ABD’li Kanun Yapıcılar Çin Rusya ve Türkiye’ye Karşı 717 Milyar Dolarlık Bir Savunma Faturası Çıkardı

ABD’li Kanun Yapıcılar Çin Rusya ve Türkiye’ye Karşı 717 Milyar Dolarlık Bir Savunma Faturası Çıkardı

İngilizce aslından çeviren: Atilla Arda BEŞEN

ABD’li Kanun Yapıcılar Çin Rusya ve Türkiye’ye Karşı 717 Milyar Dolarlık Bir Savunma Faturası Çıkardı

ABD Temsilciler meclisi milletvekilleri Cuma günü Rusya ve Çin ile rekabet etmek için ve Türkiye’ye de silah satışlarını geçici olarak durdurmaya yönelik 717 milyar dolarlık yıllık savunma politikası tasarısının ayrıntılarını yayınladılar.

Beyaz Saray Silahlı Hizmetler Komitesi, önümüzdeki hafta, savunma harcamalarının seviyesini onaylayan ve fonun nasıl kullanıldığını kontrol eden politikalar belirleyen yıllık Ulusal Savunma Yetkilendirme Yasası’nı (NDAA) tartışacak.

Her yıl Kongre’nin geçirdiği önem derecesi yüksek mevzuatten biri olan NDAA geniş bir yelpazede politika tedbirleri olarak kullanılmasının yanı sıra askeri ödeme düzeylerinden uçakların, gemilerin modernleştirilmesinin yararlarına ve devamında hangisinin satın alınacağına hangisinin satın alımının bırakılacağına dair bilgiler içerir.

Komite tasarayı önümüzdeki haftaya kadar açıklamayacak ancak kontrolü ellerinde tutan Cumhuriyetçiler ve azınlık Demokratların her biri yasa tasarısının özetlerini yayınladılar.

Rusya’ya ilişkin 2019 mali yılı için önerilen NDAA, Rusya’nın silah endüstrisine ve antlaşma ihlallerine yanıt vermek, askeri işbirliğini yasaklamak ve siber savaş için daha fazla fon sağlamak amacıyla yeni yaptırımlar uygulamak gibi hükümler içermektedir.

Fakat bu tasarı Cumhurbaşkanı Trump dahil diğer Cumhuriyetçiler tarafından da desteklenen bir kural içeriyor. Trump Rusya’ya, Rusya’ya uygulanan yaptırımların sona ermesine olanak sağlayacakken geçen yaz Kongre Başkan’ın itirazlarına rağmen bunu reddetti.

Çin üzerine önerilen NDAA ise Tayvan’ın savunma yeteneklerini geliştimek ve herhangi bir ABD Hükümeti’nin Huawei (HWT.UL) ve ZTE Corp tarafından üretilen ”riskli” teknolojiyi kullanmasını yasaklayan hükümler içeriyor. Komite bu durumu Çin Komünist Partisi’nin istihbarat aracı olduğu tanımını yapmaktadır.

Washington son zamanlarda telekomünikasyon ekipmanı şirketlerinin teknolojilerini Amerikalıların içinde casusluk yapması ihtimaline karşı gelen iddialar doğrultusunda Huawei ve ZTE’nin ABD ekonomisine erişimini durdurmayı ve azaltmayı amaçlayan bir dizi hamle yaptı.

Yasa, Savunma Bakanlığından ABD ile Türkiye arasındaki ilişki hakkında bir rapor sunmasını ve rapor tamamlanana kadar büyük savunma ekipmanlarının satışını engelleyeceğini de belirtti.

Türkiye NATO müttefiki olmasına rağmen son zamanlarda Ankara ile Washington arasındaki ilişkiler kötüye gitti. Türkiye ABD’yi IŞID’e karşı destekledi ancak Suriye’deki Kürt savaş gruplarına destek vermesi konusunda giderek endişeli hale geldi.

NDAA’nın yasalaşmasının birkaç adımı kaldı. Tasarının son hali bu yıl iki mecliste de Beyaz Saray ve Senato müzakerecileri arasında onaylanan her hali ayrı ayrı onaylanacak ve uzlaşma sağlanacaktır.

Kaynak: https://www.reuters.com/article/us-usa-defense-congress/u-s-lawmakers-set-717-billion-defense-bill-with-eye-on-china-russia-turkey-idUSKBN1I52KW

Çevirmen Hakkında

Atilla Arda Beşen / TESA Siyaset Masası Direktörü / İngilizce – Almanca Çevirmeni

İstanbul Üniversitesi

Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü Mezunu

Arkadaşlarınızla Paylaşın:

Facebook Davası Cruz – Zuckerberg Konuşması

Facebook Davası Cruz – Zuckerberg Konuşması

İngilizce aslından çeviren: Özen Ayşe Özbasa

Senatör TED CRUZ (Cumhuriyetçi – TEKSAS): Sayın Başkan, teşekkür ederim. Bay Zuckerberg, hoş geldiniz. Burada olduğunuz için teşekkürler.

Bay Zuckerberg, Facebook kendini halka açık tarafsız bir ortam olarak görüyor mu?

ZUCKERBERG: Senatör, biz kendimizi tüm fikirlere açık bir platform olarak görüyoruz.

CRUZ: Soruyu tekrarlayayım. Facebook kendini halka açık tarafsız bir ortam olarak görüyor mu? Çünkü şirketinizin temsilcileri bu konuda çelişkili cevaplar veriyorlar. Siz…

ZUCKERBERG: Şöyle…

CRUZ: … Birinci Değişiklik maddesi çerçevesinde görüşlerini ifade eden bir konuşmacı mısınız yoksa herkesin sesini duyurmasına müsaade eden halka açık tarafsız bir ortam mı?

ZUCKERBERG: Senatör, biz bununla ilgili şu şekilde düşünüyoruz: Ben sanmıyorum ki — kesinlikle müsamaha göstermediğimiz bazı içerikler var, değil mi? Nefret söylemi, terörist içerik, çıplaklık, insanları toplum içinde huzursuz hissettiren her türlü durum gibi. Ortaya koyduğumuz bu platformdan genellikle tüm fikirlere açık şeklinde bahsetmemizin nedeni bu…

CRUZ: Zaman kısıtlı, bir de şu şekilde sorayım. Gayet basit bir soru. CDA (İletişim Ahlakı Yasası) altında 230. Kısım’ın dokunulmazlık kanununa göre siz halka açık tarafsız bir ortamsınız. Kendinizi halka açık tarafsız bir ortam olarak mı görüyorsunuz yoksa Birinci Değişiklik maddesinin size verdiği siyasi söylemde bulunma hakkınızı mı kullanıyorsunuz?

ZUCKERBERG: Senatör, amacımız kesinlikle siyasi söylemlerde bulunmak değil. Sizin bahsettiğiniz kanunun yasal diline aşina değilim. Bununla ilgili bilgi aldıktan sonra sizinle paylaşacağım. Ben sadece bu konuyu daha kapsamlı bir biçimde ele aldığımı söylüyorum.

CRUZ: Bay Zuckerberg, söylemem gerekir ki Facebook ve diğer teknoloji şirketlerinin yaygın bir siyasi sansür ve taraflılık politikası izlediğinden endişelenen birçok Amerikalı var. Facebook’la ilgili sayısız örnek bulunuyor. Gizmodo 2016 Mayıs ayında Facebook’un düzenli aralıklarla ve kasıtlı olarak CPAC (Muhafazakar Siyasi Eylem Konferansı), Lois Lerner IRS (gelir idaresi) skandalı, Mitt Romney ve Glenn Beck haberlerinin de dahil olduğu, muhafazakarla alakalı haberleri en çok konuşulanlar arasında göstermediğini yazmıştı.

Facebook bununla da sınırlı kalmayıp, Chick-Fil-A firmasının bir sayfasını kaldırdı, bir Fox News muhabirinin gönderisini engelledi, 20’den fazla Katolik sayfasını kapattı, ve son olarak da Trump destekçisi iki kadının 1.2 milyon takipçili hesabı “Diamond and Silk”i engelledi, gerçekçe olarak da içeriğin “toplum için tehlikeli” olduğunu gösterdi.

Birçok Amerikalıya göre tüm bunlar bir siyasi yanlılık politikasına işaret ediyor.  Bu değerlendirmeye katılıyor musunuz?

ZUCKERBERG: Senatör, bununla ilgili birkaç noktaya değineyim. Öncelikle, bu endişenin kaynağını anlıyorum, teknoloji sektöründe Facebook, aşırı sol eğilimli bir yer olan Silikon Vadisi’nde yer alıyor ve bu aslında benim de endişelerimden biri, şirkette ve yaptığımız işlerde hiçbir şekilde yanlılık olmaması için uğraşıyorum, insanların kafalarında bununla ilgili soru işaretleri olması çok normal.  Şimdi…

CRUZ: Bir de şunu sorayım: Aile Planlaması Derneği’nin hesabından kaldırılan herhangi bir reklam veya sayfadan haberdar mısınız?

ZUCKERBERG: Senatör, değilim. Ancak…

CRUZ: Peki moveon.org’dan?

ZUCKERBERG: Efendim?

CRUZ: Peki moveon.org’dan?

ZUCKERBERG: Bunlardan özellikle haberdar değilim…

CRUZ: Peki ya seçimler için adaylığını koyan Demokrat adaylardan?

ZUCKERBERG: Özellikle haberdar değilim. Yani, emin değilim.

CRUZ: İfadenizde 15.000 ila 20.000 arası kişinin güvenlik ve içerik incelemesi üzerine çalıştığını belirtmişsiniz. İçerik incelemesi yapan o 15.000 ila 20.000 arası kişinin siyasi eğilimlerini biliyor musunuz?

ZUCKERBERG: Hayır, Senatör. Genellikle şirkete katılanlara siyasi eğilimlerini sormuyoruz.

CRUZ: Yönetim kurulu başkanı olarak, işe alım veya işten çıkarma sürecinde siyasi duruşa veya desteklenen adaylara göre karar verdiğiniz oldu mu?

ZUCKERBERG: Hayır.

CRUZ: Palmer Luckey neden kovuldu?

ZUCKERBERG: Çalışanla alakalı bir meseleydi, şu anda anlatmak için uygun bir ortam olduğunu düşünmüyorum.

CRUZ: Az önce kararlarınızı siyasi görüşlere göre vermediğinizi net bir şekilde belirttiniz. Öyle değil mi?

ZUCKERBERG: Yani siyasi görüşler yüzünden olmadığını söyleyebilirim.

CRUZ: İçerik incelemesi yapan 15 ila 20.000 kişiden kaçının, eğer varsa tabii, kaçının Cumhuriyetçi bir adaya maddi destekte bulunduğunu biliyor musunuz?

ZUCKERBERG: Senatör, bilmiyorum.

CRUZ: İfadenizde diyorsunuz ki, “İnsanları yalnızca birbirlerine bağlıyor olmamız yeterli değil. Bu bağlantıların olumlu olduklarından emin olmalıyız.” “İnsanların seslerini duyururken başkalarını incitmediğinden veya onları yanlış bilgilendirmediğinden emin olmalıyız. Bizim sorumluluğumuz yalnızca iletişim araçları üretmek değil, aynı zamanda bu araçların düzgün bir şekilde kullanıldığından emin olmak.”

Bay Zuckerberg, sizce kullanıcıların düzgün davranıp davranmadığını veya bu 15-20.000 kişinin belirlediği standartlara uygun olup olmadığını değerlendirmek sizin yükümlülüğünüz mü?

ZUCKERBERG: Senatör, kişisel görüşümü mü soruyorsunuz?

CRUZ: Facebook için soruyorum.

ZUCKERBERG: Senatör, hepimizin hiç şüphesiz uygunsuz gördüğü bazı konular var. Seçimlerimize dışarıdan gelen müdahale, terör, kendine zarar verme. Bunlar…

CRUZ: Ben sansürden bahsediyorum.

ZUCKERBERG: Bence, terör propagandasını kaldırmamız gerektiği konusunda hemfikirizdir. Bunun arkasındayım. Bu kesinlikle engel olmak istediğimiz uygunsuz bir faaliyet. Ve genellikle bunu ne kadar iyi yaptığımızla gurur duyuyoruz.

Yani diyeceğim, bunu süre bitmeden hemen eklemek istiyorum, Facebook’un tüm fikirlere açık bir platform olduğundan emin olmak için çok çalışıyorum. Bu yaptığımız işin en önemli prensiplerinden biri.

Sunduğumuz servis sayesinde herkesin kendi fikrini ve duruşunu sergileyebilmesinden gurur duyuyoruz ve ben şirketin başında olduğum sürece bu durumun devam etmesi için çalışacağım.

CRUZ: Teşekkürler.

Kaynak: Facebook dava süreci yargı konuşması

Çevirmen Hakkında

Özen Ayşe ÖZBASA / TESA Çeviri Birimi Yardımcı Direktörü

Bilkent Üniversitesi

Mütercim Tercümanlık

Arkadaşlarınızla Paylaşın:

Trump ile Çin Arasındaki Ticaret Savaşı

Trump ile Çin Arasındaki Ticaret Savaşı

Rusça aslından çeviren: Zelina ÇEPER

ABD Başkanı Donald Trump’ın “Çin’in Ekonomik Saldırganlığıyla Mücadele” konulu bir anlaşmayı imzalaması, Washington ile Pekin arasındaki ticaret savaşının başlangıcı anlamına geliyor. Ancak uzmanlara göre, ithalat vergileri ABD’nin Çin ile ticaret dengesini değiştirmeyecek.

Perşembe günü Donald Trump, Çin’den gelen ürünlere kısıtlamalar koyulmasına izin veren bir antlaşma imzaladı. Trump’ın kendi sözlerine göre bu antlaşma Çin’e 60 milyar dolara mal olabilir.

Trump, yaptırımların “Amerika’nın ulusal güvenliğini korumak için” konulduğuna dikkat çekti. Buna cevaben Pekin, Washington’a mümkün olan en kısa sürede hem diğer ülkelere hem de ABD’nin kendisine zarar veren çelik ve alüminyum üzerine getirilen sınırlandırmaları kaldırmaya çağırdı. Çin Ticaret Bakanlığı’nda hak ve çıkarlarını korumak için uygun önlemleri alacaklarını açıkladılar.

Çin ABD’den ithal malların 128’ini içeren bir liste yayınladı. Özellikle taze meyve, kurutulmuş meyve, domuz eti, şarap ve fındık dahil olmak üzere % 15 ve % 25 oranında vergi uygulanacak. Aynı zamanda Pekin ile ABD arasında anlaşmaya varılamaması halinde, üç milyar dolar değerinde Amerikan malına tarife uygulanacağı belirtildi.

Ticaret Savaşı

Tarifelere ek olarak, ABD yeni yatırım kısıtlamaları getirmeyi ve Dünya Ticaret Örgütü de Çin aleyhine harekete geçmeyi planlıyor. ABD Hazine Bakanlığı da ek tedbirler önerecek. Tepki zamanlamasına rağmen, Çin Ticaret Bakanlığı önlemleri Perşembe günkü Trump yönetimine doğrudan bir misilleme değildi. Defalarca bir ticaret savaşı istemediğini belirten ancak gerekirse “sağlam ve gerekli” önlemler alacağı konusunda uyaran Çin’in kararı, Trump yönetiminin mart ayında çelik ve alüminyum ithalatına uygulanan tarife uygulama kararına dayanmaktadır.

New Paltz’daki New York Eyalet Üniversitesi’nde iktisat profesörü olan Sara Hsu’ya göre, Trump’ın kararı Washington ve Pekin arasındaki ticaret savaşının “ilk salvo” sudur. Çin’in bu önlemleri, özellikle ABD tüketicilerini ve kurumlarını vuracak, sıradan emtia fiyatlarının artışı olacaktır.

RIA Novosti uzmanı, Amerikan tarımına karşı alınan önlemlerin ABD’de sert şekilde etkileneceğini söyledi. Ona göre, her iki taraf da ticaret savaşından acı çekecek. “ABD’nin Çin’den yaptığı ithalat 2017’de 506 milyar dolar oldu ve tarifeler bu hacmin önemli bir bölümünü oluşturmaktadır. Hem ABD hem de Çin ticaret savaşından kaybedecek ”dedi.

Değişmeyen Bakiye

2017 yılında ABD dış ticaret açığı % 12.1 oranında artmış ve son dokuz yılın en büyük rakamına ulaşılmıştır: 566 milyar ABD doları. Buna karşılık, Londra İktisat ve Siyaset Bilimi Okulu’nda Ekonomi Tarihi Profesörü Kent Deng, ABD’nin çelik üzerine % 25 ve alüminyum üzerindeki % 10’luk gümrük vergisinin, Washington’un Pekin ile olan ticaret dengesini değiştiremeyeceğine inanmaktadır.

“Çin kendi çelik ve alüminyumunun % 10’dan daha azını Amerika Birleşik Devletleri’ne ihraç etmektedir. Aslında bakıldığında metallerinin ana ihracatçıları Güney Kore ve AB’dir. Diğer bir deyişle, ABD tarifeleri Çin ile mevcut ABD ticaret açığını düzeltmek için yetersiz kalacaktır” dedi. Uzmana göre Pekin, Çin’de et ve mısır için yerli üretiminin canlandırılmasıyla, ABD’nin et ve mısır ithalatına ve ABD tarifelerine yanıt vermiş olur.

Buna karşılık Amerikan Girişim Enstitüsü’nün (American Enterprise Institute) analistlerinden Derek Scissors’un da belirttiği üzere, yeni ABD tarifelerinin Çin’e zararı yaklaşık 20 milyar olacak, ki bu miktar Beyaz Saray’ın beklediğinden çok daha azdır.

“Çin, hızla değiştirilemeyen tedarik zincirlerinde, büyük ölçekli, lojistik fırsatlar sunuyor. Ve bu 50 milyarı engellemekten ziyade 20 milyar civarına mal olacaktır. Buna karşılık, Çin’den geçtiğimiz yıl yaptığımız ithalatlar ile kıyaslarsak 45 milyar arttı” şeklinde belirtti uzman.

“Uzun vadede ABD yönetimi, Çin ithalatının büyük bir kısmının artık ABD üretimi ürünlerine ait değil de, diğer ülkelere ait olacağını fark edecektir. Tarifeler bu şekilde devam ederse, iki taraflı bütçe açığı birkaç yıl içinde azalmaya başlayacaktır ancak temel hatlarıyla bu bütçe açığı kalacaktır.” diye de ekledi, Scissors.

Kaynak: https://ria.ru/economy/20180323/1517115726.html

Çevirmen Hakkında

Zelina Çeper / TESA Rusça Çevirmeni

İstanbul Üniversitesi

Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler

Arkadaşlarınızla Paylaşın:

Tartışmaya Sebep Olan Yeni Özellik: Facebook, Avrupa’da Yüz Tanıma Özelliğini Test Ediyor

Tartışmaya Sebep Olan Yeni Özellik: Facebook, Avrupa’da Yüz Tanıma Özelliğini Test Ediyor

Almanca aslından çeviren: Açelya IŞIKGEL

Avrupa’daki Facebook kullanıcıları bundan sonra yüz tanıma özelliğini etkinleştirip etkinleştirmeyeceklerine kendileri karar verebilecek. Tartışmalara açık bu  uygulama şimdiye kadar Avrupa ülkelerinde kullanıma açık değildi. Facebook bu süreçte Avrupa Birliği Veri Koruma Yönergesi (EU General Data Protection Regulation –GDPR) işbirliği ile kullanıcıların kendi kararları ile hangi verileri kamuoyuna açık ya da kapalı paylaşacağını test etmek istiyor.

Facebook, Perşembe günü bir blog gönderisinde ‘’ Yüz tanıma özelliğinin kullanımı tamamen kullanıcının kendi  isteğine  bağlıdır’’ açıklamasında bulundu.  Özelliğin etkinleştirilmesi için seçenek sunulacak ve aktif olarak onaylanması gerekecek.  Kullanıcı seçeneğe hiçbir şey yapmadığı ya da seçeneği reddettiği sürece veri koruyucular tarafından eleştirilen yüz tanıma özelliği kapalı kalacak.

Yüz tanıma özelliğini etkinleştiren kullanıcılar, fotoğraflarının kullanımı durumunda bilgilendirilecek

Başka bir kullanıcının, ilgili kişinin fotoğrafını profil fotoğrafı olarak yüklemesi durumunda yüz tanıma özelliğini etkinleştiren kullanıcılar bundan sonra bilgilendirilecek. Bununla beraber insanların kendilerini Facebookta farklı tanıtmalarının önüne geçilmek isteniyor. Aynı zamanda Kullanıcılar bir fotoğrafta bulunduklarında ya da etiketlenmeseler dahi facebook tarafından haberdar edilecek.

Facebook kullanıcılarına ‘’kendinizi etiketlemeyi seçebilir, etiketsiz bırakabilir ya da kuşkularınız varsa fotoğrafı paylaşan kişi ile iletişime geçebilirsiniz.’’ Sözünü veriyor. Aynı zamanda görme engelli insanlar da etiketlenmeme durumunda dahi, fotoğraflarda bulunan kişileri tanıyabilecek olan Yüz tanıma özelliğinden yararlanabilecek.

Hangi bilgiler kamuoyuyla paylaşılmalı?

Facebook ikinci bir test ile kullanıcılarına kendi hesaplarından siyasi ve dini yönelimleri gibi  kişisel ilgi alanlarını kamuoyu ile paylaşma talebini test etmek istiyor. Facebook bu zamana kadar bu tür bilgileri doldurmayı reddeden kişilere bu bilgileri doldurma taleplerini soracak.

Yüz tanıma özelliği etkinleştirmek için yapmanız gerekenler:

Yüz tanıma özelliğini etkinleştirmek isteyen kullanıcılar birkaç tıklama ile internet tarayıcısından etkinleştirmenin nasıl yapıldığını bulabilecek.  Öncellikle sağ üst köşede bulunan üçgene tıklanmalı, ardından ‘’Ayarlar’’-> ‘Yüz Tanıma ‘’  seçenekleri ile devam edilmelidir.  Bundan sonra facebook uygulamasını kullanacak olan kullanıcılar kendi hesaplarını açmalı ve  sağda bulunan Daha Fazlası” -> ‘’Bir bakış ile gizlilik’’-> ‘’ Diğer ayarlar ‘’ -> ‘’ yüz tanıma özelliği  ayarları’’ seçeneklerine tıklamalıdır.

Facebook’un açıklamasına göre, yüz tanıma özelliği tüm kullanıcıların kullanımına açık değil. Kimlerin bu durumdan etkileneceği ise henüz belli değil.

Kaynak:https://www.msn.com/de-de/nachrichten/digital/umstrittene-funktion-facebook-testet-gesichtserkennung-in-europa/ar-BBJJInN

Çevirmen Hakkında

Açelya IŞIKGEL / TESA Almanca Çevirmeni

Hacettepe Üniversitesi

Almanca Mütercim Tercümanlık

Arkadaşlarınızla Paylaşın:

Trump ve Kim, Tarihi Bir Zirve Toplantısı Planlıyorlar

Trump ve Kim, Tarihi Bir Zirve Toplantısı Planlıyorlar

Almanca aslından çeviren: Esra Sümeyra BİLGİN

ABD Başkanı ve Kuzey Kore Lideri, nükleer anlaşmazlığa yönelik bir çözümü görüşmek üzere en geç Mayıs ayında bir toplantı almak istiyorlar. Ancak hızlı bir uzlaşma için gerçekten her hangi bir şans var mı ?

Birbirlerine karşılıklı hakaret ettiler ve birbirleriyle alay ettiler, fakat şimdi ABD Başkanı Donald Trump ve Kuzey Kore Lideri Kim Jong Un, en geç Mayıs ayında, yakın tarihin muhtemel en olağanüstü zirvesinden birinde buluşacaklar.

İlk kez, iki düşman devletin liderleri Kuzey Kore üzerindeki on yıl süren çatışmada olası bir barış çözümü hakkında birbirleriyle doğrudan görüşmek istiyorlar. Bu görüşme, birçok gözlemcinin birkaç gün öncesine kadar asla düşünemeyeceği iki sivri karakterin buluşması olacak. Böyle bir zirvede her şey mümkün görünüyor: hızlı ve kapsamlı bir barış çözümünden diplomatik bir skandala kadar.

Beyaz Saray’a göre, toplantının tam olarak gerçekleşeceği yer henüz net değil. 1950’lerde Kore Savaşı’nın sona ermesinden bu yana Kuzey ve Güney Kore arasındaki sınırı gösteren Pyongyang, Seul ya da askerden arındırılmış bölgede bir toplantı yapılması düşünülebilir.

ABD Başkanı Donald Trump da zirvenin kesin yeri veya içeriği ile ilgili bugüne kadar hiç ayrıntı vermedi. Ancak, Twitter üzerinden Kim Jong Un ile tanışma niyetini doğruladı. Gece twitter üzerinden “Toplantı planlandı,” mesajını paylaştı.

İkilinin zirve duyurusu tamamen sürpriz olarak geldi. Kim Jong Un, Salı günü Güney Kore’den üst düzey temsilcilerle yaptığı görüşmelerde Güney Kore Devlet Başkanı Moon Jae In ile görüşmeyi kabul etmişti. Ancak ABD ile olası görüşmelerin sadece belirsizliği vardı.

Şimdi ise Güney Kore’nin Ulusal Güvenlik Danışmanı Chung Eui Yong, Trump’ın Washington’daki oval ofisinden kişisel bir davetiye gönderdiğini belirtti. Aynı zamanda Kuzey Kore liderinden Trump’a (burada okunan metindeki Chung’un ifadesi) başka mesajlar gönderdi. Kim Jong Un bu nedenle üç önemli taviz için hazır:

• Kore yarımadasının tam denükleerleştirilmesi hakkında Trump ile konuşmak istiyor. Başka bir deyişle, nükleer silah potansiyelini azaltmaya istekli olacaktı. Bu, Amerikalıların temel gerekliliğidir.
• ABD ve Güney Kore ile yapılan görüşmelerde tüm nükleer ve füze testlerini durdurmaya hazır.
• ABD ve Güney Kore’nin, Güney Kore’de askeri tatbikatlar yapmaya devam etmelerini kabul ediyor. Şimdiye kadar Kuzey, bu alıştırmalar için her zaman görüşmelerin ön koşulu olmuştur.

Trump adına, Kim Jong Un ile bir görüşme şans ama aynı zamanda da risk teşkil ediyor. Tarihi bir barış gerçekleşirse eğer, bu ABD için büyük bir dış politika başarısı olacaktır, ama özellikle kendisi için. Kuzey’e karşı sert yaptırımlar ve yüksek tehditler ile baskı yapma stratejisi daha sonra işe yarayacaktır.
Kuzey Kore ile ilgili gerçekler

Kim Jong Un için bu toplantı, kendisini ABD başkanına eşit şartlarda müzakere eden güçlü bir lider olarak sunma fırsatıdır. Bu tek başına onun için bir başarıdır.

Aynı zamanda Trump’ı, nükleer potansiyeli üzerindeki gücü azaltmak için güvenilir tavizler vermeden, çökmeye yakın olan ekonomisine yönelik yaptırımlar ve milyar dolar yardımı ile rahatlatmak için ikna etmeye çalışabilir. Kim ayrıca Trump’ın, deneyimsizliğin ya da kibirliğin dışında, zirveyi bir başarıya dönüştürmek için kendiliğinden ona yaklaştığı konusunda muhtemelen spekülasyon yapmakta. Çin’in yaptırımları rahatlatmak için Trump’a baskı yapacağını ümit ediyor. Eğer Trump bunu kabul ederse, ABD için pek bir şey kazanılmış sayılmayacak.

Ancak ABD tarafından, herhangi bir koşulda zayıf bir anlaşmanın kabul edilmeyeceği vurgulandı. Başkan Trump Beyaz Saray’da, müzakere etme isteği olsa dahi Kuzey’i ödüllendirmeyeceğini söyledi. Bu hatanın Amerika tarihinde birçok kez yapıldığını fakat hiçbir sonuç vermediğini ekledi. Bu nedenle, devam eden tartışmalar sırasında baskı ve yaptırımların korunması gerektiğini vurguladı.

ABD’nin amacı Kuzey Kore nükleer potansiyelinin tamamen azaltılmasıdır. Bunun fiilen uygulanabilmesi için Pyongyang’ın düzenli olarak uluslararası denetimleri kabul etmesi gerekmektedir. Buna karşılık, ABD ve Güney Kore, Kuzey için güvenlik garantileri sağlayabilir ve ekonomik yardım vaat edebilir.

Beyaz Saray’da özel olarak, bu sıralar daveti kabul etmenin doğru olup olmadığı konusu tartışıldı. Sonuç olarak diğer diplomatlar ile birlikte görüşme yapılması için Kore’ye yalnızca bir diplomat heyeti göndermek de düşünülebilirdi.

Fakat sonradan Trump, doğrudan toplantı yapılmasının daha doğru olacağına karar verdi. Kuzey Kore’de Kim Jong Un, her şeyi kendi başına belirleyen adamdır, bu yüzden çözümler hakkında doğrudan konuşmak, Beyaz Saray’ın düşündüğü ve istediği sonuçtur.

Kendini açıkça “ anlaşma yapıcı “ olarak ilan eden Trump, zirvede elde edeceği başarının, Amerika’daki sorunlu popülaritesini desteklemesine yardımcı olacağını ümit ediyor. Şimdiye kadar gerçek bir dış politika başarısı gösteremedi. Washington’daki bazı insanlar, bu zirvenin onun için fırsat olup, Trump hakkında da “Nixon Çin’e gider” durumu benzetmesi yapmalarına sebep olmuştur.

1970’lerde, ABD Başkanı Richard Nixon, hiç beklenmedik bir zamanda Pekin’e uçtu ve böylece o zamanki düşman Halk Cumhuriyeti ile aralarındaki buzları eritti. Nixon’un bu davranışı, popüleritesini arttırmasına yardımcı olmuştu. Watergate olayı patlak verene kadar.

Kaynak: http://www.spiegel.de/politik/ausland/nordkorea-konflikt-donald-trump-kim-jong-un-und-ein-historisches-treffen-a-1197209-amp.html?utm_source=dlvr.it&utm_medium=%5Bfacebook%5D&utm_campaign=%5Bspontop%5D&__twitter_impression=true

Çevirmen Hakkında

Esra Sümeyra Bilgin / TESA Almanca Çevirmeni

İstanbul Üniversitesi

Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Mezunu

Arkadaşlarınızla Paylaşın:
Social media & sharing icons powered by UltimatelySocial