Ana Sayfa / HABER ÇEVİRİLERİ / Avrupa / Alman seçimi: Nihai Tahmin İçeren Bir Dram

Alman seçimi: Nihai Tahmin İçeren Bir Dram

Çince aslından çeviren: Doğukan Enuştekin

Xinhua Net Haber Ajansı Zhao Hai Bo

 

Almanya’da genel seçimlere bir ay kala, meraklı gözler Avrupa Siyaseti’nin üzerine çevrilmiş durumda. Sosyal Demokrat adaylardan Schultz kamuoyunda “Siyah Kuğu” haline mi gelecek? Bu durum AB’li siyasetçilerin üzerinde, kamuoyunda bu haberi gördüklerinde dalgalandırıcı bir etki bırakacak, mesleki kariyerine kendini adamış Almanlar olarak göze çarpacak. Lakin Merkel, kartalın kanatlarındaki Alman amblemine benzetiliyor ve güzel ama savunmasız kuğunun da öldürmeye hazır olduğu gözlerden kaçmıyor.
Bu yıl yapılacak olan Alman seçimleri, kamuoyunda Hollywood filmlerine benzetiliyor, herkesin sonucu tahmin edebildiği bir oyuna dönüşen bu seçimlerin siyasi senaristler tarafından tasarlanmış çelişkili bir durum ve fikir ayrılığına dönüşmesi bugünlerde kulislerde yankılanıyor. 23 Ağustos’ta yapılan ankete göre Merkel’in, Almanya Hristiyan Demokrat Birliğinin %38’lik destek oranını elde ettiği ve bunun yanında Alman Sosyal Demokrat Partisinin 14 Puan önünde olduğu görülmektedir. Bununla birlikte Sosyal Demokrat Partinin kampanya platformu giderek daha net bir hale geldi ve Merkel’e boyun eğdirecek bir politikaları şu anda mevcut değil gibi görünüyor.

Yaşlı Seçmen Kazanılırsa Seçim Kazanılır

22 Ağustos’ta Köln’de Gamescom 2017 etkinliğinin açılışında konuşan Merkel, konuşmasında kendisinin bu türlü etkinliği düzenleyen ilk lider olduğunu kaydetti. Açılış konuşmasında Merkel video oyunlarının ekonomik ve sosyal önemine değinirken, Alman medyasında Merkel’in bu hareketinin genç seçmenlere yönelik olduğu tartışıldı.  Bununla birlikte Federal Seçim Avukatı Salaite Alman Medyasına verdiği demeçte seçimin sonuncunu belirleyecek tek seçmen kitlesinin yaşlı seçmenler olduğunu söyledi. Salaite yaptığı açıklamada yaşlı bir Alman toplumunun şu andaki en büyük seçim gerçeği olduğuna ve oy veren kesimin 1/3’ünün 60 yaşın üzerinde olduğuna, geri kalan seçmenlerden de 1/4’lük kısmın 70 yaş üstü olduğuna dikkat çekti. Salaite’in dikkat çektiği bir başka nokta ise genç oylarının son 20 yılda kayda değer bir düşüş göstererek sadece %22’sinin 30 yaş altı seçmen olmasıydı.

Genç seçmenlerin seçimlerde avantaj sahibi olmalarının yanında yaşlılardan çok daha az propagandaya katılıp daha fazla etki etme güçleri oluyor. Bunun yanında yaşlı seçmenlerin çoğunluğunu elinde bulunduran Merkel’in Sağcı Partisi seçimler için kayda değer bir avantaja sahiptir. Yaşlı seçmenler Merkel’in siyasi üslubunun, mülteci sorununun geçersiz bir durum olmasına rağmen, siyasi bir çözüm üretebilmek adına istikrarlı ve güçlü olduğuna inanıyor. Ancak Hristiyan Demokrat Birliği Merkel’in aksine Almanya’daki mülteci akınına izin vermeyeceğini belirtti ve yasadışı mültecilerin ülkelerine en hızlı biçimde gönderilmesi mesajını yineledi.

Erdoğan gözde bir lider oluyor

Merkel ve Schultz seçim yarışına hızla devam ederken, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Erdoğan, Merkel’i seçimlerde ters yönde etkileyebilecek açıklamalarda bulundu. Erdoğan sözlerinde Merkel’in Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin düşmanı olduğunu belirtti ve Almanya’da yaşayan Türklerden seçimlerde Merkel’e karşı duruş sergilenmesini talep etti.
Erdoğan kendi ülkesinin içişlerine müdahale edildiğini öne sürerek, Almanya ile Türkiye arasındaki ilişkilerin gerilme sebebinin Almanya’nın tavrı olduğunu ileri sürdü. Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı seçilmesinden bu yana Almanya ile Türkiye ikili ilişkileri inişli çıkışlı devam ediyor. Geçen sene Türkiye’de yapılan darbe girişimi sonrasında ise iki ülke arası ilişkiler kopma noktasına geldi. Türkiye hükümeti Almanya’yı darbeciler ile birlikte işbirliği yapmakla suçlarken, Almanya da Türkiye’yi Alman medyasına mensup gazetecileri tutuklu halde bulundurmakla suçladı. Haziran ayı sonunda Almanya’ya sığınma talebinde bulunan Türklerin sayısında düşüş meydana geldi. Bunun yanı sıra Hamburg Zirvesinde Türkiye Heyeti ziyaretinde Almanya, NATO hava kuvvetleri birlikleri topraklarında yer almayı bir kez daha reddetti.

Sonuç olarak Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın çağrısının ne kadar etkisi var? Seçim sonuçları üzerine gerçekten etki edebilecek güce sahip mi? Bununla ilgili ulaşılabilmiş kesin bir veri yok ama Almanya’da yaşayan 3 milyon Türk vatandaşının kayda değer kısmının oy hakkına sahip olmaması seçim gündeminin bir başka gündem maddesi olma niteliği kazanıyor. Bunun yanında hükümetler arası gerginlik üst düzeyde olduğu için Alman Hükümeti’nin Erdoğan lehinde seçimlerde bir destek bulması da ilerleyen zamanlar için mümkün görünmemektedir. Örneğin 2015 seçimlerinde Almanya’da bulunan Türklerin %40’ı Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı desteklemedi ve Almanya’daki 3 milyon Türk, oy kullanma hakkına sahip olsa bile bu sadece Alman nüfusunun %3.75 i yapar ki iki basamaklı oy oranlarını gören Merkel için Türkler şu aşamada çok fazla üst sıralara çıkamadı.

Otomobil Politikası Çekişme Konusu Haline Geldi

Erdoğan’a kıyasla spoyleri istila etmek, Hristiyan Demokrat Birliğinin ve Sosyal Demokrat Parti’nin yerli meselelerde karşı karşıya gelmesini tetikleyebilir. Erdoğan’ın spoyler istilasıyla karşılaştırıldığında yerli konularda arsa veya Hristiyan Demokratlar Birliğinin ve Sosyal Demokrat Parti’nin gelişimini etkileyebilir. Almanya için mücadelenin kendisi otomobil endüstrisi için tartışmaktan çok gözdağı vermektir. Son yıllarda Avrupa birliği içerisinde de araba ile ilgili konular sürekli gündeme gelmekte ve çevre kirliliği sebebiyle AB içerisinde dizel araç satışına son verilmesi gerektiği konuşulmaya başlandı. Merkel Alman şirketlerinin geçmiş hatalarını tekrarlamamaları konusuna ısrarla vurgu yapsa da şirketler dizel arabaları üretmekten kaçınmıyorlar. Bunun yanı sıra Merkel ne kadar çevreci davranmaya çalışsa da çevreciler Merkel’i eleştirmeye devam ettiler. Eleştiriler yöneltilirken verilen istatistikler ise 800 bin insanın bu sektörden iş temin etmesi üzerine yöneltildi. Schultz ise otomobil endüstrisinin reformunda çok daha radikal açıklamalarda bulundu. Schultz, Alman otomobil endüstrisinin geçişini hızlandırmak için Avrupa Birliği’nde zorunlu elektrikli araç üretim kota sisteminin getirilmesi de dahil olmak üzere, Alman otomobil endüstrisi için “beş maddelik bir plan” önerdi. Seçimler yaklaşırken herhangi küçük bir sorunun büyümesini istemeyen iki taraf da temkinli davranmaya çalışıyor. Çevrecilerin eleştirileri karşısında baskıcı bir üslup takınmayı istemeyen Merkel’in tavrı yumuşamış gibi görünüyor. 22 Ağustos’ta verdiği demeçte Başbakan Merkel İngiltere ve diğer ülkeleri işaret ederek onların da takip edilmelerini ve yavaş yavaş onların da yasak getireceğini söyledi. Bununla birlikte, plan için bir takvim belirlemeyi reddetti ve otomotiv endüstrisindeki değişikliklerin kademeli olması gerektiğini vurguladı.

Kaynakça: http://news.xinhuanet.com/world/2017-08/28/c_129690463.htm

Çevirmen Hakkında

Doğukan Enuştekin

Doğu Çin Normal Üniversitesi
( 华东师范大学)

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir