Ana Sayfa / YAZILARIMIZ / Siyaset / Başkanın Adamları Film Analizi

Başkanın Adamları Film Analizi

Yazan: Batuhan YAŞAR

GİRİŞ VE FİLME GENEL BAKIŞ

Genel bakış üzerinden filmi açıklayacak olursak; seçimlere 11 gün kala Beyaz Saray’ı ziyarete gelen kızlardan birinin başkan tarafından tacize uğradığı iddiası ABD’yi çalkalamaktadır. Tacize uğradığı iddiasını öne süren kızın tacizi açıklaması ve şikayetçi olacağını basın aracılığıyla duyurmasıyla gündeme gelen olay bir bomba etkisi yaratmıştır. Yeni adayların ekmeğine yağ sürecek bu olay, adayların seçimlerde başkanın önüne geçmelerini sağlayacak siyasi bir enstrüman olarak kullanılmasıyla palazlanıp daha da büyük bir hale gelmiştir. Seçimlere iki haftadan daha az bir sürenin kalması dolayısıyla büyük bir itibar kaybına yol açmış olan bu olayın seçimleri büyük ölçüde etkilemesi öngörüldüğünden başkan bir çıkış yolu aramaktadır. Bu darboğazdan kurtulmak amacıyla Beyaz Saray’a davet edilen ConradBrean ile anlaşılır ve işinde profesyonel olan bu adamın stratejileri doğrultusunda olaylar gelişmeye başlar. Halkı taciz olayının olmadığına dair ikna etmek yerine daha uç noktalara dokunarak halkı olmayan bir savaşa inandırma yolunu seçmiştir.

Brean’in kafasında oluşturduğu kurgu çerçevesinde olayların ilerlemesi gerektirmektedir fakat işin tamamını kendi başına halletmesi olanaksızdır. Bunun için işinde profesyonel bir ekibe ihtiyacı vardır. Namluda tek kurşunu olan Brean bunun farkındadır ve hata yapma lüksü yoktur. İşin inandırıcı olması için Hollywood yapımcısı olan StanleyMotss’a ulaşır. Kurguyu ona anlatır ve bu doğrultuda ortak hareket etmeye başlarlar. Stanley’in de kendisi gibi işinde profesyonel kostümcü, müzisyen gibi halkın algı yönetiminde yer alacak kişilerle görüşmesiyle macera başlar.

ALGI YÖNETİMİ VE MEDYA ETKİSİ

Brean medyanın gücünü etkin olarak kullanmasını ve halkın algısını yönetmesini iyi bilmektedir. Şov dünyasını iyi bilen Stanley ile birlikte çalışmaları bu işin sonuca varılmasında etkin rol oynayacaktır. Olayın genel iskeletini Stanley’e aktaran Brean içerisini kendi kurgu ve yöntemleriyle doldurmasını ister. Çin’de olan başkan’ın hastalık bahanesiyle ülkeye dönmesini geciktirerek zaman kazanmaya çalışan Brean çalışmalara hemen başlamıştır. Brean tarafından Arnavutluk ile ABD arasında yapılacak olan sahte bir savaşın kurgulanmasının ardından Stanley montaj ve kayıt çalışmalarına hemen başlamıştır. Arnavutluk’la savaş kurgulanmıştır çünkü hakkında az bilgi sahibi olunan ve halk bazında öngörü yapılması zor bir devlettir. Oyuncu bir kız bulunarak bir film platosunda çekilen kısa bir sahnenin üzerinde uygulanan küçük montaj hareketleriyle oyuncuya, teröristler tarafından saldırıya uğramış, yanan bir köyden elinde yavru kedisiyle kaçan bir Arnavut kızı süsü verilmiştir. Bu kaydın medyaya verilmesi sonucunda algı yavaş yavaş dağılmaya başlamıştır. Bunun akabinde başkanda başka bir reklam ajansıyla anlaşarak propaganda çalışmalarını başlatmıştır. Bu reklamlar savaşın yolda olduğunu ve ‘dereyi geçerken at değiştirilmez’ düşüncesinde bir sloganla halkı istikrar konusunda ikna etmeye çalışmaktadır. Kapıda bir savaş beklemektedir ve sürpriz bir değişiklik hiçte iyi bir sonuç vermeyebilir. Kendi çalışmalarının verdiği ürünleri televizyondan takip eden Stanley bu reklam çalışmalarını her gördüğünde ne kadar etkisiz, sıradan ve sonuçsuz olacağından yakınmaktadır. Her koldan ikna ve akılda yer etme yolunu etkin bir biçimde kullanan Stanley ünlü bir müzisyenle anlaşarak bu savaş hakkında bir şarkı yazmasını ister. Sonucunda şarkı televizyonlarda yer alır ve halkın gözünde bu olay daha da inandırıcı ve akılda kalıcı bir hal almaya başlar. CIA’nın devreye girip olayı araştırmasıyla işler karmaşık bir hal almaya başlar. Sorgulara başlayan CIA olayı araştırır ve kurgu olduğu sonucuna varır. Direkt olarak başkanı karşısına almak istemediğinden olayın kurgu olduğu halka açıklanmaz ve olay yalanlanmaz. Fakat bu durumun sona ermesi de gerekmektedir. CIA tek çözüm yolu olarak savaşın bittiğini ve herhangi bir sorunun kalmadığını halka açıklamakta bulur. Kurguyu kesintiye uğratan bu olay karşısında tam bir profesyonel olan Stanley hemen alternatif çözümler arayışına girerek sahte bir kahraman yaratma fikrini ortaya atar. Arnavutluk’ta esir edilmiş kahraman bir çavuş figürü oluşturularak krizi fırsata çevirme yönünde bir atağa geçilir. Televizyonlar günlerce kahraman çavuşu ve onun kesin olarak kurtarılacağına dair başkanın hamasi demeçlerini gösterirler. Fakat bunu daha etkili ve kalıcı hale getirmek isteyen Stanley kahraman başçavuşa eski pabuç lakabını takar ve müzisyen Johnny Dean’e artık savaşın bittiğini ve eski, yırtık bir pabuçla ilgili bir şarkı yazmasını istediğini söyler. Bu arada başkanın anlaştığı diğer reklam şirketinin reklamları ‘yarı yolda at değiştirilmez’ sloganıyla televizyonlarda yayınlanmaya devam ediyor ve Stanley bu reklamlar hakkındaki eleştirilerine hız kesmeden devam ediyordu. Toplumda büyük bir etki uyandıracak olan yeni bir algı çalışmasını başlatmak üzere arabaları ile yola çıkan Stanley ve Brean bir ağacın kenarına araçlarını park ederek bagajdan çıkardıkları onlarca eski pabucu ağacın dallarına fırlatmaya başlarlar. Başkana konuşma yapması için dokunaklı bir metin hazırlayan Stanley bunu danışmanlara iletir. Başkan önce reddetse de konuşma yapılır ve toplumun uç sinir noktalarına dokunan duygusal bir etki yaratır. Sabah uyandıklarında ağaçlarda eski, yırtık pabuçlar gören Amerikalılar bunu toplumsal bir tepkiye dönüştürerek Arnavutluk’ta esir düşen kahraman çavuşu temsil eden eski pabuçları direklere, ağaçlara, maçlarda sahalara fırlatarak bu konudaki duyarlılıklarını göstermişlerdir. Akabinde Brean ve Stanley kahraman çavuşu almak için uçakla yola çıkarlar ve özel programdan istedikleri adam bir mahkumdur. Olayın şokunu çabuk atlatan ekip hava şartları kötü olsa da karşılama ekibini arayarak gerekli tören tertibatını hazırlattırarak dönüş yoluna koyulurlar. Hava muhalefeti nedeniyle uçak düşer fakat ekibe bir zarar gelmez. Olayı ABD’ye iletmek için bir telefon kulübesine doğru hareket eden ekip içecek almak için büfeye girer. Bir rahibeye tecavüz suçundan cezaevinde 12 yıl kalmış lan sahte kahraman çavuş orada bir kadına sarkıntılık eder ve kadının kocası tarafından tüfekle vurularak öldürülür. Tam her şey bitti düşüncesine kapılırlarken Stanley müthiş dehasını kullanarak bu krizi de fırsata çevirmesini bilecektir. Savaş kahramanı, vatanı için canını vermiş bir asker olarak onu ABD’ye getirirler ve askeri cenaze düzenlenir. Pencerenin arkasından cenaze törenini izleyen Stanley ve Brean kazandıkları zaferin ürünlerini seyrederken Stanley’in gözü televizyona takılır. Bir televizyon programında Arnavutluk manevrası sonucunda Başkanın seçimlerde öne geçtiği konuşulurken bunun gerekçesinin başkanın televizyonda yayınlanan reklamları olduğu öne sürülür. Her gördüğünde o reklamlara tenkitler yağdıran Stanley olayın asıl kahramanının kendisi olması fakat perde arkasında yer alması nedeniyle bu durumu hazmedemez. Olayın başından sonuna bu olaydaki gerçekliğin açıklanmasına dair bir umut barındıran Stanley bunun sonucunda herkes tarafından tanınacak ve dünyaca ünlü bir yapımcı olacaktı. Fakat Brean onunla aynı fikirde değildi. Olayın en başından beri bu olayın büyük bir gizlilik içinde sürdürüleceği ve hiçbir zaman açıklanmayacağı konusunda bütün müdahilleri uyarmıştı. Olayı açıklayacağını sert bir dille açıklayan Stanley, Brean’in direktifleriyle yakalanır ve hayatına son verilir. Artık görev başarıyla tamamlanmıştır ve Stanley görevini tamamlamıştır.

SONUÇ

Seçimlere iki haftadan az bir süre kala başkanın adının sansasyonel bir olaya karışması ile çözüm arayışlarına giren başkan ve ekibi bu olayın üstesinden en temiz şekilde medya aracılığı ile gelineceğinin bilincindeydiler. Ve işinde profesyonel olan kişilerle anlaşarak bir kurgu üzerinden algı yönetimi işine giriştiler. Acı ve trajik olsa da sonuca giden her yol mubahtır anlayışı ile kişiler ve kurumları riske atmaktan hiç çekinmeyen bu ekip adım adım ilerlemesini sürdürmüştür. Yenilik ve tazeliğini her daim sürdürecek olan bu film siyasi hayatta yer alan kişisel hırs ve isteklerin bir ulusun üzerindeki etkilerini açıkça göstermektedir. Ne yazıktır ki devlet başkanı basın kuruluşları aracılığı ile halka neyi sunarsa halk onunla yetinmekle mükelleftir. Bu hemen hemen dünyanın her yerindeki her ülkede böyledir. Stanley’in filmde kurduğu o cümle bütün olayın özeti niteliğindedir. Stanley filmde devlet birilerine ömür boyunca büyük paralar öder ve bunun sonucunda gerektiğinde o kişiler devleti ve devlet büyüklerini içlerinde bulunduğu darboğazdan kurtarırlar cümlesi büyük bir önem arz etmektedir. Bundan çıkarılacak pek çok sonuç vardır.

Dünya basın yayın organlarından ibaret değildir. Halk bir yemek gibi önüne ne sunulursa onunla yetinmenin ötesine geçmek mecburiyetindedir. Yoksa standart durumlara ortalama tepkiler veren düşünmeyen, düşünse de fikirlerini dile getirmeyen bir toplum meydana gelir. Hiç kimse kaderini bir başkasına emanet edemez. Her insan bir bireydir ve kendine karşı olan sorumlulukları vardır. Pek tabii basın yayın organlarını takip etmeli ve gündem hakkında bilgi sahibi olmalıdır. Fakat yetinmemelidir! Bütün mesele bu ince ayrıntıda gizlidir.

Yazar Hakkında

Batuhan Yaşar / TESA Siyaset Masası Araştırmacı Yazarı

Sakarya Üniversitesi 

Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir