Dans Vebası

 

Popüler kültürde bilinen adıyla Dans Vebası, Ortaçağ süresince etkili olmuş salgın hastalıklardan bir tanesidir. Tıpkı Kara Veba gibi, geniş bir tesir alanı...
Country dance scene from the “Hours” of Charles d’Angouleme, before 1496, Late Middle Ages.
Evans, Joan. Dress in Mediaeval France. Oxford: Clarendon Press, 1952. pl. 66.


Yazan: Eray Konya

      Giriş

Popüler kültürde bilinen adıyla Dans Vebası, Ortaçağ süresince etkili olmuş salgın hastalıklardan bir tanesidir. Tıpkı Kara Veba gibi, geniş bir tesir alanı içerisinde, değişik zamanlarda Avrupa toplumlarının yaşamını sarsıcı etki göstermiştir.

Bir antik fenomen olarak dans vebası klasik hastalıklardan farklı özellikler taşımaktaydı ve bu kendine has belirtiler içerisinde en bilineni yorgunluktan ölene dek dans etmekti.  İlk etapta bir hastalık olarak değerlendirilmeyen salgının kurbanlarda ortaya çıkardığı etkiler günahkarlık ve iman zayıflığıyla ilişkilendirildi. Ancak ilerleyen yüzyıllarda din adamlarını da kapsayacak şekilde artan ölümler konuya dair yeni tanıların konulmasını zorunlu kıldı.

Bugün Avrupa tarihinin gizemli noktalarından birisi olan dans çılgınlığı hakkında birçok çalışma ortaya konmuştur. Hastalığın sebeplerini öğrenmede bu çalışmalar önemlidir. Yazımız dahilinde bahse konu açıklamaların bir kısmına yer verilerek hastalığın genel seyri ve tarihsel akışı ele alınacaktır.

 

       1)Tanım

Dans Çılgınlığı veya Dans Vebası kavramları tanım olarak irdelendiğinde, Yunanca’da Dans anlamına gelen “Choros” ve Çılgınlık anlamını taşıyan “Mania” sözcüklerinin birleşiminden [Chorosmania] oluşmaktadır.[1]

Salgına Dans Vebası adının konmuş olması rahatsızlığın yarattığı tahribatı aksettirmede dikkate değer bir noktadır. Zira Ortaçağ tarihinin en büyük salgını Hıyarcıklı Veba adıyla da anılan Kara Veba idi. Tanrının gazabının bir yansıması olarak değerlendirilen hastalığa uzun yıllar önlem alınamadığı gibi, bu salgınla ilişkilendirilen birçok kadın da cadı yaftasıyla engizisyonlarda yargılanarak yakılmıştı.

Dans Vebası vakalarında esas vebadan farklı olarak, vücutta şişlik ve morarma gibi fiziksel emareler gözlemlenmiyordu. Ancak sonuçları kara veba kadar öldürücüydü.

       2)Hastalığın Seyri

Dans Vebasının ilk kez rapor edildiği kronikler Ortaçağ dönemine tarihleniyor. 1374 ve 1518 tarihleri arasında salgının uzantısı birçok vaka, değişik coğrafyalarda kayıt altına alındı. 1374 yılına gelindiğinde, ilk kez binlerce insan ızdırap içinde ölüm için dans etmişti. Salgın, takip eden süreçte Almanya dışına, Fransa ve aşağı ülkelere de sarktı. Birkaç yıl sonra, bu ilk atağı aylarca sıçrayarak ölen bir grup Avrupalının trajik sonu izledi. 1428 yılında patlak veren bu salgında İsviçreliler muzdarip olmuşlardı.

Hastalık üç asır boyunca Hollanda, Fransa ve Almanya gibi ülkeleri, artçı şokları itibariyle de tüm Kıta Avrupası’nı kavurdu. Dans çılgınlığı, psikolojik bir sorun olarak ele alınmakla birlikte, kültürel formları itibariyle devrin günlük yaşamını sekteye uğratan, sosyo-kültürel bir rahatsızlıktı. Yayılma süreci açısından irdelendiğinde hastalık psikolojik temelli etmenlerle hızla yayılıyordu.[2] Tıpçı Paracelsus da Deliliğin Kitabında benzeri rahatsızlıktan muzdarip insanlardan bahsetmekteydi. [3]

Münferit olay olarak değerlendirilemeyecek ölçüdeki bu hadiseleri takiben, ardıl vakalar, 15. asırda görülmeye devam etti. Dans Çılgınlığıyla bağlantılı ilk büyük salgın ise, 16. yüzyılın ilk çeyreğinde Avrupa özelinde hızla yayılma gösterdi. 1518 yılının yaz aylarında Strasburg kenti sakinleri ilk kez bu ilginç hastalığa yakalanmış insanlarla karşılaştılar. Öncül emareler, Frau Troffea adlı bir kadında gözlemlendi. Troffea bir yılbaşı kutlaması akşamında, yanında kocasıyla birlikte festival alanına gelerek ansızın dans etmeye başladı. Önce kocası, ardından da 4 gün içerisinde 33 kişi Bayan Frau’ya eşlik etti ve 1 ay içerisinde sayıları 400’lere dayanan uzun süreli dans eden bu gruptan kurtulan olmadı. Frau sürekli dans etmesi nedeniyle ateşler içerisinde kalmış,  diğer eşlik eden kurbanlar gibi kalp sektesine uğrayarak hayata gözlerini yummuştu. [4] Frau ve beraberindekiler ayrıca dans ettikleri ilk 3 gün süresince dehidrasyona [Vücudun su kaybetmesi] da uğramıştı. [5] Bu gelişme üzerine kentte dans etmek ve dışarı çıkmak bir süreliğine yasaklanmıştı. Ancak yasak döneminde kuralı ihlal eden kişiler görüldü. Bu kişiler de ihtiyaten, karantinaya alındılar.

Yüzyılın sonlarına doğru, Güney İtalya’nın Taranto beldesinde bir spesifik vaka daha meydana geldi. Ancak bu defa ölümlerin sebebine yönelik ilk kapsamlı görüş de dile getirildi ve salgının zehirli bir böcek ısırığıyla bağlantılı olduğu iddia edildi. Bu çerçevede salgının bölgeye özgü bir örümcekten yayıldığı iddiası halk arasında taraftar topladı. [6]

Benzer anomaliler birbirlerini tetikleyerek İsviçre, Almanya, Hollanda gibi ülkelerde 1518 yılına dek etkisini sürdürdü. [7] Bu aralıkta gözlemlenen olaylardan birisi de, meşhur halk hikayesi Hamelinli Kavalcının Öyküsü [Fareli Köyün Kavalcısı] ile benzerlikler arz etmektedir. 1237 yılında bir grup çocuk Erfult-Arnstad arasındaki tüm yolu şarkı söyleyerek ve zıplayarak kat etmişti.[8] Çocuklar yolun sonuna vardıklarında ise tükenerek yere yığılmışlardı. Hadise, çocuklarda belli belirsiz bir titreme tiki geliştirdi ve kalıcı hasar bıraktı. [9] Kavalcının mistik öyküsünde olduğu üzere, transa girmiş kurbanların bu ironik şenlik haline zaman zaman müzisyenler eşlik ediyordu. Ancak genellikle müzisyenlerin akıbeti de aynı minvalde son buluyordu. [10] Dansçıların dans etmek istediklerine dair bir kanıtın bulunmayışı da dansçı mağdurların sürece gönülsüz katıldıkları fikrini doğurmaktadır. [11]

Hastalık genellikle arazlar gösteren kişilerin saatler, günler, haftalar, hatta aylar süren bir dans maratonuna girmesiyle başlıyordu ve tıpkı vücudu laktik asit biriktirmeyen atların yorgunluklarının farkına varmaksızın çatlayarak ölmesi gibi, dans etmekten bitap düşen mağdurların yere yığılmalarıyla kriz son buluyordu. Süreç esnasında çevrede bulunan diğer kişiler hastaların danslarına katılıyor ve bu sayede ölüm kervanı büyüyordu. [12] Kriz anında rahatsızlığın bir başka dışavurumu olarak şarkı söylemek, bağırmak ve ağlamak türü belirtiler de görülüyordu.

Salgının, Avrupa toplumlarının atlattığı en sert yoksulluk ve felaket dönemlerinde ortaya çıktığı göz önünde bulundurulacak olursa, yıkıcı etkinin daha radikal boyutlara vardığı fikrine ulaşılabilir. Zira 15. yüzyılın sonu ile 16. yüzyılın hemen başına tekabül eden bu dönemde, kurak yazlar ve büyük kıtlıklar Avrupa’nın tüm sosyo-ekonomik yapısını felce uğratmıştı. [13]

 

       3)Muhtemel Yanıtlar

       3.1 İnanç Bağlamı

Çağın ruhuna uygun olarak yaşanan ölümler ilk etapta şeytanla ilişkilendirildi. Sava göre dans ederek ölen kişiler günahkardı ve günahkar bir kul olmanın bedelini bedenlerini ve ruhlarını şeytana satarak ödüyorlardı. Hıristiyan demonolojisinde [Şeytan Bilimi] şeytan sahipliği ve ele geçirilme [Possesion] yaygın bir inanış olduğundan sav geniş kabul gördü. Ancak hastalığın ilerleyen dönemde din adamlarını kadar kapsayacak ölçüde yaygınlaştığı fark edildiğinde, tüm sürecin daha farklı bir gerekçeye dayandığı fikri güçlenecekti. Bu noktada, Schaffhausen [İsviçre] yöresinde bir papazın ölene dek dans etmesi kırılma noktası teşkil etti.  Hastalık şimdi bir papaza da sirayet etmişti ve temiz bir din adamı şeytan tarafından ele geçirilmiş olamazdı.  Peşisıra, salgının halk üzerinde etkisi olan, dini bir figür aracılığıyla yayıldığı görüşü yayıldı. Bu noktada, Aziz Vitus kültü rol oynadı. Bir Aziz [Vitus] hastalığı ceza olarak Hıristiyan toplumun musallat ettiyse, kurtulmak için yine aynı Azize başvurulmalıydı. Arınma için öncelikle azize dua edilmeli ve hacı olduğu yerde ibadete gidilmeliydi. Bahsi geçen Aziz Vitus İmparator Demolation döneminde hayatını yitirmiş Sicilyalı bir şehitti ve ömrü şifa dağıtmakla geçmişti. Menkıbeleri dilden dile dolaşan bu Aziz, şeytanın oğlu olduğuna inanılan imparatorun zulmüne karşı çıktıysa da öldürülmekten kurtulamamıştı. Ayrıca, süreç boyunca Vaftizci Yahya’ya da dualar edilmekteydi. [14] Sonuç olarak bakıldığında dini bir zemine oturtulan bu anlatılar arkaik olmakla beraber, pek muteber değildiler. [15]

 

      3.2 Antik Rit (Seremoni)

Bir diğer hipotez ise, hastalık belirtilerini antik pagan kültlerdeki dans motifiyle eşleştirir. Buna göre devrinde yasaklanmış olsa da bir festival formatında toplu dans etkinlikleri düzenlendiği iddiası güdülmektedir. [16] Bu etkinlikler süresince kalabalıklar ateş üzerinden atlayarak dans ediyordu. Öte yandan, İsa’nın 12 şakirdinden birisi olan Aziz Yuhanna adına düzenlenen Cermen festivallerinde de hastalık öncesi emarelerle örtüşebilecek bazı deliller söz konusuydu. Ateş yakmak, ateşin etrafında dolaşıp üzerinden atlamak bu konudaki benzerliklere bir diğer örnektir.

Hastalık kır toplumları için yeni sayılmazdı. Daha önceden bilinen bazı geleneksel öykülerin yeni bir varyantıydı.[17] Bu açıdan masaya yatırıldığında, hem dini hem de ezoterik bağlantıları hasebiyle hastalığın Avrupa milletlerinde belli bir ölçüde karşılık bulduğu varsayılabilir.

Öte yandan salgın ilerleyen süreçte epilepsi hastalarının gösterdiği semptomlar göstermesi hasebiyle epilepsinin bir alt türü olarak değerlendirilecekti. [18]

 

        3.3 Çavdar Mahmuzu [Ergot]

Dans çılgınlığına yanıt getirmede sayısız hipotez ortaya atıldı. Çalışmamız boyunca bunların ancak bir kısmını incelemekle yetineceğiz. Karmaşık bu sosyal fenomenin açıklamasında ilk başvurulan bilimsel açıklama biçimi beslenme alışkanlıklarıyla ilintiliydi. Buna göre yaşananlardan Çavdar Mahmuzu  [Ergot] ismi verilen bir parazit sorumluydu. Bu hastalık yapıcı mantar, çavdar gibi tahıllarda kendisini göstermekteydi. Mantar tüketildiği takdirde, duygudurumunda sanrılara neden olmaktaydı ve etkileri ölümcüldü. Aynı şekilde 1692 Salem Cadı Olaylarında ölüme mahkum edilen genç kızların bu mantarın yarattığı halüsünasyonlar nedeniyle cadı sanıldığı söylenmektedir. Mahmuz zehirlenmesi modern dönemlerin uyuşturucu maddesi LSD’ye benzer özellikler arz ediyordu. Alındığı anda beynin kimyasal işleyişine etki ediyordu. Bu durum, mağduru ölüme değin götürecek tepkimeler zincirini başlatıyordu.

Parazit içeren mantarın zehir etkisiyle hastalığın yayıldığı savı, devrin diyet alışkanlıkları hesaba katıldığında zayıflamaktadır. Buna göre kuzeylilerin temel besini olan çavdar, salgının kendisini hissettirdiği bir başka coğrafya olan İtalya’da daha nadir tüketilmemekteydi. [19]

Karşıt şekilde, hastalıktan en çok etkilen grubun kadınlar olması ise bu savı güçlendirici bir detaydır. Zira ortaçağ toplumlarında, işbölümünün tarla-bahçe ayağında daha çok kadınlar görevliydi ve bu nedenle tarla bitkilerinden bulaşan zehirli parazitin daha çok kadınların ölümüne neden olduğu fikri göz önünde bulundurulabilir.

     3.4 Haziran Böceği

Haziran böceği kaynaklı salgın hipotezi, konuya dair getirilen açıklamalardan bir başkasıdır. Buna göre, hastalık yapıcı etki barındıran böcek, tarlalarda çalışan insanlara ısırık yoluyla hastalığı bulaştırıyordu. Bozukluğun daha çok kadınlarda görülmesi, Çavdar Mahmuzu özelindeki açıklamada olduğu gibi, köylerdeki istihdamın ağırlıklı olarak kadınlar tarafından üstlenilmesiyle alakalandırıldı.[20]

Yine aynı bağlamda, Toksit gazların solunması yoluyla hastalık yapıcı organizmaların insanlarla temas kurması yüzyıllar süren bu salgını anlamaya çalışan insanların varsayımları arasında kendisine yer buldu.

 

      3.5 Toplumsal Histeri

Dans Vebasının toplumsal histerinin ilk örneklerinden biri olduğu varsayılmaktadır. Histeriler, insanlarda benzeri baskı aygıtları altında aynı davranış kodlarına sebebiyet verirler. Bu konuda, McCartizm devri komünist avı ve Nazi ideolojisinin Almanya’nın kaderini elinde bulundurmaya başladığı dönemdeki Yahudi karşıtlığı örnek gösterilebilir. [21]

Histeri terimi ilk kez modern tıbbın babası Hipokrat tarafından kullanılmıştı. Evlenememiş Yunan kadınlarda görülen karın spazmları, baş ağrısı ve atakları mide bulantısı gibi belirtiler histerinin bilindik arazlarıydı. Bu özelliklere sahip kişilere histeri tanısı koyuluyordu. Histeri kurbanın çevresindeki kişilerde çok hızlı bir şekilde yayılıyordu.[22] Salgının kendisini gösterdiği bölgelerdeki yerli halkların benzer inanışları paylaşması toplumsal bir histerinin sürece hükmettiği görüşünü kuvvetlendirmektedir. [23]

Histeri odaklı bu kültürel açıklamanın doğaüstü açıklamalara kıyasla daha inandırıcı ve akla yatkın olduğu söylenebilir. Öte yandan, bu açıklama metodunun, kişisel anksiyete ve stres hallerinden ayrılması açısından kitlesel bir özellik gösterdiği de ifade edilmelidir. [24]

 

    Sonuç

Dans Vebası, sürekli dans eden kurbanların yorularak ölmelerine neden olan sıradışı bir hastalıktı. Tıp ilminin henüz yeterince gelişmediği çağlarda çok hızlı bir yayılma göstermiş, ve değişik tarihlerde salgın atakları olarak ortaya çıkmıştı. Süreç boyunca her yaştan ve cinsiyetten insanı ölüme sürüklemişti.
Bu gizemin üzerindeki sis perdesini aralamada başvurulan açıklamalar antropolojik bir bağlamda olagelmiştir. Modern tıbbın rasyonalitesiyle paralel gelişen din dışı açıklama gayretleri, salgına maruz kalan toplumların yaşadığı bölgedeki beslenme düzeni ve batıl inanışları mercek altına alınmışsa da, net bir sonuç belirleme hususunda çaresiz kalındığı açıktır.

Hastalık bugün çok bilinmiyor. Sanıyoruz ki bu durumda hadisenin inanılması güç detaylarla bezeli olmasının rolü var. Anca ortaya konan tezler aracılığıyla ileri bir tarihte fenomene ilişkin müspet bir açıklama getirileceği beklentisi içinde olunabilir.

 

 

KAYNAKÇA

Dancing Mania, Letter of Dance – Volume 3 (Issues 17-24)

Dansing Mania, http://en.wikipedia.org/w/index.php?oldid=565065023

Evan Andrews, What was the dancing plague of 1518? September 14, 2015

http://www.history.com/news/ask-history/what-was-the-dancing-plague-of-1518

Hecker, J. F. C., Dancing Mania Of The Middle Ages, http://historyworld.org/Dancing%20In%20The%20Middle%20Ages.htm

John C. Waller, In a Spin: The Mysterious Dancing Epidemic of 1518, Endeavour ,Vol.32, No:3.

Jennifer Viegas, ‘Dancing Plague’ and Other Odd Afflictions Explained, Discovery News, Aug 2008 https://web.archive.org/web/20121013075434/http://dsc.discovery.com/news/2008/08/01/dancing-death-mystery.html

Liam J. Donaldson, The Dancing Plague: A Public Health Conundrum, Public Health, August 1997,

Paul Wallis, Mystery explained? ‘Dancing Plague’ of 1518,  The Bizarre Dance That Killed Dozens, Health Articles, Aug 13, 2008

http://www.digitaljournal.com/article/258521

Ruth C. Engs, A Case of Mass Hysteria or Toxic Gumes?: Considerations for University Administrators, Applied Health Science

The Art of Medicine-A Forgotten Plague: Making Sense of Dancing Mania, Vol 373 February 21, 2009

https://web.archive.org/web/20121031061948/http://saintvitus.com:80/SaintVitus#Disease

 

DİPNOTLAR

[1] Dansing Mania, http://en.wikipedia.org/w/index.php?oldid=565065023

[2] Liam J. Donaldson, The Dancing Plague: A Public Health Conundrum, Public Health, August 1997,  p. 202

[3] Hecker, J. F. C., Dancing Mania Of The Middle Ages, http://historyworld.org/Dancing%20In%20The%20Middle%20Ages.htm

[4] Dansing mania, p. 2

[5] Paul Wallis, Mystery explained? ‘Dancing Plague’ of 1518,  The Bizarre Dance That Killed Dozens, Health Articles, Aug 13, 2008

http://www.digitaljournal.com/article/258521

[6] Dancing Mania, Letter of Dance – Volume 3 (Issues 17-24)

http://www.pbm.com/~lindahl/lod/vol3/dancing_mania.html

[7] Evan Andrews, What was the dancing plague of 1518? September 14, 2015

http://www.history.com/news/ask-history/what-was-the-dancing-plague-of-1518

[8] Dansing Mania, p.2

[9] Andrews, said work

[10] The Art of Medicine-A Forgotten Plague: Making Sense of Dancing Mania, Vol 373 February 21, 2009, p. 625

[11]Jennifer Viegas, ‘Dancing Plague’ and Other Odd Afflictions Explained, Discovery News, Aug 2008

[12] Dansing Mania p.2https://web.archive.org/web/20121013075434/http://dsc.discovery.com/news/2008/08/01/dancing-death-mystery.html

[13] John C. Waller, In a Spin: The Mysterious Dancing Epidemic of 1518, Endeavour ,Vol.32 No.3, p. 118

[14] Dansing Mania, p. 4

[15] https://web.archive.org/web/20121031061948/http://saintvitus.com:80/SaintVitus#Disease

[16] Dansing Mania, p. 4

[17] Hecker, J. F. C., said work, http://historyworld.org/Dancing%20In%20The%20Middle%20Ages.htm

[18] Liam J. Donaldson, said work, p. 202

[19] Liam J. Donaldson, said work, p.203

[20] Ruth C. Engs, A Case of Mass Hysteria or Toxic Gumes ?: Considerations for University Administrators, Applied Health Science

[21] Ruth C. Engs, said work.

[22] Ruth C. Engs, said work.

[23] The Art of Medicine-A Forgotten Plague: Making Sense of Dancing Mania, p. 625

[24] Jennifer Viegas, said work.

 

Yazar Hakkında

Eray KONYA / TESA Tarih Masası Direktörü / Çevirmeni

İstanbul Üniversitesi

İnkılap Tarihi Enstitüsü / Yüksek Lisans

Bizi sosyal medyada takip edin
Arkadaşlarınızla Paylaşın:

Bize Katılın

Siz de bizimle gönüllü olarak çalışmak ister misiniz?
İletişim formunu doldurun, sizinle irtibata geçelim.

İletişim Formu İçin Tıklayın

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Social media & sharing icons powered by UltimatelySocial