Bence Zeytin…

“İncire ve zeytine ant olsun ki” (Tin suresi 1. Ayet)

“Tanrı sana meyvesi ve biçimi güzel, yaprağı bol zeytin ağacı adını vermişti” (Jeremiah 11:16)

“Fakat ben Allah’ın evinde yeşil zeytin ağacı gibiyim; Daima ve ebediyen Allah’ın inayetine güvenirim” (Mezmurlar 52:8)

“… ve insanlık zeytinle yeniden doğar” (Eski Ahit – Nuh tufanı üzerine)

 

Oleacea familyasının bir üyesi olan zeytinin (Olea europaea L.) anavatanı, Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ni de içine alan Yukarı Mezopotamya ve Güney Ön Asya’dır. Günümüzde 20. yüzyılın bitkisi olarak gösterilen ve yüzyıllardır önemini yitirmemiş olan zeytin bitkisinin anavatanı Mardin, Hatay, Suriye, Filistin ve Kıbrıs adasını içerisine alan bölge kabul edilmektedir.

Kutsal zeytin ağacı; Akdeniz uygarlığının sembolüdür. Tüm dünyada 900 milyon ağaçtan %98’ i Akdeniz çanağında yer almaktadır.

Dünya genelindeki zeytin yetiştiriciliğinin %90’lık bir kısmı Akdeniz havzası, geriye kalan kısmı ise Latin Amerika ülkelerinde yapılmaktadır. Dünyada yaklaşık 9 milyon hektar alanda 900 milyon zeytin ağacından yaklaşık 17 milyon ton dane zeytin elde edilmektedir. Dünya sofralık zeytin üretimi son beş sezon ortalamasına göre 2,87 milyon ton civarındadır. Önemli zeytin üretici ülkeler sırasıyla, İspanya, İtalya, Yunanistan, Tunus, Suriye ve Türkiye’dir. Üretimde AB ülkelerinin payı yıllara göre değişmekle birlikte ortalama %65 seviyelerindedir. AB ülkeleri arasında ilk sırayı İspanya almakta onu İtalya ve Yunanistan izlemektedir. İspanya’nın AB üretimdeki payı %55’ler seviyesindedir. Bunların yanı sıra son yıllarda Avustralya, Japonya ve Arjantin gibi ülkelerde de zeytin üretimine başlanılmıştır. Zeytin, genetik özelliğinin yanı sıra kültürel işlemlerin tam olarak uygulanamayışı nedeniyle alternans (bir yıl ürün verme-diğer yıl az/yok verme) gösterir.

İşte bugünkü yazımızda da bugünlerde gündem yaratan ZEYTİN hakkında dünya ve Türkiye’deki durumuna kısaca bir göz atıp, sorunlarını ve çözüm önerilerini sıralamaya çalışacağız.

Tablo 1. Dünya Zeytin İhracatı

ÜLKELER 2010/11 2011/12 2012/13 2013/14 2014/15*
AB 481 555,5 491,5 600.7 504
İtalya 223,5 233,2 217,6 233.3 243,7
İspanya 196,2 248 197,6 289.7 225
Portekiz 42,7 51,5 50,5 53,8 53,3
Yunanistan 13 15,5 18 15.7 11,6
Fransa 1,8 1,9 1,7 2.3 2,5
Tunus 108 129,5 170 65 303
Suriye 23 25 30 25 0
Arjantin 12 23,5 12 21,5 9,5
Türkiye 12 20 92 35 15
Fas 30,5 11 10 11 20
Diğer 25 30 28 26,8 28,5
Toplam 695,5 803 843 785 832,5

 

Tablo.2 Dünya Zeytinyağı Tüketimi

ÜLKELER 2010/11 2011/12 2012/13 2013/14 2014/15*
AB 1.866,50 1.790,00 1.690,00 1.731,00 1.532
ABD 275 300 293 301,5 290
Türkiye 131 150 160 105 146.5
Suriye 130,5 135,5 135,5 170.5 126
Fas 100 122 129 120 120
Brezilya 61,5 68 73 72,5 66.5
Avustralya 44 40 36 37 37
Tunus 30 35 40 37 30
Diğer 422,50 445,00 484,50 501 509.5
Toplam 3,061.0 3.085,50 3.041,00 3.075,50 2.857,5

 

Türkiye’de Tarımın ve Tarımda Zeytinin Ekonomideki Yeri Nedir?

Günümüzde Türkiye nüfusunun üçte birine yakın bir bölümü tarımsal ya da kırsal alanda yaşıyor olduğu halde, milli gelirde yeri ancak %8 – 10 düzeyindedir ve gün geçtikçe azalmaktadır.

Tarım sektörü 2000’li yıllarda ülkede uygulanan makro politikalarla bir uyumsuzluk sergilemektedir. Bu durum istihdam sorunu yaratırken işsizlik değerlerini arttırmakta ve doğudan batıya göç hareketini hızlandırmaktadır. Sanayi toplumlarında kentleşme, kentlerin çekişi ile gerçekleşmektedir, en azından gerçekleşmelidir. Bir çekiş gücü oluşmadan ya da oluşturulmadan kırsal alandaki iş gücü fazlasını kentlere yönlendirmek yapısal sorunlara yol açmaktadır. Tarıma yönelik politikaların, sanayi kesimi için doğrudan sonuçları vardır. Dış rekabete açılan ekonomide imalat sanayi ve hizmetlerin rekabet gücünü artırmak için tarım etkin bir araç olarak kullanılmak istenmiştir. Bu politika, gıda maddeleri fiyatlarının düşük kalması yoluyla ücret artışlarını sınırlamak ve sanayinin girdi olarak kullandığı, tarım ürünleri fiyatlarını düşük tutarak, sanayi maliyet fiyatlarını önlemek biçiminde uygulanmaya çalışılmıştır. Bu politikalar sonucu tarım emekçileri hızla yoksullaşmış, tarımdan sanayiye kaynak aktarımı hızlanmıştır.[1]

Ülkemizde bariz biçimde yaşanan bu durum, beraberinde birçok sorun ile birlikte, yine birçok avantajına rağmen sektörü hak ettiği yere bir türlü getirememiştir. Kentten köye göçün başlayacağı, tarımın gerek insan kaynağı gerekse de teknolojisi ile ileri seviyede yapılacağı bir tarım ülkesi Türkiye’nin özlemini çekmekteyiz.

Zeytine dönecek olursak, 2015 yılı sonu verilerine göre İspanya 235.000 ton ile zeytin ihracatında 1. sıradayken Türkiye 60.000 ton ile Mısır, Fas ve Yunanistan’ın ardından 5. sıradadır. Zeytin üretiminin %68’i yağ %28’i sofra zeytini olarak işlenir. Ülkemizde 850 tane zeytin fabrikası ve yaklaşık 175 Milyon adet zeytin ağacı vardır. Ülkemizde zeytin üretimi yoğunlukla Manisa, Aydın, Bursa, Mersin ve İzmir’de yapılmaktadır.

Zeytinyağı üretiminde hızla ilerleyen ülkemizin tüketim değerlerine baktığımızda, ülkemiz kişi başına zeytinyağı yıllık tüketim miktarı 2 litre olup, bu oran UZK üyesi diğer ülkelerde ortalama 14 litre civarındadır. Ülkeler bazında kişi başı tüketim incelendiğinde; Yunanistan 24 litre, İspanya ve İtalya 14 litre, Tunus, Portekiz, Lübnan ve Suriye 8 litre civarındadır.

 

Tablo 3. TÜİK’in Zeytin İstatistikleri

 

YILLAR

Alan (Ha) Ağaç Sayısı (Bin adet) Zeytin Üretimi (Ton) Zeytinyağı

Üretimi (Ton)

Sofralık Yağlık Toplam
2004-2005 644.000 107.100 400.000 1.200.000 1.600.000 145.000
2005-2006 662.000 113.180 400.000 800.000 1.200.000 115.000
2006-2007 711.842 129.265 556.000 1.211.000 1.767.000 165.000
2007-2008 753.000 139.594 455.385 620.469 1.075.854 72.000
2008-2009 774.370 151.630 512.103 952.145 1.464.248 130.000
2009-2010 778.413 153.723 460.013 830.641 1.290.654 147.000
2010-2011 826.199 157.156 375.000 1.040.000 1.415.000 160.000
2011-2012 798.493 155.427 550.000 1.200.000 1.750.000 191.106
2012-2013 813.765 157.904 480.000 1.340.000 1.820.000 195.000
2013-2014 813.765 167.030 390.000 1.286.000 1.676.000 160.000
2014-2015 826.091 168.997 438.000 1.330.000 1.768.000 190.000
2015-2016* 836.934 171.991 400.000 1.300.000 1.700.000 175.000

 

Tablo 4. Türkiye Zeytinyağı İhracatı ve Ortalama İhraç Fiyatları

Yıllar Miktar (Kg) Tutar ($) Ortalama Fiyat( ($/Kg)
2005/06 47.569.031 202.942.8 4,27
2006/07 42.389.279 145.428.2 3,43
2007/08 15.832.908 71.732.89 4,5
2008/09 27.664.218 92.132.30 3,33
2009/10 23.457.648 81.812.11 3,49
2010/11 11.757.180 49.232.67 4,18
2011/12 19.409.386 65.400.27 3,37
2012/13 92.130.765 292.763.8 3,18
2013/14 15.554.957 60.503.63 3,9
2014/15 15.257.470 60.030.27 3,9

 

 

Zeytincilik Sektörünün Sorunları ve Çözüm Önerileri

Mevsimler elverişli, toprak bol, ihracat ihtiyacı var, dış pazardan talep bulunuyor, ürünler kaliteli… peki neden gerek üretim gerek iç tüketim gerekse de dış ticarette istenilen hedeflere henüz ulaşılamıyor?

 

  1. ÜRETİME İLİŞKİN SORUNLAR VE ÇÖZÜM ÖNERİLERİ
  • Rekolte tahmin çalışmaları uzmanların sadece tecrübeleri ve gözlemlerine dayanarak yapılmaktadır. Uzaktan algılama sistemleri kullanılarak, bir coğrafi bilgi sistemi ve güvenilir veri tabanı oluşturulmalıdır. Başta ağaç sayısı olmak üzere, sektördeki verilerin doğru olarak belirlenmesi gerekmektedir.
  • Ülkemizde yıllara göre ürün miktarı değişkenlik göstermekte, yani var yılı yok yılı özelliği şiddetli yaşanmaktadır. Üretimimiz var yıllarında 170.000 – 200.000 ton, yok yıllarında 40.000 – 60.000 ton seviyelerinde seyretmektedir. Dolayısıyla, üründe yok yıllarında %75 rekolte kaybı yaşanmaktadır. İspanya’da ise bu oran %35- 40 seviyelerinde kalmaktadır. Böylece, üretimde büyük dalgalanmalar önlenerek, sürekli bir ürün arzı sağlanabilmektedir. Ülkemizde var yılı yok yılı etkisinin azaltılması için, zeytin çeşitlerinin ıslahının yapılması, sulama, ilaçlama ve gübreleme vb. bakım işlemlerinin modernize edilmesi, bunun için zeytin üreticisinin desteklenmesi sağlanmalıdır.
  • Üretimin arttırılması, bu doğrultuda fidan üretimine ağırlık verilmesi gerekmektedir. Ancak, üretimde doğru yönlendirme önem taşımaktadır. Üreticiler en kolay “Gemlik Fidanını” bulabildikleri için birçok yere bu zeytin çeşidini dikmektedirler. Oysa, mevcut zeytin çeşit ve tipleri belirlenmeli, sertifikalandırılmalı ve genetik haritaları çıkarılmalıdır.
  • Fidan üretiminde bölgesel adaptasyon önemli olup, coğrafi yöre ile özdeşleşmiş çeşitlerin diğer bölgelere dikimi engellenmelidir. Her bölgenin yerli çeşitleri arasından yüksek ürün ve ağaç özellikleri gösteren çeşitler seçilerek ıslah çalışmaları yürütülmelidir.
  • Ülkemizin zeytin gen kaynaklarına sahip çıkılmalı ve fidan ithalatı yasaklanmalıdır.
  • Gübreleme yetersiz olup, tekniğine uygun yapılmamaktadır. Analize dayalı gübrelemeyi teşvik edici önlemler alınmalıdır. Üretim bölgelerine yakın olan ve üreticilerin yaprak ve toprak analizlerinin kolaylıkla yapılabileceği bölgesel laboratuvarların sayıları arttırılmalıdır.
  • İlaçlama yetersizdir ve tekniğine uygun yapılmamaktadır. İlaçlanan alanlar genişletilmelidir. Ancak kullanılan ilaçlar çevreyle uyumlu olmalı, organik üretime engel teşkil etmemelidir.
  • Zeytinliklerin %92’si sulanmamaktadır. Âtıl vaziyetteki mevcut su kaynaklarından mutlak surette yararlanmalı, damlama sulama gibi modern sulama yöntemlerinin kullanılması desteklenmelidir.
  • Toprak erozyonuna karşı teraslama çalışmaları uzun zamandan beri ihmal edilmiştir. Ucuz ve uzun vadeli kredilerle teşvik edilmelidir.
  • İtalya ve İspanya’da ağaç başına verim 45-50 kg iken ülkemizde ise bu rakamın 1/3’ü oranında olmaktadır. Kamu destekli bir program ile bölgelere ve zeytin çeşitlerine göre uygun budama tipleri belirlenerek toplu ve tek tip budama uygulamaları benimsetilmelidir. Yaşlı ağaçlar kademeli olarak gençleştirmelidir. Bu sayede ağaçlarımız makineli hasada uygun hale gelecek ve üretim maliyetinin azalması yönünde olumlu sonuçlar oluşacaktır.
  • Firesiz ve hızlı zeytin toplama için mekanik hasat özendirilmeli ve yardımcı malzemelerin temini ile üretimini kolaylaştıracak önlemler alınmalıdır. Böylece, dalından kopar kopmaz fermente olmaya başlayan zeytinin kalitesinin düşmesi önlenmiş olacaktır.
  • Yeni oluşturulacak tesislerde sertifikalı fidan kullanılması durumunda verilen destek miktarlarının mevcut geleneksel zeytinliklerin imar ihyasında da verilmesi gerekmektedir.
  • Zeytinyağı işletmelerinde oluşan atık zeytin karasuyu, içerdiği organik kirlilik nedeniyle çevre kirlenmesine yol açmaktadır. Karasu sorunu, tüm boyutu ile Çevre ve Orman Bakanlığı tarafından da ele alınmakta ancak, bir türlü çözüm bulunamamaktadır. Sorunun çözümü için üç yöntemden söz edilebilir. Birincisi mevcut 3 faz çalışan tesislerin 2 faza dönüştürülmesi ve 2 faz işleme sonucu elde edilen sulu pirinanın işlenmesine yönelik bir pirina entegre tesisi kurulmasıdır. İkincisi ise, 3 faz çalışmaya devam edilerek meydana gelen pirinayı entegre tesisinde işleyip, oluşan karasuyu yeterli kapasitelerde karasu buharlaştırma havuzlarında buharlaştırmaktır. Bir diğer yöntem ise arıtma tesisi kurulması ve meydana gelen karasuyun arıtılarak başka alanlarda (içerdiği azot ve potasyum gibi bitki besin maddeleri ve organik maddeler nedeniyle uygun işlemler sonucu sıvı ve katı gübre olarak) kullanımının sağlanmasıdır. Arıtma tesisi konusunda; Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, Çevre ve Orman Bakanlığı ve ilgili belediyeler bir araya gelerek belli noktalarda arıtma tesisleri oluşturmalıdır. Dönüşüm ve tesis maliyeti konusunda sektörün desteklenmesine ihtiyaç duyulmaktadır.
  • Kalite kayıplarının önlenmesi için zeytinyağı depolama sistemlerindeki bozuklu giderilmeli, zeytinyağlarımız, azot korumalı paslanmaz çelik tanklarda korunmalıdır. Bunu için modern stoklama tesislerine gereksinim vardır. Ülke genelindeki paslanmaz çelik tank kapasitesi düşüktür.

 

 

  1. PAZARLAMAYA İLİŞKİN SORUNLAR VE ÇÖZÜM ÖNERİLERİ
  • Ülkemiz zeytinyağı ambalajlı ve markalı ihracatının arttırılması ve sürekli pazarların elde edilmesi, ancak AB ülkeleri ile eşit koşullarda rekabet ile mümkündür. Halen 15- 20 bin ton civarında satılan markalı ve ambalajlı zeytinyağı ihracatının artırılması için teşvikler geliştirilmeli Türk zeytinyağı imajı oluşturulmasına yönelik tanıtım çalışmaları
  • Ülkemiz zeytinyağı tüketimi düşüktür. Hemen hemen üretim bölgelerindeki alışkanlık ile sınırlı bir hale gelmiştir. Son yıllarda tüketimin arttırılmasına yönelik girişimler sonucunda, zeytinyağı tüketiminde artış eğilimi bulunduğu görülmektedir. Ancak bu artış zeytinyağı tüketim sorununun çözüldüğü anlamına gelmemektedir. Zeytinyağı kullanma alışkanlığı olmayan tüketici kesimin, fiyat hareketleri karşısında zeytinyağından vazgeçmesi kolay olmaktadır.
  • Zeytinyağının önde gelen sorunlarından birisi de tağşişdir. Bu nedenle, piyasa düzenli olarak takip edilerek, tağşişli yağ üretim ve satışı engellenmelidir. Tağşişli yağla ilgili kamu denetimleri artırılarak etkin hale getirilmelidir.
  • Zeytinyağının sağlığa yararları bilimsel olarak ortaya konulmuş durumdadır. Özellikle kalp ve damar hastalıklarına iyi gelmesi nedeniyle tüketimin teşvik edilmesi, bu hastalıklar için devlet ve bireylerce yapılan sağlık harcamalarının azalmasına yol açacaktır.
  • Tarımda ayakta kalabilen ve gelecekte daha da yükselecek tek ürün olan zeytinyağının tanıtımına, tüketiminin arttırılmasına, iç ve dış pazarın genişletilmesine yönelik olarak kamu destekli çalışma grubu oluşturulmalıdır.
  • Türkiye’nin de Avrupa Birliği’ne gümrüksüz zeytinyağı ihracatı yapabilmesi hiç değilse diğer ülkelere tanınan imtiyazlardan yararlanması büyük önem taşımaktadır.
  • 2003/3 sayılı Türk Ürünlerinin Yurtdışında Markalaşması ve Türk Malı İmajının Yerleştirilmesine Yönelik Faaliyetlerin Desteklenmesi Hakkında Tebliğ yurtdışında çalışmalar yapan firmaları daha etkin olarak destekleyecek şekilde düzenlenmelidir.
  • Zeytinyağının İspanya ve İtalya’da olduğu gibi başka sıvı yağlarla karışık olarak zeytinyağı adıyla satılması yasaklanmalıdır. Zira zeytinyağı fiyatı bitkisel yağ fiyatının 5 katıdır. Karıştırılıp satılması hem standartlara aykırı hileli bir durumdur hem de ekonomik açıdan haksız rekabete yol açarak piyasa dengelerini bozmaktadır.
  • AB’deki zeytinyağı ile ilgili düzenlemelere sadece Topluluk müktesebatının üstlenilmesi yükümlülüğü kapsamında yaklaşılmamalı, bu düzenlemelerle ulusal politikalarımız arasında karşılaştırma yapılmalıdır. Topluluğun Türk zeytinciliği için faydalı olan düzenlemelerinin ülkemizde hayata geçirilmesi için tam üyelik beklenmemelidir.
  • Stratejik bir ürün olması nedeniyle zeytinyağının prim sistemi veya başka bir ad altında desteklenmesine devam edilmelidir. Prim miktarı üretici tarafından önceden bilinmeli ve süreklilik arz etmelidir. Kayıtlı ekonomiye geçişi sağlayarak kaynağını kendi içinden yaratan prim, hazineye ilave yük olarak görülmemeli, yeterli miktarda olmalı ve zamanında ödenmelidir.

Yazarın Yorumu

Yunan Mitojisi’ne göre Deniz Tanrısı Poseidon ile Bilgelik Tanrıçası Athena arasında bir şehir üstüne anlaşmazlık yaşanır. Baş tanrı Zeus da bu anlaşmazlığı gidermek için ikisi arasında bir yarışma düzenler. İnsanlar hangisinin verdiği hediyeyi seçerse buraya onun ismi verilecektir. Poseidon üç dişli çatalını kayaya vurur ve denizlerden 4 muhteşem at çıkarır. Bu atlarla dünyanın her yerine gider, ordular kurar, fetihler yaparsınız der. Athena ise mızrağını yere saplar ve zeytin ağacını çıkarır.  Bu ağaç yüzyıllarca yaşar, meyvesini yeşilken de siyahken de yersiniz. Meyvesinden yağ yapar, yağından ateş yakarsınız der. İnsanlar Athena’nın hediyesini seçer. Şehre de onun ismi verilir.

Allah’ın üzerine yemin ettiği, Hz. Musa’nın kendini benzettiği, bütün bir insanlığın kendisinden doğduğu söylenen; ülkemizde dolaylı yoldan 10 milyon insanın ekonomisini etkileyen, dünyada “iyi şeyler” listelerinden birinde ilk beşe girmemizi sağlayan zeytin, önemlidir. Bolluğun, adaletin, sağlığın, barışın, zaferin, gururun, bilgeliğin, aklın, ölümsüzlüğün, arınmanın ve yeniden doğuşun simgesidir.

“Yani, öylesine ciddiye alacaksın ki yaşamayı,

Yetmişinde bile, mesela, zeytin dikeceksin,

           Hem de öyle çocuklara falan kalır diye değil,

           Ölmekten korktuğun halde ölüme inanmadığın için,

                                      Yaşamak yanı ağır bastığından.”

Kaynakça

GTHB, 2015. Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Verileri

Ekonomi Bakanlığı, 2013. Zeytinyağı Sektör Raporu. T.C. Ekonomi Bakanlığı İhracat Genel Müdürlüğü Tarım Ürünleri Daire Başkanlığı. Ankara 4s.

http://www.dogaka.gov.tr/Icerik/Dosya/www.dogaka.gov.tr_619_LZ0P55ES_Zeytincilik-Sektor-Raporu-2015.pdf

TİM, 2014. Türkiye İhracatçılar Meclisi İhracat Rakamları

http://www.calismatoplum.org/sayi9/aylan_ari.pdf

TÜİK, 2016. Türkiye İstatistik Kurumu

http://dergi.ksu.edu.tr/article/viewFile/1017000222/5000014620

Nazım Hikmet – Yaşamaya Dair

http://koop.gtb.gov.tr/data/56e95c1a1a79f5b210d91772/2015%20Zeytinyağı%20Raporu.pdf

[1] Petrol – İş, Gübre sektöründe ve tarımda özelleştirmeye hayır, Petrol – İş yayın: 63, Temmuz 2000, sayfa: 11

 

Yazarlar Hakkında 

Özcan Kuzulu 

Finans, Finansal Analiz ve Ticari Krediler Uzmanı
Finans Doktorant, Çukurova Üniversitesi

Nurullah Hakimoğlu
İstanbul Üniversitesi
Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler

Bizi sosyal medyada takip edin
Arkadaşlarınızla Paylaşın:

Bize Katılın

Siz de bizimle gönüllü olarak çalışmak ister misiniz?
İletişim formunu doldurun, sizinle irtibata geçelim.

İletişim Formu İçin Tıklayın

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Social media & sharing icons powered by UltimatelySocial