Ana Sayfa / Genel / Auschwitz

Auschwitz

İngilizce aslından çeviren: Atilla Arda BEŞEN

Auschwitz

Auschwitz, bir diğer ismiyle Auschwitz-Birkenau, 1940’ta açıldı ve dönemin en büyük Nazi toplama ve ölüm kampıydı. Polonya’nın güneyinde bulunan Auschwitz, başlangıçta siyasi tutuklular için bir gözaltı merkezi olarak hizmet etti. Ancak devamında kamp, Yahudi halkının ve Nazi düşmanlarının genellikle gaz odalarında yok edildiği ya da köle işçi olarak kullanıldığı bir “kamplar ağı”na dönüştü. Bazı mahkumlar Josef Mengele liderliğindeki barbar tıbbi deneylere maruz kaldılar (1911-79). II. Dünya Savaşı sırasında (1939-45), bazı hesaplamalarla 1 milyondan fazla insan Auschwitz’de hayatını kaybetti. Ocak 1945’te Sovyet ordusu yaklaşırken, Nazi yetkilileri, kampın terkedilmesini ve tahmini 60.000 mahkumun yürümeye zorlanarak başka lokasyonlara götürülmesini emretti. Sovyetler Auschwitz’e girdiklerinde binlerce bir deri bir kemik kalmış tutuklu ve geride kalmış ceset yığınları buldular.

Auschwitz: Ölüm Kamplarının Doğuşu

II. Dünya Savaşı’nın başlamasından sonra, 1933’ten 1945’e kadar Almanya’nın başbakanı olan Adolf Hitler ”Nihai Çözüm” olarak bilinen bir politika uygulamaya koyacaktı. Hitler Yahudileri sadece Almanya’dan ve Nazilerin olduğu ülkelerden atmanın yanı sıra onlara karşı insanlık dışı düzenlemelerde bulunmaya ve şiddet olaylarına maruz bırakmaya kararlıydı. Bunun yanında, ”Yahudi Sorunu”nun sadece kendi alanlarındaki her Yahudi bireyle beraber sanatçıların, eğitmenlerin, çingenelerin, komünistlerin, eşcinsellerin, zihinsel ve fiziksel engelli olup Nazi Almanyası’nda hayatta kalmak için uygun olmayan diğerlerinin de ortadan kaldırılmasıyla olacağına ikna olmuştu.

Bunu biliyor muydunuz ?

Ekim 1944’te Auschwitz’in bir grubu ”Sonderkommando”, krematoryumlardan ve gaz odalarından sorumlu olan genç bir Yahudi erkekler grubu bir ayaklanma başlattı. Araçlarını ve üstünkörü yapılmış bombalarını kullanarak bir krematoryumu yıktılar. Sonunda hepsi yakalandı ve öldürüldü.

Bu görevi tamamlamak için Hitler ölüm kamplarını inşa etmeyi emretti. 1933’ten beri varolan ve Yahudiler, siyasi tutuklular ve Nazi Devleti’nin diğer düşmanları için gözaltı merkezi olan toplama kamplarından farklı olarak ölüm kampları Yahudi halkını ve diğer ”istenmeyenleri” öldürme amacıyla var oldu ve bilinen adıyla “Soykırım”a (Yahudi Soykırımı’na özgü adı ile  – Holokost – ) dönüştü.

Auschwitz: Ölüm Kamplarının En Büyüğü

Auschwitz, en geniş ve muhtemelen en kötü şöhrete sahip Nazi ölüm kampıydı ve 1940’ın ilkbahar zamanı açılmıştı. İlk komutanı, daha önce Almanya’nın Oranienburg kentindeki Sachsenhausen toplama kampının yönetilmesine yardımcı olan Rudolf Höss idi. Auschwitz eski bir askeri üs yerine konumlanmıştı. OÅ›wiÄ™cim’in[1] dışında ülkenin en büyük şehirlerinden biri olan Krakow yakınlarındaki Güney Polonya’da bir kasaba olarak. Kampın inşası sırasında çevredeki kamplar verim alınabilir durumdaydı ve bölgedeki tüm insanlar zorla evlerinden çıkarılarak evleri buldozerlerle yıkılacaktı.

Auschwitz ilk olarak Almanya’nın 1939’da ülkeyi ilhak ettikten sonra tutuklanan Polonyalı vatandaşlar için “gözaltı merkezi” adı altında bir toplama kampı olarak tasarlandı. Bu tutuklular arasında, Nazi karşıtı aktivistler, politikacılar, direniş üyeleri, kültürel ve bilimsel topluluklardan gelen aydınlar vardı. Hitler’in nihai çözümü resmi Nazi politikası haline geldiğinde, Auschwitz ideal bir ölüm kampı bölgesi haline geldi. Birincisi, bölge Avrupa’daki bütün Alman işgali altındaki ülkelerin merkezine yakındı. Bir diğer sebebi ise, tutukluların Nazi kampları arasındaki sevki için kullanılmak istenen demiryoluna yakın olmasıydı.

Ancak Auschwitz’e gelenlerin hepsi anında öldürülmedi. Çalışmaya uygun olanlar Almanya’nın II. Dünya Savaşı sırasında ihtiyacı olan; mühimmat, sentetik kauçuk ve diğer ürünlerin üretimi için köle emeği olarak çalıştırıldılar.

Auschwitz ve Alt Bölümleri

Operasyonun zirvesine gelindiğinde, Auschwitz birkaç bölümden oluşuyordu. Auschwitz 1 olarak bilinen orijinal kamp 15.000 ile 20.000 arasında siyasi mahkumu barındırıyordu. Ana kapıdan girenler rezil ve ironik bir yazıtla karşılaşıyordu ”Arbeit Macht Frei”[2] veya ”Work Makes You Free”.

Birkenau köyü ya da OÅ ›wiÄ ™ cim’in hemen dışında Brzezinka köyünde konumlanan Auschwitz 2, 1941 yılında ”Schutzstaffel” (ya da Seçili Muhafızlar / Koruma Birliği daha bilinen adıyla SS) komutanı Heinrich Himmler’in (1900-45) emriyle inşa edilmiştir. Tüm Nazi toplama ve ölüm kamplarını yöneten ve Auschwitz tesislerinin en büyüğü olan Birkenau, yaklaşık 90.000 mahkum kapasitesindeydi. Aynı zamanda sayısız insanın ölümüne sebep olan gaz odası olarak kullanılan hamamlara sahipti ve cesetlerin yakıldığı krema fırınlarını barındırıyordu. Auschwitz kurbanlarının büyük bir çoğunluğu Birkenau’da öldü. Alt kamplar olarak isimlendirilen 40’tan fazla tesis görünümü tamamlandı ve köle-emeği kampları olarak işlev gördü. Bu alt kampların en büyüğü olan Monowitz, bilinen adıyla Auschwitz 3, 1942’de faaliyete geçmiş ve 10.000 mahkum barındırmıştır.

Auschwitz’de Ölüm ve Yaşam

1942 ortalarında Auschwitz’e gönderilenlerin büyük bir çoğunluğu Yahudi idi. Kampa varıldıktan sonra mahkumlar Nazi doktorları tarafından muayene edilirdi. Çalışmaya elverişli olmayan mahkumların, genç çocukların, yaşlıların, hamile kadınların ve engellilerin derhal duş alması emri verilirdi. Ancak insanları götürdükleri bu hamamlar, gaz odalarının gizlenildiği yerlerdi. İlk önce mahkumlar içeri girdiklerinde Zyklon-B gazına maruz kaldılar. Çalışmaya elverişli olmayan bireyler olarak işaretlenen bireylerin Auschwitz’e girişleri resmi olarak yapılmadı. Bu sebeple kampta ölenlerin sayısını hesaplamak mümkün değil. Başlangıçta gaz odalarından kurtulan mahkumlar ise belirsiz sayıda çalışma saatleri, hastalıklar, yetersiz beslenme veya acımasız yaşam koşulları etrafında günlük hayatta kalma mücadeleleri sırasında öldü. Diğer mahkumların önünde her gün keyfi infazlar, işkence ve intikamlar oldu.

Bazı Auschwitz mahkumları insanlık dışı tıbbi deneylere maruz bırakıldı. Bu barbarca araştırmaların faili Josef Mengele, Auschwitz’de, 1943’te çalışmaya başlayan bir fizikçiydi, devamında ise ”Ölüm Meleği” olarak bilinecekti ve tutuklular üzerinde birçok deney gerçekleştirecekti. Örneğin göz rengini inceleme sırasında, düzinelerce çocuğun gözbebeklerine serum enjekte etmeleri, onların ızdıraplı acılar çekmesine sebep oldu. Ayrıca her iki kardeşin de aynı zamanda aynı şekilde ölürse bunları belirlemek için kalplerine kloroform enjekte etti.

Auschwitz’in Kurtuluşu: 1945

1944’ün sonuna gelindiğinde Naziler’in müttefik kuvvetleri tarafından yenilgiye uğratılacağı belliydi. Auschwitz komutanları kampta meydana gelen dehşetin kanıtlarını yok etmeye başladılar. Binalar yıkıldı, havaya uçuruldu ya da ateşe verildi, kayıtlar imha edildi.

Ocak 1945’te Sovyetler Krakow’a girdiğinde, Almanlar Auschwitz’in terkedilmesi için emir verdiler. Ayın bitiminden önce Auschwitz ölüm yürüyüşleri olarak bilinen, 60.000 tutuklu Nazi muhafızları eşliğinde yürümeye başladı, kamptan ayrılıp 30 mil uzaklıktaki Gliwice ya da  Wodzislaw kasabasına gitmek zorunda kaldılar. Bu süreçte sayısız mahkum hayatını kaybetti. O bölgeleri yerleşim yeri haline getirenler ise trenler ile Almanya’daki toplama kamplarına gönderildiler.

Sovyet ordusu 27 Ocak 1945’te Auschwitz’e girdiğinde, geride bırakılan yaklaşık 7600 hasta ve tutuklu buldu. Kurtarıcılar ayrıca ceset öbekleri, yüz binlerce giysi parçası ve alıkonmadan önce tutukluların traş edilmesinden kalan 7 ton insan saçı ve ayakkabı buldular. Bazı tahminlere göre, 1.1 milyon ile 1.5 milyon arasında çoğunluğu Yahudi olan insanlar Auschwitz’de çalışma süresi içinde öldü.  Kampta, yaklaşık 70.000 ile 80.000 Polonyalı, 19.000 ile 20.000 Çingene ve daha az sayıda Sovyet savaş esiri ve diğer bireylerle birlikte yaklaşık 70 bin Polonyalı öldü.

Kaynak: https://www.history.com/topics/world-war-ii/auschwitz

Dipnotlar

[1] History Channel orijinalinde geçen kelimenin bir ticari marka olduğunu görmek gerekir.

[2] Çalışmak seni özgürleştirir.

Çevirmen Hakkında

Atilla Arda Beşen / TESA Siyaset Masası Direktörü / İngilizce – Almanca Çevirmeni

İstanbul Üniversitesi

Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü Mezunu

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir