Güç ve Uluslararası İlişkiler / David A. Baldwin 10. Bölüm

İngilizce aslından çeviren: Feyza Nur ATABAY

Yapısal ve İlişkisel Güç

İlişkisel güç kavramı, hem yapısal güç çalışmalarını görmezden geldiği için hem de yapısal güç kavramını dikkate almadaki sözde yeteneksizliği sebebiyle eleştirilmekteydi(Guzzini, 1993, 2000; Strange, 1988). Yapısal güce, insan varlığıyla alakasız ya da ilişkisel olmayan güç fikrine dayalı olarak bakıldığı ölçüde, yapısal güç ve ilişkisel gücün temel olarak farklı güç çalışmaları yaklaşımları olduğunu söylemek adil olacaktır. Ayrıca, ilişkisel güç kavramı, güç yapılarını dikkate almada oldukça yeteneklidir.

Eğer yapısal güç istemsiz/kasti olmayan gücü ya da yapıların kontrolü ve/ve ya oluşturulmasına ilişkin gücü ifade ediyorsa (Guzzini, 1993; Krasner, 1985; Strange, 1988), ilişkisel güç kavramına alternatif bulma ihtiyacı yoktur. Yukarda söz edildiği gibi, ilk anlam, güç kavramından kastiliğin çıkarılmasıyla halledilebilir. Ve yapısal gücün ikinci anlamı, uygun kapsam ve alan belirlemeleriyle kolayca açıklanabilir. Yapıların kontrolü ve/ve ya oluşturulması, belirli kapsam ve alanın etkisine basit bir örnektir.

Güç yapıları çalışmaları, eğer böyle yapıların, tek boyutlu ve yekpare olarak betimlenmesi ve kapsam ve alan olarak tanımlanmamış olmaları durumunda ilişkisel güç kavramı için zorluklar yaratır. Bundan dolayı, eşit derece bütün konu başlıklarına ve bütün alanlara hakim olan tek bir güç yapısı fikrini, ilişkisel güç kavramıyla uzlaştırmak zordur. Uluslararası ilişkilerde bazı “hegemonya” tartışmaların, bu görüşe işaret ettiği görülür. Belirli kapsam ve alanlar içindeki sürekli güç modelleri olarak tanımlanan yapıların, neden ilişkisel güç kavramı kullanılarak yararlı bir şekilde incelenemeyeceğinin bir nedeni yoktur(Frey, 1971). Lasswell ve Kaplan’ın bütün bir bölümü “yapılara” adamış olması belirtilmeye değerdir.

İnşacılık vs Akılcılık

İnşacılık ve akılcılık arasındaki tartışmalar, nasıl uluslararası ilişkiler çalışmalarındaki güç analiziyle kesişir? Bu, inşacılığın birçok versiyonundan hangisinin incelendiğine bağlıdır. Eğer inşacılık, insan varlığını/unsurunu, nedensel kavramları ve teorileri reddedici olarak görülürse, çok az bir örtüşme vardır. Örneğin; MichelFoucault’un post-modernist takipçileri, ilişkisel güç yaklaşımını biraz ilgi çekici bulabilir. Bununla birlikte, Wendt(1999) versiyonuinşacılığı takip edenler, ilişkisel güç literatürünü kendileri için çok faydalı bulacaktır. Wendt(1999: 97), uluslararası güç teorilerini, gücün temeli olarak “kaba maddi güöleri” vurgulayanlar ve gücü öncelikle kültürel ve fikri bağlamda oluşturulmuş olarak görenler olarak ikiye ayırır.[1]

Başından beri ilişkisel güç yaklaşımı, gücün hem maddi hem de maddi olmayan zeminini kapsamaktadır. Lasswell ve Kaplan(1950: 87), güç ve etkilemenin temel değerleri olarak saygı, doğruluk, eğilim ve aydınlanmadan bahsettiler; ve onlar bütün bir bölümü “sembollere” ayırdılar. Ve Dahl ([1963, 1984J 1991: 35), siyasal güç kaynakları listesine, bilgi, dostluk, sosyal konum, para ve güç tehdidine ek olarak yasa yapma hakkınıdahil eder.

Ayrıyeten, normlar, değerler ve kültürel bağlamlar, ilişkisel güç kavramında belirgin şekilde kullanılır. Bir güç analistinin, güç ilişkilerini açıklamada incelemeyi isteyebileceği faktörler arasına, Dahl(1968: 412), değerleri, davranışları, beklentileri, karar-alma kurallarını yapıları ve anayasayı dahil eder. Hiçbir inşacı, güç analizinde kültürel bağlamın önemi hakkında Lasswell ve Kaplan’dan daha vurgulu değildir (1950: 85, 94):

Özellikle gücün, yalnızca kültürden kültüre değil bir de aynı kültür içerisinde bir güç yapısından diğerine değişebilen çeşitli zeminlere dayanabileceğini kabul etmek oldukça önemlidir.

Güç formlarının hiç birisi diğerleri için temel değildir. Bir kültürde değerleme modelleri değişiyorken ve sosyal düzende, teknolojide değişimler yaşanıyorken, bazen gücün bir formu bazen bir diğer formu temel rolü oynar. Siyasal analiz, bağlamsal olmalı ve somut siyasal durumlarda gerçek olarak sergilenen güç pratiklerini dikkate almalıdır.

Özetle, inşacılık ve akılcılığın çekişmesi için mücadele alanı olmaktan uzak olarak, güç analizi her bir tarafın en azından bazı üyeleri için kesişme noktası olabilir.

“Wendt gücün anlamını tartışmaz, yalnızca onun”rakip” kavramsallaştırmasını sağlar” diyerek Berenskotter(2007: 22n), Wendt’in “vaadinin “kaba maddi güçlerin” karşılanmamış olmaya devam etmesinden ziyade alternatif  “gücün ilk olarak kültürel ve fikri bağlamda oluşturulduğu” anlayışını gösterdiğini ileri sürüyor. Bununla birlikte, Guzzini (2007:23), inşacılığın, genellikle  “Lukes-plus-Foucault” temasındaki varyasyonlar olarak görülen kendi güç kavramalarına biraz düzen getirdiğini ifade eder. O bu iddiayı desteklemek için yalnızca Barnett ve Duvall(2005) ve kendisi (1993) tarafından yazılmış makaleleri alıntılar.[2]

Barnett ve Duvall(2005), bir aktöre aksi takdirde yapmayacağı bir şeyi yaptırma kabiliyeti olarak güce yaklaşarak disiplinin “kavramsal taraftarlık” sergilediğini ileri sürerler. Onların  “gücün realist kavramsallaştırması” olarak bunu nitelendirmesi, realizm genellikle ilişkisel güç yaklaşımından ziyade kaynak olarak güç yaklaşımıyla ilişkilendirildiği için ve iki önde gelen realist, Waltz ve Mearsheimer, açıkça ilişkisel güç kavramını reddettiği için şaşırtıcıdır.

Barnett ve Duvall tarafından önerilen güç kavramı aşağıdaki gibidir:

Güç, aktörlerin koşullarına ve kaderlerine karar vermek için aktörlerin kapasitesini şekillendiren etkilerin, sosyal ilişkiler içinde ve sosyal ilişkiler aracılığıyla ortaya çıkan ürünüdür.

Onlar, bu kavramın “bütün etkilerin üretimi olarak gücü gören ve bundan dolayı nerdeyse gücü nedensellikle eş anlamlı olarak gören alternatif bir görüşle” kıyaslamaya sınırlandırıldığını kabul ederler. Bu alternatif yaklaşım Barnett ve Duvall’ın dışarda bıraktığı neyi kapsamaktadır? “Bu, bir aktörün bir başka aktörü gönüllü olarak ve özgür bir şekilde inançlarını, çıkarlarını ve hareketlerini değiştirmeye karşılıklı anlaşma ve etkileşimler aracılığıylaikna edebildiği ortak eylemin sosyal ilişkilerini kapsar.” Bundan dolayı, onlar, önerdikleri güç kavramının işbirliği ve iknayı dışladığını kabuk ederler. Onlar bu dışlamayı “güçle ilgilenen çoğu akademisyenin, yalnızca etkilerin nasıl üretildiğiyle ilgilenmediğini daha ziyade bu etkilerin bazılarının avantajına bazılarının dezavantajına nasıl çalıştığıyla ilgilendiğini” ileri sürerek haklılaştırırlar. Elbette A’nın avantajına ve B’nin dezavantajına çalışan bu güç görüşü, 1974’te Lukes tarafından benimsenen ve 2005’te onun tarafından reddedilenle aynıdır.

Barnett ve Duvall’ın kendi kavramlarını Dahl’ınkinden daha geniş olarak tanımlamalarına rağmen, aslında o en az üç açıdan daha dardır: birincisi, o iknayı dışlar, oysa Dahl’ın kavramı bunu kapsar. İkincisi, Dahl’ın kavramının dışlamadığı karşılıklı kazanç için işbirliği fikrini dışlar. Ve üçüncüsü, A’nın gücünün B’nin çıkarlarına fayda sağladığı bütün güç ilişkilerini dışlar.

Dipnotlar

1. İnşacılar, sosyal yapıların bireylerin “kimliklerini” belirlediğini söylemeye severler. Kimlik kelimesi
tanımlanmamış ve onun ne anlama geldiği, özellikle de devletlerle ilişkilendirildiğinde, tam olarak açık değildir
(Wagner, 2007: 43n; Fearon, 1999).
2. Inşacı güç kavramlarını “Lukes-plus- Foucault” şeklinde tanımlayıcı bu formül, belki de “Lukes(1974)-plus-
Foucault” şeklinde yazılmalıdır. Böyle yapılması, formulün Lukes’ın şimdi bir hata olarak gördüğü bir güç
kavramına atıf yaptığını açıklığa kavuşturacaktır.

Çevirmen Hakkında

Feyza Nur Atabay / TESA İngilizce Çevirmeni

Marmara Üniversitesi

Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler (İngilizce) Bölümü Mezunu

Bizi sosyal medyada takip edin

Arkadaşlarınızla Paylaşın:

Bize Katılın

Siz de bizimle gönüllü olarak çalışmak ister misiniz?
İletişim formunu doldurun, sizinle irtibata geçelim.

İletişim Formu İçin Tıklayın

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Social media & sharing icons powered by UltimatelySocial