Ana Sayfa / MAKALE ÇEVİRİLERİ / Aileler, Doğurganlık ve Feminizm: Kadın Haklarının Mihenk Taşları

Aileler, Doğurganlık ve Feminizm: Kadın Haklarının Mihenk Taşları

İngilizce aslından çeviren: Özen Ayşe Özbasa

Kadınlar aile planlamasına ve kürtaja erişebilmeyi güvence altına almak ve anne ölümlerini azaltmak için uzun ve çetin mücadeleler vermiştir. Bu mücadelenin modern zaman çizgisi ise bizlere iniş çıkışlarla dolu bir hikaye anlatmaktadır.

Kadınlar yüzyıllar boyunca daha iyi yaşam haklarını elde etmek amacıyla harekete geçmek için güçlerini birleştirmekteydiler, ancak en önemli değişikliklerden bazıları son kırk yılda meydana gelmiştir.

Bu macera uzun sıçrayışlar, ufak adımlar ve yenilgilerle doludur. Dört Uluslarası Kadınlar Konferansı, birtakım Birleşmiş Milletler kararı ve iki bölümlü küresel hedeflerin her birinin görevini yerine getirdiği dşünülmektedir.

Birçok kadın ne zaman ve kaç tane çocuğa sahip olacağını hâlâ kontrol edememektedir, bu da cinsel sağlık ve üreme haklarının en tartışmalı konu olmaya devam etmesine sebep olmaktadır. Anne ve çocuk ölümlerini azaltmak, aile planlamasına erişimi arttırmak ve sağlık hizmetlerini iyileştirmek için büyük adımlar atılmıştır. Ancak, kazanılan hakları elde tutabilmek için sürekli bir mücadeleye gereksinim duyulmaktadır.

1975: 

Ortalama küresel doğurganlık oranı 4.17, toplam nüfus 4 milyar olduğu senedir.

BM, ayrımcılığa son verme çabalarını teşvik etmek amacıyla 1975 yılını, Uluslararası Kadınlar Yılı olarak belirledi. Dört dünya konferansından ilki, Meksika’da, dünya genelinde 133 hükümet ve yaklaşık 6.000 sivil toplum örgütünün katılımıyla gerçekleşti. “Tarihin en büyük bilinçlendirme olayı” olarak tanımlanan konferans, kadınların sağlık hizmetlerine erişiminin iyileştirilmesi ve aile planlaması hizmetlerinin arttırılması hedefleri de dahil olmak üzere kadın haklarını geliştirmek için 10 yıllık bir eylem planı ile sona erdi.

Ortalama küresel doğurganlık oranı 4.17. Kadınların ortalama sekiz çocuk doğurduğu Ruanda, Yemen ve Libya en yüksek doğum oranlarına sahip ülkeler arasında yer almaktadır. Amerika’da ve Birleşik Krallık’ta bu oranlar en düşük oranlardan olan sırasıyla 1.77 ve 1.81 oranına sahiptir. 1972’de ABD, medeni duruma bakılmaksızın tüm kadınlar için doğum kontrolünü yasallaştırdı. İngiltere’de, doğum kontrol hapı 1961’de NHS’de (Ulusal Sağlık Hizmetleri) herkese açık hale getirilmişti, ancak 1974’ten sonra kliniklerin ücretsiz olarak reçete edebilmesi mümkün hale geldi.

 Delegeler, 1977’de Houston, Teksas’ta düzenlenen Ulusal Kadın Konferansı’nda eşit haklar değişikliğini teşvik eden bir kararın yürürlüğe girmesini destekledi. Fotoğraf: Bettmann/Getty Images

1976

BM’nin “Kadın On Yılı” Meksika’da kabul edilen eylem planının uygulanmasını sağlamak amacıyla başlatıldı. Aralık ayında, kadınlar için BM kalkınma fonu olan Unifem, kadın haklarını destekleyen programları desteklemek için kuruldu.

