Hayata Tutunmaya Çalışan Çocuk: Muhammed

Bu çevirim, 10 yaşındaki bir Suriye’li çocuğun hayat hikayesini konu alan bir belgeselin İngilizce altyazı çevirisidir. Çeviriyi okuduktan sonra belgeseli aşağıdaki linkten izlemenizi tavsiye ediyorum. İyi okumalar ve iyi seyirler diliyorum.

”Okulumu özlüyorum, çünkü okulum çok güzel. Arkadaşlarımı özlüyorum.  Her zaman bir arada oyun oynardık. Ve kardeşlerimi özlüyorum. Kardeşim olmadan yaşayamam. Kardeşimi seviyorum ve aynı şekilde o da beni sever. Kız kardeşimi de çok severim.”

”İlk başlarda restaurant nerede bilmiyordum. Babam burada çalışır. Babamı çalışırken gördüğümde, ben de onunla çalışmak istiyordum. Finansal olarak aileme yardım etmem gerektiğini hissediyordum. Babam günlük 7 dolara çalışıyordu. Bu yeterli değildi. Hatta masraflarımızı bile karşılamıyordu. Kiramız 200 dolardı. Bu çok pahalıydı ve paramız buna yetmiyordu.”

Dönerci dükkanı sahibi: Hadi oğlum hadi, çalışmak utanılacak bir şey değildir. Bir gün sen de iyi bir tavuk kızartma şefi olacaksın.”

”Babamla çalışmayı seviyorum. Daha önce bilmediğim şeyleri öğretir bana. Bazen diğer işçilerle şakalaşırız. Patronum beni kendi oğlu gibi sever. Bir gün bizimle şakalaşıyordu. Kendi erkek yeğeni üzerine hardal ve ketçap attı. Erkek yeğeni bir gün bana: ‘’niçin ben hamburger yaparken bana bakmıyorsun?’’ dedi. Önüne patates kızartması koydu. Biz eğlenceliydik. İnsanlar bize bakar ve biz de gülerdik. Bazen çalışmayı istemiyor hissine kapılıyordum. Ama gece olunca, tekrar çalışmayı sevdiğimi anlıyordum.”

”Bazen üzülüyordum. Çünkü çocuklar oyun oynarken ben çalışmak zorundaydım. Ben çalışırken, birileri her zaman dışarı gider ve oyun oynar. Ağlayacakmışım gibi hissediyorum.”

”Benim adım Muhammed Adnan Tawous. Aslen Halep’liyim. Lübnan’a gelmeden önce ailem yaklaşık 20 yıl Damascus’ta yaşadı. Kardeşlerim eğitim merkezinde ders çalışıyorlardı. Ben de izinli günlerimde onlarla eğitim merkezine giderdim. Mutluydum çünkü diğer çocukları oynarken gördüm. Ben de merkezde okumak istediğime karar verdim. Merkeze geldiğimde çok eğleniyorum. Okulu seviyorum çünkü önceden bilmediğimiz şeyleri öğretiyorlar. Daha önce Arapça alfabeyi bilmiyordum. Öğretmenlerim bana öğretti. İngilizce alfabesini de bilmiyordum. Öğretmenlerim onu da öğretti bana. Öğretmenlerimiz bize hiç vurmaz. Bize karşı çok nazikler. Hiç arkadaşım yoktu. Fakat okula gitmeye başladığımda, bir şeyler öğrenmeye başladığımda kendime arkadaşlar da edindim. Birlikte hep beraber, aynı şekilde kardeşlerimle de beraber oynarız. Kardeşlerimi çok severim. Beraber oynarız. Bisiklet süreriz ve bilgisayar oyunları oynarız. Bizi rahatsız edecek bir şey yoktu. Eğer bizden biri oynamak istemiyorsa hiç kimse oyun oynamaz. Bazen sıkılırdık. Bazen kavga ederdik. Bunlar nasıl kardeşler? Kardeşlerim benim en iyi arkadaşlarımdır. Savaş sırasında kendim için değil, onlar için korkardım. Bir şeyler olduğunda, onlar hakkında endişeleniyordum. Küçük kardeşim silah sesi duyduğunda uzaklara kaçar. Ben de ona: ‘’Bekle ! koşma.’’derdim. Yani bir kurşunla vurulmayacaktı. Okulda ateş etmeye başladıklarında, onları sınıflarından almaya gittim. Sonrasında hemen koştuk.  Olaylar başladığında, öğretmenlerimiz bize ders vermeyi bıraktı. Bizler için korkuyorlardı. Okul sonra kapandı. Biz de okula gidemedik. Sonra okul bombalandı. Ertesi gün kız kardeşimin yol üzerindeki evindeydik. Okulun yanından geçtik. Yanmış ve yıkılmıştı. Ağlıyormuş gibi hissettim.”

”Ölü bedenler gördüm. Onları bir evin arkasına atmışlardı. Burada hiç kimse yaşamıyordu. Bir ceset gördüm. İki gözünün arasından vurulmuştu. Başka bir adamın cesedini daha gördüm. Beyni yapışkan halde başından dışarı çıkmıştı. Ölü bedenlerin yanına yaklaşmamıza izin verilmiyordu. Cesetlerin yükseleceğini ve üzerime zıplayacağını hayal ederdim. Ama buna alıştım. Artık korkmuyordum.”

”Buradan birçok Suriyeli ayrıldı. Birçoğu da Suriye’de öldü. Yakın arkadaşlarım vardı. Bayramın ilk günüydü. Arkadaşımla birlikteydim. Biraz Falafel almaya gidiyorduk.(Ortadoğu ülkelerine ait bir çeşit köfteye benzer yemek.) Sonra arkadaşıma yakın olan bir bomba patladı. Arkadaşım havaya fırladı. Patlamanın basıncını hissettim. Arkadaşım bana: ‘’ Burada kalmak istiyorum ve misketlerimi topla.’’dedi. Ben de ona: ‘’Tamam. Falafel almaya gideceğim ve beni burada bekle.’’dedim. Patlamanın basıncını hissediyordum. Keşke onunla ölseydim… Kimse savaşı sevmez. Neden bunu yapıyorsunuz? Bu adil mi?  Kardeşlerimi öldürüyorsunuz !!!

Not: Haberin kaynağında yer alan bölümde Muhammed için kısa bir mektup yazmanızı tavsiye ediyorum. O çocukların, sizin onlara yazacağınız yazılara ve psikolojik anlamda desteklerinize ihtiyaçları var. Hem de binlercesinin. Onlar, hayalleri ve hayatları işgalci güçler tarafından çalınan, evlerinden ve okullarından ve ülkelerinden mahrum bırakılan çocuklar. Çocuk değiller aslında onlar… Koca yürekli, cesur ve korkusuz küçük birer adamlar…

Belgeseli aşağıdaki linkten izleyebilirsiniz.

Kaynak: http://lifeonhold.aljazeera.com/#/en/portraits/mohammad/vignette

Çeviren hakkında

Mervan Nazım
İstanbul Üniversitesi
Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler
2016 mezunu

Bizi sosyal medyada takip edin
Arkadaşlarınızla Paylaşın:

Bize Katılın

Siz de bizimle gönüllü olarak çalışmak ister misiniz?
İletişim formunu doldurun, sizinle irtibata geçelim.

İletişim Formu İçin Tıklayın

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Social media & sharing icons powered by UltimatelySocial