Vucci/AP/dpa +++ dpa-Bildfunk +++

ABD Başkanı Trump Beyaz Saray’da İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu ile yaptığı görüşmede Mayıs ayında Kudüs büyükelçiliğinin açılmasıyla beraber, Kudüs’ü ziyaret etmeyi düşünebileceğini söyledi.

Mayıs ayında açılacak büyükelçiliğin açılışına Donald Trump katılması ve olası bir Kudüs seyahati mümkün görünüyor. İsrail Başbakanı Netanyahu ile Beyaz Saray’da yapılan görüşmede söylenen sözler bu şekilde olacaktı. Seyahatin netliği hükümetin bu konuyu değerlendirmesiyle belli olacak.

Şu an bulunan başkonsolosluğa ek olarak ABD küçük boyutta bir elçiliği Kudüs’e bir mesaj olarak açmayı planlıyor. Pazartesi günü Trump gazetecilerin sorularına verdiği yanıtlarda açılış seremonisine katılıp katılmayacağı hakkındaki soruya ¨Katılabilirim.¨ cevabını verdi.

Toplantıda Trump Orta Doğu’da hala İsrail ve Filistin halkları arasında barışın olabileceği görüşünde olup ”İnsani açıdan bakıldığında barıştan daha iyi ne var ?” dedi. Bu zamana kadar kimsenin bu Kudüs sorununu uzun süreli çözemediğini ekleyerek ”Biz bu sorunu rafa kaldırdık.” açıklamasını yaptı.

Trump dünyada tartışma yaratan bir kararla Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak görmeye başlamıştı. Bu kararla beraber yıllardır süren ABD politikası da kırılmış olmaktaydı. Bu karar İsrail tarafından büyük alkış alsa da dünyanın geri kalanı tarafından çok eleştirilecekti.

Federal Hükümetin bu konudaki endişeleri hala bulunmakla beraber, İsrail’in yanında Filistin de Kudüs’ün kendi başkentleri olduğu iddiasında bulunmakta. Bu sırada Filistinliler Orta Doğu’daki sorunun çözümünde ABD’yi artık arabulucu olarak görmeyeceklerini açıkladılar.

Netanyahu, toplantının İran’ın tepkilerine ve tehdidine karşı verilen mücadeleyi gösterdiğini söyledi ve Washington’daki toplantıda Orta Doğu’nun en önemli konusu ”İran durdurulması” olarak belirlendiğini ekledi.

Trump Gümrük Planlarını Savunuyor

Toplantının oturum aralarında Trump planlanan ceza tarifelerini de savundu: Trump, Amerika’nın dostları ve düşmanlarının ülkesinin pahasına kendilerini zenginleştirdiklerini söyledi.
Trump alınan tedbirlerden ötürü herhangi bir ticari sorun olacağını düşünmediğini dile getirerek: ” Ticari bir savaşa gireceğimizi sanmıyorum.” dedi. Avrupa Birliği’nin engellerini kendi üzerine inşa ettiğini belirtti.

Trump perşembe günü çelik ve alüminyum ithalatına koruyucu tarifeler getirdiğini duyurdu. Çelik için oranlar %25 alüminyum için ise %10 olacak.

Ekonomi uzmanları uluslararası ticaret savaşına karşı uyarıda bulunuyorlar. Avrupa Birliği ve Çin kendi endüstrilerini Trump’ın tehlikelerine karşı korumak için karşı önlemlerle tehdit ediyorlar.

Kaynak: http://www.spiegel.de/politik/ausland/donald-trump-us-praesident-erwaegt-botschaftseroeffnung-in-jerusalem-zu-besuchen-a-1196606.html

Yazar Hakkında

Atilla Arda Beşen / TESA Siyaset Masası Araştırmacı Yazarı / Çevirmeni

İstanbul Üniversitesi

Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü Mezunu

Arkadaşlarınızla Paylaşın:
Social media & sharing icons powered by UltimatelySocial