Bölgeselleşme (Bölgecilik)

Yazan: Gökhan ÖZENCİ

GİRİŞ

Bu yazımda bölgeselleşme ile ilgili bir takım teknik bilgiler verip, tarihsel süreç halinde dünyadaki karşılıklarını organizasyon isimleri olarak sizlerle paylaşacağım. Eğer okumadıysanız, konunun daha iyi oturması bakımından, bundan önceki yazım olan ‘Eski’nin ve Yeni’nin Küreselleşmesi’[1] ni de okumanızı tavsiye ederim.

Öncelikle unutulmamalıdır ki hiçbir ülke bütün ihtiyaçlarını kendisi üretemez, diğer ülkeler ile ihracat-ithalat yapmalıdır. Çünkü kimi ülkeler maden bakımından zenginken diğerleri coğrafi şartlar itibariyle gıda için zengin olabilir. Buradan yola çıkarak da ülkeler siyasi tercihlerle beraber kendi pazarlarını oluşturuyor ve ki bu doğrultuda kendi stratejilerini belirliyorlar. Bu stratejilerden birisi zaman zaman küreselleşme olurken, diğeri bölgeselleşmedir.

Bölgeselleşme kavramı ülkeler için bir taraftan serbestleşme ilkesi içerirken diğer taraftan da korumacılık ilkesini içermektedir. İki ilke arasında uzlaşmanın sağlanması ile beraber yaşanan süreç ülkeleri birbirine bağımlı hale getirir ve sonuç olarak bu durum entegrasyon hareketlerine sebep olur. [2]

ENTEGRASYON HAREKETLERİ

İktisadi birleşme (entegrasyon) hareketlerinin hepsinde ticari sınırlamaların olmaması, faktör hareketliliğinin serbest olması ve politikaların uyumlaştırılması gibi aşamalardan oluşmaktadır. [3]

Entegrasyon türlerine bakıldığı zaman en dar kapsamlı aşama olarak, iki ülke arasında yapılan ticari ve ekonomik ilişkileri arttırmak için yapılan, Tercihli Ticaret Anlaşması her ne kadar düşünülse de bir entegrasyon süreci yaşanmadığı ve coğrafi bloklaşma olmadığı için değildir. İlk aşama olarak Serbest Ticaret Bölgeleri daha doğru bir tercihtir. Bu aşama da üye ülkeler kendi aralarında ticari sınırlamaları kaldırsalar da üçüncü ülkelere karşı kendi özel ticari tutumlarını sergilerler. [4]

Entegrasyon sürecinin ikinci aşaması Gümrük Birliği’dir. Serbest Ticaret Bölgelerinin aksine üçüncü ülkelere karşı ticari olarak ortak bir gümrük vergisi uygulanır. Bu aşamadan sonraki süreç Ortak Pazar aşamasıdır. Gümrük Birliğinden farklı olarak sadece sermaye ve emek gibi faktörler üye ülkeler arasında serbestçe dolaşabilmektedir. [5]

Son aşama ise İktisadi Birlik aşamasıdır. İktisadi Birlik aşamasında amaç temel olarak ulusal politikaların yakınlaştırılmasıdır. Aynı zaman da belirtmek gerekir ki uyumsallaştırma sürecine ilave olarak bazı hukuki değişiklerde yapılır. Birlik üyesi ülkelerin vatandaşlarının üye ülkelere yerleşme hakkı bunlardan bir tanesidir. Söz konusu entegrasyon modeli için son olarak söylenmelidir ki, bu süreçte tek bir parasal otorite ve para birimi kabul edilmektedir, yani ortak para politikası genel kabul görür. [6]

Ekonomik entegrasyon aşamaları ister istemez giderek ülkelerin birbirine bağımlılığını arttıran süreçlerdir. Böyle bir tutumda bloklaşma, bölgeselleşme kavramını dile getirmektedir.

BÖLGESELLEŞMENİN TARİHÇESİ

Tarihsel gelişim olarak bölgeselleşme, küreselleşme ile paralel düşünülmelidir. Küreselleşme de bütün devletlerin hep beraber ticari serbestliğini konuşurken, bölgeselleşme de bloklar halinde bir özgürlükten bahsetmekteyiz.

Küreselleşmenin ilk dalgalarından birisi I. Sanayi Devrimi ile beraber pazar arayışı halinde olan ve ilk serbestleşme eğitimlerini barındıran İngiltere’nin adımlarıyla gerçekleşmiştir. Karşılıklı vergi indirimlerini sonucu 1860 yılında İngiltere ile Fransa arasında Cobden-Chevalier Anlaşması imzalamıştır. Bu anlaşmadaki en önemli özellik MFN (En çok gözetilen ülke prensibi) hükmü içermesidir. Yani üçüncü ülkelere tanınan vergi indirimlerinden anlaşma tarafları başka bir anlaşma dahi olmadan yararlanacaktır. Daha sonrasında ise Avrupa’da birçok ülke bu ticaret ağına katılmıştır ve böylelikle gümrük vergilerinde indirimler sağlanmıştır. [7]

I. Dünya Savaşı, 1929 Dünya Buhranı ve ardından yaşanan II. Dünya Savaşı ülkeleri oldukça gergin bir atmosfere sokmuştur. Ticari ilişkiler önemli ölçüde zedelenmiştir ve dolayısıyla ekonomiler de büyük hasar görmüştür. Bu tablonun yanında Bretton Woods Konferanslarının yaratmış olduğu ticari olumsuzluklar ve bunalım, GATT ile beraber ortadan kaldırılmak istenilmiştir. GATT’ın 24. maddesi bölgesel oluşumların oluşmasına imkan sağlamıştır. [8]

II. Dünya Savaşı’nın bitimiyle dünyada ticari ilişkiler gelişmiştir. Bu dönemde ticaretin hareketli olması bölgeselleşme süreçlerini beraberinde getirmiştir. Yaşanan bu yeni bölgeselleşme dalgası, 1950 sonu, Eski ve Yeni Bölgeselleşme olarak ikiye ayrılmaktadır.1950’nin sonundan başlayan dönem “Eski Bölgeselleşme”, 1980’lerin sonu ile başlayan dönem “Yeni Bölgeselleşme” olarak adlandırılmaktadır. [9]

1. Eski Bölgeselleşme

Tarihsel sürece bakıldığı zaman, II. Dünya savaşının bitimi ile beraber dünya ekonomileri bir toparlanma haline giriyor. Yeni ticaret anlaşmaları yapılmaya başlanan bu dönemde coğrafi ve ekonomik düzey olarak birbirlerine yakın olan ülkeler arasında bölgeselleşme süreci (1950 sonları) başlamıştır. [10]

Bu dönemde birçok kıtada ülkeler arasında bölgeselleşme adına önem arz eden gelişmeler yaşanıyor:

  • Avrupa Serbest Ticaret Birliği
  • Avrupa Ekonomik Topluluğu
  • Karşılıklı Ekonomik Yardım Konseyi (Sovyetler Birliği öncülüğünde)
  • Batı Afrika Ekonomik Topluluğu
  • Orta Afrika Devlet Birliği
  • Batı Afrika Devletleri Ekonomik Topluluğu
  • Büyük Göl Ülkeleri Ekonomik Topluluğu
  • Doğu Afrika Ortak Pazarı
  • Latin Amerika Serbest Ticaret Birliği
  • Andean Grubu
  • Orta Amerika Ortak Pazarı
  • Karaip Ortak Pazarı
  • Güneydoğu Asya Milletler Birliği. [11]

Bu dönemin sonuna bakıldığı zaman anlaşılmaktadır ki, Avrupa hariç diğer bölgelerin ekonomik birlikleri veya entegrasyonu başarı gösterememiştir ve çoğu dağılmıştır. Bu süreçte Avrupa ilk genişleme hareketini de gerçekleştirmiştir. [12]

2. Yeni Bölgeselleşme

Yeni bölgeselleşme süreci 1980’lerin sonu ve özellikle 1991 yılında Sovyetler Birliği’nin çökmesiyle hız kazanan bir kavramdır. Dünyanın iki kutupluktan çıkıp Soğuk Savaşın bitimiyle beraber tek kutuplu hale gelmesi neo liberal bir dönemin benimsenmesine sebep olmuştur. Böylelikle yaşanan liberalize dönemler ile beraber küreselleşme olgusu popüler olmakla beraber hız kazanmıştır. [13] Bu dönemin bir başka özelliği sadece aynı ekonomik düzeydeki ülkelerin bölgeselliğe geçişi değil, gelişmiş ülkelerin gelişmekte olan ülkelerle beraber hareket etme isteğidir.  [14]

Yeni bölgeselleşme sürecinde meydana gelen örnek oluşumlar:

  • Avrupa Ekonomik Alanı
  • Kuzey Amerika Serbest Ticaret Anlaşması
  • Güney Amerika Ortak Pazarı
  • Orta Amerika Ortak Pazarı
  • Karaip Topluluğu
  • Avustralya- Yeni Zelanda Ekonomik Yakınlaşma İçin Ticaret Anlaşması
  • Orta Afrika Ülkeleri Ekonomik ve Gümrük Birliği
  • Güney Doğu Asya Ulusları Topluluğu
  • Bölgesel İşbirliği İçin Güney Asya Topluluğu
  • Asya- Pasifik Ekonomik İşbirliği Örgütü
  • Arap Mağrip Birliği. [15]

Şekil 1: Bölgesel Ticaret Anlaşmaların Evrimi, 1948-2017

Şekil 1’de görülebileceği gibi 1990’larda hafif yukarı çıkmaya başlayan sayılarında gözle görülür bir şekilde artış başlayan bölgesel ticaret anlaşmaları, 1990’ların sonlarından sonra hızlı bir şekilde yükselerek günümüzde oldukça fazla sayıdadırlar. Görünen o ki bölgesel ticaret anlaşmalarının sayısı aynı zaman da Şekil 1’i de destekleyerek dünya ticaret hacmini arttırmaktadır.

SONUÇ                            

Çalışma da küreselleşmeye alternatif bir politika olarak Bölgeselleşme kavramını ele alınmıştır. Bölgeselleşme iki zıttı bir arada taşımaktadır. Birincisi korumacı bir eylem benimsemiş olması ve ikinci ise komşularıyla ticari bir liberalizasyon süreci işleterek birbirine bağımlı hale gelmesidir. Şimdiye kadar dünyadaki en iyi örnek Avrupa Birliği olarak düşünülmektedir. AB tarihi süreci ile her ne kadar göz kamaştırsa da üyelik süreçlerinde takındıkları rol ile eleştirilmektedir. Topluluğun ilk temellerinin atıldığı zaman üye olan ülkeler ekonomik gelişmişlik olarak birbirlerine yakın iken doğal bir sonuç olarak birbirlerini devamlı ileriye taşımayı başarmışlardır. Daha sonra üyeliği kabul edilen ülkelerin kendileri ile eş değer de olamamaları AB’yi oldukça zorlu sürece sokmuştur. Çünkü dolaylı olarak entegrasyonların sebebi düzeysel farklılıkları iyileştirmektir ve diğerlerinden düzey olarak düşük olan ülkelerin gelişmesi, ileri ülkelere bağlı olmaktadır. Son zamanlarda yaşanan olaylar bu sürecin adeta göstergesidir: İngiltere’nin AB’den ayrılma kararı. Bunun yanı sıra Yunanistan, İspanya gibi AB ülkelerinde yaşanan krizler Almanya gibi devletlerin belini bükmektedir.

Zaman zaman birbirini tamamlayan ya da zıttı halinde görünen küreselleşme ve bölgeselleşme süreçleri dünya tarihinin hem geçmişinde vardır, hem şimdisinde hem de geleceğin de olacaktır. Geçmiş süreçlerden görüleceği gibi takınılması gereken tavır mutlak olmamalıdır. İçerik ve uygulanan politikalar yol gösterici olmanın yanı sıra değişimin her an yaşamın her yerinde olduğu da unutulmamalıdır.

KAYNAKÇA

Bayraktutan, Yusuf, Global Ekonomide Bütünleşme Trendleri: Bölgeselleşme ve Küreselleşme, Nobel Yayın Dağıtım, Ankara, 2004 s. 83-88.

Caliskan, Ozgur, Old and New Regionalism: A Comparative Analysis, https://mpra.ub.uni-muenchen.de/56611/, Karşılaştırmalı Sunum Metni, Ankara Üniversitesi, 2011, s. 4.

Ertürk, Emin: Ekonomik Entegrasyon Teorisi ve Türkiye’nin İçinde Bulunduğu Entegrasyonlar, Ezgi Kitabevi Yayınları, Bursa, 1993 s. 9.

Genç, M. Can; Berber, Metin, Bölgeselleşme ve Ticaret Akımları: Literatür İncelemesi, Kocaeli Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, Cilt:22, Sayı:2, 2011, s. 87-88.

http://www.tesadernegi.org/eskinin-ve-yeninin-kuresellesmesi.html,  (12.03.2018).

https://www.wto.org/, (12.03.2018)

Rodrik, Dani: Akıllı Küreselleşme, Efil Yayınevi, Ankara, 2011, s. 23-24.

Şanlı, F. B.: Küreselleşme ve Ekonomik Entegrasyonlar, Doğu Anadolu Bölgeleri Araştırmaları, 2004, s. 164.

Yüceol, Hüseyin M.: “Bölgeselleşme Süreci ve Türkiye-AB Gümrük Birliği’’, Dumlupınar Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, Cilt:2, Sayı:2, 1999, s. 138-139.

DİPNOTLAR

[1] http://www.tesadernegi.org/eskinin-ve-yeninin-kuresellesmesi.html,  (12.03.2018).

[2] Yüceol, Hüseyin M.: “Bölgeselleşme Süreci ve Türkiye-AB Gümrük Birliği’’, Dumlupınar Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, Cilt:2, Sayı:2, 1999, s. 138-139.

[3] A.g.e., Hüseyin Yüceol.

[4] Şanlı, Fatma B.: Küreselleşme ve Ekonomik Entegrasyonlar, Doğu Anadolu Bölgeleri Araştırmaları, 2004, s. 164.

[5]A.g.e., Fatma B. Şanlı.

[6] Ertürk, Emin: Ekonomik Entegrasyon Teorisi ve Türkiye’nin İçinde Bulunduğu Entegrasyonlar, Ezgi Kitabevi Yayınları, Bursa, 1993 s. 9.

[7] Rodrik, Dani, Akıllı Küreselleşme, Efil Yayınevi, Ankara, 2011, s. 23-24.

[8] Genç, M. Can; Berber, Metin, Bölgeselleşme ve Ticaret Akımları: Literatür İncelemesi, Kocaeli Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, Cilt:22, Sayı:2, 2011, s. 87-88.

[9] A.g.e., Genç, M. Can; Berber, Metin.

[10] Caliskan, Ozgur, Old and New Regionalism: A Comparative Analysis, https://mpra.ub.uni-muenchen.de/56611/, Karşılaştırmalı Sunum Metni, Ankara Üniversitesi, 2011, s. 4.

[11] Bayraktutan, Yusuf, Global Ekonomide Bütünleşme Trendleri: Bölgeselleşme ve Küreselleşme, Nobel Yayın Dağıtım, Ankara, 2004 s. 83-88.

[12] A.g.e., Genç, M. Can; Berber, Metin.

[13] A.g.e.,Caliskan, Ozgur.

 [14] A.g.e., Bayraktutan, Yusuf.

[15] A.g.e., Bayraktutan, Yusuf.

Yazar Hakkında

Gökhan Özenci / TESA Ekonomi Masası Yazarı 

Trakya Üniversitesi

İktisat Anabilim Dalı Yüksek Lisans Öğrencisi

Bizi sosyal medyada takip edin
Arkadaşlarınızla Paylaşın:

Bize Katılın

Siz de bizimle gönüllü olarak çalışmak ister misiniz?
İletişim formunu doldurun, sizinle irtibata geçelim.

İletişim Formu İçin Tıklayın

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Social media & sharing icons powered by UltimatelySocial