Gazze’nin “Game Of Thrones”u : Bir Direnişi Bastırma Mücadelesi

Çeviren: Feyza Nur ATABAY

Sürgündeki lider Muhammed Dahlan’ın geri döndüğü söylentileri İsrail’in önayak olduğu Gazze Şeridi’ndeki direnişi bozma planının bir parçasıdır.

Fotograf: Reuters

Boyutuna bakacak olursak, Gazze Şeridi’nin, İsrail, Birleşik Devletler, Mısır, Türkiye ve Körfez İşbirliği Konseyi’nin müdahil olduğu devam eden bölgesel karışıklıklarda oldukça küçük bir öneme sahip olduğu düşünülebilir.

Bununla birlikte 10 yıldır Mısır-İsrail kuşatması altında olan 365km2’lik sahil şeridi, bölgenin güçlü oyuncularını içeren devam etmekte olan birçok anlaşmazlıkta boyutundan daha büyük bir öneme sahip oldu.

“Oyun”, hepsi kendi çıkarı ve kendi korunmasını önemseyen birçok oyuncuyu barındırıyor. Şimdiye kadar İsrail, ortaya çıkan ittifakları izleyerek, sabit gibi görülen değişkenlerle oynayarak ve her zaman sonucun kendi lehinde olmasını sağlayarak üst ele sahip olan taraf olmayı başardı.

İsrail Tam Olarak Ne İstiyor?         

2006’da Hamas’ın Filistin seçimlerini kazanmasından kısa süre sonra, İsrail Gazze kuşatmasına başladı. Kuşatma o günden beri devam etmekte ve statükoyu tanımlamak için büyümektedir. Ehud Olmert’in danışmanlarından biri olan Dov Weisglass 10 yıl önce kuşatmanın ardındaki İsrail motivasyonunu şu şekilde betimlemişti;

“ Plan, Filistinlilere bir diyet yaptırmak, onları açlıktan öldürmek değil.”

Birçok ana akım batı medyası tarafından görmezden gelinen bu cümleler, İsrail’in Filistinlilere karşı davranışlarının acımasızlığının standardını ortaya koymaktadır.  Yine de İsrail kötülüğünün bir ifadesinden daha fazlası var.

İlk olarak, Weisglass’ın açlığa yakın diyeti Gazze’de Filistinlilerin acılarını hafifletmek için yapılan birkaç şeyle beraber şimdiye kadar yürürlükte kaldı.

İkinci olarak, zamanla İsrail kuşatması, en kalabalık Arap ülkesini İsrail’in Filistinlileri kontrol etme planının bir suç ortağı yaparak bir de Mısır boykotu haline geldi.

Üçüncü olarak, Ramallah’taki Filistin otoritesi sadece Gazze’de İsrail kuşatması altında nasıl yaşayacağını değil, bir de ondan nasıl yararlanacağını da öğrendi.

Batı Şeria otoritesi on yıllar önce Filistin direnişini başlatan Fetih Hareketi tarafından kontrol ediliyor. Ama zaman değişti. Yaşlı ve vatan haini bir lider Mahmut Abbas tarafından yönlendirilen hareket,  rakibi Hamas’ı zayıf, izole ve itibarsız tutmaya çalışıyorken bir de kademeleri içerisinde bir güç mücadelesi yaşıyor.

Kuşatmanın Mısır kısmı küçümsenemez. 3 Temmuz 2013’teki seçilmiş hükümete karşı gerçekleştirilen askeri darbeden sonra iktidara geçtikten sonra – şimdiki Başkan- General Abdul Fatah Al-Sisi Gazze Şeridi’nin izolasyonunu ileriye götürmek ve ve Hamas’ı da dâhil etmek için hızlıca harekete geçti.

Sisi’nin darbesi kesin olarak ve şiddetli şekilde Kahire’deki Müslüman Kardeşler hâkimiyetindeki hükümeti devirmeyi başardı ama onun Gazze’deki Filistinli bağlaşığına bir şey yapamadı.

Müslüman Kardeşlerin Filistin uzantısı olarak görülen Hamas, İsrail’in onunyıkma kararlılığına rağmen kuşatma altındaki Şerid’de hala üstün durumdadır. Üç büyük savaşta (2008-9, 2012 ve 2014) Hamas’ın savaşçılarının ve liderlerinin dâhil olduğu binlerce Filistinli öldürüldü ama siyasal denge kararlı şekilde Hamas’ın elinde olmaya devam etti.

Zamanla İsrail kuşatması, Batı Şeria’daki Filistin otoritesinin ve Arapların sözsüz onayıyla birlikte, Mısır kuşatmasına dönüştü. Kardeşler’in tam olarak ortadan kalkmasını arzu eden bazı Körfez ülkelerinin hükümetleri, Hamas’ın hayatta kalmasını bir tehdit olarak gördü.

Şimdi 11.yılının içerisindeyken kuşatma İsrail-Filistin-Arap uzun dönemli ortak planı haline geldi.

Yine de bu yalnızca politika ya da ideoloji konusu değil.

Birçok Arap devletinde yaşanan halk ayaklanmalarından sonra demokratik olmayan Arap rejimleri ne kadar zararsız gözüktüklerine bakmaksızın herhangi bir huzursuzluğu hızlı şeklide bastırmak için harekete geçtiler. Blogerlar hapse atıldı; şairler tutuklandı; barış aktivistleri tutuklandı; başarısız ayaklanmaların tekrar ortaya çıkmamasını sağlamak için binlerce kişi kitlesel temizliklerde ortadan kayboldu.

Bu  arada, İsrail illegal toprak genişletmelerine ve Yahudi yerleşimleri kurmaya devam etti. İsrail ve Filistin otoritesi arasında direniş gösteren Filistinlileri bastırmak için kurulmuş bir “ güvenlik koordinasyonu”’yla birlikte, İsrail’in  Batı Şeria’nın çoğunu, Doğu Kudüs’ün tamamını ilhak etme planı herhangi bir engelle karşılaşmaksızın şekilleniyor.

Tabi Gazze dışında, ne açlıkla ne hapisle ne de ateş gücüyle yok edilemeyen bir direnişi sembolize etti. Yaklaşık 5000 Filistinli İsrail’in Şerid’e karşı gerçekleştirdiği üç büyük saldırısı boyunca Gazze’de öldürüldü. Yine de Şerid’in çoğu İsrail’in öldürücü saldırıları sonucunda yıkılmış olmasına rağmen burada direnişin ruhu güçlü kalmayı sürdürdü ve sonunda bir de Batı Şeria’daki Filistin direnişini alevlendirdi.

Aslında, her bir Batı Şeria ve Gazze’de iki farklı siyasal oluşum kurma teşebbüslerine rağmen her iki bölgedeki Filistinliler onların direnişleri aracılığıyla bağlanmış olmayı sürdürdü.

Bununla birlikte, İsrail başarıya ulaştı. Gazze’yi yenemezken, Gazze kuşatmasını da Arap meselesine dönüştürmeyi başardı.

Suriye, Yemen ve Libya’da iç savaşların yaşandığı, militanlık ve “ terör” yayılımının hemen hemen her Arap devletine ulaştığı Arap bölgesi son yıllarda hızlı değişimler deneyimliyor.

Donald Trump’ın seçimiyle biçimlendirilmiş Amerika’daki siyasal belirsizlik güç durumda bulunan bazı Arap rejimlerine ender bir fırsat sunuyor.

Trump’ın beklenilmeyen seçim zaferinden önce bile, Amerika Arap dünyasındaki rolünü yeniden tanımlama sürecine girmiş bulunmaktaydı ve “Asya’ya dönüş” politikası Amerika’nın bölgedeki liderliğini ve etkisini azaltıyordu.

Bununla birlikte Trump’ın hâkimiyeti, daha öncekilere benzemeyen şekilde kartları kardı. Ortadoğu’yu açık şekilde tanımlanmış doktrinler aracılığıyla yöneten Washington, doktrine sahip olmayan ama Twitter-takıntılı bir Başkan tarafından alınan fevri kararlarla hareket ediyor portresi çizdi.

Amerika’nın bölgeden geri çekilmesi, gelecekte bölgeyi kontrol etmek için rekabet edenler tarafından doldurulmaya ihtiyaç duyan bir çeşit siyasal boşluk bıraktı. Piramidin başında kalmayı sürdüren İsrail’le beraber,  Mısır, BAE,  Suudi Arabistan’ı içeren bir ittifak, bazı hasımlarını ortadan kaldırarak, ötekileri ve üstünlük sağlayan geri kalanlarını izole ederek hâkimiyeti ele geçirmek için açık bir oluşuma doğru yol almaya başladılar.

Bu yeni “vizyon”a göre, katışıksız güç ile yenilgiye uğratılamayan Hamas, Muhammed Dahlan ile yapacağı bir ittifak aracılığıyla etkisiz bir siyasal güce indirgenebilir.

Fotograf:  The Associated Press

Bir zamanlar, Dahlan, 10 güvenlik kolunu komuta eden, direnişçilere işkence eden, Fetih Partisi ve İsrail diktesinin çıkarlarına uyumlu olan bir yolla Şerid’i yöneten, Gazze’nin diktatörüydü.

Seçimleri kazandıktan birkaç ay sonra, Hamas’ın Dahlan’ın yaptığı bir darbenin önüne geçtiği bildirildi ve o zamandan itibaren Hamas Şerid’i tek başına yönetti. İşte o zaman İsrail kuşatması tamamlandı.

Dahlan Batı Şeria’ya  kaçtı ve Fetih içerisindeki güç mücadelesi, 2011’deki darbe teşebbüsüyle onu suçlayan Abbas tarafından görevden alınmasına yol açtı.

2012’de Dahlan BAE’ne yerleşti.

2013’teki Mısır darbesinden sonra Dahlan ve Sisi ortak bir noktada buluştu: ilk olarak Hamas’ı yenilgiye uğratmak, son olarak Hamas’ı asimile etmek.

Arap ülkeleri Amerikan dış politikasının ardında bıraktığı boşluğu doldurma çanası içerisindeyken, komplo daha öncekilere benzemeyen bir şekilde yoğunlaşıyor.

Abbas hızlıca Kahire’nin gözünde düştü ve Mısır açısından Dahlan Fetih’in diktatörü haline geldi.

Abbas’ın günahı, Hamas’ı yenilgiye uğratma amacı için Dahlan’la güçlerini birleştirmeyi reddetmesiydi.

Aynı zamanda, Abbas ve Hamas’ın asgari birlik biçimi gerçekleştirmeyi başaramamış olmasıyla birlikte, Abbas, Batı Şeria ile sınırlı kalmaya devam ediyor ve siyasi geçerliliği kazanmak için umutsuzca yeni kanallar bulmaya çalışıyor.

Daha sonra “Dahlan Planı” ortaya çıktı. İsrail ve diğer basında yaygın şekilde rapor edilen sızdırılmış bir belge, Dahlan ve Hamas’ın Mısır’ın kuşatmanın kolaylaştırılması karşılığında buradaki hükümete başkanlık etmek için birincisinin Gazze’ye geri dönüşünü müzakere ettiğini ileri sürdü.

Plana göre, Hamas içişleri bakanlığının kontrolünde kalacak ve silahsızlandırılmayacak, ancak en azından Haaretz’in Zvi Bar’el tarafından da ifade edildiği üzere, “İsrail Gazze’de uzlaşmayı destekleyen bir ortağa sahip olacak” dedi.

Beklenilmeyen bir hareket tarafından köşeye sıkışan Abbas,Hamas’ın üzerinde daha fazla baskı oluşturmayı ve Dahlan’la olan muhtemel partnerliğini sonlandırmayı umarak Şerid’de Filistinliler için hayatı daha zor hale getirmeye çabalıyor.

Birkaç ay önce, Abbas binlerce işçinin maaşını kesti. Onların çoğu Fetih’e ve özellikle Dahlan’a sadıktı.

Daha yakın zamanlarda, Filistin otoritesi İsrail’in Gazze’ye sağladığı elektriğin büyük bir kısmı için ödeme yapmayı reddetti. Bu durum İsrail hükümetinin Gazze’de daha fazla elektrik kesintisi emri vermesine yol açtı.

Gazze’deki Filistinlilerin acıları şuanda yoğunlaştırıldı.4Şerid’deki işsizlik halen dünyadaki en yüksek oranlar arsında yer alıyor.(yaklaşık %44) Çalışanlar ise hala hayatta kalma mücadelesi veriyor. Gazzelilerin %80’inin insanı yardıma muhtaç olduğu ifade ediliyor.

2015’te , BM, Gazze’nin 2020’ye kadar yaşanılamayacak olacağı uyarısında bulundu.

Geçen Mayıs ayında yayınlanan Kızıl Haç raporu, elektrik yokluğundan kaynaklanan halk sağlığı alanındaki yaklaşmakta olan krizler için uyarıda bulundu.

Enerji krizi elektrik arzından yemek pişirmek için yaz bulunamamasına kadar uzanıyor.

11 Haziran’da başlayan en son enerji kesintisinin akabinde, Gazzeliler günde 2-3 saat elektrik alabiliyorlar ve saatler sabit bile değil.

Uluslararası Af Örgütü Ortadoğu ve Kuzey Afrika bölgesel direktörü yardımcısı olan Magdalena Mughrabi’nin, “son enerji kesintileri halen vahim olan bir durumun tam-olgunlaşmış insani felakete dönüşmesi riskini taşıyor” uyarısında bulunduğu 14 Haziran’da alam verdi.
Filistinli “liderlerin” bir diğerinden siyasi tavizler elde emek için kuşatmayı sıkıştırmaya veya manipüle etmeye gerçekten katıldıklarını düşünmek dehşete düşüyor.

İsrail Filistinlilerin açlığını sürdürmeye yatırım yapıyorken, Filistinliler işgal altındaki toprakların değersiz “kontrolü” ve zavallı bireysel çıkarları tarafından kör edilmiş durumdalar.

Kuşatmayı sonlandırması için İsrail’e yapılan uluslararası çağrılar ve Filistinlilerin içler acısı güç oyunları arasında, Gazze’deki Filistinliler en düşük kabul edilebilir yaşam standartlarına göre bile yaşamak ve özgürce hareket edebilmekten yoksun olarak tek başlarına kaldılar.

Şerid’deki intihar oranları her zaman yüksekti ve umutsuzluğun alarm veren bu olgunun arkasındaki ana faktör olduğuna inanılıyor.

Gazze’yi hizaya getirmek de başarısız olsa da İsrail, insan haklarını, yaşamı veya haysiyetini dikkate almayan kirli bir siyasi oyunda bir rol oynayan Filistinlilerin yanında Arapları da oyuna dâhil ederek burada yaşan Filistinlilere işkence etmenin yükünü bölüştürmede başarılı oldu.

Kaynak: http://www.aljazeera.com/indepth/features/2017/07/gazas-game-thrones-fight-defeat-resistance-170705074153052.html

Yazan: Ramzy Baroud

Çevirmen Hakkında

Feyza Nur Atabay

Marmara Üniversitesi 

Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler (İngilizce) Bölümü Mezunu

Bizi sosyal medyada takip edin
Arkadaşlarınızla Paylaşın:

Bize Katılın

Siz de bizimle gönüllü olarak çalışmak ister misiniz?
İletişim formunu doldurun, sizinle irtibata geçelim.

İletişim Formu İçin Tıklayın

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Social media & sharing icons powered by UltimatelySocial