Rusya ve ABD’nin Askeri Nitelik Karşılaştırılması

Rusya ve ABD’nin Askeri Nitelik Karşılaştırılması

Rusça aslından çeviren: Zelina ÇEPER

ABD ve Kanada Enstitüsü Müdürü Valeriy Garbuzov ‘Pravda.ru”ya verdiği röportajda  Rusya ve Amerika Birleşik Devletleri’nin komutanlarını karşılaştırıldı.

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, yaptığı açıklamalarda askeri çatışma üzerine de değinmişti: “Askeri çatışma riskleri üzerine olan soruya dönersek, ben iki ülkenin ordularının buna izin vermeyeceğinden yüzde yüz eminim. Bu bir varsayımdır ancak aynı şekilde ne Başkan Putin, ne de -eminim ki- Başkan Trump buna izin vermeyecektir. Onlar, seçilen liderlerdir ve onları seçen milletlere karşı barış ve huzuru sağlama konusunda sorumlulardır.” Demiştir.

Valeriy Garbuzov, yaptığı röportajda Lavrov’un bu iyimserliğini “ABD ve Rusya’nın nükleer güçler” olmasından kaynaklandığını öne sürdü. Uzman, “Biz, Soğuk Savaş yıllarındaki deneyimlerde çok sert bir çatışmanın olduğunu gördük.Ancak doğrudan bir çatışma içine girmedik.” Dedi.

“Bugün, hem Rusya hem de ABD kendilerini çatışmaya sürükleyecek fevri kararlar almaktan çekinmiyor. Rusya’da anti-Amerikancılığın, ABD’de ise anti-Rus akımının büyümesine yol açan büyük adımlar atmaktan korkmuyor. Bu kesinlikle normal bir durum değildir. Şükürler olsun ki, Lavrov böyle bir açıklamada bulundu. Çünkü sadece kazayla veya ufak bir hatayla bile orduların kolaylıkla karşı karşıya gelebileceği bu gergin ortamın tansiyonunu düşürdü.” diye de eklemiştir Garbuzov.

Ancak uzman Lavrov kadar iyimser bakmamakla birlikte, ona göre hem Rus hem Amerikan ordusu, politikacılardan daha stabil ve daha fazla yetkinliğe sahiptir.

“Aynı zamanda, Amerikalılar için durum daha da zordur, çünkü Rusya’nın başı daha dengeli kararlar alıp, ayrıcalıklı tavırlar sergilerken Trump oldukça sınırsız ve tahmin edilemez bir adamdır. Bugün bir şey diyorsa, yarın başka bir şey diyor ve yarından sonraki gün ise yepyeni üçüncü bir şeyden bahsediyor. Kritik askeri bir durumun olması halinde her iki tarafın buluşacağını farz edelim. Buluştuklarında bir iki saatliğine sessizce oturacaklardır. Belki üç dört. Ama tüm gün boyunca değil, eninde sonunda sorunları konuşarak halledeceklerdir.” şeklinde çıkarımda bulunmuştur.

Lavrov’un iyimserliğine bir de şunu ekleyebiliriz: ABD, Suriye’ye yönelik son saldırılarında Rusya’nın belirttiği “kırmızı çizgi”yi aşmadı. Aynı röportajı esnasında Lavrov, Rusya’nın ABD ve müttefiklerini “kırmızı çizgi” konusunda uyardığını söyledi. Özellikle Arap devletlerinin hangi bölgelerinde çizgiyi aşması durumunda Rus askeri birliklerin hasar alacağından bahsetmiştir.

Dışişleri Bakanı, “Onlar bu bölgedeki coğrafi sınır ve çizgilerin dışında, bizim sahip olduğumuz kırmızı çizgiler hakkında da önceden bilgilendirilmişdiler. Her durumda bu çizgileri aşmadıklarını sonuçtan anlayabiliyoruz.”demiştir.

Kaynak: https://www.pravda.ru/news/world/northamerica/usacanada/20-04-2018/1381774-garbuzov-0/#

Çevirmen Hakkında

Zelina Çeper / TESA Rusça Çevirmeni
İstanbul Üniversitesi
Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler

Arkadaşlarınızla Paylaşın:

Suriye’de Büyük Ölçekli Askeri Çatışma Olasılığı Arttı

Suriye’de Büyük Ölçekli Askeri Çatışma Olasılığı Arttı

Rusça aslından çeviren: Zelina ÇEPER

Rus siyaset bilimci Vitaly Juravlev (Zhuravlev), EADaily ile yaptığı röportajda Suriye üzerine açıklamalarda bulundu.

Suriye’ye yapılan füze saldırısı oldukça beklenen ve neredeyse kaçınılmaz bir eylemdi. Her ne kadar Yerel askeri çatışmada büyük ölçekli ölüm vakalarına nadir rastlasak da, bu saldırı bunun gerçekleşme olasılığını arttırmıştır.

“Başta ABD yönetiminin bütün siyasi organları olmak üzere İngiltere ve Fransa da, Suriye’deki kimyasal saldırıya tepki vereceklerini belli ettiler ki buna rağmen hala kimyasal saldırının olup olmadığı konusu muallaktadır. Fakat asıl önemli olan, bu duruma karşı füze saldırısı ile pozisyonlarını net bir şekilde dile getirdiler, dolayısıyla tutarsızlık olmamalı. Asıl amaç farklıydı, bu füze saldırısı doğrudan Rusya’yı etkilemeyecek, Rus vatandaşları acı çekmeyecekti ancak Rusya ile bu darbenin ardındaki ülkeler arasındaki şiddetli bir çatışmayı kışkırtabilecekti”dedi.

Juravlev, yakın gelecekte Suriye’ye yönelik bu şekilde füze saldırılarının olmayacağını düşünüyor. Bu düşüncenin dayanağı ise: Batılı ülkelerin istihbaratlarının tespit etmesi üzerine bu füze saldırısı, kimyasal silah üretimiyle uğraşan veya bu silahların kullanımıyla bağlantısı olan tesislere yönelik yapılmıştır.Ancak bununla birlikte uzman, durumun şu ana kadar geliştiği gibi artarak devam edeceğini ön görmektedir. Batı, Esad’a karşı tavrını sertleştirecek, rejimini meşru olarak tanımayacaktır. Ayrıca füze saldırısını düzenleyen ülkelerin kuvvetleri de bölgede kalacaktır.

“Görünüşe göre askeri çatışmalar gergin kalacak. Ancak şöyle bir fark var ki bundan sonraki süreç, şu ana kadarki durumdan daha yüksek tehlike potansiyeline sahiptir. Yani bu çatışmaya dahil olan güçler dengelenmeye devam edecek: Suriye, Rusya’nın ve Batı koalisyonunun aktif olduğu patlayıcıların sıcak tuttuğu alan olarak kalmaya devam edecek.”dedi. Juravlev bu durumu, kanserli bir insanın ne zaman metastaz olmasına, kanserin organizmalar boyunca yayılmasına, benzetmiştir.

Uzmana göre Rusya’nın pozisyonu ise aynı kalacaktır. Moskova, Rusya ile Batı arasında artan gerginliğin ortasında bulunan Esad’ı desteklemeye devam edecektir. Juravlev, bunun sadece uluslararası durumu değil, Rusya’yı ve Rus toplumunun sosyal ve ekonomik gelişimini de etkileyeceğini kaydetti.

“Ne yazık ki, Rus karşıtı yaptırımların olumsuz sonuçları olduğu gibi,, askeri retoriğin yaşam standartları da azalacaktır. Her ne kadar büyük ölçekli ölümcül bir askeri çatışma olmasa da, genel eğilime bakınca böyle bir yaklaşımın arttığını çok net bir şekilde söylebiliriz”diyor Vitaly Juravlev.

