Çin’in Güney Çin Denizi’ndeki Son Dönem Talepleri Nelerdir?

Nick Bisley
October 27, 2016

Güney Çin Denizi’ndeki adalar, kayalar ve resiflerle alakalı çoklu yapıdaki uyuşmazlık şu altı ülkeyi kapsıyor: Çin, Tayvan, Vietnam, Filipinler, Malezya ve Brunei. Bu ülkeler, Avrupa ve Japon koloniciliğinin geleneksel uygulamaları ile parçalanmış ve İkinci Dünya Savaşı’nın etkisiyle Güneydoğu Asya’da birleşmişti. Bu anlaşmazlıklar, bölgenin en can alıcı konularıdır.

Geçmişte yaşananlara rağmen çekişmelere dayalı gerilimin üstü örtüldü. Şimdiki jeopolitik hararetin yükselmesi -özellikle Çin’in haritada belirlediği alan konusundaki muğlaklığından kaynaklı- 2009’a dayanır. Bu harita bugün ülkedeki pasaportlarda, uçuş dergilerinde ve tüm okul kitaplarında bulunuyor. Daha sonra Çin bu haritada belirlenen alanlar, denizlerdeki egemenlik alanıymışçasına savunmak için adımlar atmaya başladı. Bugüne kadar ortaya konulan tartışmalı konuların 3 km kıyı boyu ve derin limanlar olduğu belirlendi. Paracels’teki 1200 nüfuslu Sansha Adası şehir statüsünde. Diğer yandan Pekin, tartışmalı konular hakkında direniş gösteren tek ülke olmamakla birlikte en geniş çapta ve etkin faaliyet gösteren ülke.

Birçok faaliyete rağmen, Çin’in tam olarak ne istediği hala net değil. Günlük bir kaynakta, amaçlarına doğru ilerleme yöntemlerini net olarak görebiliyoruz fakat daha uzun vadeli yol haritası konusu biraz daha muallak. Belki de Çin’in belirlenmiş bölgeler haritası konusundaki en net nokta, haritaya eklenmiş bir notta yer alan adalar ve komşu denizler konusundaki tavizsiz egemenlik iddiasıdır. Fakat sınırlamaların, özellikle haritada net konumlar bildiren çizgilerin manasını vurgulamak konusunda eksik kalmıştır.

Bu bulanık tutum bir yerde kasıtlı kullanılmıştır. Bu da olayları yönetebilmek için diplomatik manevra kabiliyeti sağlamış, bu uyuşmazlık konusunda az ya da çok fikir sahibi olan kafalara karışıklık yaratmış durumda. Fakat bu bulanıklık uyuşmazlık çözümünü aşırı derecede zorlaştırıp bazı kurumlarca yürütülen, kabul edilmesi muhtemel müzakereleri de tamamen imkansız hale getiriyor.

Görünen o ki eninde sonunda Çin üç ana şeyin peşindedir. İlk olarak, hak iddia eden bütün devletler arasında, Çin net bir enerji ithalatçısıdır. Denizin petrol ve gaz açısından zengin olduğu düşünülmektedir ve Çin sadece hidrokarbon rezervleri üzerinde egemenliğe sahip olarak ekonomik yarar sağlamayı değil aynı zamanda kaynak güvenliğini mümkün kılmak istiyor. Eşit ölçüde, Güney Çin Denizi önemli bir balıkçılık yeri ve ülke olarak artan protein tüketim hacmi yüzünden Güney Çin Denizini önemli kılıyor.

Çin aynı zamanda denizcilik için güvenliği arzulamaktadır. Ülkenin ekonomik refahı için ticari akışlara bağımlı -enerji ve mallar limana giriyor ve işlenmiş mallar pazara gidiyor. Ama bu nakliye yollarını korumaktan ileriye gidiyor; 19. yüzyılda Çin’in dış mihraklar tarafından ayağı kaydırıldı. Bu güçler ülkeyi böldüler ve Çin halkını aşağıladılar, en azından parti’ye göre ulusal tarih bu şekilde. Parti, Çin’i koruma becerisine dayanarak meşruluk iddia etmektedir ve devamında parti Çin’in araçlarını korumak zorundadır. Güney Çin denizi, pek çok açıdan, ülkenin ön kapısıdır ve Çin bu kapının savunmasız olmasını istemiyor.

En sonunda ve belki en önemlisi Güney Çin Denizi, Çin’in temel gerçeği olarak parti-devlet (parti devleti de denilebilir.) tarafından temsil edilmektedir. Çin’in geçmişte güçlü bir ülke olması ve sadece komünistlerin azmi ve disiplini doğrultusunda bir bütün olabilecekleri dünya işlerinin idaresinde tekrardan masada oturabilecekleri konusu uzun süre tartışılmıştır. Güney Çin Denizi’ne bu yüzden milliyetçi perspektiften bakılmaktadır ve kimlik değeri olması gerekenden yukarıdadır ve ayrıca maddi kaynakların da ötesindedir. Fakat aynı zamanda stratejik sorunları da vardır. Partinin meşruiyeti ve kendi algısı için ne kadar önemli olduğu göz önünde bulundurulursa bu değerler küçümsenmemelidir.

Temel sorun, bu üç ana hedefi müzakere yoluyla çözmeye çalışmak. Bu da Çin’in katı politikası Güney Çin Denizi üzerinde hak iddia etmesini zorlaştırıyor. Daha da önemlisi, Çin’in bu görüşü Birleşik Devletlerin ve müttefiklerinin Asya’nın geleceği için olan görüşleriyle uyumsuz kalıyor ve bu nedenden dolayı Güney Çin Denizi ülkenin uluslararası siyaseti için önemli bir yer tutuyor. Birleşik Devletler ve müttefikleri ise bu durumu rahatsız edici bir olarak görüyorlar.

Nick Bisley, La Trobe Asia Direktörü ve Avustralya/La Trobe Üniversitesi’inde Uluslararası İlişkiler Profesörü 

Kaynak: http://nationalinterest.org/feature/what-does-china-actually-want-the-south-china-sea-18211

Çevirenler Hakkında

Bizi sosyal medyada takip edin
Arkadaşlarınızla Paylaşın:

Bize Katılın

Siz de bizimle gönüllü olarak çalışmak ister misiniz?
İletişim formunu doldurun, sizinle irtibata geçelim.

İletişim Formu İçin Tıklayın

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Social media & sharing icons powered by UltimatelySocial