Ana Sayfa / HABER ÇEVİRİLERİ / Avrupa / G20: Almanya Krizi Yönetebilecek Mi ?

G20: Almanya Krizi Yönetebilecek Mi ?

Milliyetçilik ve muhafazakarlık tüm dünya çapında yükselişe geçmiş durumdadır. G20’nin Almanya Dönem Başkanlığı’na göre, Federal Hükümet, sanayileşmiş ve gelişmekte olan en önemli ülkeleri başka bir yöne yönlendirmeyi düşünüyor. Peki bu düşünce işe yarayacak mı ?

2017 Alman G20-Başkanlığının başlangıcında, “Da Pacem-Bize Huzur Bahşet” adlı şarkıyı yedi sesli bir koro, üç farklı tını kullanarak söylemişti. Özel olarak bestelenmiş bu müzik programı, açık bir siyasi mesaj içermekteydi: “Barış ve daha iyi bir dünya arzusu, G20’nin de dileğidir ve herkesin G20’den beklentisi de bu yöndedir.” Almanya Maliye Bakanı Wolfgang Schäuble, sanayileşmiş ve gelişmekte olan en önemli ülkelerden biri olan Berlin Merkez Bankası’ndaki meslektaşlarını da selamladı.

Zamandaki asıl amaç, krizin neden olduğu boğulmuşluktan kurtulabilmektir. Ve bilindiği üzere, G20’nin büyük oyuncularının birbirlerine karşı ve birbirlerine göre daha az çalışıyor olması, küresel krizlere önemli bir pay sağlamamaktadır. G7’nin yanı sıra, yani Almanya, Fransa, İngiltere, İtalya, Japonya, Kanada ve Amerika Birleşik Devletlerine, Rusya ve ekonomileri yükselen başlıca ülkeler olan Çin, Hindistan, Brezilya, Meksika, Güney Afrika, Arjantin, Avustralya, Endonezya, Suudi Arabistan, Güney Kore, Türkiye ve Avrupa Birliği de G20’ye dahildir.

Aşırı Korumacı Siyasi Tavır Nasıl Durdurulur ?

Bu ülkelerin çoğunun, küreselleşmeden ulus devlet anlayışına doğru yöneldiği görülmektedir. En azından gelecekteki ABD başkanı Donald Trump, korumacı önlemleri savunmaktadır. Ticari ve ekonomik politikasıyla ABD çıkarlarının açıkça ön planda tutulmasını istiyor. Brexit referandumu ve Türkiye’deki olayların da korumacı politikaların yükselişine yönelik olduğu görülmektedir.

Bu eğilimin aksine Alman hükümeti, Alman G20-Başkanlığı sırasında bir kontrpuan yapmak istiyor. Önümüzdeki yılın sloganı ise ‘Ağlarla bağlı bir dünya kurmak’’ şeklinde olacaktır. Maliye Bakanı Schäuble: “Küreselleşmeyi tersine çeviremeyiz, ki zaten bunu da istemiyoruz. Küreselleşme, yüz milyonlarca insanın hayatını önemli ölçüde geliştirmiştir. Ancak bizler küreselleşmeyi daha da iyi yapmak zorundayız.” şeklinde konuştu.

Abartı Yerine Ölçülülük

Birçok insan, çok fakir veya çok zengin olabilmektedir. Bu insanlar, elitler ve diğerleri arasında giderek büyüyen bu boşluğu şikayet etmektedir. “Toplulukları nasıl bir araya getirebileceğimizi, abartılılığa karşı ölçülülüğü nasıl oluşturacağımızı düşünmeliyiz. Ancak bu durum sadece G20’nin gücü ile olabilir. Schäuble yaptığı açıklamada ”Çünkü kriz dönemlerinde dahi, G20 üyeleriyle fikir alışverişinde bulunarak onlara çözümler bulma imkânı sunuluyor” diye belirtti.

Başbakan Angela Merkel de bunu benzer bir şekilde savunmaktadır. “Tarih bize geri çekilmenin ve odaklanmanın kendi ülkesine fayda sağlamadığını hatta zarara uğrattığını gösterdi.” diyerek, Almanya’nın, gelişmiş ve sanayileşmiş önemli ülkelerini, küreselleşmeye meydan okuyan baskı gruplarını sorumlu tuttuğunu ifade etti. Ayrıca bu geri çekilmelerden bir şeyler öğrenilmesi, yani sorunların ne olduğunun açıkça konuşulması gerektiğini de ekledi.

Odak Noktası Afrika

İçerik bakımından, G20 dönem başkanlığı, “istikrarın sağlanması, sürdürülebilirliğin geliştirilmesi, sorumluluğun alınması” sloganlarıyla özetlenen üç temel söyleme dayandırılacaktır. İstikrar, öncelikle üye ülkelerin ekonomilerini ifade etmektedir. Uluslararası finans ve vergi konularında, istihdamda, ticarette ve yatırımlarda işbirliğine devam edilmelidir. Dünya ekonomisinin dijital ortama aktarılması, 2030’un sürdürülebilir kalkınması ve Paris İklim Sözleşmesi’nin gelecekteki yaşama uygunluğu ile hesaba katılmıştır.

Ayrıca Almanya G20 rolünü, topluluğun sorumluluğu olarak güçlendirmek istiyor. Afrika’daki sürdürülebilir ekonomik gelişme bu sayede bir önceliğe sahiptir. Maliye Bakanı Schäuble, özel yatırımların, sürdürülebilir ekonomik büyümenin ve Afrika’daki işsizlikle savaşmanın anahtarı olduğunu söyledi. Ayrıca halkın yaşam koşullarının somut tedbirlerle kalıcı olarak geliştirilmesi ve yatırımlar için istikrarlı bir çerçeve oluşturulması gerektiğini de ilave etti. Bu aynı zamanda altyapının genişlemesini de içermektedir. Haziran ayında Berlin’de “Afrika ile Ortaklık” konulu bir konferans düzenleneceği belirtildi.

Söylenenleri Yerine Getirmek

Temmuz ayının başında G20’nin devlet ve hükümet başkanları iki günlük bir zirve için Hamburg’da bir araya gelecekler. Hansestadt uluslararası sahneye ev sahipliği yapacak ve bu vesileyle Federal Şansölye muhtemelen yeni ABD Başkanı Trump’ı ilk kez ağırlayacak. Bu, Eylül ayında yapılacak olan Federal Meclis seçimlerinden birkaç ay önce Angela Merkel için bir fırsat olacaktır. Kendisini Hamburg’da büyük sorumluluk taşıyan bir dünya politikacısı olarak gösterebilecek mi ?

Zirvede, devlet ve hükümet başkanları nihai bir antlaşma imzalamak istiyorlar. Bu antlaşma, 2017’nin ilk yarısında çeşitli çalışma grupları tarafından düzenlenecek olan tüm anlaşmaları yansıtacaktır. Bunun sonucunda, G20’nin sadece kağıtlarda yer almasının önemsizliğinden emin olan Maliye Bakanı Schäuble, en iyi proje bile olsa sürekli uygulanmadıkları takdirde bir fayda sağlamayacağını belirtti. “Dünyaya vaat ettiğimiz şeyleri gerçekleştirmemiz gerekiyor. Sadece bu şekilde, dünya nüfusundaki artan şüpheciliği giderebiliriz.” dedi.

Kaynak: http://www.dw.com/de/g20-kann-deutschland-die-krise-managen/a-36594823

Çeviren Hakkında

Esra Sümeyra Bilgin

İstanbul Üniversitesi

Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir