GAZPROM HEM AVRUPA BİRLİĞİ’NİN HEM DE POLONYA’NIN HUZURUNU BOZDU

 

Rusça aslında çeviren: Zelina ÇEPER

19 Ekim’de AB ülke liderlerinin toplantısı “Kuzey Akımı-2″nin yapılmasına karşı “son ve kararlı” savaş olacaktı. Polonya Başbakanı Beata Maria Szydlo, Brüksel’e getirdiği geleneksel argümanlarıyla Rus projesinin ana muhalifi olarak dikkat çekti: “Gazprom”, Avrupa’nın enerji güvenliğini tehdit ediyor. Proje tamamen siyasi ve Ukrayna’ya yazık. Ancak, AB’deki gaz karşıtı koalisyonunun, eylemleri ve ana argümanı açıkça konuşulmamıştır. Bunun temel nedeni, Amerikan sıvılaştırılmış doğal gazında (LNG) , özgürlüğün verdiği rahatlıktır. Daha fazla ödeme yapmanın ise bir sakıncası yoktur. Özellikle de ödemeyi Bayan Szydlo değil de bütün Avrupalı tüketiciler yapacaksa hiç yoktur.

Bayan Szydlo “AB reformlarının başarılı ve etkili olabilmesi için öncelikle AB’yi yakan sorunların çözülmesi gerekmektedir. Örneğin, göç krizi ve “Kuzey Akımı-2″ meselesi gibi. … Bu koşullarla ilgili kararları Polonya hükümeti adına vereceğim. ” dedi.

Genellikle Washington’un siyasi desteği, Avrupa Komisyonu tarafından herhangi bir Rus karşıtı fikri veya çözümü kabul ettirmek için yeterlidir. Ancak bu kez ABD’nin kuklası Avrupa’nın, eli boş kalmıştır ve Jean Claude Juncker ne yazık ki Avrupa Birliği’nde “birlik olmadığını” ilan etmiştir.

Batı medyası, Kuzey Akımı-2’nin, Şansölye Merkel tarafından engellenme girişimlerinden ve bu girişimlerin başarısızlığından bahsetmek için acele etmiştir. Ancak bu, olayların oldukça basitleştirilmiş bir yorumudur. Ajans Reuters’in iyi donatılmış kaynakları, bir ülke listesi derledi. Bu liste Kuzey Akımı-2’yi eleştiren AB liderlerini içermektedir. Son derece kısa olan liste: Polonya, Letonya, Litvanya ve Danimarka’dan oluşmaktadır.

Avrupa Birliği 28 ülkeyi kapsar. Ancak, Rusya’nın en önemli enerji projelerinden birini engellemek için Washington’un sadece dördünü bu operasyona katabildiği ortadadır. Amerikan sıvılaştırılmış gazının Avrupa pazarına girmesi durumları oldukça karmaşık hale getirilecektir. “Gazprom karşıtı” koalisyonunda Britanya’nın eksikliği Brexit ile açıklanabilir veya İngiliz şirketlerinin Kuzey Akımı-2’ye girme konusunda maddi çıkarları olmayabilir. Estonya, Romanya veya İspanya gibi Rus projelerinin geleneksel muhaliflerinin kısıtlanmasının nedeni ise yalnızca ekonomik alanda değil, siyasi alanda da aranmalıdır.

Bir zamanlar birbiriyle dost olan Avrupa-Atlantik çiftinin (Birleşik Devletler ve Avrupa Birliği) “jeopolitik boşanması” giderek somut bir gerçek haline geliyor. Ve Amerikan stratejisinin boyunduruğu altında olan tüm AB ülkeleri, Washington ile Almanya’nın çıkarları arasında zor bir tercih yapma eşiğindedir.
Washington sözde daha güçlü ve daha tehlikelidir, ama gerçeğe bakacak olursak Berlin daha yakındır. Ve ABD’nin aksine iç siyasi çatışmalara kapılmamaktadır. Üstelik AB ülkeleri üzerindeki ekonomik ve siyasi etki kolları da bulunmaktadır. Buna Avrupalı politikacılar tarafından, Rus karşıtı yaptırımlardan kaynaklanan zararlar da kademeli olarak eklenirse, ABD’nin bu hasarı telafi etmemesine olan kızgınlığın yok olduğu söylenemez. Sadece Rus karşıtı fanatiklerin ısrarları ortaya çıkıyor.

Eğer siyasi dizi “akım oyunlarının” geçen sezonunu özetleyecek olursak birkaç tane Kuzey Akımı-2 engelleme girişiminden bahsedebiliriz. Proje İsveç’te yasaklanmaya çalışıldı, ancak “Gazprom” karşıtları siyasi mücadelesini kaybetti. Bir grup Avrupalı siyasetçi, Avrupa Komisyonunun projeyi, AB’nin “üçüncü enerji paketi” adı verilen projeyi kabul etmesini istedi. Ki bu projenin kabul edilme isteği, Gazprom’un boru hattını kullanma kabiliyetini sınırlamasından kaynaklanmaktadır. Bununla birlikte, Avrupa Komisyonu, projenin “düzenleyici bir boşlukta” olduğunu, yani yasal statüsünün belirsiz olduğunu belirtmiştir.

Gazprom projesini hala kısıtlayıcı “üçüncü paket” ile değiştirilme denemelerine ya da Avrupa Komisyonu tarafından “yüzüstü bırakma” girişimlerine sert darbe AB Konseyi’nin hukuk hizmetinden geldi. Bu komisyon, “Gazprom”un boru hattı ile ilgili tüm konuların Almanlar tarafından kararlaştırıldığını savundu. Üstelik, Avrupa medyasında belirtildiğinin aksine, Konseyin yasal hizmeti, yeni bir doğalgaz boru hattının ortaya çıkmasının AB’nin enerji güvenliğini tehdit etmediğini vurgulamıştır. tam tersine, Kuzey Akımını güçlendireceğini vurgulamaktadır.
Şimdi Polonya’nın, Kuzey Akımı-2’yi durdurmak için iki seçeneği vardır. Birinci seçenek, konseydeki uzman görüşüne rağmen, AB Konseyi aracılığıyla, Gazprom ile görüşme hakkının Avrupa Komisyonuna devredilmesidir. Aynı zamanda bunun gerçekleşmesi için, % 70 oranında oy gerekmektedir. Avrupa Komisyonu’nun basın sekreteri Alexander Winterstein’ın söylediğine göre, bu oyların AB nüfusunun en az % 65’ini temsil etmesi gerekiyor. Ve bu da planın pratik olarak uygulanamaz olduğunu gözler önüne seriyor. Çünkü AB’nin büyük şirketleri Kuzey Akımı-2’nin yapımında önemli rol oynamaktadır. Ve AB nüfusunun çoğunluğu bu ülkelerde yaşamaktadır. Dolayısıyla nüfus, karşı çıkamaz haldedir.

Polonya Enerji Bakanlığı’nın ilan ettiği ikinci seçenek ise, Kuzey Akımı-2’nin “üçüncü paket” in etkisi altına girmesidir. Ya da akımın yasama düzeyinde yasaklanması için Avrupa mevzuatında radikal ve hızlı bir değişiklik yapılmasıdır. Amerikalı lobiciler transatlantik yatırım ortaklığı konusundaki anlaşmayı, Avrupa Parlamentosu’ndan geçiremediyse, Polonya yasama girişimleri için umutlar şüpheli görünüyor. Ki Washington için bu anlaşma, Gazprom projesinin sabote edilmesinden çok daha önemlidir.

Bu arada, Alman şirketleri henüz tedarik edilmeyen gazı ve henüz kurulmamış olan boru hattını aralarında paylaşıyorlar. Dolayısıyla bu durum Alman ticaretçilerin olumlu beklentilerini gözler önüne sürüyor. Fluxys Deutschland GmbH, Gasunie Deutschland Transport Services GmbH ve Ontras Gastransport GmbH, Kuzey Akımı-2’yi karayolu bağlantısında Gascade Gastransport ile birlikte katılacaklar.

Polonyalı politikacılar ve Brükselli gazetecilerin bir kısmı ise, Batı Avrupa makamlarının Doğu Avrupa’daki devletlerin çıkarlarını ve Rusya’ya kötü davranan bu ülkelerin “özel” ihtiyaçlarını” dikkate almamasından şikayetçiler.

Moskova ile “eski Avrupa” (Almanya, Fransa ve İtalya) arasındaki her türlü ekonomik işbirliğinde Avrupa ve Rusya arasında Amerikan yanlısı bir kordon oluşuyor. Dolaylı olarak Avrupa ile Asya arasında oluşan bu kordondan, “genç Doğu Avrupa demokrasileri” mahrum bırakılıyor. Polonya, Ukrayna ve Avrupalı müttefikleri, Avrupa’nın geri kalanını Rusya’dan izole etme işlevini yerine getirmelidir. Aksi halde bu ülkeler, hem kendileri için hem de Washington için gereksiz olacaktır. Avrupa’daki son Rus karşıtı rejimler, kendi varlıklarını devam ettirebilmek için son kavgalarını veriyorlar. Ama yakında Gazprom ve tarihsellik, bu yaşam alanı çabasını onlardan alacaktır. Tıpkı Avrupa Birliği’nin “efsanevi fikir birliği”nden ayrıldıkları gibi bu kavgadan da mağlup ayrılacaklardır. Ve bizim için –Yani Rusya için- en hoş şey, Avrupa Birliği’nin bu ideolojik karmaşa durumunda dahi iyi para kazanmamızdır.
Yazar: Ivan Danilov

Kaynak: https://ria.ru/analytics/20171020/1507231234.html

Çevirmen Hakkında


Zelina ÇEPER
İstanbul Üniversitesi /Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler

Bizi sosyal medyada takip edin
Arkadaşlarınızla Paylaşın:

Bize Katılın

Siz de bizimle gönüllü olarak çalışmak ister misiniz?
İletişim formunu doldurun, sizinle irtibata geçelim.

İletişim Formu İçin Tıklayın

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Social media & sharing icons powered by UltimatelySocial