Ana Sayfa / YAZILARIMIZ / Ekonomi / 2017 – Türkiye Turizmi Üzerine Genel Bir Değerlendirme

2017 – Türkiye Turizmi Üzerine Genel Bir Değerlendirme

Yazan: Nurullah HAKİMOĞLU

Türkiye’nin Sekizinci Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın 80’lerin sonunda “Bacasız Sanayi” benzetmesiyle, turizmin ülke ekonomisi ve sosyal yapısı için ne kadar önemli olduğunun altı ilk kez bu kadar ciddi bir şekilde çizilmiş oluyordu. Yapılan teşviklerle birlikte belli bölgelerde sektöre yatırımların arttırılması hemen her hükümet döneminde görülen bir politikaydı. Buna rağmen bakıldığında hiçbir dönemde gelirlerdeki arzu edilen artış gerçekleşmemiştir. Son dönemlerdeki en büyük artış 2016/2017 yılları arasında gerçekleşse de bunun asıl nedeni 2017 yılındaki çokluk değil, 2016 yılında yaşanan ani düşüştür. Bu yüzden sadece son 1 yılın verilerinden hareket ederek yanılgıya düşmemek gerekmektedir; evet artış olumludur fakat yeterli değildir.

Bu yazımızdaki amaç ülke seviyesinde turizm sektörünün 2017 yılını genel anlamıyla nasıl geçirdiğinin çerçevesini çizmek ve okuyuculara üzerine düşünebilmeleri için bir temel oluşturmaktır. Bunun için kullanılacak ara başlıklar, “incoming” yani yabancı ziyaretçi ve yurt dışından gelen T.C. vatandaşlarının toplamı, “outgoing” yani yurt dışına giden T.C. vatandaşları toplamı ve “turizmin ekonomideki yeri” olacaktır.

Incoming

“T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı’ndan alınan bilgiye göre; 2017 yılında ülkemize gelen yabancı ziyaretçi sayısı 2016 yılına göre %27,84 oranında artarak 32 milyon 410 bin 34 seviyesine yükseldi. 2016 yılında ise ülkemize gelen yabancı ziyaretçi sayısı 25 milyon 352 bin 213 kişi olarak gerçekleşmişti.” [1] Sektörün en önemli örgütlerinden biri olan Türkiye Seyahat Acentaları Birliği’nin (TÜRSAB) Aralık 2017 tarihli Incoming Turizm Raporu’ndan sadece bu cümleyi okuyarak çok olumlu bir tabloyla karşı karşıya olduğumuzu söyleyebilirdik fakat bunun öncesinde bir önceki yıl değişimini de düşünerek kıyaslama yapmak daha doğru bir karar ve fikir oluşmasını sağlayacaktır. 2015/2016 yılları arasında Türkiye’ye gelen yabancı ziyaretçilerin değişim oranı -%30,05’tir. Bunu büyük ölçüde ülkede ve bölgede yaşanan terör eylemleri ve bu eylemler sonucu oluşan güvenlik endişesiyle ilişkilendirmek yanlış olmayacaktır. Bunun izlerini 2017 yılının başlarından da görmek mümkündür, ilk çeyrekte gelen turist sayısı 2016 yılının aynı döneminin de altına inmiştir. Daha sonraları izlenen politikalar, yabancı ülkelerle ilişkilerin iyileşmiş olduğu izlenimi ve daha stabil bir gündem ile gelen turist sayısı artış göstermiştir. Bu genel artış içinde en dikkat çekici istisna ise Kruvaziyer gemilerle gelen yolcu sayısının 2016 yılına göre %51,14 düşmesidir; aynı durum 2016 yılında da 2015 yılına göre %66,76 oranında bir düşüş ile izlenmiştir. Üzülerek söylemek gerekir ki artık Kruvaziyer gemiler Türk limanlarını tercih etmekten çok uzaklaşmıştır.

Aşağıda görülebilecek tablo aslında dış politikanın turizm için ne kadar belirleyici olduğunun kanıtı niteliğindedir. Bu sırada ülkeye gelen T.C. vatandaşlarının sayısı 2016/2017 yılları arasında sadece +%0,10 oranında değişim göstermiştir.

Tablo 1: 2015-2017 Yılları Arası Turist Sayılarındaki Artışlar

Kaynak: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı

Kültür ve Turizm Bakanlığı’ndan alınan verilere göre özellikle Rusya ve Irak, sonrasında da İran, Azerbaycan, Ukrayna, Suudi Arabistan gibi ülkelerden gelen turist sayısında çok önemli bir artış olmuştur. Bunun ülkelerin ikili ilişkileri, vize muafiyeti anlaşmalarının yürürlüğe girmesi, bu ülke vatandaşlarına ayrıcalıklı seyahat imkanlarının sağlanması gibi nedenleri vardır. Bu artışların sevindirici olduğunu söylemek mümkündür fakat asıl hedef pazarın Avrupa ve Kuzey Amerika olması gerektiğini de unutmamak gerekir. Bunun nedeni Batı hayranlığı değildir ve olmamalıdır da ama sektörün deneyimli aktörlerinden edindiğimiz bilgilere göre aşağıdaki konularda önemi büyüktür:

  • Euro ve Dolar gibi değerli dövizlerin ülkeye giriş yapması sağlanmalıdır.
  • Küresel çaptaki kongre/fuar/seminer gibi organizasyonlar Avrupa ve Kuzey Amerika merkezlidir ve bu organizasyonlar bilimsel anlamda ülkeye katkı sağlayabilir.
  • Avrupalı turistler genel anlamda kültür turizmine daha çok önem vermektedir ve kültürel miraslara daha çok sahip çıkmaktadır.
  • Avrupa ve Amerikalı turistlerin gündelik yaşamı (giyim, yemek, konuşma gibi alışkanlıklar) modern Türkiye anlayışına daha çok uyum sağlamaktadır.
  • Türkiye’nin çok çeşitli turizm alternatif arzı olmasına karşın Rus ve Ortadoğu pazarı genellikle deniz, sağlık ve alışverişe odaklanmış durumdadır. Doğa, kültür, kış ve golf gibi alternatif turizm türlerinin gelir kaynağı olarak kalması için Avrupalı turistin gelmesi zorunludur.

Outgoing

Turizme bakış açısı outgoing için temel belirleyici etkendir. Yurtdışına giden ülke vatandaşlarının bir kısmını iş amacıyla seyahat edenler oluşturmaktadır. Bu seyahatlerin bireysel seyahatlere göre esnekliği daha düşüktür ama yine de sıfır değildir – yani gerekirse şirketler yurtdışı seyahatlerini azaltma yoluna gidebilmektedir. İş amaçlı seyahatler tarafında önemli bir nokta bu seyahatlerin bir gider olmasıyla birlikte aynı zamanda dolaylı bir gelir kaynağı olmasıdır. Outgoing kısmında en önemli paya sahip olan iş veya zorunluluk dışında seyahat edenlerin ise esnekliği daha yüksektir ve makro ölçekte değişimlere daha anlık tepkiler verebilmektedir. Bu değişimlerin başında ekonomik etkenler yer almaktadır. Ülkemizde olduğu gibi, seyahatin genel anlamda lüks sayıldığı toplumlarda ekonomi belirleyici faktörlerin başında gelmektedir. Aslında bu çift taraflı bir ilişkidir – yani ekonominin durumu da seyahatin lüks mü ya da Batıda olduğu gibi ihtiyaç mı olduğunu belirlemektedir. Ülkemiz için konuşacak olursak döviz kurlarının çok yüksek olması ve seyahat edilmesi planlanan ülkelerin büyük çoğunluğunun T.C. vatandaşlarına vize zorunluluğu olması dolayısıyla da bunun ayrıca bir zahmet ve masraf oluşturması yurtdışına seyahatleri kısıtlamaktadır. Ayrıca bazı güvenlik uygulamaları nedeniyle yurtdışına çıkışlarda kısıtlamalar getirilmiştir. Yine de 2016 yılındaki %12,9 düşüşten sonra 2017 yılında %17,1 artış meydana gelmiştir. Bu noktada da yine incoming kısmında olduğu gibi güvenlik ve politik gerekçeler ön plandadır.

Tablo 2: Yurt dışına Çıkan Vatandaş Sayısı ve Turizm Giderleri

TÜİK verilerine göre 2017 yılında ülkemizden en çok seyahat komşu ülkelere gerçekleşmiştir. T.C. vatandaşlarının en çok ziyaret ettiği ülkeler sırasıyla Gürcistan, Yunanistan, Bulgaristan, Almanya, İtalya, İran, Azerbaycan, Fransa, Ukrayna ve A.B.D. oldu. Amacına göre ise yurt dışı seyahatleri sırasıyla gezi-eğlence, akraba ve arkadaş ziyareti, iş amaçlı, dini-Hac, eğitim-staj, alışveriş, sağlık ve diğer nedenler şeklinde sıralandı.

Turizmin Ekonomideki Yeri

Turizmin ekonomideki yeri bazı temel ölçülerle değerlendirilmektedir: turizm gelirlerinin Gayri Safi Milli Hasıla (GSMH) yani ülke vatandaşlarının bir yıl için ürettikleri toplam mal ve hizmetlerin belli bir para birimi karşılığındaki değerinin toplamı içindeki payı, turizm gelirlerinin ihracata oranı, turizm gelirlerinin toplamı ve turizm gelirlerinin dış ticaret açıklarını kapatmadaki payı.  GSMH içerisindeki pay 80’lere kadar %1’in altında seyrederken daha sonraları artmaya başlamış ve 2015 yılında %6,2 ile zirveyi görmüştür. 2016 yılı ile de tarihteki en keskin düşüşü yaşayarak %2,6 seviyesine inmiştir. Maalesef 2017 yılı için resmi bir istatistik bulunmamaktadır ama Dünya Seyahat ve Turizm Konseyi verilerine göre GSYH’ye olan katkısı 2017 yılı için %5’tir. [2] Yine TÜRSAB’ın en son 2016 verilerine göre turizmin ihracata olan oranı %15,5 seviyesindedir; bunun 2017 yılı içerisinde daha yüksek bir oranda olacağını tahmin etmek mümkündür. Toplam turizm gelirleri 2014 yılında ziyaretçi başına 828 Amerikan Doları ortalamasıyla zirve yaptıktan sonra düşüşe geçmiş 2017 yılında 681 Amerikan Doları seviyesinde kalmıştır. Ziyaretçi sayısının değişmesi her zaman ortalama gelirin aynı oranda değişeceği anlamına gelmemektedir. Aşağıdaki tabloda görüleceği üzere 2015 yılında bir önceki yıla göre neredeyse aynı sayıda ziyaretçi gelmesine rağmen ortalama ve toplam gelir azalmıştır. Bu aynı miktarda turizm arzının artık daha düşük fiyata sunulduğu anlamına gelmektedir.  2017 yılında da ziyaretçi sayısı neredeyse 2014 ve 2015 seviyesinde olmasına rağmen toplam gelir ve ortalama gelirde negatif yönde ciddi bir fark vardır. Bu da yine fiyatlardaki düşüşü göstermektedir.

Tablo 3: Yıllara Göre Turist Sayısı ve Turizm Geliri

Kaynak: TÜRSAB, Turizm Verileri, Turist Sayısı ve Turizm Geliri, https://www.tursab.org.tr/tr/turizm-verileri/istatistikler/turist-sayisi-ve-turizm-geliri/2003-gelirsayi-ve-ortalama-harcama_68.html, (ET: 26.02.2018).

Bir diğer ölçü olan turizm gelirlerinin dış ticaret açığını (DTA) kapatmadaki payı ise oldukça önemlidir çünkü 2000li yılların başından itibaren turizm bu noktada yüksek bir orana sahiptir. Hatta 2001 yılında DTA 10.064.867 $ iken turizm geliri 13.450.127 $ olmuştur ve payı %133,63 seviyesine çıkmıştır. Son yıllarda %30-40 seviyelerinde olan bu oran 2015 yılı sonrasında düşüşe geçmiştir.

Tablo 4: Yıllara Göre Turizmin Ekonomideki Yeri

Kaynak: TÜRSAB, Turizm Verileri, Turizmin Ekonomideki Yeri, https://www.tursab.org.tr/tr/turizm-verileri/istatistikler/turizmin-ekonomideki-yeri/dis-ticaret-aciklarini-kapatmada-payi_916.html, (ET:26.02.2018).

Bu tabloda dikkat edilecek noktalardan biri dış ticaret açığı ile turizm gelirlerinin aynı yönde seyridir. Oranlardaki farklılık artış ve azalışların da farklı oranlarda olmasından kaynaklanmaktadır. Bu payın yükseltilmesinin en etkili yöntemlerinden biri fiyatların yükseltilmesi olacaktır fakat piyasadaki fiyat esnekliği çok kırılgan olduğundan tedarikçiler kısa vadede bu yola başvurmaktan çekinmektedir. Bu yüzden de oranlar eski yüksek seviyelerine yükselmemektedir.

Sonuç

Sonuç olarak 2017 yılının bir önceki yıla göre daha olumlu geçtiğini, bunun piyasalar için ümit verici olduğunu ve fakat yine de istenilen tablodan hala çok uzakta olduğumuzu söylemek yanlış olmayacaktır. Bir an önce ülkeye yabancı turistlerin – özellikle Avrupa ve Kuzey Amerika pazarlarından – çekilmesi, iç pazarda turizm teşvikleriyle hem arz hem talep yönünde hareketliliğin sağlanması ve Türk Lirası’nın değerlendirilmesi, vize muafiyeti anlaşmaları gibi yöntemlerle de vatandaşların yurtdışı seyahatlerinin kolaylaştırılması gerekmektedir. Turizm sektörünün her kolunda piyasanın ekonomideki yeri güçlendirilmeli ve payı arttırılmalıdır.

Seyahatin bir lüks değil, doğuştan gelen bir hak ve ihtiyaç olduğu düşüncesi toplumda kabul görecek konuma getirilmelidir.

Başvurular

Incoming Turizm Raporu, https://www.tursab.org.tr/dosya/16412/aralik-2017_16412_5636555.pdf, Aralık 2017, (ET: 25.02.2018).

Kaya, Dilek Sarsın: Turizm Sektörü, İktisadi Araştırmalar Bölümü, Mart 2017.

TÜRSAB – Turizm Verileri

TUİK – İstatistik Göstergeler

[1] Incoming Turizm Raporu, Aralık 2017.

[2] Dilek Sarsın Kaya, Turizm Sektörü, İktisadi Araştırmalar Bölümü, Mart 2017.

 

Yazar Hakkında

Nurullah Hakimoğlu / TESA Ekonomi Masası Araştırmacı Yazarı

İstanbul Üniversitesi

Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir