Ana Sayfa / YAZILARIMIZ / Ekonomi / Demirkıratların Ekonomi Politiği

Demirkıratların Ekonomi Politiği

Yazan: Ebru YILDIZ

GİRİŞ

Ekonominin politika üzerinde politikanın ekonomi üzerinde ve bu ikisinin çıktısı toplum üzerinde belirleyici etkiye sahiptir. Yapı taşları arasındaki etkileşim toplumsal dinamiklerin dönüşümünü sağlamaktadır. Ekonomi politiğin toplumsal dönüşüme sebep olduğu en somut örneklerden biri Demokrat Partinin iktidara gelişidir.

1950 seçimleri ile birlikte Türk siyasi hayatın da yeni bir sayfa açılmış ve Türkiye Cumhuriyeti ilanından itibaren 27 yıl süren tek parti dönemi son bulmuştur. Demokrasinin filizlendiği bu gelişim ekonomi politiği de temelden etkilemiş ve değiştirmiştir. Parlementer rejimin gereği geniş halk kitlelerinin toplum sahnesinde artık seyirci değil aktör olarak yer alması sonucu işçi,köylü,esnaf gibi kalabalık halk kesimlerinin ekonomik ve siyasi isteklerini dikkate almak ve bunlara çözüm sunmak zorunda kalacaklardır.1 Bu yazı çerçevesinde de tek parti rejiminden rahatsız pek çok toplumsal kesim tarafından desteklenen ‘Demirkıratların ‘ ekonomi politiği ve sonuçları incelenmiştir.

DEMOKRATLARIN İKTİDARA GELİŞİ

İkinci Dünya Savaşının ardından Türkiye’de tek parti rejiminden rahatsızlık duyan pek çok toplumsal grup vardı. Tarımsal üreticiler , özellikle de köylerin daha yoksul kesimleri, savaş zamanındaki vergilendirme ve devletin kentlerin iaşesine dönük talepleri yüzünden mağdur olmuştu. 2 Mensupların birçoğu savaş zamanı koşullarından ve politikalarından kar etmişse de kentli burjuvazi artık imtiyazlı ama bağlı bir sınıf olmak istemiyor , özel girişime daha çok ağırlık verilmesini istiyordu.3 Siyasi güç ile ekonomik güç arasındaki çatışma yeni bir hal alıyordu.1945 yılında hazırlanan Toprak Reformu Kanunu ile bütçe görüşmelerinde yaşanan fikir çatışmaları çok partili hayata geçişin kapılarının açılmasında etkili olmuştur. Hükümet bütün muhalif söylemlere rağmen Çiftçiyi Topraklandırma Kanununu çıkarıp uygulamaya koymasıyla birlikte başta büyük toprak sahipleri Adnan Menderes, Emin Sazak, Cavit Oral ve Fevzi Karaosmanoğlu gibi kişilerin büyük tepkisiyle karşılaşmıştır.4 1945 yılı Haziranın da Celal Bayar , Adnan Menderes, Fuat Köprülü ve Refik Koraltan’ın CHP’nin meclis grubuna bir takrir vererek ‘Dörtlü Takrir ‘ olarak bilinen hareketi başlatmışlardır.5 Celal Bayar 1 Aralık 1945 yılında yeni bir parti kurulacağını açıklamış ve 1946 yılında da Demokrat Parti kurulmuştur. CHP’nin yönetimi sırasında çok fazla ağırlığı olmayan taşra burjuvazisi , tüccar ve esnaf ‘çarıklılar’ diye çoğu zaman hor görülen köylü, gelişen ticaret burjuvazisiyle büyük toprak ağaları arasındaki birlik DP’nin yanında yer almıştır.6

1946 yılında kurulan Demokrat Parti başlangıçta CHP’nin prensipleri olan ‘6 Ok’a bağlılığını açıkça ortaya koyduğu gibi devletin ekonomik politikası olan devletçiliği de serbest girişimciliğe daha çok olanak sağlayacak manasında yorumlamaktaydı. Parti tüzüğü bu konudaki anlayışını şu sözlerle belirtmekteydi: Devletçiliği ekonomik alanda uzun zamandan beri devam eden boşluğu bir an önce doldurmak, iş hacmini genişleterek yurttaşların geçim ve refah düzeyini yükseltmek için, devletin gerek doğrudan doğruya ekonomik faaliyetlere girişmesi gerekse teşvik ve yardım yolları ile özel teşebbüs ve sermayenin genel yararlara en uygun şekilde ve hızla gelişmesinde görev alması anlamında anlıyoruz. Özel teşebbüs menfaatleri genel menfaatin telifi ve korunması zaruretinden ileri gelmektedir. Bizim devletçiliğimiz , ekonomik koşullarımızın çizdiği yoldur.’7 Devletçilikte değişkenlik ilkesine yer vermişlerdir.8 Devletçiliğe yeni bir yorum anlayışı getiren Demokrat Parti kurucuları hükümeti erken seçime zorlayarak 1946 seçimlerinde 62 sandalye elde ederken 1950 seçimlerinde aldıkları %53 oyla iktidar olmayı başarmışlardır.

Koşulların Şekillendirdiği İki Parçalı Ekonomi Politikası

1930- 1946 yılları arasında her alanda dışa kapalı olan Türkiye ekonomisi, İkinci Dünya Savaşından sonra iç ve dış koşullar , dışa açılma yönündeki baskıların ortaya çıkmasına neden oldu.9 Savaş sonrası Dünyanın lider gücü konumuna gelen ABD ekonomik sistemi şekillendiren ana aktör olma işlevini üstlenmiştir. Gelişmekte olan devletleri kendi yörüngesinde tutabilmek amacıyla askeri ve ekonomik yardımlar önem taşımaktaydı. Diğer taraftan Sovyetlerin toprak isteği Türkiye’yi ABD ve Batı kanadına yaklaştırdı.10

ABD’nin sergilediği hakim güç liberal ve açık iktisat modeline doğru kaymaya sebep oluyordu. Dış konjonktürün yanı sıra iç faktörler de çok partili hayata geçişte önemli etkiye sahipti. Fertlerin mal varlığında büyük oranda azalmaya neden olan vergi yükünün yüksekliği , köylü kesiminin yönetimden rahatsızlığına neden olurken savaş dolayısıyla yüksek kazanç elde eden tüccarların Varlık Vergisi ve Milli Koruma Kanunu sebebiyle kazanç kayıpları bu sürecin oluşmasında temel iç nedenleri oluşturmuştur.11 Ekonomik iç etkenler toplumsal dinamiklerde de dönüşümü zorunlu kılmıştır. Tam da bu noktada rahatsız olan tüm toplumsal gruplar Demokrat Parti hareketini örgütlemeye ve desteklemeye başlamışlardır. Toplumsal yapıdaki bu dönüşümler, savaş sonrası kapitalist dünya sisteminde meydana gelen yeni dengelerden türeyen dışsal etkenlerle ahenkli bir uyum sağladı.12 Bütün bu nedenlerin sonucu olarak toplumsal ve siyasal bir harekete dönüşen Demokrat Parti ile CHP’nin temel farkı , DP’nin özel teşebbüslere daha çok önem veren ekonomi politikalarıydı. Parti programında da açıkça devletçiliğin görevleri arasında özel teşebbüsün destekleneceği belirtilmiştir. Programda verimsiz çalıştıkları nedeniyle kamu kuruluşlarının özel teşebbüslere devredileceği , zorunluluk olmadıkça piyasalara müdahale edilmeyeceği ve ekonomik kalkınmanın tarım sektörüne dayandırılacağı ilkeleri benimsenmiştir.13 1950’lerin başındaki iktisadi kalkınma ve tarımsal ticarileşme fırsatları, hükümetin destekçilerinin beklentilerini gerçekleştirmişti. Demokratların getirdiği en önemli iktisadi değişim hiç kuşkusuz tarımsal kalkınmaya verdikleri büyük önemdi. Tarımsal üretim 1947’den itibaren artışa geçerek 1953’e kadar iki mislinden fazla arttı. Bu artışların büyük kısmı ekim alanlarındaki genişlemeden kaynaklanıyordu ancak devletin biri küçük köylüye diğeri de büyük toprak sahibi çiftçiye yönelik iki ek önlemi tarafından da destekleniyordu. Bunlardan ilki devletin kamuya ait toprakları topraksız veya az topraklı köylüye vermesiydi. İkincisi ise yapılan Marshall yardımının tarımda modern yöntemler amacıyla traktörün kullanılması için 42.000’i aşan traktör ithalatının finansmanında kullanılmasıydı. 14 O dönemde ülkede tarıma uygun hava koşullarının yaşanması ve Kore Savaşı sırasındaki stoklama programları dünya pazarında geleneksel ihraç kalemleri dışında artan miktarda tahılın yurtdışına satılmasında etkili oldu.15

Konjonktürden faydalanan Türk ekonomisinin maden rezervleri de yüksek talep gördü. Ne var ki 1953’ten sonra tarımdaki patlama birdenbire sona erdi ve rüzgarın yönü artık değişmeye başladı. Kore Savaşının sona ermesi dünya pazarındaki taleplerin hızla düşmesine neden olurken üretim durgunlaşmaya başladı. Türkiye’de kısa süren ihracat ekonomisi temel madde fiyatları dünya çapında gerileyip ihracat gelirleri de buna ayak uyduramayınca daha büyük ticaret açıklarıyla karşı karşıya kalındı.

Tarım politikalarının yanı sıra sanayi alanında da Demokrat Parti döneminde madencilik, şeker, çimento ve dokuma sektörü başta olmak üzere , özellikle demir ve bakır üretimi artmiş; bu sektörlerde büyük ilerlemeler kaydedilmiştir. Şeker ve dokumanın halkın tüketiminde oynadığı önemli rol, Demokrat Parti’nin büyük halk kitleleri tarafından popülaritesinin artmasına neden olmuştur.16

1948 -1953 döneminde toplam yatırımların sektörel dağılımında tarımın payı %10,8 imalat sanayinin %13,9 , enerji ve ulaştırmanın payı %34,3 olarak gerçekleşmesine karşın, 1954-1959 döneminde tarımın , enerjinin ve ulaşımın payları azalarak sırasıyla %7,6 ve %30 a gerilediği imalat sanayinin ise %17,7 ‘e yükseldiği gözlenmiştir. 1955-1959 döneminde kamu yatırımları ulaştırma, enerji ve tarımsal altyapıda; özel sektör yatırımları da konut sektöründe yoğunlaşmıştır.17

Menderes hükümeti yalnızca yerli girişimcilerle kalkınamayacağının farkındaydı. Yabancı sermayenin Türkiye’ye gelmesini kolaylaştırmak için ‘ Yabancı Sermaye Yatırımlarını Teşvik Kanunu’ kabul edilerek türk ekonomisi canlandırılmaya çalışıldı. Özel sektörün ekonomide yer alması için yapılan bir diğer düzenleme ise ‘ Petrol Kanunu’dur. 18 Petrol Yasasının yerli ve yabancı özel kuruluşların içerisinde petrol arama ve aktarım projelerinin daha teşvik edici hale getirilmesinin amaçlandığı ileri sürülmektedir.19

1946-1953 yılları hızlı bir büyüme sürecini kapsadığı için bütün sosyal gruplar ve tabakaların reel gelir düzeyinin yükselmesine imkan veren nesnel koşulları da içermekteydi. Genel olarak mülk gelirlerinin ve özellikle ticaret sermayesinin milli hasıladan paylarının arttığı ; geniş köylü kitlesinin ise fiyat hareketleri nedeniyle bozulan bölüşüm ilişkilerini, üretim dinamizmi içinde fazlasıyla telafi edebildikleri bir dönem olma özelliği gösterir.20

1954-1961 yılları kendinden önceki ve sonraki dönemlere göre , milli gelir büyüme hızının belirgin bir biçimde zayıf olduğu bir dönemdir. 1954-1961 yıllarının iktisat politikaları bakımından ilk önemli uğrağı 1954 temmuzunda uygulamaya konan Dış Ticaret rejimidir. 1954’ten sonra dış ticaret rejimi için her yıl çıkarılan bakanlar kurulu kararlarının belirlediği kurallar ve sınırlamalar içinde sürdürülmüştür. Bir diğer taraftan ise tarım ve ihracat ekonomisinin ilk evresi 1953’ten sonra sona erince hükümet döviz geliri için yeni kaynaklar aramaya başladı. İktisadi büyümenin devam etmesi için tek çare olarak yabancı sermaye ve dış borçlanma kalıyordu. 1955’ten itibaren yardımlar daha zor bulunur olunca hükümet cari işlemler açığını gitgide kısa dönemli borçlarla kapatmaya yöneldi.21 Bu borçların çok geçmeden yarattığı geri ödeme sorunu bunalımla sonuçlandı ve 1958’de ki yüksek oranlı devalüasyonla doruğa çıktı.

1954-1958 yıllarında IMF telkinlerine uzun süre direnerek devalüasyon, deflasyonist önlemler ve dış ticarette liberalizasyona dayalı istikrar politikasını benimsemek yerine Milli Koruma Kanununu yeniden yürürlüğe koyup fiyat ve piyasa kontrollerini sağlamayı amaçladıysa da 1958 yılında fiili devalüasyonu kabul etmek zorunda kalmıştır. Bütün bunlar karşısında DP hükümeti tek başlarına ekonomideki kötü gidişi durduramayacaklarını anladıklarında Avrupa İktisadi İşbirliği Teşkilatı’ndan (OECD) kendilerine yol gösterilmesini, teknik ve mali yardımda bulunulması istemişlerdi. 22 OECD ve IMF destekli bir istikrar programı uygulamayı kabul etmişlerdir.

SONUÇ

Bir çok toplumsal kesimin rahatsızlıklarının vücut bulmuş hali olarak siyaset hayatında var olan Demokrat Parti , Türk ekonomisinde gerçekleştirdikleri radikal değişiklikler ile yararlı katkıları olduğu gibi olumsuz politikalara da imza atmıştır.

İkinci Dünya Savaşı sonrasında konumunu belirginleştirmeye çalışan zenginler sınıfı, DP’nin iktidara gelişiyle konumunu sağlamlaştırmıştır. Diğer taraftan ise köyden kente göç hızlı bir şekilde arttığından dolayı altyapısı hazır olmayan Türkiye ekonomisi bu vaziyetten kötü etkilenmiştir. Göç olgusunun yanında ise dünyada liberal güç olarak varlığını kabul ettirmeye çalışan ABD yardımları da tarımsal yöntemlerin değiştirilmesinde kullanılmıştır. Modern tarım tekniklerinin yanı sıra sulu tarım için hayati öneme sahip baraj yapımına önem verilmesi sulu tarımı arttırdığı gibi elektrik üretimini de arttırmıştır.

Siyasi alanda olduğu gibi ekonomik alanda da liberalizmi savunan Demokratlar bunun için yabancı sermayeye önem vermişlerdir. Fakat ekonomi de hedeflenen liberalizm iç ve dış etkenler ile sekteye uğrayınca uygulanan borçlanma politikaları , uzun vadeden çok günü kurtaran hamleler Türkiye’nin bugün içine düştüğü çıkmazın da en önemli müsebbibidir.

DİPNOTLAR

1 Korkut Boratav, Türkiye iktisat Tarihi, Ankara, İmge Kitapevi,2003, syf94
2 Şevket Pamuk,20. Yy Türkiyesi’nde İktisadi Değişim:Bardağın Yarıdan Fazlası Dolu mu? Der: Reşat Kasaba, Türkiye Tarihi , İstanbul, Kitap Yayınevi, syf291
3 Şerif Mardin, Tabakalaşmanın Tarihsel Belirleyicileri – Türikye Toplumsal Sınıf Ve Bilinci

4 Asım M. Karaömerlioğlu, ‘Bir Tepeden Reform Denemesi’ Çiftçiyi Topraklandırma Kanununun Hikayesi, Birikim, sayı 107, 1998, syf 32-35
5 Yaşar Baytal,Demokrat Parti Dönemi Ekonomi Politikaları, Ankara Üniversitesi TİTEAY Dergisi, s40,2007,syf549
6 Zahide Sungur,Demokrat Parti Döneminde Tarım Politikaları ve Etkileri
7 Demokrat Parti Tüzüğü ve Programı , İstanbul,1946, s50-51
8 Yaşar Baytal ,age, syf550
9 Abdullah Takım,Demokrat Parti Döneminde Uygulanan Ekonomi Politikaları ve Sonuçları,Ankara Üniversitesi, SBF dergi,C67, No2, 2012, S163
10 Şevket Pamuk , age, s291

11 Gülten Kazgan, Ekonomide Dışa Açık Büyüme, İstanbul, Altın Kitapları Yayınevi, 1985, s95-99
12 Korkut Boratav, age, s291
13 Cem Eroğlu, Demokrat Parti Tarihi ve İdeolojisi ,Ankara,İmge Yayınevi, 2003, s32-48
14 Şevket Pamuk, age, syf291
15 Çağlar Keyder, Türk Demokrasisinin Ekonomi Politiği ‘ Geçiş Sürecinde Türkiye, der: İ.C, E.A Tonak, İstanbul, Belge Yayınları,1990,syf 57

16 Cem Eroğlu, age, syf 143
17 Abdullah Takım, age, s169
18 Yaşar Baytal, age, s552
19 TBMM Zabıt Ceridesi, D10, C7, s270
20 Korkut Boratav, age, s106
21 Çağlar Keyder, age, s59

KAYNAKÇA

1. Boratav, K. (2003) , Türkiye İktisat Tarihi, Ankara, İmge Kitapevi
2. Pamuk Ş. 20.yy Türkiye’sinde İktisadi Değişim: Bardağın Yarıdan Fazlası Dolu Mu ?, Kasaba, R (der), Türkiye Tarihi, İstanbul, Kitap Yayınevi, 275-311
3. Mardin, Ş. (1985), Tabakalaşmanın Tarihsel Belirleyicileri – Türkiye Toplumsal Sınıf Bilinci,Yazko Felsefe Yazıları
4. Karaömerlioğlu, A. , (1998), Bir Tepeden Reform Denemesi: Çiftçiyi Topraklandırma Kanunun Hikayesi, Birikim Dergisi sayı 107, (1998)
5. Baytal, Y., (2006) , Demokrat Parti Dönemi Ekonomi Politikaları,Ankara Üniversitesi Türk İnkılap Tarihi Enstitüsü Atatürk Yolu Dergisi, sayı 40 (Kasım 2007)
6. Sungur, Z. (2006), Demokrat Parti Döneminde Tarım Politikaları ve Etkileri, Mehmet Akif Ersoy Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, Sayı 14 , (Haziran 2006)
7. Demokrat Parti Tüzüğü Programı, (1946), İstanbul
8. Takım, A. (2012) , Demokrat Parti Döneminde Uygulanan Ekonomi Politikaları ve Sonuçları, Ankara Üniversitesi SBF Dergi, Sayı 2, (Nisan 2002)
9. Kazgan, G. (1985), Ekonomide Dışa Açık Büyüme,İstanbul, Altın Kitapları Yayınevi
10. Eroğlu, C. (2003), Demokrat Parti Tarihi ve İdeolojisi, ankara, İmge Kitapevi
11. Keyder , Ç. ,Shick , İ.C, Tonak, E.A. (der), (1990), Türk Demokrasinin Ekonomi Politiği, Geçiş Sürecinde Türkiye, İstanbul, Belge Yayınları
12. Aral, F. ,(1998) , Hayrettin Ekmenle DP üzerine , Tarih Toplum, Sayı 9 , (Mayıs 1998)

Yazar Hakkında

Ebru YILDIZ / TESA Ekonomi Masası Yazarı

İstanbul Üniversitesi

Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir