Ana Sayfa / YAZILARIMIZ / Siyaset / Esir Şehrin İnsanları – Kitap Analizi

Esir Şehrin İnsanları – Kitap Analizi

Yazan: Berk GÖKÇEN

Eserin Künyesi

Esir Şehrin İnsanları

Esir Şehir Üçlemesi 1. Cilt

Kemal Tahir

İthaki Yayınları

İstanbul, 2017

ISBN: 978-975-273-076-2

Öz

Esir Şehir üçlemesinin ilk eseri olan Esir Şehrin İnsanları, Birinci Dünya Savaşının ardından işgale uğramış İstanbul halkının durumunu ele alır. Çevresindeki vurdumduymaz insanların aksine, ülkesi için mücadele etmesi gerektiğini fark eden başkahraman Kamil Bey, verdiği mücadeleyle ideal Türk aydınında olması gereken özellikleri okuyuculara yansıtır.

Anahtar Kelimeler : Esir Şehrin İnsanları, milli mücadele, Türk aydını, Kamil Bey.

Giriş 

Bir toplumun milli bilincinin oluşması sürecinde edebiyatın çok önemli katkıları vardır. Toplumun kaderini değiştirmiş olaylarla ilgili kaleme alınan edebi eserler dönemin ruhunu, toplumun zihniyetini ve yaşanmış olayların toplum üzerindeki etkilerini belirli bir olay örgüsü içerisinde ayrıntılı bir şekilde işler ve bu yönüyle olayları daha yüzeysel, duygusal ögelerden arıntırılmış bir biçimde anlatan tarih biliminden ayrılır.  Edebî eserin tarih öğretmek gibi bir işlevi olmasa da tarih ilmini anlama ve sevdirme yolunda etkin bir rolü vardır.[1] Sözgelimi, Kanuni Sultan Süleyman’ın gençliğini, tutkularını ve Hürrem Sultan’a olan bağlılığını anlatan bir roman insanları Osmanlı Devleti’nin 16. yüzyıldaki  faaliyetleri hakkında bilgi edinmeye yönlendirebilir ve toplumların tarih bilincini artırabilir. Bu yazıda inceleyeceğimiz Esir Şehrin İnsanları adlı roman da aynı şekilde milli mücadele dönemine ışık tutan en önemli eserlerden birisidir.

Eserin Konusu

Sosyal gerçekçi romancılığın önemli temsilcilerinden biri olan Kemal Tahir’in; mütareke dönemi aydınlarının iç dünyalarının çerçevesinden işgal altındaki İstanbul’u anlattığı Esir Şehrin İnsanları romanı, “Esir Şehir” üçlemesinin ilk kitabıdır. İşgal altındaki İstanbul’un ufuklarını, Tevfik Fikret’in tabiriyle, inatçı bir duman sarmış, yazara göre ise de bu koca şehir ağır yaralar almış bir erkek gövdesi halini almıştır. Bu esir şehir, iki ana kola bölünmüş durumda ve kendi içinde çatışma halindedir. Bu iyi – kötü çatışmasında iki taraf da kendisini haklı olarak görmekte ve karşı tarafı suçlamaktadır. Anadolu’daki milli mücadelenin karşısında yer alan ve milli bağımsızlık uğruna savaşan insanların ülkeyi uçuruma sürükleyen İttihatçılarla aynı kişiler olduğunu savunanlara göre milli mücadele barışı geciktiren bir beladır. Onlara göre bu saatten sonra yapılacak tek şey işgalci kuvvetlerle iyi geçinmektir çünküAlmanların bile pes ettiği ortamda “bir avuç sefilin” muzaffer olması mümkün değildir ve bir an önce huzurun ve barışın tesis edilmesi elzemdir. Bu grubun karşısında duran bağımsızlık yanlısı Kuvayi Milliye destekçileri ise milli bağımsızlığı her şeyden üstün tutmakta, bağımsızlık uğruna kendilerini tehlikeye atmaktan çekinmemektedirler. İstanbul’un İtilaf Kuvvetlerince resmen işgal edildiği ve İstanbul Hükümetinin Anadolu’daki hareketi önleyebilmek için çabaladığı ortamda bağımsızlık mücadelesi vermek hiç ama hiç kolay değildir.

Milli mücadele karşıtlarının içinde bulunan ve romanın içerisinde ana kahraman Kamil Bey’in eşi Nermin Hanım’ın halaları tarafından temsil edilen sosyete, işgal güçleriyle içli dışlı yaşamaktadır. Ülkede sadece Nişantaşı ve çevresinden haberdar olan bu insanlar, batıya yalnızca şeklen hayranlık duymakta ve hayran oldukları batı hakkında tamamen yüzeysel, cemiyet içerisindeki davetlerde hava atacak düzeyde bilgiye sahiptirler. Tek dertleri XV. Louis tarzı kanepelerle ya da  Serwerolfeger tarafından yapılmış bir mücevher çekmecesinin gerçek olma ihtimali ile övünmek olan bu grubu Ahmet Mithat Efendi’nin yarattığı Felatun Bey ile tarif etmek hiç yanlış olmayacaktır. Bu insanların tamamı birer Felatun Bey’dir ve karşılarında ise Kamil Bey gibi, Nedime Hanım gibi Rakım Efendiler dikilmiş vaziyettedir.

“Rakım Efendilerin” temsil edildiği milli mücadele yanlısı gruba gelince, bu grup başkahraman Kamil Bey ile onun bu yola girmesine ön ayak olan ve daha sonrasında ona yoldaşlık eden Nedime Hanım, İhsan Bey, Ahmet Bey ve Ramiz Bey gibi kurgusal kahramanlar tarafından temsil edilmektedir. Milli mücadele yanlısı bu grup, diğer grubun aksine, vatanın bir karış toprağının bile düşman kuvvetlerce işgal edilmesini kabul edememekte ve bu zorbalığa, her türlü baskıya ve yokluğa rağmen, karşı koymak için her türlü fedakarlığı yaparak kahramanca savaşmaktadırlar.

Roman’ın ana kahramanı Kamil Bey, II. Abdülhamit’in en varlıklı vezirlerinden birisi olan Selim Paşa’nın oğludur ve babasının zenginliği sebebiyle ömrünün büyük kısmını maddi sıkıntılardan uzak bir şekilde geçirmiştir. Liseyi Galatasaray Sultanisi’nde bitiren Kamil Bey, başta resim olmak üzere birçok sanata ilgi duyar; her ne kadar bunu kabul etmese de kendisi iyi bir ressamdır ve entelektüel yönden birikimli biridir. Fransa’da aldığı felsefe eğitiminden olacak ki, etrafındaki gerçeklere farklı yönlerden bakabilmektedir ve bu sorgulayıcı kişiliğinden dolayı ortaya çıkan iç çatışma da romanın içerisinde önemli bir yer tutmaktadır. Kamil Bey, 1913 yılına gelindiğinde kendisi gibi varlıklı bir ailenin evladı olan Nermin Hanım ile hayatını birleştirir ve bu izdivacın ardından Nermin Hanım ile beraber İspanya seyahatine çıkar. Bu taze çift için her şey çok güzel giderken, tüm dünyanın olduğu gibi, Kamil Bey ve Nermin Hanım’ın da hayatını uzun vadede kökten değiştirecek olan Cihan Harbi patlak verir. Savaşın başlamasının ardından uzun bir süre İspanya’da kalacağını anlayınca ülkesine hizmet etmek için Madrid Büyükelçiliği’ne başvurur ve burada gönüllü olarak çalışmaya başlar. Mütareke yıllarındaki kahramanlıklarının bir fragmanı niteliğindeki bu faaliyet maddi yönden kendisine pahalıya patlar ve bu süre zarfında yaşanacak yokluğu eşi ile İspanya’da yaşadıkları sırada dünyaya gelen kızına hissettirmemek için elindeki varlıkları satışa çıkartır.

Savaş sona erdikten sonra ailesiyle birlikte İstanbul’a dönen Kamil Bey gördüğü manzara karşısında adeta şok olur. Dört yıllık mücadelenin ardından yenik düşen Osmanlı İmparatorluğu’nun prangalara vurulmuş başkenti İstanbul’da insanlar hürriyetten ümidini kesmiş, kimileri işgalcilerle iş birliği yaparak günü kurtarmak uğruna onurlarını ayaklar altına alırken kimileri ise çareyi Amerikan Mandası gibi ne olduğunu asla bilmedikleri bazı fikirlerde aramaktadır. Bu şartlar altında, genel konjonktüre uyarak işgalcilere yanaşmak ve kaybettiği serveti misliyle geri kazanmak Kamil Bey için en kolay olanıdır, ancak o zoru seçer ve ideal bir Türk aydınının yapması gerektiğini yaparak, kendisinin ve milletinin onurunuher türlü mülkün üstüne koyar; bunun neticesinde de İstanbul Hükümeti ile işgal kuvvetlerine karşı zararlı faaliyetlerde bulunduğu için uydurma bir bahane ile tutuklanan eski dostu İhsan’a destek olur. Artık o da milli mücadelenin bir neferidir.

İhsan Bey’in eşi Nedime Hanım ile birlikte Karadayı Gazetesini çıkarmaya başlayan Kamil Bey, bu süre zarfında içinde bulunduğu esir şehri daha iyi tanıma fırsatı bulur ve verdiği kutsal mücadelenin kıymetini çok daha iyi anlar, bu uğurda Anadolu’ya silah kaçırmaktan ve ele geçirdiği istihbaratı Anadolu’ya göndermek için kendisini tehlikeye atmaktan çekinmez, bunun sonucunda da kendisini kodeste bulur. Gerçekte İstanbul Hükümetinin tevkif etmek istediği kişi kendisi değil Nedime Hanım’dır. Kamil Bey’in paşa babasının ve Nermin Hanım’ın İngiliz dostu halasının üst kademelerdeki saygınlıklarından dolayı Kamil Bey’e (Nedime Hanım’ı ihbar etmesi karşılığında) Roma Büyükelçiliği’nde memuriyet teklif etseler de Kamil Bey bunu onuruna yediremez ve bunun sonucunda yedi yıl hapse mahkum edilir.

Karakterler

Esir Şehrin İnsanları’nda Kamil Bey, İhsan Bey, Nedime Hanım, Niyazi Efendi, Ahmet Bey, Nermin Hanım, Ayşe; ustası, kahvecisi, amiri, memuru vb. tüm kahramanlar toplumumuzun birer aynasıdır.[2] Kamil Bey’in eşi olan Nermin Hanım zengin bir aileden gelen ve alışık olduğu düzeni, rahatlığı, refahı hiçbir zaman kaybetmek istemeyen bir kadındır. Nedime Hanım ve Fatma’nın aksine milli mücadele fikrine oldukça soğuk bakan Nermin Hanım, Nedime Hanım’dan hiç hoşlanmaz. Nermin Hanım’a göre Kamil Bey’in vaktini ve tükenmiş servetinin son kırıntılarını milli mücadele uğrunda harcaması kabul edilebilir bir şey değildir.

Eserin içerisinde kahraman Türk kadınını ve Halide Edip ruhunu temsil eden Nedime Hanım, Kamil Bey’in liseden arkadaşı olan İhsan Bey’in eşidir. Milli mücadeleye katkıda bulunmak ve gerçekleri halka duyurabilmek için Karadayı gazetesini çıkaran İhsan Bey’in bir bahane sonucu İstanbul Hükümeti tarafından tutuklanmasının ardından gazetenin idaresini eline alan Nedime Hanım, işe başlamadan önceki tüm önyargılara rağmen görevini başarıyla sürdürür, bunun sonucunda da çevresindeki herkesin sevgisini kazanır. Karnındaki bebeğe ve tutuklanma riskine rağmen yılmadan, usanmadan çalışması başta Kamil Bey olmak üzere birçok kişiye güç verir.

Kamil Bey ile İhsan Bey’in Galatasaray Lisesi’nden arkadaşı olan Ahmet Bey, Karadayı için İhsan Bey’e yardım eden kişidir. İhsan Bey’in tutuklanmasının ardından da onu sık sık ziyarete gelen Ahmet Bey, Kamil Bey’i Karadayı ekibine katılmak için ikna eden kişidir, romanın sonlarına doğru Nedime Hanım’ın tutuklanmaması için de kendisini feda etmiştir.

Kamil Bey’in Galatasaray Lisesi’nden arkadaşı ve Bağlarbaşı’ndaki komşusu olan Fuat Bey, bir zamanlar evli olduğu İtalyan eşi tarafından terk edilince hayatını tümüyle değiştirir, sufizme yönelir. Kamil Bey’in Bağlarbaşı’na yerleşme sürecinde Kamil Bey’e büyük yardımları dokunan Fuat Bey daha sonra karar değiştirerek Anadolu’ya geçer ve Kurtuluş Savaşı saflarına katılır.

Niyazi Bey, Milli Mücadele’ye destek verdiği düşünülen ve Nedime Hanım’ın da ağabeyi gibi sevdiği bir karakterdir. Kamil Bey tutuklandıktan sonra, Kamil Bey’in sadece kendisine verdiği yalan bilgilerin İstanbul Hükümeti yetkilileri tarafından öğrenilmesi ile birlikte, kendisinin bir hain olduğu anlaşılmıştır. Niyazi Bey’in bu tutumu bize, Milli Mücadele için tehlikeli olabilecek kesimin Nişantaşı ve çevresindeki elit(!) insanlardan ibaret olmadığını gösterir.

Eserin içerisindeki Milli Mücadele kanadının bir diğer önemli temsilcisi ise Ramiz Efendidir. Anadolu’ya gönderilecek bazı hayati belgeleri Kamil Bey’den teslim alırken suçüstü yakalanan ve Kamil Bey ile birlikte tutuklanan Ramiz Efendi, mahkemeye ve savcılara tek bir bilgi bile vermeden suçsuz olduğunu kanıtlayarak beraat eder. Birinci Dünya Savaşı’nın ve İtilaf Kuvvetlerinin İstanbul’a ayak basmasının ardından ümitsizliğe kapılan Ramiz Efendi’yi, Sultanahmet’teki meşhur Halide Edip mitingini izleyen eşi Fatma Hanım yeniden mücadele saflarına katmıştır.

Okuduğumuz tarih kitaplarından da bildiğimiz gibi Milli Mücadele herkes tarafından desteklenen bir hareket değildir. Milli Mücadele’nin başarılı olamayacağına inanan İstanbul’un zengin kesimi, ellerindeki serveti korumak ve katlamak adına işgalci güçlerle iyi ilişkiler kurmuşlardır. Eserde, bu kesimi temsil eden grup Nermin Hanım’ın halası, halasının kızı Sabriye ve Enişte İbrahim Bey’dir. Mala, mülke ve lüks yaşama oldukça düşkün olan bu aile; Kamil Bey’in eşi Nermin Hanım’ı da bu yaşama özendirerek Kamil Bey’i zor duruma sokar.

Sonuç

Hakim anlatıcı bakış açısıyla yazılmış olan Esir Şehrin İnsanları romanı, savaşı kaybetmiş ve esir düşmüş İstanbul halkının duygularını, düşüncelerini ve reflekslerini okuyucuya başarıyla aktarır. Milli Mücadelenin karşı safında bulunan insanların fikirlerini de başarıyla yansıtan yazarımız, Kamil Bey’den ve onunla beraber bu yola girmiş yoldaşlarından ideal birer Türk aydını yaratmış ve bir Türk insanında olması gereken özellikleri eserdeki kahramanlarınüzerinden okuyucusuna aktarmıştır.Bazen savaşı kazanmak için cephedeki mücadele yetmeyebilir. Cephenin gerisinde manipüle edilmeye açık olan halkı ikna etmek de en az cephedeki savaş kadar önemlidir ve bu görevi yerine getirebilecek olan grup ise ülkedeki mürekkep yalamış aydın kesimdir. Türkiye standartlarının çok üzerinde eğitim almış ve Avrupa’yı ülkesine nazaran çok daha iyi tanıyan Kamil Bey de ülkesinin kurtuluşu uğruna alışkanlıklarından vazgeçerek bu görevi üstlenmiş, bu sırada da yabancısı olduğu memleketini çok daha yakından tanıma fırsatını yakalamıştır.

Tarihimizin en önemli dilimlerinden birini okuyuculara başarıyla aktaran Kemal Tahir, okuyucularını tarih biliminin yavanlığından ve soğukluğundan kurtararak, gelecek nesillerin dönemi daha iyi özümsemesini sağlamıştır. Yazarımız, dönemin İstanbul ağzını ve argosunu da başarıyla yansıtmış ve bir tarih kitabından öğrenemeyeceğimiz bazı gerçekleri bizlere göstermiştir. Milli Mücadele’nin İkinci İnönü Savaşı’na kadarki kısmının anlatıldığı Esir Şehrin İnsanları romanın ardından üçlemenin diğer eserleri olan Esir Şehrin Mahpusu’nu ve Yol Ayrımı’nı da okuyarak Milli Mücadele sürecinin devamını, dönemin hapishane hayatını ve Cumhuriyet’in ilanının ardından ülkede ve insanlar üzerinde gerçekleşen değişimi inceleyebilirsiniz.t

Kaynakça

Karabulut, Mustafa. Esir Şehrinİnsanları” Romanı Üzerine Bir İnceleme. Erdem Dergisi, sayı 54, 2009.

Erol, Kemal. Tarih – Edebiyat İlişkisi ve Tarihî Romanların Tarih Öğretimine Katkısı. Dil ve Edebiyat Eğitimi Dergisi, sayı 2, cilt 1, 2012.

Dipnotlar

[1] Yrd. Doç. Dr. Kemal EROL, Tarih – Edebiyat İlişkisi ve Tarihî Romanların Tarih Öğretimine Katkısı (Dil ve Edebiyat Eğitimi Dergisi, 2012) p:60.

[2] Yrd. Doç. Dr. Kemal EROL, Tarih – Edebiyat İlişkisi ve Tarihî Romanların Tarih Öğretimine Katkısı (Dil ve Edebiyat Eğitimi Dergisi, 2012) p:134.

Yazar Hakkında

Berk Gökçen

MEF Üniversitesi

Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir