Ana Sayfa / YAZILARIMIZ / Tarih / İkinci Dünya Savaşı’nda Türkiye Ekonomisi

İkinci Dünya Savaşı’nda Türkiye Ekonomisi

 

Yazan: Emre ATAN 

1.Giriş

20. yüzyıl, dünya dengelerini değiştiren insanlık tarihinin en kanlı savaşına sahne olmuştur. Henüz 16 yıllık genç bir cumhuriyet olan Türkiye bu savaşa fiilen girmemiş fakat gerek ekonomik gerekse coğrafi konumundan dolayı savaşın etkilerini hissetmiştir.

İkinci Dünya Savaşı’nın hemen öncesinde 1938 yılı Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin malî durumuna bakacak olursak: 

 

    
Bütçe Geliri 

 

250 Milyon Lira 
Bütçe Gideri 

 

248 Milyon Lira 
İhracat 

 

137.9 Milyon Lira 
İthalat 

 

114.3 Milyon Lira 

 

 

1938 yılındaki devlet bütçesi yani gelir 250 Milyon liradır. Aynı yılın gider toplamı ise 248 Milyon 300 bin liradır. Yani bütçe 1.7 Milyon lira fazla vermiştir. [1]  

Dış ticaret de devlet maliyesi gibi iyi durumdadır. 1937 yılında 114.3 Milyon liralık ithalat yapılmışken 137.9 Milyon liralık ihracat yapılmıştır. Yani yaklaşık 24 Milyon liralık ticaret fazlası vardır.[2] 

1939 yılından itibaren de savaş sebebiyle devlet bütçesinde savunma harcamalarına ayrılan oranın arttığı görülmektedir. 1934 bütçesinde milli savunmaya %30 oranında bütçe ayrılırken, savaş yıllarında olağanüstü ödenekler dahil olmak üzere bütçenin yarısından fazlası savunmaya ayrılmıştır. Örnek olarak 1941 yılında Türkiye, askerî harcamalara 302 Milyon lira harcamıştır.[3]

 1 Eylül 1939’da Almanya’nın Polonya’yı işgali ile resmen başlayan savaş ile Türkiye sürekli tehdit ve baskı altında olmuştur. Üreten nüfus silahaltına alınmış, üretim düşmüş ayrıca silahaltındaki askerin ihtiyaçları da bütçeye ek yük oluşturmuştur. 

 

 2.Milli Korunma Kanunu

Devletlerin savaş sırasında ekonomiyi ayakta tutmak, karaborsacılığı ve kıtlığı engellemek için uyguladığı politikalar vardır. Türkiye’de bunların temeli ve ilki Milli Korunma Kanunu’dur. Bu kanunun temelleri dönemin ekonomi bakanı Hüsnü Çakır tarafından “İktisadî Müdafaa Kanun Tasarısı” ile atılmıştır. Daha sonra Başbakan Refik Saydam döneminde 18 Ocak 1940 tarihinde kabul edilerek yürürlüğe girmiştir.  

Kanunun amacı 1.maddede: “Fevkalade hallerde Devletin bünyesinin İktisat ve Milli Müdafaa bakımından takviye maksadıyla İcra Vekilleri heyetince, bu kanunda gösterilen şekil ve şartlar dairesinde vazife ve salahiyetler verilmiştir.”. Bu demektir ki, kanun ile yukarıda bahsedilen fevkalade hallerde, yani genel ve kısmî seferberlik, devletin bir harbe girme olasılığı ve diğer olağanüstü durumlarda Bakanlar Kurulu’na çok geniş yetkilerle donatılmıştır.[4] Hükümet ve belediyeler tarafından saptanan fiyatlara uymayanlara ve mal stok edenlere ağır cezalar getirilmiştir.[5] 

Kanuna göre Hükümet, halk ve ulusal güvenlik gereksinimlerini karşılayabilecek miktarda üretim yapmaları için sanayi, maden şirketleri ve küçük sanat kooperatiflerini kontrol edebilecek, bunları istediği gibi yönlendirebilecek ve bu amaca yönelik olarak şirketlere kredi, malzeme ve işçi temin edebilecekti. Ayrıca üretilen ürünleri bedelini ödeyerek satın alabilir ya da el koyabilirdi.[6] 

Özetleyecek olursak Milli Korunma Kanunu ile devlet ekonomik hayatta her konuya istediği gibi müdahale edebilir duruma gelmiştir. Karne uygulaması ve varlık vergisi gibi uygulamaların tamamı bu kanuna dayanmaktadır. 

Her ne kadar bu kanun her türlü halkı zorlayacak durumların önüne geçmek için çıkarılmışsa da istenen olmamıştır. Çünkü savaş yıllarında stokçuluk ve karaborsacılık engellenememiş ve bundan bazı tüccarlar ve toprak ağaları usulsüz yoldan zenginleşmiş, halk daha da fakirleşmiştir. [7] Ve 1942 yılının sonunda kamuoyunun tepkisini azaltmak, gelir elde etmek ve sosyal adaleti tesis etmek için Saraçoğlu hükümetince çok tartışılan bir vergi getirilmiştir. 

 

3.Varlık Vergisi 

Varlık Vergisi ile amaçlanan üç hedef vardır. Sosyal adaleti sağlamak, devlete yeni kaynak yaratmak ve resmi olarak söylenmese de gayrimüslim zengin sınıfı tasfiye edip Türk zenginlere yer açmaktır. Başbakan Şükrü Saracoğlu: “Kanun, muhtekirleri, harp zenginlerini ve özellikle azınlıklardan olan vurguncuları hedefliyor. Böylece piyasaya egemen olan yabancılar ortadan kaldırılarak Türk piyasası Türklerin eline verilecektir.” demiştir.  

Varlık Vergisi’nin alınacağı kişiler: tüccarlar, büyük çiftçiler ve kıymetli emlak sahipleriydi. Kanuna göre il ve ilçe merkezlerinde komisyonlar kurulacak ve vergi, bu komisyonlarca toplanacaktı. Bu verginin dikkat çeken kısımları; kimin ne kadar vergi ödeyeceğini komisyonun belirlemesi, komisyon kararlarının kesin olması, vergi ödeme süresinin 15 gün olması ve eğer belirlenen vergiler ödenmezse mükelleflerin “bedenen çalıştırılması” gibi maddelerdir.[8]   

Çalışma mükellefiyeti için seçilen yer Aşkale’dir. 32 kişilik ilk kafile 27 Ocak 1943 tarihinde İstanbul’dan yola çıkmıştır. Çalışma kamplarına gönderilmek üzere ülke genelinde ilk 8 ayda 2.057 kişi gözaltına alınmış, bu gruptan 657 kişi toplama merkezinde beklerken vergilerini ödemişler, bir kısmı ise Aşkale’de iken ödemişlerdir. 21 kişi ise borçlarını ödeyemeden ölmüştür.[9] 

1942 Kasım’ında Varlık Vergisi uygulaması Türkiye’nin her yerinde başlamıştır. Ancak uygulamadaki zorluklar ve sıkıntılar da aynı zamanda başlamıştır. Öncelikli sıkıntı kimin ne kadar vergi ödeyeceğidir. İstanbul’da kurulan üç komisyon acele ile vergi alınacak kimseleri belirlemeye başlamıştır. Bunun sonucunda dört grup belirlenmiştir: Müslümanlar, Ecnebiler, Dönmeler ve Gayrimüslimler şeklindedir. 

Müslümanlar mal varlıklarının %12.5’lik, Ecnebiler (Yabancı uyruklu Gayrimüslimler) %12.5’lik, Dönmeler (Din değiştirip Müslüman olanlar) %25’lik, Gayrimüslimler ( Ermeni, Rum, Yahudiler) ise mal varlıklarının yarısını vergi olarak ödemek zorunda bırakılmışlardır.[10] 

Varlık Vergisi ile doğrudan ilgili olarak gayrimenkul sahiplerinin kendilerinin yaptığı satışlarda toplam gayrimenkul adedi 543, toplam değeri ise 11 milyon lira civarındadır.[11] 

 

 

 

 

 

 

Azınlık Şirketleri 

SATILAN GAYRI 

MENKULLERİN DEĞERİ TL 

 

 

 

1,110,375 

SATILAN GAYRI 

MENKUL SAYISI 

 

 

 

4 

TOPLAM SATIŞLARA ORANI 

 

 

 

%10 

 
 

Yahudiler 

 

 

4,404,820 

 

151 

 

%39 

 
Ermeniler 

 

 

3,275,747 

 

211 

 

%29 

 
Rumlar 

 

 

1,110,375 

 

124 

 

%12 

 
Yabancılar 

 

 

605,700 

 

27 

 

%5 

 
Diğer Azınlıklar 

(Bulgar, Rus vs.) 

 

37,700 

 

7 

 

%3 

 
Müslümanlar 

 

 

283,167 

 

13 

 

%2,9 

 
 

TOPLAM 

 

 

11,077,949 

 

543 

 

%100 

 

 

 Belirlenen vergilerin %87’si gayrimüslimlerden, geri kalanı da diğer gruplardan tahsis edilmiştir. Bu kanun ile 114.368 kişiden 315 Milyon lira vergi tahsil edilmiştir ki bu o dönem ki devlet bütçesinin üçte birine denk gelmektedir.[12] 

Varlık Vergisi’nin ekonomik anlamda devlete katkısı olsa da sosyal olarak sıkıntılara yol açmıştır. 1943 yılında azınlıklar bu vergiyi ödeyebilmek için evlerini ve işyerlerini satmak zorunda kalmışlardır. Birçok azınlık mensubu göç etmek zorunda kalmış 1945-1950 yılları arasında göç miktarı neredeyse %50’ye ulaşmıştır. Bu durum piyasalara da yansımış, özellikle ithalat ve ihracatta faaliyet gösteren gayrimüslim girişimcilerin piyasadan çekilmesi ve üretimin düşmesi gibi sorunlar ortaya çıkmıştır.[13]  

4.Toprak Mahsulleri Vergisi

 

Bu verginin amacı devletin, ordunun ve büyük kentlerin beslenmesi için gerekli gıda maddelerini piyasada arz-talep mekanizması yaratmadan karşılayabilmesini sağlamaktır. [14] 

Yasanın 1.maddesine göre ülkede yetişen hububat bakliyat gibi toprak mahsulleri vergiye tabi hale getirilmiştir. Bu vergiden elde edilen gelirlere bakılacak olursa:[15] 

 

YILLAR 

 

Vergi Hasılatı 

( bin TL) 

Vergi Kapsamındaki Ürün ( Ton) 

 

Hububat 

 

Vergi Kapsamındaki Ürün ( Ton) 

 

Bakliyat 

1943 

 

59.663  2.739.296  55.458 
1944 

 

47.275  4.426.864  101.554 
1945 

 

56.855  2.909.570  67.630 

 

 5. Savaş Yıllarında Karaborsacılık

 

İkinci Dünya Savaşı’nın başlamasıyla beraber Türkiye’de ithalat imkanlarının azalması ile ihtiyaçların iç pazardan karşılanması zorunluluğu doğmuştur. Bu durum halkın ihtiyacı olan mallardan başta buğday, arpa ve yulaf olmak üzere birçok ürünün devlet tarafından alınmasını ve stoklanmasını gerektirmiştir.  

Bu durum piyasada bulunan malların azalması sonucunu doğurmuş ve bundan yararlanmaya çalışan karaborsacılar ortaya çıkmıştır. Genelde tüccar olan bu kimseler, malları saklayıp fiyatları yükseltmişler ve krizi fırsata çevirmişlerdir.[16]  

Karaborsacılık sebebiyle halkın temel tüketim maddelerinde yüksek oranda pahalılık olmuştur. Örnek olarak: 

  • Ekmek 1938 yılında 5 Kuruş iken 1943 yılında 38 Kuruş 
  • Şeker 1938 yılında 28 Kuruş iken 1943’te 338 Kuruş 
  • Zeytinyağı 1938’de 51 Kuruş iken 1943’te 231 Kuruş 
  • Odun 1938’de 370 Kuruş iken 1943’te 1316 Kuruş 
  • Kömür 5 Kuruş iken 12 Kuruşa yükselmiştir.[17] 

 

Hükümet ise karaborsacılığı engellemek için bazı önlemler almıştır. Gıda maddelerinin ihracatını ve toptan satışını durdurmuş, karaborsacılığı engellemek için Men’i İhtikâr Mahkemeleri kurmuş ve bu suçu işleyenleri cezalandırmıştır. Örneğin 1942 yılı mart ayında İstanbul’da bir depoda yapılan aramalarda mal saklayan iki karaborsacı yakalanmış ve üç yıl sürgün ve 1000’er lira para cezası ile cezalandırılmışlardır.[18]  

 6. Karne Uygulaması

İnönü Hükümetleri her ne kadar önlem almaya çalışmışsa da fiyatların artmasına, şehirlerde un sıkıntısının yaşanmasına ve halkın ihtiyaçtan fazla ekmeği stok yapmasına engel olamamıştır. Bunun üzerine karne ile ekmek dağıtılması uygulaması getirilmiştir. Bu uygulama ilk olarak 14 Ocak 1942’de başlamıştır. Bu uygulama ekmek dışında pirinç, yağ gibi temel ihtiyaç malzemelerini de kapsamıştır.[19] Bu sistemde: 

  • 7 yaşına kadar olan çocuklara 187.5 gram  
  • 7 yaş üstü vatandaşlara 375 gram  
  • Askerlere ise 900-1000 gram verilmesi kararlaştırılmıştır. 

Savaş kıtlığı devam edince bu miktarlar %20 oranında azaltılmış hatta bir gün tam ekmek diğer gün yarım ekmek şeklinde verildiği zamanlar olmuştur.20 Ekmek karnesi uygulaması doğal olarak halkın hoşuna gitmemiş fakat verilere göre %20 oranında tasarruf sağlanmıştır.[21] 

Ayrıca bu uygulama ile buğday ve ekmeklik hububat unlarından ekmek dışında unlu maddelerin yapılması yasaklanmıştır. Lokantalarda, resmi dairelerde ve özel kesim tarafından işletilen yemekhanelerde hamur işleri yasak maddeler arasına alınmıştır.[22] 

 7. Dünyada Uygulanan Bazı Ekonomik Tedbirler

Milli Korunma Kanunu, Varlık Vergisi, Toprak Mahsulleri Vergisi ve Ekmek Karnesi gibi uygulamalar sadece Türkiye’ye has bir durum değil savaşa katılan ya da katılmayan birçok ülkede benzerleri görülen tedbirlerdir. 

Örneğin Almanya’da giysi satın almak kupon sistemine bağlanmıştır. Sıkı fiyat kontrolü uygulanmış, kanunlara uymayanlar idam dâhil en ağır cezalarla cezalandırılmışlardır. Et tüketimi 1942’de 300 grama, 1943’te 100 grama indirilmiştir.[23] 

ABD’de savaş başlayınca benzin, şeker ve et karneye bağlanmıştır. Şirketlerin kazançları %94 oranında vergilendirilmiş ve bu vergiye de Varlık Vergisi (Wealth Tax) adı verilmiştir.[24]  

Benzer uygulama İsviçre’de de yapılmış tüketim vergilerinin yanında “Tek Vergi” adı altında servet vergisi alınmıştır. Fransa’da vergiler artırılmış, Yunanistan’da “Servet Vergisi” uygulanmıştır.[25] 

 8. Sonuç

Sonuç olarak Türkiye savaş dışı kalmayı başarmışsa da ekonomisi savaşın ağır şartlarından etkilenmiştir. İthalatın daralması, erkek nüfusunun önemli bir kısmının silahaltında olması sebebiyle 1939-1945 yılları arası milli gelirin daraldığı yıllar olmuştur. Milli gelir %6, Sanayi üretimi %.5.5 ve tarımsal üretim % 7.1 düşmüştür.[26]  Öyle ki fiilen savaşa dahil olan Avrupa devletlerinin yanı sıra Türkiye de savaş sonrası dış yardım almak zorunda kalmıştır. Her şeye rağmen savaş boyunca Alman ve/veya Sovyet işgaline uğramaması ve savaşı sadece ekonomik/sosyal buhranlarla atlatması Türkiye için bir avantajdır. 

 

 9. Kaynakça 

 

Kitaplar 

  1. BAYDAR, Ertuğrul, İkinci Dünya Savaşı İçinde Türk Bütçeleri, Maliye Bakanlığı  Tetkik Kurulu Yayını No:195, Ankara, 1978. 
  2.  ÇAKMAK, Haydar, Türk Dış Politikası (1919-2012), Platin Yayınları, Ankara, 2008. 
  3.  METİNSOY, Murat, İkinci Dünya Savaşı’nda Türkiye: Gündelik Yaşamda Devlet ve Toplum, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, İstanbul 2008. 
  4. TEKELİ, İlhan- İLKİN, Selim, İktisadî Politikaları ve Uygulamalarıyla İkinci Dünya Savaşı Türkiyesi, İletişim Yayınları, İstanbul 2014. 
  5.  YENAL, Oktay, Cumhuriyet’in İktisat Tarihi, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, İstanbul 2018. 

Tezler 

  1. ÇILDIR. Bülent, 2.Dünya Savaşı Dönemi İktisadi Tedbirlerinden Varlık Vergisi, Gazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Tarih Anabilimdalı, (Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi), Ankara 2002. 

 

Makaleler 

  1. DOKUYAN, Sabit, İkinci Dünya Savaşı Sırasında Yaşanan Gıda Sıkıntısı ve Ekmek Karnesi Uygulaması, Turkish Studies, Ankara, 2013. 
  2. İNCİ, İbrahim, İkinci Dünya Savaşı Yıllarında Türkiye’de Varlık Vergisi Uygulaması, CBÜ Sosyal Bilimler Dergisi, Cilt: 10, S.2, Yıl: 2012. 
  3. ÖZKAN, M. Selçuk, TEMİZER, Abidin, “İkinci Dünya Savaşı Yıllarında Karaborsacılık”, Uluslararası Sosyal Araştırmalar Dergisi, 2009. 
  4. ÖZTÜRK, İbrahim Mert, “İkinci Dünya Savaşı Türkiye’sinde Olağanüstü Ekonomik Kararlar: Milli Korunma Kanunu ve Varlık Vergisi”, Ankara Üniversitesi Dil-Tarih ve Coğrafya Fakültesi Tarih Araştırmaları Dergisi, Cilt: 32, S:54.
  5. TURAL, Mehmet Akif, 2.Dünya Savaşı Sırasında ve Bitişinde Türkiye Ekonomisi, Prof. Dr. Abdurrahman Güzel Armağanı: Türkçenin Eğitim ve Öğretimi, Ankara 2013 

   10.  Dipnotlar

[1] Ertuğrul Baydar, İkinci Dünya Savaşı İçinde Türk Bütçeleri, Maliye Bakanlığı Tetkik Kurulu Yayını No:195, Ankara, 1978, s. 33-34.

[2] Baydar, s.36.

[3] Baydar, s.45.

[4] İbrahim Mert Öztürk, “İkinci Dünya Savaşı Türkiye’sinde Olağanüstü Ekonomik Kararlar: Milli Korunma Kanunu ve Varlık Vergisi”, Ankara Üniversitesi Dil-Tarih ve Coğrafya Fakültesi Tarih Araştırmaları Dergisi, Cilt: 32, S:54, s. 140.

[5] Oktay Yenal, Cumhuriyet’in İktisat Tarihi, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, İstanbul 2018, s. 90.

[6] Öztürk, s. 141.

[7] Öztürk, s. 143.

[8] İbrahim İnci, “İkinci Dünya Savaşı Yıllarında Türkiye’de Varlık Vergisi Uygulaması”, CBÜ Sosyal Bilimler Dergisi, Cilt: 10, S.2, Yıl: 2012, s. 279.

[9] İlhan Tekeli, Selim İlkin, İktisadî Politikaları ve Uygulamalarıyla İkinci Dünya Savaşı Türkiyesi, İletişim Yayınları, İstanbul 2014, s. 48

[10] Öztürk, s. 150.

[11] Bülent Çıldır,  2.Dünya Savaşı Dönemi İktisadi Tedbirlerinden Varlık Vergisi, Gazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Tarih Anabilim Dalı, (Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi), Ankara 2002, s. 93.

[12] Öztürk, s. 153.

[13] Öztürk, s.149-155.

[14] Tekeli, İlkin, age, s. 52.

[15] Tekeli, İlkin, age, s. 58

[16] Selçuk Özkan, Abidin Temizer, “İkinci Dünya Savaşı Yıllarında Karaborsacılık”, Uluslararası Sosyal Araştırmalar Dergisi, 2009, s. 320.

[17] Özkan, Temizer, s. 321.

[18] Özkan, Temizer, s. 323.

[19] Özkan, Temizer, s. 324.

[20] Sabit Dokuyan, “İkinci Dünya Savaşı Sırasında Yaşanan Gıda Sıkıntısı ve Ekmek Karnesi Uygulaması”, Turkish Studies, Ankara, 2013, s. 202.

[21] Dokuyan, s. 202.

[22] Murat Metinsoy, İkinci Dünya Savaşı’nda Türkiye: Gündelik Yaşamda Devlet ve Toplum, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, İstanbul 2008, s. 118.

[23] Mehmet Akif Tural, 2.Dünya Savaşı Sırasında ve Bitişinde Türkiye Ekonomisi, Prof. Dr. Abdurrahman Güzel Armağanı: Türkçenin Eğitim ve Öğretimi, Ankara 2013, s. 167

[24] Tural, agm, s. 168

[25] Tural, agm, s. 168.

[26] Haydar Çakmak, Türk Dış Politikası (1919-2012), Platin Yayınları, Ankara, 2008, s. 413.

Yazar Hakkında:

EMRE ATAN / TESA Tarih Masası Yazarı

Gazi Üniversitesi 

Tarih Bölümü Mezunu 

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir