İRAN İSLAM DEVRİMİ

“(Devrim zamanında yapılan) bütün bu fedakârlıkların daha ucuz karpuz alabilmek için olduğuna; genç insanlarımızı daha ucuz konutlar için feda ettiğimize, onurlu bir insanın inanabileceğini kabul etmem mümkün değildir… İran’da kitleler, dünyevi meseleler için değil, sadece Tanrı için savaştılar…”

Ruhullah Humeyni

İran Devriminin simgesi sayılan fotoğraflardan biri; 14 yıl süren sürgünden sonra İran’a dönen Ruhullah Humeyni’nin uçaktan inişi (1 Şubat 1979).

İran Devrimi (İslam Devrimi ya da 1979 Devrimi olarak da tanımlanır; Farsça: انقلاب اسلامی, Engelābe Eslāmi), 1979 yılında İran’ın Muhammed Rıza Pehlevi’nin liderliğindeki otoriter bir monarşiden Ruhullah Humeyni’nin önderliğinde İslam hukuku ve Şii mezhebi görüşlerini esas alan bir İslam cumhuriyetine dönüşümüne neden olan siyasi süreç.

İran Devrimi’nin en büyük nedenlerinden Rıza Pehlevi tarafından başlatılan ve oğlu Muhammed Rıza Pehlevi tarafından devam ettirilen batılılaşma çabalarına karşı muhafazakârların tepkisi, sosyal adaletsizlik ve siyasi baskılara karşı da liberal ve sol çevrelerin tepkisi olduğu söylenebilir.

Hoşnutsuzluk şahın hükümdarlığının ilk dönemlerinde başlamıştı. Ülkenin en önemli zenginlik kaynağı petrol İngilizlerin elindeydi. 20.Yüzyılın başlarına yakın bir zamanda petrol çıkarma hakları gerçek değerinin çok altına satılmıştı Abadan’da bulunan petrol kuyularında çalışan İranlıların çoğu sefalet içinde iken diğer yanda İngilizler lüks bir hayat sürmekteydi. O dönemde İngiliz çalışanlar ile İranlı işçilerin otobüsleri dahi farklıydı. Hatta durum o kadar vahimdi ki bu durum marketlere, kafelere dahi yansımıştı. İranlılar kendi ülkelerinde ikinci sınıf vatandaş muamelesi görmekteydiler.

Bu dönemde ulusalcı başbakan Musaddık ise ülkenin ülkenin petrol zenginliklerini İngilizlerden kurtarıp kamulaştırmayı kendine görev edinmişti.

Muhammed Musaddık

Soğuk savaş ısınırken Musaddık’ın ulusalcılığı İran’ı Sovyet bloğuna yakınlaştırabileceği gerekçesiyle ABD tarafından da bir tehdit olarak görülmeye başlanmıştı. ABD ve İngiltere Musaddık’ı görevden uzaklaştırma konusunda anlaştı.

1953 yılında CIA’nın desteklediği bir askeri darbe ile Şah iktidarı tamamen ele geçirdi. O tarihten bu yana-1978’te 34 milyon olan nüfusa-ordu siyasi polis SAVAK ve işkence yoluyla acımasız bir diktatörlük sürdürdü. Şah rejimi bir avuç zengin ve sonradan görme bir çevrenin lüks yaşamı ve kitleleri hor görmeleriyle yoksulluk içinde kıvranan halkı sürekli bir şekilde kışkırtıyordu.

Şah 1963 yılında kapsamlı modernizasyon programını açıkladı. Beyaz devrim olarak adlandırılan programda kapsamlı sosyal reformların yanı sıra arazi paylaştırması da vardı. Kadınlara da ilk kez oy kullanma hakkı tanındı. Hayatı boyunca batı kültürünün hayranı olan Şah batılı fikirleri empoze etmeye çalıştı.

Muhammed Rıza Pehlevi ve Ailesi

Toprak reformu ile birlikte İran ekonomisinde büyük bir değişim yaşandı. Feodal bir ekonomiden kapitalist modern bir ekonomiye geçildi. Ancak bu reformlar toprak sahiplerinin ve din adamlarının gücünü azalttığı için bu iki kesim tarafından pek hoş karşılanmadı.

Özellikle bir dini lider son derece etkiliydi. Bu kişi Beyaz Devrimin İran’da ki yabancıların çıkarlarını perçinlediğini ve Şii geleneklerini yok ettiğini söylüyordu. Bu lider Ayetullah Humeyni’ydi. Bu devrimde beyaz olan tek şeyin Beyaz Saray etkisi olduğunu söylüyordu.

Humeyni’nin şaha karşı eleştirileri sert ve tavizsizdi. Şah’ın tepkisi de öyle oldu. Humeyni protesto gösterileri nedeniyle üs olarak kullandığı kutsal şehir Kum ’da tutuklandı. Bu Humeyni’nin popülaritesinin arttırdı. Buna karşılık şahın güvenlik güçleri Humeyni yandaşlarının üzerine gitmeye başladı. Bu durum ülke çapında daha fazla protestolara neden oldu. Kutsal olarak görülen bu adamın tutuklanması halkın bam teline basmıştı diyebiliriz. Dini statüsünden dolayı idam edilmeyen Humeyni sürgüne gönderildi.

Humeyni’nin sürgünde olduğu dönem ülkede göreceli bir refah dönemi yaşandı. O an için Humeyni’yi devre dışı bırakan Şah bütün dikkatini İran’da ki sol muhalefete yöneltti. Bütün ülkeyi dolaşarak bu hızla güçlenen komünizm tehdidine karşı uyarılar yaptı. Bunun sonucunda ise devrim sürecinde Humeyni yandaşları ve sol kesim arasında Şah’a karşı birliktelik oluştu.

İran’ın iç güvenlik servisi olan SAVAK bu dönemde toplu tutuklamalar, işkence ve idamlarla halk üzerinde korku ve rahatsızlık oluşturdu. İnsan hakları gruplarının raporlarına göre 1000 civarında siyasi muhalif idam edilmiş,1500 kadarı tutuklanmıştır. Savak’ın yöntemleri Şah’ın rejimine karşı muhalefeti arttırdı. Ancak Şah başarılı bir şekilde gelişmeye devam eden ekonominin politik tahammülsüzlüğünü arka plana atacağını umuyordu.

Şah reform giderlerini karşılayabilmek için OPEC’te aktif bir rol üstlenmiş, petrol fiyatlarının arttırılması konusunda ısrarcı olmuştur. Bu tutumu Washington’da ki eski destekçileri ile arasını açtı.1974 yılında petrolün fiyatına %14 zam yaparak Batı ülkelerinin ekonomisini çökerten Şah başarmıştı. İran yeniden büyük bir güç olmuştu. Artık gelişmekte olan değil gelişmiş bir ülkeydi. Bununla birlikte İran ulus olarak fazla hızlı modernleşme süreci yaşamanın sıkıntılarını çekmeye başladı. Şah’ın petrol gelirlerini reformuna aktarıp harcamaya başlaması ekonomi üzerinde inanılmaz bir etki yarattı. Dengeli bir ekonomiden yüksek enflasyonlu bir ekonomiye geçildi.

Şah artan komünizm tehdidine karşı din adamlarını güçlendirme yoluna gitti fakat bunda da işler planladığı gibi gitmedi. Şah İran’da kendisine muhalif olan herkesi susturuyordu. Bu dönemde Irak’ta sürgünde olan Humeyni ise propagandalarını sürdürmeye devam ediyordu. Şah’ın bu baskıcı yaklaşımları ise halkı ondan tamamen koparmaya başladı. Humeyni, hükümeti ve Şah’ı yok sayan kasetler gönderiyordu ve bu kasetler camilerde halka dinletiliyordu. Böylece kaset devrimi olarak adlandırılan dönem başladı. Halk Humeyni’yi monarşiye karşı tek alternatif olarak gördü.

Ali Şeriati ve Humeyni posteri yan yana Ali Şeriati Devrimin ana felsefecisi olarak kabul edilen ve İslami Marksizm tarzı düşünceler yürütmesiyle ünlenen yazardır.

Bu gergin atmosferde trajik bir olay fitili ateşledi. 1978’de Abadan’da ki bir sinemada yangın çıktı 400 kişi yanarak can verdi. Şah halk ve ilişkiler konusunda yürütülen savaşı öylesine kaybetmişti ki bu yangının hükümet ajanları tarafından çıkarıldığına inanıldı. Bu olayla birlikte binlerce protestocu sokaklara döküldü. Giderek çaresiz kalan Şah sıkı yönetim ilan etti. Halk ve askerler arasında çatışmalar çıkmaya başladı. Bütün politik gruplar devrimi destekleyen konuşmaları nedeniyle Humeyni’nin ismini telaffuz ediyordu.

Şah Humeyni’yi susturmak için o dönemin Irak başbakanı Saddam Hüseyin’den Humeyni’yi sürgün yeri olan Necef’ten uzaklaştırmasını istedi. Ekim 1978’de Humeyni ve ekini Paris’in hemen dışındaki küçük bir kasabaya sığındılar.

Şah 16 Ocak 1979’da bir daha dönmemek üzere ülkeden kaçtı 2500 yıl süren İran monarşisi sona erdi. 16 yıldır sürgünde olan Ayetullah Humeyni’nin ülkeye dönmesi için artık her şey hazırdı. 1 Şubat 1979’da İran’a görkemli bir karşımayla dönen Humeyni, cumhurbaşkanlığına getirildi ve ömür boyu devletin dini ve siyasi lideri olarak kaldı.

Devrim Takvimi 1978

7 Ocak’ta İttila Gazetesinde Humeyni hakkında iftira dolu bir makale yayınlandı.

8 Ocak’ta Kum şehrinde makaleye tepki olarak 4000 öğrenci sokaklara döküldü ve sürgündeki Humeyni’nin dönmesi için eylem yaptı.

9 Ocak’ta eylemler sürdü, halk asker ile çatışmaya girdi.

7 Şubat’ta işçiler greve girdi.

15 Şubat’ta öğrenciler yeniden Şah aleyhine yürüyüş yaptı.

19 Şubat’ta halkın Tebriz’de bankaları, sinemaları, meyhaneleri basması üzerine Şah Rıza Tebriz valisini görevden aldı, Savak’ı etkisiz kalması nedeniyle kınadı.

20 Şubat’ta Tebriz halkı hükümet tarafından hain ilan edildi.

3 Mart’ta Şah BBC’ye yaptığı açıklamada Kum ve Tebriz olaylarının ” komünistler ve gericilerin ” birleşmesinin sonucu olduğunu iddia etti.

20 Mart’ta İngiltere Savunma Bakanı, İran’a gelerek Şah’a silah ve tank satmakla ilgili görüşmeler yaptı.

5 Nisan’da polisler “çok yaşa Şah” diye bağırmayı ret eden iki din adamını öldürdü.

10 Nisan’da hapishanelerdeki tutuklar yoğun işkenceye karşı açlık grevine başladı.

17 Nisan’da İngiltere Savunma Bakanı: ” Şah rejimini destekleyeceğiz; zira Şah devrilirse, İngiltere’nin çıkarları tehlikeye düşecektir ” dedi.

5 Mayıs’ta İmam Humeyni, Le Monte muhabiriyle yaptığı görüşmede; ” komünistlerle işbirliği yapmayacağız” dedi.

15 Mayıs’ta genel grevler başladı.

4 Ağustos’ta Şah olayların kötüye gitmesi üzerine Savak’ın yetkilerini kısıtlayacağını ve yeni partiler kurulacağını ilan etti.

14 Ağustos’ta İsfahan’da sıkıyönetim ilan edildi.

23 Ağustos’ta Şah’ın bir komplosu sonucu bir sinema dolusu insan yanarak öldü.

7 Eylül’de artık iyice yaygınlaşmış olan gösterilerde halk ve asker yakınlaşmaya başlamıştır. Halk askere çiçekler atar ve ” askerler kardeşimiz, Humeyni liderimiz ” sloganı atmaya başlar.

8 Eylül’de Kanlı Cuma diye bilinen olay gerçekleşir. Halk ve askerin yakınlaşması üzerine, orduda bölünme olma ihtimaline karşı hükümet sıkıyönetim ve sokağa çıkma yasağı ilan etti. Ancak binlerce insan yürüyüşe başladı. Jale Meydanı’na gelindiğinde, askerler üzerlerine ateş açtı. Çocuk, kadın, yaşlı binlerce kişinin öldüğü bu olay Kanlı Cuma olarak anıldı.

6 Ekim’de İmam Humeyni, Necef’ten Fransa’ya gitmek zorunda kaldı.

24 Ekim’de ilköğretim ve lise öğrencileri Tahran Üniversitesinde namaz kılarak eylem yaptı.

26 Ekim’de Humeyni her türlü uzlaşmayı ret etti.

4 Kasım’da Şah yürüyüş yapanları kurşuna dizdirdi.

1978 yılı böyle bitip, yıl 1979’a gelindiğinde;

6 Ocak’ta greve gitmiş olan basın, Humeyni’nin emriyle Şah’ın cinayetlerini yazmak için grevi bıraktı.

8 Ocak’ta işlenen cinayetler nedeniyle Humeyni genel yas ilan etti. Aynı gün Şah’ın askeri ve Başbakan’ı Azhari İran’dan kaçtı.

13 Ocak’ta Humeyni tarafından ilk İslam İnkılap Şurası kuruldu.

16 Ocak’ta Şah İran’dan kaçtı.

1 Şubat’ta Humeyni 15 yıllık sürgünden sonra İran’a döndü.

5 Şubat’ta Humeyni Mehdi Bezirgân’ı başbakan olarak atadı.

11 Şubat’ta inkılap zafere ulaştı.

11 Nisan 1979’da İran İslam Cumhuriyeti resmen kuruldu.

İran’ın devrimden sonraki bayrağı. Humeyni’nin emriyle şahlığın simgesi olarak düşünülen amblem kaldırılmış ve “Allah” yazısı amblem şekline getirilmiş ayrıca devrimin zafere ulaşmasının tarihi olan, İran takvimine göre 22 Bahman(11 Şubat)i simgeleyen 22 kez “Allah-u Ekber” yazısı bayrağa ilave edilmiştir.

Devrim sırasında ilk önce liberal, sol ve dini gruplar Şah’ı devirmek için birleşmiş, Şah’ın devrilmesinden sonra ise iktidara yükselen Ayetullah Humeyni, muhalif liderleri ve grupları ortadan kaldırmış veya sindirmiştir. Devrim sürecinde farklı gruplar şahı devirme amacıyla birleşmiş, İslamcılar bu süreç içinde güçlenerek devrimi bir İslam Devrimi’ne dönüştürmüş, demokrasi sloganıyla solcu, muhafazakâr, aydın grup ve halkı birleştirmişlerdir. Zafere ulaştıklarında ise diğer grupları saf dışı bırakarak muhaliflere karşı baskıcı bir yönetimi tercih etmişlerdir. Devrim sonucunda Iran bayrağından yüz yıllar ve kimi yazara göre binlerce yıldır Iranın simgesini oluşturan Aslan ve Güneş amblemi kaldırılmış yerine İslam cumhuriyeti amblemi olan “Allah” yazısının logo şekli konmuş ve çeşitli itirazlara neden olmuş ancak varlığını günümüze kadar sürdürmüştür

Kaynakça

Iran Awakening- Şirin EBADİ

Şah’ın Bütün Adamları-Stephen-Kinzer

İslam Devriminin Kökleri- Hamid Algar

Bizi sosyal medyada takip edin
Arkadaşlarınızla Paylaşın:

Bize Katılın

Siz de bizimle gönüllü olarak çalışmak ister misiniz?
İletişim formunu doldurun, sizinle irtibata geçelim.

İletişim Formu İçin Tıklayın

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Social media & sharing icons powered by UltimatelySocial