Erdoğan’ın Türkiye’si Avrupa Birliği’ni Dağıtacak Mı?

Istanbul, Turkey © Murad Sezer / Reuters

Hangi AB ülkesinin kendi Brexit’ini başlatarak AB’nin dağılmasına sebep olacağını merak eden pek çok insan olmuştur. Şimdi ise olumsuz güvenoyu ile projeyi tehdit eden ülke ise Türkiye oldu.

İtalyan dışişleri bakanı Federica Mogherini’nin yönettiği AB diplomatik kurulunun bir milyar avro tutarındaki harcaması ne içindi? Yine bu hafta İsrail’in tehditleri kale almaması ve gayriresmi kuruluşlardan kovması da dahil olmak üzere aylardır süren başarısızlıklarının devamında itibarına büyük bir darbe aldı. AB’nin Suriye Barış Konuşmaları’na bile davet edilmemesinin yarattığı mahcubiyetten bahsetmeye gerek duymuyoruz bile.

Sanki AB dağılıyor ve ilk sarsıntılara tanıklık ediyoruz. Erdoğan’ın son tehdidi iki kısımdan oluşuyordu: İlki Suriyeli sığınmacılar hakkında AB’ye blöf yapmak oldu. Suriyeli sığınmacıları sınırlarımızda tutma karşılığında 27 milletten oluşan bölgeyi vizesiz gezebilme anlaşması vaktinden erken askıya alınmış oldu.

İkinci olarak da günümüzdeki sığınmacı akımı aşikar ve Brüksel’deki 200 basım görevlisi tarafından bir araya getirilmesi gereken Avrupai söylemlerden ve birtakım uydurmalardan sıyrılmış durumda. İptal edilmiş anlaşma ancak pek çoğuna -Avrupa’nın artık doğal bir jeopolitik müttefiki olamayacağı ve Doğu hakkında tekrar düşünmesi gereken- Ankara’da bir yaşam alanı sağlama konusunda başarılı oldu.

Bunda yeni bir şey yok. Esasen Peter Lavelle’nin muntazam Crossfire gösterisinde Türk bir akademisyen de aynı noktaya parmak bastı. Dayanak noktası şuydu ki Türkiye’nin ticari geleceği ve başarısı, Çin Rusya ve İran’ı da içine alan diğer bölge ülkelerine bağlıydı. Türkiye bundan sonra neden AB’ye ihtiyaç duysun ki?

Bu haber, belki de Erdoğan’ın çok uzun zaman boyunca AB üyeliği hayaliyle bekletilmesinden cesaret alarak yapıldı. Fakat sonuç olarak birçoğu kendilerine “kaç para” demeye başladığında zaten vakit geldi. 

Erdoğan, AB liderlerinin Brexit’ten sıyrılma adına Avrupa’daki TV ekranlarındaki imajını güçlendirmek için bir AB ordusu yaratmaya çalıştığını ve güvenilirliğini korumak için savaştığına işaret etti.  İnandırıcı gelmese de AB’nin kendi krizine cevabı Avrupa insanlarının çare olarak AB’ye daha ziyade ihtiyaç duymasıydı. Hem de düzenlenmemiş haliyle, daha az güçle ve Avrupa Birliği Dış İlişkiler Servisi’ni kuran Lizbon Anlaşması’nı yok sayarak. 

Erdoğan, Brexit’in ardından diğer AB ülkelerinin de sarsıldığını ve bir tanesi bile AB’den ayrılırsa veya sadece avro bölgesinden bile çıksa birliğin tamamının iskambil kartından kuleler gibi yıkılacağını söylüyor. Erdoğan bu konuda haklı da olabilir.

Ekonomistler Yunanistan’ın Avro bölgesinden ayrılması zamanı konusunda endişeleniyordu. Bunun pazarlara yapacağı etki; İspanya ve İngiltere gibi evrensel çaptaki ticaret yaşamına etkisi vardır. Ayrıca borçlarından kurtulup Güney Amerika’daki pazarlara tekrar yatırım sağlanırsa pesetanın eski konumuna getirilmesinde de güçlü etkileri olabilir.

Şimdi ise AB’nin ihtiyaç duyduğu son şey AB’nin başarısız olmuş bir kuruluş olduğu fikrini ortadan kaldırmak için kendi isteğiyle dikkatleri medyaya çekecek birini bulmak. 

Ne var ki Türk liderin AB’ye karşı duruşu gerçek bir Brexit değil AB’nin gözünde daha ziyade başarısız olmuş bir diplomatik süreçtir. Avrupa Dış İlişkiler Servisi, AB liderini anlaşmanın kazananı olduğu konusunda emin olmasını sağlayacak uygun ifadeleri uygun zamanda söylememiş bir diplomatik çabalar enkazıdır.

Ve iki alman üyeyi göndermek kimin fikriydi.(biri Avrupa Parlamentosu’nun başkanının ta kendisi öteki de eğittiği biriydi.) İkisi de hem Türkiye’yi azarladı hem de darbe girişiminden sonra sessiz kaldı. Geçtiğimiz günlerde Ankara’ya iyi görünmeye çalıştıkları yorucu gezilerine rağmen, azınlıktaki birkaç kişi onların darbecilerin hepsinin başarılı olacaklarını umduklarından şüphe duyuyor. Mogherini’nin ziyareti işleri rayına sokmak için olsa da, daha kötü hale getirdi.

AB diplomasisi efsanevi bir canavardır ve bu canavar karanlık odada var olan kara bir kedi gibi aslında var olmayan bir şeydir. Başlıca iki nedenden ötürü. Birincisi, Londra, Paris ve Berlin gerçek herhangi bir dış politika gücünü Brüksel’e teslim etme konusunda Brüksel’e güvenmediler. İkincisi, Mogherini’nin kendisinin Orta Doğu liderlerini destekleyecek karizması yoktur.

Ancak gerçekte, tabuttaki Türkiye ve AB’nin ucuz ilişkilerini sürdürmelerini sağlayan son çivi, Trump’ın seçimi oldu. Trump, gerek AB gerekse NATO’yu sınırda tutmak ve Rusya ile daha iyi ilişkiler kurmak için hazır durumda. Juncker gibi AB liderlerinin sulu hayalleri ve zayıf yönleri konusunda hiçbir sabrı yok. Önceliklerini sadece Türkiye için değil, aynı zamanda bölge ve dünya için tekrar odakladı.

Türkiye şimdi ABD ile daha iyi ilişkiler içinde olacak ve muhtemelen darbenin başındaki din adamı Fethullah Gülen, Trump yönetimi tarafından iade edilecek. Erdoğan artık kürtleri cesaretlendirmek ya da Suriye’deki rejim değişimiyle ilgili saçma sapan fikirlerle Orta Doğu’yu karıştıran Amerikalılar hakkında artık endişelenmeye ihtiyacı yok. 

Erdoğan, artık yalnızca Washington ve Moskova’nın önemli olduğunu açıkça görüyor. Ve dünya siyasetinde AB ile alakalı olarak itibar kaybetmek suretiyle her ikisinden de daha fazla itibar puanı alabilir.

Önümüzdeki haftalarda Erdoğan’ın insanlık sefaletini ortadan kaldırmak için tehditte bulunup bulunmayacağını görmek ve iki milyondan fazla Suriyeli mültecinin Almanya’ya doğrudan girecek olmasıyla birlikte Suriyelilere AB hayalini kurdurmasını görmek ilginç olacak. 

Avrupa Birliği Dış İlişkiler Servisi’nin rolünün sorgulanma ihtimali olması gündemdedir. Ancak Türkiye’yi kaybetmek tartışmasız bir şekilde bu servisin başarısızlığı olsa da, rolünün sorgulanması için yeterli gerekçe olmayabilir. 

Erdoğan geçtiğimiz günlerde, Avrupalı liderlerin Türkiye’yi gelecekteki bir üye olarak görmediklerini söyledi. Ve ekledi; “Zaman zaman bana karşı hakaretler yöneltildiğini ve Türkiye’de ifade özgürlüğü olmadığını iddia ediyorsunuz. Bu arada teröristler Fransız, Alman ve Belçika sokaklarında dolaşıyorlar. Onların özgürlükten anladıkları bu.”

KAYNAK: https://www.rt.com/op-edge/367833-turkey-poised-destroy-europe/

Çevirenler Hakkında 


Merve Nur Bayraktar
İstanbul Üniversitesi – Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler
Kocaeli Üniversitesi – İlahiyat 


Emre Ertetik
Bilgi Üniversitesi – Siyaset Bilimi

Bizi sosyal medyada takip edin
Arkadaşlarınızla Paylaşın:

Bize Katılın

Siz de bizimle gönüllü olarak çalışmak ister misiniz?
İletişim formunu doldurun, sizinle irtibata geçelim.

İletişim Formu İçin Tıklayın

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Social media & sharing icons powered by UltimatelySocial