1977

Amerika, ilk “Uluslararası Kadın Konferansı“nı ülkenin dört bir yanından gelen temsilcilerin katıldığı Houston’da gerçekleştirdi. Delegeler, eşit haklar değişikliğinin, düşük maliyetli ve kaliteli çocuk bakımının onaylanmasını, evlilikte gerçekleşecek saldırıları da içerecek şekilde tecavüz kavramının genişletildiği ve Medicaid’in kürtaj için ödeme yapma seçeneğini kullanma çağrısında bulunduğu bir eylem planını onayladı.

1979

BM, Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Ortadan Kaldırılmasına Dair Sözleşme’yi (Cedaw) kabul etti. Kadınlara yönelik uluslararası bir haklar kanunu olarak kabul edilen anlaşma, üreme haklarının “kadınların en önemli kaygısı” olduğunu açıkça belirtmekte ve aile planlaması ve diğer sağlık hizmetleriyle ilgili bilgi ve tavsiyelere erişmeleri gerektiğini belirtmektedir. Sözleşme 189 devlet tarafından onaylanmıştır.

1980: İlerleme ve konuşmanın sınırlandırılması

Ortalama küresel doğurganlık oranı 3.7, toplam nüfus 4.4 milyar.

Kadınlarla ilgili ikinci dünya konferansı, On Yıl Planlamasının ortalarındaki ilerlemeyi değerlendirmek için Kopenhag’da düzenlendi. Bu konferans, 145 devletten temsilcilerin katılımıyla gerçekleşti. Takip eden yıllarda ana teması belirlenecek olan konferansta, kadınları kalkınma planlarında görmek için adımlar atmış olan hükümetlere övgüde bulunur, ancak onları kadınların para ve siyasi iradesinin eksikliği konusunda eleştirir ve bu da birçok ülkede kadınların pek de önemli ve göze görünür olmayan değişikliklerine yol açar.

Toplam nüfusun geçen on yılda %18’den fazla bir büyüme oranına ulaştığını görüyoruz.

1984

Meksika’daki nüfus konferansında, ABD Başkanı Ronald Reagan, ABD fonlarının şu anda kürtaj gerektiren eylemler için diğer ortaklardan para elde etmesini engelleyen herhangi bir denizaşırı organizasyonu yasaklayan yeni bir politika sundu. “Küresel Konuşmayı Sınırlandırma Kuralı” olarak da bilinen Mexico City politikası, 1973’te geçirilen Helms değişikliği kapsamında getirilen yardımlara ilişkin kısıtlamaların devamıdır. Helms değişikliğine göre, kürtaj için ABD yardımının bir aile planlaması biçimi olarak kullanılması yasak, ancak kuruluşların bu amaç için başka yerlerden para göndermelerine izin vardı.

1985: 10 yıl

Ortalama küresel doğurganlık oranı 3.5, toplam nüfus 4.8 milyar.

Kadın 10 Yılı’nı resmen bitirmek için, üçüncü dünya konferansı,  başarıları değerlendirmek üzere Nairobi’de toplandı. 157 devletten 1400 delegenin katılımıyla gerçekleşen konferansta, cinsiyet eşitliğinin birçok kadın için hâlâ yalnızca bir hayalden ibaret olduğu görüldü.  Kadınların kalkınmada merkezi bir rol üstlendiğini belirten katılımcılar, kadına karşı şiddetin önüne geçilmesi için yapılacak daha çok fazla şeyin olduğunun altını çizdi. Konferansta, toplumsal cinsiyet eşitliği önündeki engellerin üstesinden gelmek ve kadınların barış ve kalkınmaya katılımını teşvik etmek için yeni önlemlerde mutabık kalındı. Bu önlemler, karar verme durumlarında daha fazla kadının yer alması için hükümetlere baskı yapmayı da içermektedir.

ABD, Kemp-Kasten değişikliği adı altında BM nüfus fonunu (UNFPA) finanse etmeyi durdurmuş; bu durum, zorla kürtaj ya da irade dışı kısırlaştırmaya dahil olduğu düşünülen kuruluşlara dış yardımı yasaklamıştır.

1989

Augusto Pinochet, Şili başkanı olarak görevinden ayrılırken, anayasada kürtajı her koşulda yasaklayan değişiklikleri getirmiştir. Ülke şu anda mutlak yasaklarla yönetilen (Vatikan hariç) beş ülkeden biri. Diğerleri ise El Salvador, Dominik Cumhuriyeti, Malta ve Nikaragua. Ayrıca, Latin Amerika ve Karayipler dünyada güvenliği en düşük kürtaj oranlarına sahiptir.

1990

Küresel anlamda, ortalama anne ölüm oranı, her 100.000 canlı doğumda 385 ölüm anlamına gelmektedir. Bu da yıl boyunca gebelik ve doğum sonucunda ölmekte olan yaklaşık 532.000 kadın anlamına gelmektedir. En fazla sayıda ölümle sonuçlanan bölgeler arasında, her 100.000 canlı doğumda 913 kadının öldüğü Doğu ve Güney Afrika ile 100.000 doğumda 1.100 annenin öldüğü Batı ve Orta Afrika yer almaktadır.

Toplam dünya nüfusu on yıl içinde yaklaşık %15 artmıştır ve bu zaman diliminde yaklaşık 5,3 milyar civarındadır.

1993

Bill Clinton ABD başkanı olmuş ve küresel konuşmama kuralını iptal etti. Ayrıca, Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu’nu finanse etmeye devam etmiştir.

Kadına karşı şiddet, Viyana’daki insan hakları konulu dünya konferansı tarafından insan hakları ihlali olarak kabul edildi ve BM genel meclisi, şiddetin biçimlerini ve bununla mücadele etmek için bir çerçeve oluşturan Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesi Deklarasyonu’nu kabul etti.

1994

Nüfus ve kalkınma konulu uluslararası konferansta, Kahire’de 179 ülke, kadınların üreme sağlığı ve haklarının, nüfus ve kalkınmaya hitap etmek isteyen tüm programların temel unsuru olması gerektiğini kabul etmektedir. Üye devletler anne ölüm oranlarını azaltmayı ve üreme sağlığı hizmetlerine evrensel erişimi sağlamayı kabul eder. BM’de daimi gözlemci statüsüne sahip olan Vatikan, aile planlamasının belgeye dahil edilmesinin Katolik Kilisesi’nin tutumunu değiştirmediğini ve “kürtajı veya bu terimlerin bir çeşidi olarak kürtaja ulaşmayı düşünmediğini” söyledi.

Sri Lanka’lı Radhika Coomaraswamy, kadına yönelik şiddet konusunda ilk özel sözcü olmuştur.

1995: Pekin Planı

Ortalama küresel doğurganlık oranı 2.8,  anne ölüm oranı  (her 100.000 canlı doğumda) 369.Toplam nüfus 5.7 milyar.

Pekin’de düzenlenen dördüncü dünya konferansı, en fazla ilerleme kaydeden olarak addedilen, kadınların güçlendirilmesi için 12 maddelik bir plan sunuyor. Bu plan, 189 üye devlet tarafından imzalanmış, erişilebilir, yüksek kaliteli sağlık hizmetini barındırıyor. Önerilen yapıda ayrıca geniş aile planlaması hizmetleri ve çocuk evliliğine bir son verilmesi çağrısında bulunuluyor. ABD’nin first lady’si Hillary Clinton, “insan haklarının kadın hakları olduğunu ve kadın haklarının insan hakları olduğunu” ifade ederken Peru başkanı ise ülkesinin zorla kısırlaştırma politikasını uyguladığını reddediyor.

2000

BM Güvenlik Konseyi, kadınların uyuşmazlık çözümünde ve barış inşasında oynadığı önemli rolü tanıyan ve aynı zamanda savaştaki eşsiz deneyimlerini ve sonrasında ihtiyaç duydukları şeyleri kabul eden 1325 sayılı dönüm noktası kararını geçiriyor. Önümüzdeki 15 yıl boyunca, tecavüzü bir savaş silahı olarak tanıyanlar ve kadınlara barış sürecinin tüm aşamalarında daha büyük bir rol verenler dahil olmak üzere, kadınlara, barışa ve güvenliğe ilişkin yedi karar daha alınacak. 2015 yılına kadar, 10 barış anlaşmasından yedisi cinsiyet ve kadından söz edecek, ancak finansman sağlama, kırılgan ortamlardaki kadınların ihtiyaç duydukları tam desteği almaları için büyük bir engel teşkil etmeye devam edecektir. Ve kadınlar büyük çoğunlukla hâlâ anlaşma masasına oturma fırsatı bulamamaktadırlar.

BM Genel Meclisi “Milenyum Deklarasyonu”nu kabul etmiştir.

Ortalama küresel doğurganlık oranı 2.6,  anne ölüm oranı (her 100.000 canlı doğumda) 332.Toplam nüfus 6.2 milyar.

Dünya, Milenyum Deklarasyonu’ndan alınan yoksulluk ve açlığı sona erdirmek için sekiz Milenyum Kalkınma hedefi (MDG) kabul ediyor. Bunlar arasında cinsiyet eşitliğini teşvik etme ve kadınları güçlendirme, bebek ölümlerini azaltma ve 1990’da anne ölüm oranını 15 yıl içinde dörtte üç oranında azaltma vaadi bulunan kararlar yer alıyor. Bu tarihe kadar, ortalama küresel anne ölümü oranı her 100.000 canlı doğum için, 332’dir. Afrika’daki oranların düşürülmesi için çeşitli yollar denenmiş, ancak rakamlar hala Doğu ve Güney Afrika’daki her 100.000 doğum için 766 ölüm ve batı ve orta Afrika’daki her 100.000 doğum için 973 sayısını gösteriyor.

George W. Bush, ABD başkanı olarak yeminini etmiş, küresel konuşmama kuralına yeniden geçilmiş, ancak Kemp-Kasten’i yeniden uygulamadan önce bir yıl beklenmiştir.

2005

Aile planlamasına evrensel erişim, MDG 5’e bir hedef olarak eklenmiştir. Dünya çapında doğum kontrol hapları kullanım oranları 1990’dan beri iki katına çıkarken, kadınların sadece% 22’si belirli bir tür doğum kontrol şekli kullanmaktadır. Araştırmalara göre ise orta öğretimini tamamlamış kadınların doğum kontrol hapı kullanma oranı daha yüksek.

2009

Başkan Baracak Obama küresel konuşmama kuralını iptal etmiştir. Dünya Sağlık Örgütü, her yıl 47.000 kadının, tüm anne ölümlerinin yaklaşık %13’ünü oluşturan, güvenli olmayan kürtajdan kaynaklanan komplikasyonlar sebebiyle öldüğünü saptamıştır. Obama, Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu’nu desteklemeye devam etmiştir.

2010: Aile planlaması oldukça önemli hale gelir.

Ortalama küresel doğurganlık oranı 2.5,  anne ölüm oranı (her 100.000 canlı doğumda) 246. Toplam nüfus 6.9 milyar.

Anne ölümlerini ele alacak Milenyum Kalkınma Hedefleri (MDG) hedefinden saptı.  Yıllık ortalama düşüş oranı %2,3 olmuş ve bu da hedefe ulaşmak için gereken %5,5’ten oldukça az bir orandır. Afrika’nın Sahra Çölü altında kalan bölgesinde ve Güney Asya’da, her 100.000 canlı doğumda ölüm oranlarının sırasıyla 870’ten 640’a ve 590’dan 280’e düşmesi konusunda bazı ilerlemeler kaydedilmiştir. Doğum kontrol kullanımı konusundaki ilerlemeler 2000 yılından bu yana yavaşladı ve Afrika Sahra bölgesinin altında ve Okyanusya’da oldukça düşük kalmaya devam etti.

Toplumsal cinsiyet eşitliğine yönelik çalışmalarını hızlandırmayı amaçlayan BM, “BM Kadınları“nı yaratmak için örgütün dört ayrı kolunun çalışmalarını birleştiriyor. Yeni kurulan örgüt, kadına yönelik şiddete, ekonomik güçlenmeye ve kadınlarda liderliğin teşvik edilmesine kadar önemli birtakım konulara ancak dar bir bütçeye sahip. Michelle Bachelet ajansın ilk yönetici direktörü olmuştur.

2011

BM İnsan Hakları Konseyi, ayrımcılığa son verilmesi çağrısında bulunan cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği konusundaki ilk BM kararını kabul etmiştir.

2012

Bağışçılar en düşük kullanım oranlarına sahip 69 ülkede aile planlamasına erişimi arttırmak için 2.6 milyar dolar bağışlamıştır. Gelişimi hızlandırmak ve izlemek için FP2020 (Aile Planlaması 2020) ortaklığı kurulmuştur. Bu ortaklık, 2020 yılına kadar hali hazırda kullanımı olan kadınlara ek olarak, 120 milyon kadın ve genç kıza ulaşmayı hedeflemektedir.

Kampanyayı yürütenler, Kadının Statüsü Komisyonunun, kadınların üreme hakları konusundaki tartışmalardan ötürü, üzerinde mutabakata varılan sonuçları kabul etmedeki başarısızlığı karşısında öfkelerini ifade etmekten çekinmiyor. Her sene, dini ve muhafazakar gruplar senelik forumda müzakereleri baltalamaya teşebbüs ediyor.

BM Genel Kurulu, kadın sünnetlerini yasaklamaya yönelik bir karar onayladı.  Zira her sene, tahmini 3 milyon genç kız sünnet edilme tehlikesiyle karşı karşıya kalıyor.

2014

İngiltere, kargaşada cinsel şiddete son verecek bir zirveye ev sahipliği yapıyor ve 122 ülke buna uymayı garanti ediyor. Etkinliğe, İngiltere’nin dışişleri sekreteri William Hague ile bir araya gelerek destek veren Hollywood aktörü ve BMMYK (Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği) özel elçisi Angelina Jolie katılmıştır.

BM genel kurulu, çocuk evliliğini sonlandırmak için “tarihi” bir karar alır. Kampanyayı yürütenler, herhangi bir eylem olmaksızın 2050 yılına kadar 1.2 milyar kadının küçük yaşta evleneceğini öngörmektedir.

2013 yılında BM Kadın başkanı olarak görevden ayrıldıktan sonra, Bachelet ikinci kez Şili başkanı olarak yemin etmiştir. Bachelet, kürtaj yasağını tersine çevirmeyi bir öncelik haline getiriyor.

Ortalama küresel doğurganlık oranı 2.4,  anne ölüm oranı (her 100.000 canlı doğumda) 216. Toplam nüfus 7.3 milyar.

2015

MDG’lerin son tarihini belirlemek için açıklanan rakamlara göre, doğum sonucunda ve hamilelik sürecinde ölen kadınların sayısının 1990 yılından beri dünya çapında %45 azalmıştır. Bu dönemde Güney Asya’da ölümler %64 azalırken, Sahra-altı Afrika %49’luk bir düşüş kaydetmiştir. Fakat bu iki bölge hala dünya çapında anne ölümlerinin %86’sını oluşturmaktadır. Milyonlarca kadın doğum yaparken eğitimli sağlık çalışanlarından hiçbir şey almamakta ve doğum öncesi sınıflara katılmamaktadır.

Doğum kontrol kullanım oranları, evli kadınlar veya bir ilişkideki kadınlar arasında küresel olarak %64’e yükselmiştir, ancak bölgeler arasında büyük farklılıklar bulunmaktadır. BM, ailelerin 2030 yılına kadar daha az çocuğu varsa, tahmini dünya nüfusunun 9 milyardan 8 milyara düşeceğini açıkladı.

Eylül ayında BM üye ülkeleri 17 sürdürülebilir kalkınma hedefi kabul ediyor. Hedef üç, küresel anne ölüm oranlarını 2030 yılına kadar her 100.000 canlı doğumda en fazla 70 ölüme indirmeyi ve aile planlamasına evrensel erişimi sağlamayı amaçlamaktadır. Sıkıntılı bir kampanya sürecinden sonra, aktivistler, kadın ve genç kız çocuklarına yönelik her türlü ayrımcılığı sona erdirme hedefini başarmayı, kadın sünneti ve çocuk evliliğinin ortadan kaldırılmasını içeren hedeflerle yönetmeyi başarmışlardır.

35 yıl aradan sonra, Çin tek çocuk politikasını yürürlüğe koyuyor. Bu politika, ortaya çıkan düşük doğurganlık oranının ülkeyi demografik bir krize doğru sürüklediğine dair korkular yaratmıştır. BM, Hindistan’ın nüfusunun 2022’ye kadar Çin’i geçeceğini öne sürüyor.

2016

BM Nüfus Para Fonu, büyük bağışçıların sınırlarının yakınında mülteci krizini desteklemek için para aktarması nedeniyle bütçesinde 140 milyon dolarlık bir zarar yaşandığını açıklamıştır.

Hindistan yüksek mahkemesi, hükümeti, kampanya yürütenlerin dört yıllık bir savaşından sonra üç yıl içinde Hindistan’daki kısırlaştırma kamplarını kapatma emri vermiştir. 2013 ve 2014 arasında, Hindistan’da çoğunlukla kadınlarda yaklaşık 4 milyon kısırlaştırma gerçekleştirilmiştir. Hindistan, 1970’lerden beri zorla sterilize etme suçlamalarıyla boğuşuyor.

Uluslararası Ceza Mahkemesinde cinsel şiddetin savaş silahı olarak kullanılması üzerinde duran ilk duruşması, Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nin eski cumhurbaşkanı yardımcısı Jean-Pierre Bemba’nın suçlu bulunmasıyla sona ermiştir. Bu arada, eski Çad cumhurbaşkanı Hissène Habré, insanlığa karşı işlenen suçlardan, idam cezasından ve tecavüzden suçlu bulundu. Şahsen tecavüzden suçlu bulunan ilk devlet başkanıdır. Temyiz mahkemesi, tecavüz suçundan beraat ettirmeye çalışacak, ancak diğer tüm suçlamaları üst mahkemelerin onayına bırakmıştır.

2017

Protestocular, kadın sağlığı programlarını desteklemek ve küresel konuşmama kuralının yeniden ortaya çıkışını protesto etmek için bir miting sırasında Beyaz Saray’a yürürken pankartlar taşıyorlar. Fotoğraf: Justin Sullivan/Getty Images

ABD Başkanı Donald Trump, göreve geldiğinden beri Beyaz Saray’daki küresel susturma kuralını eski haline getirerek, sadece aile planlaması için değil, tüm sağlık programlarını da kapsayacak şekilde yasayı genişletmiştir. Kadın hakları aktivistleri,  bu hareketin kadınlar için yıkıcı sonuçlar doğuracağını söylüyor. Ve Amerika, BM Nüfus Para Fonu’nu desteklemekten vazgeçiyor. Trump bütçesinden, uluslararası aile planlaması için herhangi bir fon ayırmayacağını açıkladı. ABD daha önce aile planlaması için dünyanın en büyük iki taraflı bağışçısıydı.

Hollandalılar ve  diğer devlet ve kuruluşlar tarafından yönetilen, Bill ve Melinda Gates Vakfı, She Decides kampanyasının bir parçası olarak boşluğu doldurmaya yardım etmek için 181 milyon avro toplamıştır. Ortaya çıkan miktar etkileyici dursa da, ABD’nin aile planlaması için harcadığı 600 milyon dolarla karşılaştırıldığında oldukça ufak bir meblağdır.

Toplam nüfus 7,5 milyar civarında, ancak BM, büyüme rakamlarını 2023 yılına kadar 8 milyarı aşacak şekilde revize ediyor. 2050 yılına kadar nüfusun 9,8 milyara ulaşması bekleniyor. Bu nüfus artışının yarısı dokuz ülkeden gelecek: Hindistan, Nijerya, Demokratik Kongo Cumhuriyeti, Pakistan, Etiyopya, Tanzanya, Amerika, Uganda ve Endonezya.

Kaynak: https://www.theguardian.com/global-development/2017/jul/27/families-fertility-feminism-landmarks-in-womens-rights-timeline

Çevirmen Hakkında

Özen Ayşe ÖZBASA / TESA Çeviri Birimi Yardımcı Direktörü

Bilkent Üniversitesi

Mütercim Tercümanlık

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir