Bu Müze Bize Eski Mısır’daki Kadınların Değerini Gösteriyor

Bu Müze Bize Eski Mısır’daki Kadınların Değerini Gösteriyor

İngilizce aslından çeviren: Atilla Arda BEŞEN

Turin, İtalya (CNN). Birçok turist gibi bu turistinde kafası beklenmedik şekilde karışmış ve şaşırmıştı. İnsanlar farklı şekilde giyinmişler, farklı şeyler yemişler, farklı şekilde yazmışlar, her şeyi farklı yapmışlar. Nehir kuzeyden güneye değil güneyden kuzeye akıyordu.

Ancak, MÖ 5. yüzyılın en şaşırtıcı yanı, Yunan Tarihçi Heredotus’un Mısır’ı ziyaret ettiği zamanlardaki kadınların Mısır’daki rolü oldu. “Kadınlar pazara katılıyor ve ticaret yapıyorlar, erkekler evde kalıyor ve dokuma yapıyorlar” diye yazacaktı.

Mısırlılar ‘’Gelenek ve göreneklerini insaoğlunun tam tersine çevirmişlerdi.’’ diye ekleyecekti.

Egyptologist Valentina Santini, eski Mısırlı kadınların – güçlü ve mütevazı – erkeklere eşit kabul edildiğini söyledi. ‘’Kadınlar o zamanlarda boşanabilirlerdi, mal sahibi olmaya hakları vardı ve bir sonraki uygarlıklarda bile görülmeyecek birçok haklara sahip idiler.’’

Santini, bana 1824’te kurulan eski Mısır’a adanmış en eski müze olan Turin Museo Egizio – Mısır Müzesi’ni gezdiriyordu.


Mısır’ın Yeni Krallık döneminde yaklaşık 3000 yıl önce yaşamış olan Merit’e adanmış bir odadaydık. 25 yaşlarında bilinmeyen bir sebepten ölmüştü. Onun banyo ve diğer eşyalarını içeren kutular, tanrılara teklifler veren ve ziyaretçileri selamlayan mimar olan kocası Kha ile yan yana, kendine güvenen bir kadının imgeleriyle boyanmıştır.

Gömülen pahalı eşyaların çeşitliliği — insan saçı, ekmek, takı, banyo malzemeleri, kıyafetler ve büyük bir peruk olması – kadının önemine dikkat çekiyor.

Aynı odada bir kadının – Nefertari – ve kocası Pendua’nın beyaz bir kireçtaşı heykeli mevcut. Aynı boyutlarda, aynı uzunlukta ve her biri diğerinin omzuna kolunu atmış şekilde.

Eşitliğin bir türüne dair bir betimle ve hiç şüphe yoktu Heredotus’un kafası karışmıştı.

Muhtemelen sadece komşusunda neler olduğunu görerek oldukça üzülmüştü, çünkü belki Yunanlı kadınlar bu durumdan bir fikir alabilir ve Mısırlı meslektaşlarıyla aynı türden fırsatlara sahip olabilirlerdi, ”diyor Museo Egizio Vakfı Başkanı Evelina Christillin.

Mısır’ın Ulusal Kahramanlar Anıtı, Sekhmet de dahil olmak üzere korkutucu tanrıçalarla doluydu – ismi “güçlü olan” anlamına geliyor. Sekhmet bir kadının cesedine ve bir dişinin kafasına sahipti.

Ayrıca Eski Mısır, Hatshepsut ve Kleopatra da dahil olmak üzere bir dizi güçlü kraliçeye sahip oldu.

Sıradan Mısırlı kadınlar için hayat kısa ve zordu. Doğum ölümcül olduğunu çoğunlukla kanıtlıyordu. Yine de evlilik sözleşmesi dahil olmak üzere bir düzeydeki yasal korumanın tadını çıkardılar.

Müzenin direktörü Christian Greco bana, kadınların çok iyi tanımlanmış bir sosyal statüye sahip olduklarını söyledi.

“Burada, bir erkeğin boşanma durumunda gümüş ve diğer mallar açısından ne garanti etmesi gerektiğini çok açık bir şekilde belirttiği bazı düğün sözleşmeleri var.”

Kaynak: https://edition.cnn.com/2018/03/08/culture/women-rights-ancient-egypt-intl/index.html

Çevirmen Hakkında

Atilla Arda Beşen / TESA Siyaset Masası Direktörü / TESA İngilizce – Almanca Çevirmeni

İstanbul Üniversitesi

Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü Mezunu

Arkadaşlarınızla Paylaşın:

Trump Sayesinde Putin Mısır’ı Ele Geçiriyor

Trump Sayesinde Putin Mısır’ı Ele Geçiriyor

Rusça aslından çeviren: Zelina ÇEPER

Muhtemelen bu bir raslantı ancak Rusya’nın Suriye’deki teröristlere karşı zaferini ilan etmesinin ertesi günü, ABD Başkanı Donald Trump, Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak ilan etti. Her halükarda, bu iki durum Rusya Federasyonu’nun Ortadoğu’daki rolünü büyük ölçüde güçlendirmektedir. Washington’un bu ihanetinden rahatsızlık duyan Arap dünyası ise gözlerini Moskova’ya çevirdi. Ve şimdi Rus lider Vladimir Putin, Mısır ile stratejik ittifakı güçlendirmek adına Kahire’ye ziyaret etti.

Muhtemelen bu bir raslantı ancak Rusya’nın Suriye’deki teröristlere karşı zaferini ilan etmesinin ertesi günü, ABD Başkanı Donald Trump, Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak ilan etti.

Soğuk Savaş dönemi boyunca Mısır, SSCB için öylesine bir ortak değildi. Kremlin, yirminci yüzyılın ortalarında İsrail’e ve Batı’ya karşı bir genç cumhuriyeti destekledi. Fakat Eylül 1970’ün sonlarında iktidara Moskova’dan uzaklaşan ve Washington ile yakınlaşan Enver Sadat geldi. 27 Mayıs 1971 tarihinde Kahire’de Sovyet-Mısır dostluk ve işbirliği antlaşması imzalanmasına karşın, 70’lerin ortalarından itibaren beri iki ülke arası ilişkiler limoniydi. Bunu kanıtlar nitelikte duruma bakacak olursak 1975’ten beri Sovyet ve Rus liderler Mısır’ı hiç ziyaret etmemiştir. Kahire’yi 2005’te ziyaret eden Vladimir Putin bu geleneği kırmıştır.

2011 yılında Hüsnü Mübarek’in devrilmesiyle ve Başkan Abdülfettah el-Sisi’nin seçilmesiyle  Rusya, yeni hükümetle yapıcı ilişkiler kurmak için adım adım ilerlemeye başladı.  Vladimir Putin, Rusya’nın kısa sürede müthiş bir askeri başarıyı kutladığı Suriye ziyaretinden hemen sonra Mısır topraklarında tekrar bulunmuştur. Kahire’de çok sıcak karşılanmıştır. Mısır meslektaşı şahsen havaalanında bir araya gelerek arabası ile başkanlık sarayına gitti. Konvoyu ülke sakinleri ellerinde posterlerle: “Dünyada Mısır’ın gerçek dostu Rusya Federasyonu Başkanı hoş geldiniz” sloganlarıyla karşıladı.

Putin’in ziyareti için Mısır medyası hazırlandı: Ülkenin bütün büyük yayın kuruluşları, yüksek rütbeli bu konuğun geldiği gün “Sayın Başkan, Rus turizmi Mısır’a ne zaman dönecek?” başlıklarıyla manşetleri doldurmuştur. Bu soru müzakereler boyunca en zor soru haline geldi.

2015 yılında Sina Yarımadası’ndaki “Kogalymavia” uçak kazasından sonra ülkeler arası uçuşlar Moskova tarafından askıya alınmıştır. O zamandan beri Mısırlılar birçok iş yaparak havaalanlarının güvenliğini arttırmak için Rusların belirttiği koşulları yerine getirmişlerdir. Ancak Rusya Federasyonu’ndan bir komisyon ülke girişlerinde sürekli olarak birtakım kusurlar tespit etmiştir. Son zamanlarda konu, nihayet, şartların tamamen yerine getirilmesine gelmişti. Elbette ki Kahire, Putin’in kişisel kararıyla, neredeyse ziyaret sırasında havayolları ve tur şirketleri için bir şans vereceğini umuyordu.

Mucize gerçekleşmedi, ancak Mısırlılar için hala Rus liderin gelişine sevinecek şey vardı: Abdülfettah el-Sisi ile görüşmesi ardından, yetkililer havaalanlarında güvenlik seviyesinin yükselttiğini belirtti. Putin adına açıklamayı kendisiyle eş zamanlı Mısır’a gelen Ulaştırma Bakanı Maksim Sokolov vermiştir. Ona göre, belirli formatları düzene sokmak gerekmektedir. Halledildiği takdirde 2018 Şubat’tan itibaren Kahire “ilk işaretleri” bavullarıyla bekleyebilir. Elbette ki yeni yıl tatilinde Kızıl Deniz’e uçmayı hayal edenler üzülmüşlerdir. Ama ne yapılabilir ki?

Evet, Putin Kahire’yi ziyaret eder elbette, sadece turizm konuşması için de değil. Konuşmanın ana konusu: Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak Donald Trump ve Arap dünyasında yarattığı öfke dalgasıydı. Mısır da benzer şekilde köpürdü. Ve şimdi Rusya Federasyonu Başkanının kendisine edindiği görev bu önemli tarihsel anlaşmazlıkta hakem rolü oynamaktır.

Kahire, Filistin tarafında duruyordu. Bu nedenle, başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız devletin kurulma hakkını tanıdı. ABD cumhurbaşkanının kararı bu planlara bir son vermiştir. PNA ile  Mısır,  Putin’in kendi etkisini kullanarak ve Filistinlilere bir başka şans verebileceğini düşünüyor.

Arap Dünyası Rusya’nın Suriye zaferiyle fark etmiştir ki, bundan sonra ABD aldığı kararlarda Moskova’nın Ortadoğu’daki konumunu da hesaba katmak zorundadır. Mısırlı yetkililer her ne kadar Trump’ı açıklaması nedeniyle eleştirseler de Beyaz Saray ile yüzleşmeyeceklerdir. Haziran 2017’de Kahire, Arap Dünyasında Katar ile diplomatik ilişkileri noktalayan 7 Washington müttefiki arasında yer aldı.

Ancak Rusya, ABD’nin Mısır üzerindeki etkisini sistemli b ir şekilde üzerine alıyor, kazanıyor. Örneğin şu an ülkenin kuzeyinde, Al-Dabaa’da, Rus teknolojileriyle 4800MW’lık ilk milli nükleer enerji tesisi inşa ediliyor. Bu 7 yıllık projeye Moskova’nın ihracat kredisi vermesi bekleniyor.

Ancak iki ülke arasındaki işbirliği bununla bitmiyor . Savunma Bakanı Sergey Şoygu, geçtiğimiz ay sonunda Kahire’yi ziyaret ederek terörle mücadele ve askeri-tekniki işbirliği konularında fikir alışverişinde bulundu. Bu yıl Rusya Mısırlı helikopter taşıyıcısı Ka-52A “Katran” ve güverte helikopteri “Mistral” tedarik ihalesini kazandı. Rusya bu yıl ;Ka-52 kara versiyonunu,  aynı şekilde Suriye’de iyi çalışan, ünlü ”Alligator’u” da satın alma olasılığını görüştü.

30 Kasım günü, Rus Hükümeti, askeri görevler için VCS Rus uçaklarının Mısır havaalanlarının kullanılması konulu ikili andlaşmanın taslağını onayladı. Putin’in Mısır ziyareti esnasında, Rusya’nın Akdeniz’deki pozisyonunu güçlendirecek nitelikte bir Rus askeri üssünün kurulması üzerinde anlaşmaya varmaları olağandır.

Yazar: Aydın Mehdiyev

Kaynak: https://www.pravda.ru/authored/11-12-2017/1360198-egypt-0/

Çevirmen Hakkında


Zelina Çeper / TESA Rusça Çevirmeni

İstanbul Üniversitesi

Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler

 

 

 

 

Arkadaşlarınızla Paylaşın:

KENYA’DA CUMHURBAŞKANLIĞI SEÇİMLERİ NEDEN İPTAL EDİLDİ?

KENYA’DA CUMHURBAŞKANLIĞI SEÇİMLERİ NEDEN İPTAL EDİLDİ?

Elle blâme la Commission électorale du pays (IEBC) et son président pour avoir donné des résultats avant d'avoir reçu tous les procès-verbaux.

Fransızca aslından çeviren: Hamza Souley

Kenya Yüksek Mahkemesi, 8 Ağustos 2017’de gerçekleşen cumhurbaşkanlığı seçimi iptal etme nedenlerini “şeffaflık ve güvenilirlik” eksikliği olduğunu açıkladı.

Yüksek Mahkeme başkan yardımcısı, “2017 cumhurbaşkanlığı seçiminin Anayasa ve Seçim Yasası’nda belirtilen ilkelere uygun olmadığına ve ne şeffaf ne de doğrulanabilir olmadığına dikkat çekiyoruz.” dedi. Seçim Yasası’nın 83. Bölümünü yorumlayarak, bunu iptal etmekten başka seçeneğimiz yoktu. ” diye de ekledi.

Bu iptal sebebi ülkenin Seçim Komisyonu(IEBC) başkanı, tüm tutanaklar sayılmadan önce sonuç bildirmekten sorumlu tutuldu.

Kenya hâkimleri, Seçmen Komisyonu’nu, seçim gözetimcilerine bilgisayar sunucularına erişim izni vermelerini gerektiren mahkeme kararına uymadığı için eleştirdiler.

Yüksek Mahkeme’ye göre, IEBC’nin bu reddi, muhalefetin bilgisayar sisteminin korsanlıkla ilgili suçlamalarının gerçek olduğu anlamına geliyor.

Yüksek Mahkeme Başkan Vekili Philomena Mwilu, seçim komisyonunun 11.000’den fazla sandığı neden kanunda öngörüldüğü gibi oy sayım merkezlerine elektronik olarak göndermediğini açıklayamadığını ifade etmiştir.

Ona göre, ülkenin belli yerlerinde internet bulunmaması bunu haklı çıkaramaz.

Kaynak: http://www.bbc.com/afrique/region-41334098

Çevirmen Hakkında

Hamza Souley

Marmara Üniversitesi

İktisat Bölümü

Arkadaşlarınızla Paylaşın:

Tozu Dumana Katan Değişim

Tozu Dumana Katan Değişim

Çeviren: Merve Nur Bayraktar

 

Tozu Dumana Katan Değişim

Bu blogda Muneinazvo Kujeke, Zimbabvi gençliğinin ülkedeki siyasi çatışmayı henüz bir kıvılcımken nasıl söndürdüğünü ve gelecek seneki seçimin öncesinde çıkması muhtemel çatışmaları nasıl önlediğini açıklıyor.

Fotoğraf: Muneinazvo Kujeke

Güney Afrika’da yaşarken olumlu değişime yönelik ısrarcı gösterilerin gücünün farkına vardım.. Her zaman bu şekilde olduğunu düşünmezdim. Zimbabvi’de büyürken, sokaklara dökülmek, hapis cezasıyla sonlanan affedilmez bir eylemdi. Doğrusu benim ülkemde hiçbir zaman genç fikirler için hükümeti sorgulayacak ve değişiklik getirecek adil, ulaşılabilir ve özgür bir alan olmadı. Ne var ki bir çok genç bundan sıkıldı.

Son iki yılda  Zimbabvi’de beklenmedik bir şekilde hükümet reformları için çabalayan bir grup cesur genç tarafından hükümet karşıtı gösteriler gerçekleştirildi. Güçlü bir kalabalık olan bu gençlerin işsizlik oranı %95’ti. Ben de bu gençlerden biriyim.  2016’da polisin insan haklarını ihlal etmekle suçlandığı yerde ben akranlarımı gösterilere katmak için evleri dolaştım. Bu faili meçhul devlet müdahalesi, benim gibi Zimbabvi gençlerini öfkelendirdiği gibi daha ziyade ötekileştirilmiş ve sesi kısılmış hissettirmişti.

Hem yerel hem de sürgün edilmiş gençler tarafından gerçkeleştirilen  bu protestolar, 2018 seçimleri için de bir başlangıç oldu. Zimbabvi’deki seçimler daha önce adaletsiz ve siyasi şiddetle bozulmuş olarak görülürdü ve bir genç olarak hiçbir zaman oyumun sayılmadığını hissederdim. Ayrıca hükümetin iktidarda kalmak için gençlere ne kadar güvendiğini ve seçimler boyunca onları seçmenleri baskı altına altına almaları için çalışan milisler gibi kullandığını da gördüm. Sonuç olarak gizli oylamadan önce gençlerle sokaklara dökülmek yani hem barışçıl hem de şiddetli bir yöntem kullanmak gösteriyor ki barış inşası gönüllüleri ülkeye her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyduğu şiddet karşıtı kültürü yayabilir.

 Barış İnşasına Ülkelerde İhtiyaç Var Sıcak Çatışmalarda Değil

30 yıldan uzun bir sürede Zimbabvi, “savaşın yokluğu barışın varlığı anlamına gelmez” görüşünü doğrulayan bir diktatörlüğe dönüştü. Haliyle Afrika içindeki sıcak çatışma halinde olmayan ülkelere barış inşsası için fazla özen gösterilmemiş olması da tedirgin edici. Çatışmanın temel nedenlerini yatıştırmak ve çözmeye başlamak için öncesinde yer almak için çatışmanın çıkmasını beklemeyi düşündük. Bu savunma da hiç şüphesiz bizim barış inşası terimlerini ve sürdürülebilir barışı eksik anlayışımızın bir sonucu.

Sömürge sonrası Afrika’da barış inşası, bir çatışmanın başlamasını önlemek için yapılan müdahalelerle geleneksel bir biçimde kavramsallaştırıldı. Ne var ki yakın zamanda, Birleşmiş Milletler’in sürdürülebilir barış çalışmaları, barış döngüsünün tüm aşamalarında –öncesinde esnasında ve sonrasında- olması gereken barış inşasına büyük ihtiyaç duyulduğunu vurguladı. Bu da milli temelli çözümlere olan ihtiyacı zorluyor ve barış inşasında daha bütüncül yaklaşımlar arıyor.

Zimbabvi’de ulusal temelli bir çözüm neye benzer? Buradaki sürüncemeli bir çatışmanın mevcut nedeni, günümüzdeki çoğu Afrika ülkesininkiyle aynı, o da rejim değişimi eksikliği. Mevcut hükümet yozlaşmadan ve fosilleşmiş bir siyasi kadrodan nasibini alması, çoğunluğun utanç verici şartlar altında yaşamasına yol açıyor. Bu da daha iyi yaşam şartları arayan milyonları başka ülkelere göç etmeye zorlayan bir ekonomik daralmayla neticelendi. Kalanlarsa bağımsızlıktan yaklaşık kırk yıl sonra patlayıp halkı bir iç savaşa sürükleyebilecek olan bir saatli bombanın parçaları gibiler.

Bu ikilem dolayısıyla gençler olarak bizim, sıkıntılarımızı dile getirmekte nasıl öncü olacağımızı ve çözümü destekleyeceğimizi sıkça merak ediyorum. Gençlik odaklı çözümlere ihtiyaç var, ama bu da yeterli değil. Bir genç olarak birçok gençlik konferansına katıldım ama tüm yaptığımız sahada uygulamaya konulmamış eylemler olmaksızın meseleleri tartışmak olarak gözüküyor. Zimbabvi gençliği olarak ihtiyacımız olan, yerel çapta uygulanabilir çalışmalara öncülük etmek, gençlerimizi karşıt eylemden ziyade iyi birer vatandaş olmaları için desteklerken ülkemizde anarşiden kaçınmaktır.

Zimbabvi Gençliğini Destekleyebilecek Yerel Programlar ve Çok Yönlü Yapılar

Güvenlik Konseyi Çözüm 2250 gençlerin birleşmesi ve güçlenmesi için öncülük eden ve beş maddelik bir eylem planına dayanan bir sistem öneriyor: katılım, koruma, önleme, ilişkiyi kesme ve yeniden bütünleşme. Zimbabvi konusunda, aynı zamanda Afrika Birliği Komisyonu ve Birleşmiş Milletler gibi bölgesel ve küresel kurumlarca gerçekleştirilen yaratıcı projelere de katılım gösterilirken siyasi iradenin yetersiz olmasına bağlı olarak bu maddelerin sivil toplum tarafından eyleme geçirilmesi gerekebiliyor.

Sivil toplum aktörleri tarafından yaygınlaştırılan bölgesel sivil toplum, okulda ve okul dışında yerel çözümlere odaklanmış programların uygulanması yoluyla genç sivillerin katılımını desteklemelidir. Programlar Zimbabvi gençliğinin güçlendirilmesi için nitelik ve fırsat yetersizliğine hitap etmelidir. Örneğin sosyal girişimcilik eğitimine çokça ihtiyaç var.

Afrika Birliği, bölgesel bazda Zimbabvi gibi genç katılım konusunda başarılı örnekler sunuyor. Afrika Birliği Derneği tarafından yürütülen Genç Gönüllü Dernekleri gençlere değerli çalışma tecrübesi kazandırırken aynı zamanda onlara Afrika Birliği’ne olumlu katkı sağma şansı da veriyor. AGA Platformun genç katılımı sağlamak ve iyi bir hükümet inşa etmek için birbiriyle bağlantılı bu çabaları Zimbabvi’deki  gençlere fayda sağlaması için yerel olarak da uygulanabilir.

Bölgesel İhtiyaçlarla Küresel Girişimleri Birleştirmek

Birleşmiş Milletler Geliştirme Programı gibi uluslar arası oluşumlar Zimbabvi Hükümeti ile gençliğin güçlendirilmesi konusunda hâlihazırda çalışıyorlar. Hatta Küçük ve Orta Büyüklükteki Girişimler ve Kooperatif Geliştirme Bakanlığı’ndan destek teklifi almak gibi başarı öyküleri yaşandı bile. Bu da gençlerin çeşitli grupları için tarımda doğru sürdürülen daha iyi yaşam koşullarıyla sonuçlandı. Ne var ki nu tür büyük adımlar Zimbabvi eğitim enstitüleri mezunlarının bitmeyen işsizlik konuları tarafından itibarsızlaştırılır.

Küresel bazda ise sürdürülmekte olan barış çözümlemeleri ile BM ve Birleşmiş Milletler Barış İnşası Fonu’nun Genç Girişimciliği Yaygınlaştırması önemli bir gelişme gösterdi. Genç Girişimciliği Yaygınlaştırma oldukça gereklidir. Örneğin gençliğin barış inşası kapasitesini artıracak yaratıcı projelere destek ve güç vermek yönüyle. Tabi biz Zimbabvi gençliği olarak ondan faydalanabilirsek.( Ne yazık ki Zimbabvi, BM Barış İnşası Fonu’ndan yararlanamıyor.)

Bir zamanlar Zimbabvi siyasi bir ada sanılırdı ama öyle değil ve öyle olması da arzulanmamalı. Eğer ülkemdeki yönetim gençlere katılım gösterebilecekleri bir alan sağlarsa ve Afrika Birliği ya da Birleşmiş Milletler gibi oluşumların uygulamaya koyduğu örnekleri takip ederse o zaman belki de gençlerin sokağa dökülmeye duydukları ihtiyaç en aza iner. Ne var ki hükümetin yönetim mekanizması yeterli değil ve yerel örgütlenmelerin gençlik girişimleri –eğer Zimbabvi toplumu için bir değişim yaratmak istiyorsak- son derece önemlidir. Çatışma önlenebilir ancak daha iyi bir yaşam için ülkenin gençlere olan ihtiyacının giderilmesi adına temel adımların sivil toplum ve hükümet tarafından atılması gerekir.

 

Kaynak: http://www.daghammarskjold.se/zimbabwean-youth/ 29.06.2017

 

Çevirmen Hakkında

  
Merve Nur Bayraktar

İstanbul Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler

Kocaeli Üniversitesi İlahiyat 

 

Arkadaşlarınızla Paylaşın:

DNA KEŞFİ, ESKİ MISIRLILARIN GENETİK TARİHİNİ ORTAYA KOYUYOR

DNA KEŞFİ, ESKİ MISIRLILARIN GENETİK TARİHİNİ ORTAYA KOYUYOR

Çeviren: Çisem Zeybekoğlu

Eski Mısırlılar ve onların modern karşılıkları düşündüğünüzden daha az ortak şeye sahipler.

Yani en azından genetik olarak bir grup bilim insanının bulduğuna göre bu böyle.

Tuebingen Üniversitesi’nden araştırmacılar ve Almanya’daki Jena’da İnsanlık Tarihi Bilimi’ne ait Max Planck Enstitüsü, ilk kez Eski Mısırlıların genomunu beklenmedik sonuçlarla çözümledi.

Bulguları Nature Communications’ta yayınlanan çalışma, Orta Mısır’daki Abusir-el Meleq’te bulunan kalıntılarla Yakın Doğu, Anadolu ve Doğu Akdeniz Avrupalılarının Neolitik ve Bronz Çağı popülasyonlarının en yakın genetik akrabaları olduğuna karar verdi.

Modern Mısırlılar karşılaştırıldığında Sahraaltı nüfusu ile çok daha fazla DNA paylaşıyorlar.

Bulgular, yıllardır süren teoriyi başına çevirdi, Mısırlıların bölgenin tarihini yeniden değerlendirmelerine ve sahada çalışan bilim insanlarının yeni araçların kilidini açmalarına neden oldu.

Geçmişteki Hataları Düzeltme

Eski Mısırlılar, Antik Çağ’da en çok araştırılan insanların imtiyaz ve cimriliğine sahiplerdir.  Bilim insanları mezarların ilerisinde çıplak mumyalar bulmuş ve 3000 yıllık dolandırıcılığı açığa çıkarmışlardır.

Bununla birlikte genom verileri çıkarmak bilim insanları için yeni bir sınırdır.

Bilim insanları MÖ 1400 ile MS 400 yıllarına ait 151 mumyadan 166 kemik numunesi aldı. 90’ının DNA’sı ve tam genomunun üç olguda haritası çıkarıldı.

“Daha önce araştırması yapılan mumyaların DNA analizi gerekli bir dozda şüphecilikle yeniden işlem gördü.” diye açıkladı Max Planck Enstitüsü’nden Profesör Johannes Krause. “Bir kemiğe dokunduğunuzda muhtemelen kemikte olandan daha fazla DNA bırakırsınız. Kirlilik büyük bir sorundur… Sadece son beş altı yıldır eski insanların DNA’sını incelemek mümkün hale geldi, çünkü ancak şimdi DNA’nın eski olup olmadığının kimyasal özelliklerini gösterebiliriz.” dedi.  Mumyaların mezarlarındaki ısı ve yüksek nemin DNA’nın bozulmasına sebep olduğunu, ancak yine de bulguların Eski Mısırlılar için ilk güvenilir veri seti olduğunu da belirtti.

Araştırmacılar bin yılı aşkın örnekleri analiz ederek şimdiki Mısırlılardan genetik farklılıklar aradılar. Örneklem kümesinin Akdeniz’in Doğusu’nda bulunan eski Afrikalı nüfus gruplarıyla güçlü bir bağlantı gösterdiğini buldular.

Krause, mitokondriyal genomlara bakarak elde edilen geniş kapsamlı veri setini şöyle anlatıyor: “Bu sadece bir kişinin DNA’sı değil; anne, baba, dede, büyük dede, büyük büyük dede ve onların da dedelerinin DNA’sı.”.

“Yani Sahraaltı Afrikalı soy bulamazsak, bu en azından Orta Mısır için iyi bir temsilci olur.”.

Krause’un hipotezi, çok değilse de Antik Kuzey Mısır’ın Yakın Doğu ile neredeyse aynı olduğu yönünde.

Ancak Güney Mısır için farklı bir durum söz konusu olabilir; nüfus, şimdi Sudan’daki ‘Kara Firavunlar’ın evi olan Nubia’ya daha yakın yaşıyordu.

Tarihi Fetihler

“Abusir el-Meleq topluluğunun genetiği, incelediğimiz 1300 yıllık zaman aralığında önemli bir değişiklik göstermedi.” diyor Max Planck  Enstitüsü’nde grup lideri olan Wolgang Haak.

Bu dönemde Büyük İskender (MÖ 332-323), Ptolemaik Hanedanı (MÖ 323-30) ve Roma kurallarının bir parçası (MÖ 30- MS 641) hüküm sürdü. Spesifik olarak, bu topluluklardaki etnik çizgide evliliğin, sıkı sosyal yapıların ve yasal teşviklerin Mısırlıların genetik duruşuna etki ettiği söylenebilir.

“Bölgeye gelen birçok yabancı istilacı genetik çeşitliliği arttırdı.” diyor Krause. “İnsanlar zamanla Mısır’ın daha Avrupai olmasını bekliyordu, ancak görüyoruz ki tam tersi oluyor.”.

Modern Mısırlıların, incelenen mumyalardan Afrikalı atalarına göre %8 daha fazla soy miras aldıkları bulundu.

Aynı zamanda Nil Nehri boyunca hareketlilik de artan ticarete ve Sahra ötesi köle ticaretine bağlanıyor.

Araştırmacılar yine de ikaz ediyor: “Tüm genetik veriler Orta Mısır’daki tek bir siteden elde edildi, Eski Mısır’ın tamamı için temsilci olmayabilir.”.

Çalışma kapsamı sınırlı da olsa ekip bazı teknik atılımların gerçekleştiğine inanıyor.

Krause: “Önümüzdeki birkaç yıl içinde Eski Mısır mumya genomlarının (haritalarının) bir ton olacağını bekliyoruz.” derken liderlik ettiği takımın birçok grubu takip ettiğini de ekledi.

“Yapabileceğimiz her zaman daha fazla araştırma var. Bu son değil, sadece başlangıç.”.

 

Kaynak: http://edition.cnn.com/2017/06/22/health/ancient-egypt-mummy-dna-genome-heritage/index.html?sr=fbCNN062317ancient-egypt-mummy-dna-genome-heritage1100PMStoryLink&linkId=39051343

 

Çevirmen Hakkında  

Çisem Zeybekoğlu
İstanbul Üniversitesi
Hukuk Fakültesi

Arkadaşlarınızla Paylaşın:
Social media & sharing icons powered by UltimatelySocial