Cumartesi sabahı Amerika, İngiltere ve Fransa güçleri, Suriye’yi füze saldırısına tutmasının ardından Suriye tarafından yapılan açıklamaya göre kullanılan 110 füzenin çoğusun Suriye savunma sistemi tarafından etkisiz hale getirilirken, Vladimir Putin ise bu üçlü koalisyonu Bağımsız Devlet’e karşı agresif tutum olarak adlandırmıştır.

Kaynak: https://eadaily.com/ru/news/2018/04/14/veroyatnost-krupnomasshtabnogo-voennogo-konflikta-uvelichivaetsya-ekspert

Çevirmen Hakkında

Zelina Çeper / TESA Rusça Çevirmeni
İstanbul Üniversitesi
Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler

 

Arkadaşlarınızla Paylaşın:

Afganlar, Türkiye Sınırını Güvence Altına Almadan Önce Sınırdan Giriş Yapıyorlar

Afganlar, Türkiye Sınırını Güvence Altına Almadan Önce Sınırdan Giriş Yapıyorlar

İngilizce aslından çeviren: Reyyan ESEN

AĞRI, Türkiye – İran sınırından batıya doğru uzanan dağlık bir yolda, 22 yaşındaki Sunnatilla Rasulbek şiddetli yağmurdan geçip Türkiye’de iş ve güvenlik bulmayı umuyor olan on binlerce Afgandan sadece biri.

Bir grup Afgan göçmen, Türkiye’nin doğusundaki Erzurum yakınlarındaki Türkiye-İran sınırını geçtikten sonra ana yol boyunca yürüyor. 12 Nisan 2018

Kuzey Afganistan’daki Mazar-e-Sharif şehrindeki evinden 2.000 km (1,250 mil) uzakta olan Rasulbek, ailesinin destek vermek için İstanbul’un batısına doğru ilerlemeden önce, Türkiye’nin doğusunda biraz para kazanmayı planlıyor.

Türkiye’ye gelen Afganların sayısı, yılın ilk üç ayında, çatışmadan, yoksulluktan ve sınırın yakında kapanabileceği korkusundan 27.000’e ulaştı.

Türkiye’ye sığınan 3,5 milyon Suriyeliye kıyasla rakamları küçük olsa da, gelmekte olan Afgan akını; yüzlerce Afgan’ı Kabil’e geri götüren ve İranla beraber sınırında bir duvar ve sınırın yakınında yeni bir gözetim merkezi inşa eden Türk yetkililerini daha da zorlayacağa benziyor.

Göçmenlerin çoğu, kaçakçılara dağlık sınırın ötesine geçmek için para ödüyorlar – göçmenler bu miktarın genellikle 600 dolar ile 1000 dolar arasında değiştiğini söylüyor. Kırsal alanlarda az sayıda kıyafet ve eşya ile yollarda yürümekte olan gruplara rastlamak mümkün.

Çoğu daha çok genç, henüz yetişkin bile değil.

“Afganistan’da savaş var ve iş yok” diyor Rasulbek, bir sonraki hedefine ulaşmak için yüzlerce kilometre uzaklıktaki Orta Anadolu şehri olan Sivas’a ulaşmaya kararlı.

İKİ DUVAR

İki yıl önce Avrupa Birliği ile imzalanan anlaşma kapsamında Türkiye, Avrupa’ya ulaşmaya çalışan mülteci akışını engellemeye yardım ederek, yasa dışı yollardan Yunanistan’a geçen tüm göçmenleri ve mültecileri de geri almayı kabul etti.

Suriye sınırında bir duvar inşa ediliyor olması Türkiye’ye güneyden ulaşımı zorlaştırdı. Ancak göçmenler hala doğudan gelmeye devam ediyor. Bu da yüzde 10’un üzerinde olan işsizlik oranı ve yüksek kiralarla karşı karşıya kalan yerli halk arasında kızgınlığa neden oluyor.

Hükümet sözcüsü Bekir Bozdağ, İran’dan bu yıl gelen 27 bin Afgan göçmenin Türkiye’ye geçen resmi rakamının, ülkede bulunan Afgan göçmen sayısını tam anlamıyla yansıtmadığını, zira pek çok göçmenin yetkililer tarafından tespit edilemediğini söyledi, geçen hafta Ankara’da düzenlenen bir basın toplantısında “ Türkiye yıllardır milyonlarca Suriyeli mülteciye ev sahipliği yaptıktan sonra, şimdi ülkelerinin kuzeyindeki güvenli bölgelere dönmelerine yardımcı oluyor. Bir ülke olarak Türkiye, diğer ülkelerden gelen mültecilere olduğu gibi Afganistan ve Pakistan’dan gelmekte olan kaçak mülteciler için de aynı önlemleri alacak.”dedi.

Yetkililer, İran ile sınırda inşa ettikleri 144 km (90 mil) duvarın kaçakçılık ve kaçak göçmenlik ile Kürt militanlarının sızıntısını da engellemek için olduğunu söyledi. Duvarın şu anda yarısı inşa edilmiş durumda ve inşaatı bir yıl içinde bitecek.

Göçe ve sığınmacılara destek veren sığınmacılardan olan İbrahim Vurgun Kavlak,“ inşaat bittikten sonra geçmenin zor olacağı endişesi hakim”dedi.

“Afgan mültecilere 30 yıldan uzun süredir ev sahipliği yapan İran’daki  ekonomik sorunlar, burada bulunan Afgan nüfusun Türkiye’ye varmaya çalışmasında ayrıca bir faktör.”

Göçmenler, Tahran’ın Afganlıları İran’dan ülkelerine geri göndermeye hazırlandığına dair bir takım söylentiler duyduklarını söylüyorlar.

İranlı yetkililer Reuters’e, binlerce Afgan’ın son birkaç ay içinde gönüllü olarak evlerine döndüğünü, birçoğunun da Türkiye üzerinden Avrupa’ya gittiğini söyledi.

İran’ın Afgan mültecileri geri adım atmaya zorlayıp zorlamadığı sorulduğunda, üst düzey bir İran İçişleri Bakanlığı yetkilisi şunları söyledi: “Afganistan’da savaş yok. Biz ve Afgan hükümeti, ülkelerine dönüp kendi ülkelerinin inşasına yardım edebileceklerine inanıyoruz.”

SÜRGÜNLER

Afganistan’daki ABD liderliğindeki savaşın (El Kaide’nin 2001’de ABD’ye saldırmasından sonra Afganistan’da savaş açtı) resmi olarak sona ermesinin üzerinden dört yıldan fazla bir süre geçmiş olmasına rağmen şiddet devam ediyor. Geçtiğimiz yıl, hükümet güçleri ile El Kaide’ye ev sahipliği yapan devrik Taliban güçleri arasında çıkan çatışmalarda 10.000’den fazla sivil öldü ya da yaralandı.

Norveçli Mülteci Konseyi, Afganların dünyadaki en büyük yerinden edilmiş gruplardan biri olduğunu ve yalnızca İran ve Pakistan’da yaşayan üç milyon insan olduğunu söyledi. Örgüt, son iki yılda çatışmanın bir milyondan fazla Afganlıyı yerinden ettiğini belirtti – bu, dünya çapında sığınmacı kabul oranlarının düştüğü bir dönemdi.

Bir hafta önce çoğunluğu genç 591 Afganlı, Türkiye’den Kabil’e bir charter uçağıyla sınır dışı edildi ve diğer yüzlercesi de kaderini beklemekte.

Ağrı ilindeki şehirlerarası otobüs terminalinde, özgürlüğe kavuşmaya çalışan kaçaklar, kendilerini Türkiye’nin batı kesimine götürecek otobüsler bulmaya çalışıyor.

Kaynak: https://www.reuters.com/article/us-turkey-afghanistan/afghans-make-long-trek-west-before-turkey-secures-border-idUSKBN1HQ0LY

Çevirmen Hakkında

Reyyan Esen / TESA İngilizce Çevirmeni

İstanbul Üniversitesi

Siyaset Bilimi Ve Uluslararası İlişkiler

Arkadaşlarınızla Paylaşın:

İkinci Soğuk Savaş Kimi Mahvedecek?

İkinci Soğuk Savaş Kimi Mahvedecek?

Rusça aslından çeviren: Zelina ÇEPER

Batıda “ikinci soğuk savaşta” Rusya’nın kazanma şansı olmadığına yönelik çok şey yazılıyor. Dahası Rusya için, dağılma veya “Avrupa’nın Kuzey Kore’si” olma yönünde öngörüler var. Argümanlar oldukça ikna edici ancak durum bizim için gerçekte ne kadar trajik?

Bu bağlamda, askeri uzman olan savunma araştırması direktörü Garry Kazianis, Foxnews’a yaptığı açıklamasında şunları demiştir: “Rusya ikinci soğuk savaşı kaybedecek bu yüzden başlamamak akıllıca olurdu. Rusyada eski SSCB gibi kaybedecek ve tarihe gömülüp unutulacak. Vladimir Putin tehlikeli bir oyun oynuyor – kazanma şansı olmadığı bir oyun”

Amerikan’ın Söyledikleri Ne Denli Doğru?

Birincisi, “Askeri güç dengesi Rusya’nın lehine değil. Rusya, yeni askeri teçhizata yüz milyarlarca dolar harcamış olmasına rağmen, hala toplam harcamalar açısından Amerika’nın gerisinde kalıyor (ABD askeri bütçesi 700 milyar dolardan fazlayken Rusya’nın 46) ve aynı şekilde teknolojik gelişmelerde de.” İkincisi “Amerika’nın müttefik listesi uzun uzadıya devam ederken Moskova’nın ki çok kısa” şeklinde devam ediyor Kazianis.

Üçüncüsü ise Rus ekonomisinin GSYİH’sı yılda yaklaşık 1.4 trilyon dolar iken ABD ekonomisinin 19 trilyon dolardır. “Google, Apple, Amazon, Microsoft ve belki de Tesla gibi araştırma ve geliştirmeyi teşvik eden yatırım ortamı ile birleştiğinde ABD ekonomisinin geleceğe hükmedeceği görülüyor.”

Yazar, “Rusya’nın en iyi doğal gaz dolum istasyonunu temsil ettiği ve kaderinin petrol ve doğalgaz fiyatı ile belirlendiğini” belirtiliyor.

Siyaset bilimci, yazısının sonunda Rusya’nın savaş başlatmasına değmez – parçalanır diyor. Ancak yazar, Putin’in siber savaşlarla “her yere kaos yayarak” ve “sahte haber” ile savaşacağını kabul ederek bunun “iyi ve eski moda bir strateji” olduğunu belirtiyor. Sonuç olarak, askeri uzman Rusya’yı bir seçim yapmaya çağırıyor: “Avrupa’nın Kuzey Kore’si” ol ya da haydut bir ulus gibi hareket etmekten vazgeç.

Kazianis Gibi Düşünenlere Cevap

Bay Kazianis, askeri bütçelerin uyumsuzluğunu düşünmeye teşvik ediyor ama dedikleri gibi “şeytan ayrıntıda gizlidir.” Rusya’nın bütçesi nükleer silah üretebiliyor. Ve sizin listelediğiniz taşıyıcılar, bu silahları dünyanın herhangi bir yerine ulaştırmakta aracı olacaktır. Burada ABD ordusunun savaş kapasitesinin yüzde 25 ve Rus ordusunun yüzde 96 olduğunu görebilirsiniz. Yani bu demek oluyor ki Amerika 100 askerinden 25’ini kaybederse, Rusya ise 100 askerinden 96’sını kaybederse direnişi durduracaklardır. Ve geri kalan bu dört kişinin de pilot Roman Filippov gibi hareket etmeyeceğinin garantisi yok. Putin, “Rusya yoksa bu dünyaya niçin ihtiyacımız olsun” dedi. Ve bu sadece onun fikri de değil.

Müttefikler bir sorun evet ama bir gün önce Çin Savunma Bakanı General Wei Fenghe Savunma Bakanı Sergey Şoygu ile bir toplantı yaptılar. Bu toplantıda, “dünyaya ikili ilişkilerin gelişimini ve silahlı kuvvetlerin güç durumunu” göstermek istediğini belirtti. Çin tarafı, Amerikalılara Çin ile Rusya’nın silahlı kuvvetleri arasında yakın ilişkilerde bulunduğunun sinyalini veriyor, özellikle de şu anki durumda. “Size destek olmak için geldik” diye ekledi Wei Fenghe. Ve bu sinyal gözlerden kaçmadı.

Rus ekonomisine gelince, her zaman iyi mobilize olmuştur. Spekülatif bir ekonomi değil gerçek bir ekonomidir. Borçsuz ve çok yüksek teknolojili bir ekonomidir. Rusya’nın sadece dünya atomu için bile proje ve inşaattan, eğitim ve atıkların dönüştürülmesine kadar pek çok hizmet sunduğunu söylemek yeterlidir. Sizin akıllı telefonlarınız varken bizim de nükleer santralimiz var Bay Kazianis.

Dağılma Tehdidi Rusya’ya değil

Ve şimdi ülkenize bakın. Biliyor musunuz sayın askeri uzman, ABD’de 2020 nüfus sayımı hangi soruyu içerecek? Bu soru: “ABD vatandaşı mısınız?” olacak. Yani anlayacağımız üzere Amerikan eritme potası işe yaramayı bıraktı. Peki Amerika’nın sloganına “e pluribus unum” (çokluktan doğan birliğe) ne oldu?

İnternet çağındayız; şu anda Amerikalıların ırk, etnik köken, mülk, din temelinde ayrıldıklarını gizleyemezsiniz. Uyumsuzluk her yerde görünür: ırkçı, beyaz ve siyah gösteriler, silah taşıma ve silah taşımaya karşı eylemleri, kitlesel çocuk cinayetleri ve polisler tarafından vurulmalar, federal hükümetin zayıflaması ve aşağılanması. Şehirler ve devletler, göç, çevre ve sağlık konularındaki itaatsizliklerini açık bir şekilde Washington’ı ifade ediyorlar.
Amerika’ya özgü olmayan tavırlarda olan kendi başkanlarının zulmü…

Ayrılıkçı tavırlar artık halkı eğlendirmiyor. California, Trump’a uymak istemiyor- tıpkı Teksas’ın Obama’ya uymak istemediği gibi. Aynı zamanda “milis” tarafından toplanan silah cephanesi çok büyük. 2016 yılında seçimlerden sonra, ABD’de -şiddetli ve kanlı – ikinci iç savaşın olabileceği ön görüsü gazeteciler, tarihçiler ve uzmanlar arasında büyük bir yankıya sebep oldu. Rusya’nın “ikinci soğuk savaşı” kazanması gerekmiyor, Amerika’nın en önemli düşmanı Rusya değil. Çin de değil, Amerikalıların kendileridir.

Uzman Görüşü

ABD ve Kanada Enstitüsü’nün müdürü Valery Garbuzov, Pravda.ru’ya yaptığı açıklamada, “Amerika’nın çöküşü, Rusya için bir kazanç olarak kabul edilemez. Ancak, soğuk savaşta yer almak da çılgınca bir iş. Bunun yerine ekonomiyi arttırmak için etki alanları yaratmak gerekir.” Ancak uzman Rusya’nın gücü ve yeteneklerinin, İkinci Dünya Savaşı’ndan sonraki Sovyetler Birliği’nden tamamen farklı olduğunu da belirtti.

Valery Garbuzov’a göre, Rus liderleri gücünün bir göstergesi olduğunu düşünerek, keskin eylemlerde bulunmaktan korkmuyor. Fakat uzun süre bu şekilde oynamak imkansızdır, çünkü bu eylemler Rusya’nın Batı’dan soyutlanmasına neden olur.

“Batı için Rusya, dışlanmış serseri gibidir. Çünkü o Batı vektörünü kapatarak, kendini Doğu’ya çevirdi ve Batı ülkeleri ile mutabık olmayan politikalar izliyor.” diye açıkladı uzman. “Fakat Çin müttefikimiz olarak adlandırılamaz ve bunun gerçekleşmesi de olası değildir. Çin’in oldukça kurnaz bir politikası var. Bir yandan ABD ile ticari savaşta diğer tarafta ise ABD’ye bağlı. Bu nedenle, bir gün Rusya’nın daha esnek bir tavırda olması gerekecek”diyerek Valery Garbuzov, “Pravda.ru” ile olan röportajını tamamladı.

Yazar: Lybov Stepushova
Kaynak: https://www.pravda.ru/world/04-04-2018/1379470-garbuzov-0/

Çevirmen Hakkında

Zelina Çeper / TESA Rusça Çevirmeni
İstanbul Üniversitesi
Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler

Arkadaşlarınızla Paylaşın:

Rusya, Türkiye ve İran Suriye’de Barış İçin İşbirliğini Sürdürmeyi Kabul Etti

Rusya, Türkiye ve İran Suriye’de Barış İçin İşbirliğini Sürdürmeyi Kabul Etti

Çince aslından çeviren: Doğukan ENUŞTEKİN

05 Nisan 2018  Xinhua Haber Ajansı

Sputnik Haber Ajansı’ndan gelen haberlere göre, Rusya, Türkiye ve İran’ın cumhurbaşkanları Suriye meselesini tartışmak üzere 4 Nisan’da Türkiye’nin başkenti Ankara’da görüşmelerde bulundular. Görüşmelerden sonra üç ülke ortak bir bildiri yayınladı ve Suriye’de barış için çaba göstermeye devam edeceklerini belirtti.

Aktarılanlara göre, Rusya Cumhurbaşkanı Putin, Cumhurbaşkanı Erdoğan ve İran Cumhurbaşkanı Ruhani Suriye meselesi hakkında ortak bir bildiri imzaladılar. Bildiride, üç ülkenin cumhurbaşkanlarının, Suriye meselesiyle ilgili aktif işbirliğini sürdürme konusundaki kararlılıklarını, çatışmanın bütün tarafları arasında uzun vadeli uzlaşma sağlamak ve BM Güvenlik Konseyi’nin 2254 sayılı kararı ile önerilen siyasi süreç için çaba gösterme yönündeki kararlılıklarını yinelediklerini belirtti. .

Açıklamada, Rusya, Türkiye ve İran’ın işbirliğini sürdürmeye kararlı oldukları ve Suriye’deki “İslam Devleti” aşırılık yanlısı örgütleri ve “üs” terör örgütlerini tamamen ortadan kaldırmaya kararlı oldukları belirtildi.

Üç ülke, Suriye Anayasa Konseyi’nin çalışmalarının erken başlamasına yardım sağlama konusundaki istekliliğini de dile getirdiler.

Görüşmeler Kasım 2017’de gerçekleşen Soçi zirvesini takip ediyor. Üç ülkenin liderleri bir kez daha Suriye meselesiyle ilgili doğrudan bir diyalog yürüttüler. Üçlü ortak bildiride, üç ülkenin liderlerinin İran’daki bir sonraki Suriye zirvesine katılacağı belirtildi.

(Editör: Xu Haizhi)

Kaynak: http://www.xinhuanet.com/world/2018-04/05/c_129844591.htm

Çevirmen Hakkında

Doğukan Enuştekin / TESA Çince-İngilizce Çevirmeni

Doğu Çin Normal Üniversitesi
( 华东师范大学)

İş Çincesi Bölümü / 1. Sınıf

 

Arkadaşlarınızla Paylaşın:
Social media & sharing icons powered by UltimatelySocial